فاراي امرأة شابة تغني، وتحلم، وتطير من فرط السعادة عندما تقع في الحب؛ تمامًا كالجميع. تظن أن المصائب تحل فقط على رؤوس الآخرين، ولكنها مخطئة. لأن الحياة الواقعية لا تشبه الحكايات الخيالية أبدًا. عندما تدرك فاراي أنها قد فقدت السيطرة على حياتها، وتستوعب ما يدور حولها، تحتاج سنوات حتى تقرر تغيير الوضع أخيرًا. لكنها تُفاجأ أن العالم لم يعد كما تعرفه، وأن كل شيء قد تغيَّر
الرواية الحاصلة على جائزة آتيلا إلهان التركية الترجمة العربية لـ سوسنة سيد عن دار العربي للنشر والتوزيع
1995'te MSM oyunculuk bölümü, 1999'da İstanbul Üniversitesi - Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü’nden mezun oldu.
2000’de Tiyatro Boyalı Kuş’un kurucularından oldu. Ferhat ile Şirin, aşk ihanet yalnızlık vesaire, Dış Ses, Böyle Bir Aşk Masalı ve Bavullar’ı yazdı, oyunlarda rol aldı.
2003/2004 yıllarında Yapı Kredi Yayınlarında metin yazarı ve tiyatro danışmanı olarak çalıştı.
2005/2006 yıllarında Manchester Rocian Theatre’da Pinnochio adlı oyunlarda rol aldı. Papers adlı oyunun dramaturgluğunu yaptı.
2005 yılında Darpana Academy’nin davetiyle Hindistan’da hareket tiyatrosu üzerine çalıştı. Bu Bir Oyun Değil, Mekruh Kadınlar Mezarlığı, Dış Ses, Krem Karamel, aşk ihanet yalnızlık vesaire ve Bavullar adlı oyunları 2007, Sahici İnsanlar/Plastik Ölümler ve Böyle Bir Aşk Masalı 2008, Medine, Köprüden Önce Son Çıkış ve Bu Anlamlı Günde 2011, Varolmayan Ayşe'nin Muhteşem Maceraları ve id ego ve süper kahraman 2015 yılında Mitos-Boyut tarafından yayımlandı. Magdalena Project-Galler ve Peter Brook’un düzenlediği atölye çalışmalarına katıldı.
2000/2007 yılları arasında tanıtım ve eleştiri yazıları Radikal kitap eki, Varlık dergisi ve çeşitli web sitelerinde yayımlandı.
2008’de Bab-ı Tiyatro’yu kurdu. O tarihten bu yana Sahici İnsanlar/Plastik Ölümler, Koltuk Takımı, Varolmayan Ayşe'nin Muhteşem Maceraları, id ego ve süper kahraman adlı oyunları yazdı, yönetti ve rol aldı.
Köprüden Önce Son Çıkış oyunu 2010 yılında International Culture Lab ve Cornell Üniversitesi işbirliğiyle New York'ta sahnelendi.
Dış Ses 2012 yılında Adana Devlet Tiyatroları tarafından sahnelendi.
Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen Krem Kramel adlı oyunu 2010 yılında Ankara Sanat Kurumu tarafından Övgüye Değer Oyun Yazarı ödülüne, 2011 yılında Medine adlı oyunu Dil Derneği Kerim Avşar En İyi Oyun Ödülüne, 2017 yılında Tok adlı oyunuyla Ekin Yazın Dostları yılın metni ödülüne layik görüldü.
Medine oyunuyla 2012 yılında İsveç'te düzenlenen Kadın Oyun Yazarları Konferansına katıldı. 2013 yılında Tayvan'da sahnelendi.
Kabuk adlı romanı 2017 Ocak ayında Sel yayınları tarafından yayımlandı. Halen 3Mota'da oyunculuk dramaturjisi dersleri vermektedir.
صاحية بدري أوي عن ميعادي ...عملت قهوة عشان أفوق و قلت أبدأ في الرواية دي أشوف ايه نظامها وكانت بداية الرواية كالصاعقة! الزوج في حوض الاستحمام..بطلة الرواية وصلت مجفف الشعر بمقبس الكهرباء ..عزرائيل كان واقف بجوراها يبتسم وفي ثانية قتلت زوجها ثم كبت عليه مادة حمضية فيذوب الرجل ويختفي! طبعاً بعد الدخلة دي أنا مش محتاجة أي قهوة:)
وحيدة...رواية رائعة للكاتبة التركية زينب قتشار وقد فازت هذه الرواية بجائزة آتيلا إلهان إحدى أهم الجوائز الأدبية في تركيا...
فاراي كانت امرأة وحيدة..زوجة مقهورة..أم مغلوبة علي أمرها... ..أضاعت نصف عمرها هباء مع طبيب تحول بعد عدة سنوات إلي دجال و شيخ منع زوجته من ممارسة عملها و الخروج إلي الشارع و انتزع منها طفلتها لانها كانت في نظره كافرة و زنديقة...
"كنتُ حيوانًا منزليًا. كنتُ ثنية الستائر،صابون الحمام، أو إبريق الشاي في المطبخ على أقصى تقدير. كنتُ دومًا شيئًا تمتلكه..ملكيتك الخاصة..."
٢٧ سنة جواز وانتهي بها الحال منسيةٌ داخل منزل، يابسةٌ داخل غرفة،..لا أحد ينظر إليها..فقدت هويتها وكانت تقريبًا لا شيء...
"أُنفِّذ كل ما يقوله قبل أن يُكمله حتى. ما إن يقول “ش”، على الشاي أن يكون جاهزًا أمامه. وما إن يقول “ج”، حتى أخلع ملابسي وأرقد عاريةً..."
الرواية أعمق بكتير من مجرد جريمة قتل ولكنها تلقي الضوء علي التشدد الديني و علي رجال الدين وتأثيرهم السلبي حتي علي المتعلمين و أصحاب الشهادات العليا كما إنها بتبين معاناة المرأة في تركيا وفي كل المجتمعات الشرقية و النظرة الدونية لها و إحتقارها و معاملتها كإنها وعاء للإنجاب فقط...
السرد في الرواية كان رائع...تنقل سلس بين الحاضر والماضي مكتوب باحترافية... يجب الإشادة بالترجمة الرائعة لسوسنة سيد اللي مكنتش أسمع عنها قبل كدة و بجد منبهرة لإني لم أشعر للحظة إن النص مترجم...
في حبكات بسيطة لم تقنعني و دة السبب الوحيد اللي منعني اديها العلامة الكاملة و لكن العمل ككل كان ممتع جداً جداً في قراءته...
الدرس المستفاد من هذه الرواية إن مهما كانت حياتك صعبة دايماً حيكون في أمل إنك ممكن تغيرها.. أحياناً نحتاج التعاسة عشان نرجع ندور علي السعادة ...نحتاج السكون حتى نتحرك...نحتاج نومًا عميقًا حتى نتخلص من كابوس... صحيح بطلة الرواية تخلصت من الكابوس بالقتل وفي رجالة حلال فيهم القتل فعلاً بس يعني مش لازم الستات تعمل زيها ..في طرق تانية مشروعة ..هي مش دايماً بتكون فعالة أوي بس كل واحد و ضميره بقي أنا مليش دعوة:)
انتظر...لا تُسيء الفهم.. المرأة ليست وحيدة عندما تعيش بمفردها بل عندما تعيش مع زوج منافق...سادي...وغد لعين...دجال يرتدي عباءة التدين بينما الدين ممن هم على شاكلته براء...عندئذٍ هى وحيدة... لا أدري...لم أتعاطف مع هذه المرأة الوحيدة ، لقد كان حصاد السنوات المريرة التي عاشتها إنها أصبحت قاتلة... لقد كان الزمن كفيلاً لتتنامى بداخلها بذرة الانتقام ولكنني رأيتها امرأة جبانة...قد أذعنت لما لا يمكن أن يُدعى موت أو حياة...بل لشيء ما بينهما خاوٍ ذابل...فراغ قاسٍ مُدمر... لم أستطع انتزاع فكرة هروبها المُبكر من رأسي قبل أن تستحيل غباراً... فلماذا لم تفعل !!.. وها هي بعد أن تصبح قاتلة تقرر أن تعيش مُجدداً ، ولكنني لستُ على يقين بأنها ستستطيع ذلك.... هل يمكن أن تخنق عواء الذئاب بداخلها كما فعلت مع من طمس وجودها من الحياة..؟! هل يمكن أن تنعم بثمة حب دون أن تغلق عينيها...؟! لا...يستحيل ذلك... وبنهاية المطاف لا تدري هل تمسكت ببقايا حياة أم سلمت لكل الموت...!
Yalnız'a ilk yorumu ben yazıyorum burada, mutluyum.
Zeynep Kaçar'ı Kabuk ile çok sevmiştim, yeni kitabını da heyecanla bekliyordum. Kabuk'tan daha kolay bir anlatımı var Yalnız'ın ama konusu yine yürek dağlıyor.
Açıkçası hiç böyle bir konu beklemiyordum, şaşkınlıkla ve hayranlıkla okudum. Feray'ın hayata tutunması, bu kadar güçlü olması beni derinden etkiledi. Sürekli "Nasıl? Nasıl yaptın Feray? Nasıl dayandın?" dedim okurken. Yozlaşmanın da böylesi... Türkiye'nin saklı gerçeklerinden birine değinmiş Zeynep Kaçar ve çok da başarılı anlatmış. Bir bölüm geçmişten bir bölüm şu anki zamandan okuyoruz ki bu yazım tarzı da sizi kitaba daha çok bağlıyor, elinizden bırakmak istemiyorsunuz ki benim için de öyle oldu, iki günde bitirdim.
Kabuk'un yeri bende hep ayrı olacak ama Yalnız'ı da çok sevdim. Zeynep Kaçar ne yazsa okurum dediğim yazarlar arasına girdi. Feray bir süre daha aklımda kalacak, arada Veli'ye küfürler edeceğim. Özellikle böyle bir dönemde okumak daha da sinirlendirdi beni. Kitapta 2000'lerin başında olan şeyler, o zamanlarda anlatılan şeyler biliyorum ki ben bu yorumu yazarken bile yaşanıyor. Bunun ağırlığı var içimde hala. Lütfen okuyun, Zeynep Kaçar'la tanışın. Bir kitap okurken sizi rahatsız etmiyorsa o kitap iyi değildir, Kafka mıydı bunu diyen? Emin değilim ama Kabuk da Yalnız da sizi rahatsız edecek kitaplar ve bu bir başarıdır.
Kabuk'u okuyanların ritmi takip etmekte, zamanda ileri gidip gelmede zorlanmayacağı, hatta belki de özlediği bir akışı var Yalnız'ın.
Fakat konu itibariyle biraz daha bugünümüz, biraz daha doğup büyüdüğümüz mahalleler, biraz daha tanıdığımız Feray, Defne'ler ve Numancılar tarikatları. Öyle ki kurgusu, gerçekliğinden günde en az üç defa eminiz. Hepimizin gözleri önünde, ama bakmazken oldu her şey.
Bu kadar yoğun ve güncel öfkeyle yazılmış kitapların edebi bir değer taşıyıp taşımayacağı gerçekten zamana bağlı, ama her halükarda 2005-2020 arasının en çıplak ve en gerçek portrelerinden biri bu kitap. Belki de o yüzden bu kadar üzüp, yıpratıyor okurken.
"İnsan en çok kendinin körü oluyor. Bakıp bakıp görmüyor, yaşayıp gidiyor yaşadığı şeyi hayat sanarak."
""Bir kadın için en büyük erdem unutmaktır" diyor annem. "Unut. Rahat etmek istiyorsan unutacaksın.""
"Gençlik insanın kendini teselli edememesiymiş, artık biliyorum. İçimde canavarlar uluyor, yine de sabırla bekliyorum. "
Bundan dört sene önce 'Kabuk' kitabıyla edebiyat dünyamıza hızlı bir giriş yapan, ekranlardan tanıdığımız Zeynep Kaçar 'ın son şahanesi' Yalnız '.
' Kabuk' kitabı kadar karmaşık bir roman olmasa da kalbinizi bir bıçak saplanmışcasına sızlatmada yarışır.
Kitap ismiyle müsemma olduğunu gösterir gibi Feryal (yoksa Mehlika mı denmeli?) karakterinin hayattan koparılışı, sindirilişi ve hatta yok edilişini en ağır hali ile konu alıyor.
Okurken asla bu kadarı da fazla demeyeceksiniz çünkü Türkiye 'de kadınsanız bunların bir kurgu olmasından daha ağır olduğunu zaten bilirsiniz.
Çok üzülecek, dertleneceksiniz sonunu çok merak ederek su gibi akıp giden enfes bir kitap okuyacaksınız. Mutlaka okumalısınız.
Yazarın, ‘Kabuk’ romanından sonra okuduğum ikinci romanı. Bu romanı ile 2022 Atilla İlhan Edebiyat Ödülü ve 2023 Notre-Dame De Sion Edebiyat Ödülü’nü kazandı.
İlk romanından daha bütünlüklü, daha akıcı, daha iyi bir kurgu ile yazılmış. Kadınların gittikçe zorlaşan hayatlarına, hızla değişen sosyal kültürel ortama, görmezden gelinen ya da çaresizce izlenen değişime, kısaca son yılların gerçekliklerine dokunan güzel bir roman.
Yazarın; metne yansıyan, çok başarılı bulduğum ince bir mizah anlayışı var.
رواية رائعة بكل حرف وكل كلمة رواية تحكي عن فاراي.. الفتاة التي اختارت حياة تظنها سعيدة لتسير بها نحو الهلاك دون أن تدري.. اختارت حياة عادية بإمكان الجميع الحصول عليها.. بيتًا وأسرة ووظيفة متواضعة تتماشى مع ظروفها الحياتية.. لكن فجأة سلب منها كل هذا شيئا فشيئا يقول أحمد خالد توفيق "أخشى أن استيقظ يوماً في الأربعين لأجد أنني ضيعت حياتي بسبب خيار خاطئ اتخذته وأنا في سن العشرين” هذا بالتحديد ما عاشته فاراي.. اختارت زوجا طبيعيا سرعان ما تحول إلى وهم.. شخص وأهم يظن أنه ولي.. يظن أنه مبعوث من السماء الهداية الناس وعلاجهم يظن أنه يملك مفاتيح الجنة والنار شرع في تحطيم فاراي قطعة قطعة ثم تفتيتها ثم جعلها تتلاشى في العواء.. لتعود منتقمة باحثة عن ابنتها التي سرقها منها وهي في الثانية عشر..
أهوى قصص للانتقام التي تنجح فيها الضحية في جعل الجاني يتجرع شتى أنواع العذاب.. أو على الأقل يلقى مصير.ًا مناسباً لما اقترفه في حق البشر
Kabuk’ta da olay örgüsü ve kurgunun gerçekçilikten uzaklaştığı yerler olsa da, Zeynep Kaçar’ın kaleminin ve anlatımının gücü, kitabın büyüsünün bozulmasına izin vermemişti. Maalesef bu kitap için aynısını söyleyemeyeceğim. Yine kitapta birçok vurucu cümle/bölüm var, ama bu sefer kurgudaki abartılar ve tutarsızlıklar, bir de kör göze parmak toplumsal mesajlar benim öykünün içine girmeme engel oldu. Neticede sürükleyici bir okuma olmuş olsa da, ortalama bir türk tv dizisi izlemiş gibi hissettim kitap bittiğinde.
Hayatıma biri girsin ve tümden değişeyim diye bekler mi insan? Değişmek için sever mi? Yoksa sevdiğinde mi değişmeye başlar? Feray bunları bilmiyor, evet değişti ama sevdiği adam, sevdiği cadde, sevdiği ülke kadar değil.. Hala şarkı söyleyecek sesi var onun. . ‘Kabuk’tan sonra Yalnız’da da yalnız bırakmıyor kadını Zeynep Kaçar (Tanrı ve Memeli Hayvanlar’da da elinden tutmaya devam ediyor elbette). 1989-2018 arası Feray’ın yaşadıklarını okuyor, yaşamadıklarına yanıyoruz. Çünkü Feray’ın bir Özge olduğunu biliyoruz, Ayşe olduğunu, Güldünya olduğunu.. Yarayı tarif etmek zor ama o yarayı göstermek de başka bir yara açıyor insanda, görünmeyen bir acıya kiracı kılıyor. Feray’ın aşk sandığına kapılıyoruz, ufak ufak dönüşenlere kör oluyoruz. Yalnız bugünün ve tersine değişimin romanı. Çokça kızarak, hak vermenin burukluğuyla okudum. . Barış Çakmak kapak tasarımıyla ~
Yalnız Zeynep Kaçar’ın Kabuk’tan sonra okuduğum ikinci kitabı. Onu çok beğendiğim için Yalnız’a başlarken beklentim yüksekti. Konusu ve geçtiği yerler hayatımızın çok içinden, olaylar çok sarsıcı ve benzerlerinin gerçekte yaşandığına hiç şüphe yok. Farklı zamanlar arası geçişler kitabı çok dinamik ve hızlı okunan bir hale getiriyor. Bütün bunlara rağmen ben anlatımını çok güçlü bulmadım, yaşananlar ne kadar dokunaklı olsa da karakterlerin değişimlerini derinlemesine hissettirmedi ve kelimeleri beni özellikle Kabuk’ta olduğu gibi etkilemedi.
Kabuk’tan sonraki büyük beklentilerim, katmerli bir anlatım, üst üste atılmış düğümler, acılar, delilikler, kadınlık sorgulamaları görür müyüm yeniden düşünceleri… Maalesef karşılık bulmadı. Yazar bu kitapta meselesini çok daha abartılı bir kurgu, gerçeklik dışı kabullenmeler-hesaplaşmalar üzerinden anlatmayı seçmiş. Bu seçim de okuyucuya bir kadının varoluş mücadelesini anlatan edebi bir eserden çok, Türk dizisi tadında bir etme bulma dünyası, derinliğine giremediğiniz karakterler ve köksüz değişimler vaat etmenin ötesine geçemiyor.
Bu kitap çıktığından beri okumaktan kaçıyordum. Neden mi? İçinde yaşadığım akıl tutulması bu ülkenin bir de alegorisini okumaya takatim yoktu. Oysa Kabuk ile yazara hayran olmuştum. Yeni kitabı üstüne çalıştığını duyduğumda heyecanlanmış, konusuyla birlikte yıkılmıştım.
Kısmet bugüneymiş.
Yalnız, bu kadar iç sıkıcı ya da zor olabilecek bir konuyu nasıl bu kadar başarılı, kısa ve öz anlatmış bilemiyorum. Ama derin bir saygı duyuyorum. Konusu nedeniyle uzak durduğum kitabı okuyunca sanki girince alıştım, sonra da yüzmek öyle keyifli geldi ki ellerim buruşuna kadar sudan çıkmak istemedim.
Türkiye yakın tarihiyle Feray'ın hayatındaki her bir olayın benzeşmesi öyle güzel tasarlanmış ki hem bu ülkede yaşayan her okurun sembolleri yakalamaya zorlanmayacağı, hem de bayağılık tuzağına düşmeyeceği şekilde inşa edilmiş. Bu noktada yazar Zeynep Kaçar kadar editörü Ayla Duru Karadağ'ı da tebrik etmek lazım. (Goodreads künyesinde Aslı Güneş yazıyor ama asıl editör Ayla Duru)
Dilin güzelliği, sayfaların uçarcasına gitmesi ve Feray'ın yaşamının trajikomik, bazen bir o kadar da absürt detayları kitabı elimden bırakmama engel oldu. Ayrıca kitaptaki 2 farklı zaman diliminin paralel işleyişi de kurguya çok güzel yedirilmiş. Hiçbir kopma olmuyor, aksine, başta anlam veremediğimiz bazı sahneler sonlara doğru tüm taşları yerine oturtan bir hale geliyor. Bu paralel koşum sağlamış bunu.
Feray nasıl koruduysa benliğini (???) biz de öyle koruduk kendimizi sanırım. Sandığa bile girdik de kendi kendimizle kalmak iyi geldi. Şirkler koşulurken biz de halk olarak sürekli oradan oraya koşmuşuz. Her bölümün başındaki yıllar bana en çok bunu düşündürdü sanırım.
Zaman gözlerimin önünden film şeridi gibi geçti. Filmi bir daha izlemek istemem, ama kitabı tekrar okurum.
Feray'la tanıştın mı hiç? Belki geçmişte bir yerlerde şöyle bir merhaban olmuştur ya da belki de lisede okul bahçesinde gizlice sigara tüttürürken "rock yıldızı olma" hayallerini bir grup arkadaşıyla konuşurken işitmişsindir. Hala tanımıyorsan o liseli kızın hayalleri gerçek olmadı. Aşk öyle kör eder ki hayallerini bile yarım bıraktırabilir. Tamam, bazı aşklar diye sınırlandıralım biz bu cümleyi. Feray gibi sırılsıklam aşık olup hayatını bir anda değiştirecek kadar büyük bir his diyelim hatta.
Sonrasını sorma bana, dinlemelisin Feray'ı... Nasıl değişti, neden böyle oldu, niçin kimse HİÇ KİMSE duymadı onu? Her cümle kısa çünkü okumak bile boğaza düğüm oluyorsa kim bilir satırlara dökmek ne büyük bir kederdir diye düşünüyor insan. Kabuk ile tanıdın @kesinbilgi yazarı şimdiyse Yalnız ile unutturmayacak hatırlatacak kendini.
Ne var bu kadar özel olan bu kitapta? Kadın desem yeterli mi? Cinayet desem? Şiddet desem? Daha çok şey derim sana bu kitabı okumana neden olacak satır başlıkları ama ne yazarın övülmeye ne de kitabın süslenmeye ihtiyacı var. Okuyupta pişman olamayacak kadar iyi bir metin bu!
Gerçekliğinden şüphe duymayacağın okurken "yok yapma, olmaz dur" diyeceğin sayfalar sana belki tek bir oturuşta belki de aralıklı molalar vererek okutacak kendini.
Kabuk'dan sonra ne kadar iyi olabilir diye sorarsan tekrar düşünmeni tavsiye ederim. Hoş ben ikisini birbirinden ayırt edemem ama bana can acısı gibi iz bıraktı.
Mutlaka okunmalı Feray çünküleri okuduktan sonra dolduracaksın okur. Bir mücedele hikayesi bu, kim bilir bir kurtuluş...
من يستطيع أن يجمع إمرأة مكسورة إلي اشياء صغيرة من ؟
فاراي كان عندها حلم أكبر من الكون كله، ولكن القدر سجنها مع زوج دجال ، ثم حرمت من ابنتها وقبل من حياتها.
أن تصبح مع الوقت في هذا العالم لا وجود لك، مهما تفعل تظل منكسراً ، أن تتلاشه رغم وجودك.
لماذا هذه القسوة والوحدة علي الروح ضعيفة ، وهل يوجد أحد أغلي من نفسك؟
تُحبس في صندوق ضيق سنين كثيرة ، وتحفظ الذكريات داخل قلبك ، حتي تمر السنين وتكتشف أن العالم يمضي كل دقيقة ولا ينتظر أحد . فتعتقد أنه في لحظة من اللحظات أن ينتظر الزمن ، ونصبح اصدقاء ونمضي مع بعضنا البعض في طريق واحد .
إن السوء الاوقات هو وقت الانتظار ... حتي أصبحت لا انتظر أحدًا.
لماذا لو رجع الزمن بنا ، ماذا كنا نفعل أو نختار اي طريق الاصح ؟ وهل هنقع في نفس الخطأ ونختار نفس طريق أم نصحح أخطاءنا؟
❞ - انسي. إن أردتِ أن تشعري بالراحة فعليكِ بالنسيان. ❝
❞ الزمن.. سريعٌ جدًا، بطيءٌ جدًا، خانقٌ جدًا، مُدهشٌ جدًا. هل هو شيءٌ يمر حقًا، أم أننا نحنُ من نمر داخله؟ ❝ ❞ هكذا هي الحياة، تتحين اللحظة التي تجد الإنسان فيها غير مستعد مطلقًا، فتنقضُ عليه بغتةً. تحرقه، وتهدمه، وتسحقه. فلا يتبقى منه سوى بضع بقايا مُهترئة يظنها نفسه. يقاس عمرك بعدها بقدرتك على تحمُّل الإساءة. ❝
❞ نحن نحتاج التعاسة حتى نشعر بالسعادة، نحتاج السكون حتى نتحرك، نحتاج نومًا عميقًا حتى نتخلص من كابوس، نحتاج الوحدة حتى نحب، ونحتاج الفراق لنصل إلى اللقاء. ❝
رواية وحيدة للكاتبة زينب قتشار ترجمة سوسنة سيد. من إصدار العربي للنشر و التوزيع.
❞ وكأن عمري كان حلمًا؛ غفوتُ في مطلع العشرينيات، واستيقظتُ على فراغٍ يبلغ من العمر سبعة وأربعين عامًا. دفنتُ موتاي، وودعتُ الأحياء. ❝
رحلة جديدة مع الأدب التركي و هذه المرة مع عمل إنساني نعيش تفاصيله مع بطلتنا فاراى لنرى حياة كانت تملؤها أحلام و أمنيات ، ثم صارت سرابًا بل كوابيس و آلام ، حياة بدأتها بالحب و أنهتها بالقتل … أعوام طويلة من بداية سن العشرينات حتى منتصف الأربعينات ، تغير فيها الأمل لليأس و التطلع للخضوع ، و كما انحرف الحبيب عن الطريق ليتبع « الطريقة» ، انحرف مسار حياتها لتدخل الصندوق و تصير وحيدة بعيدة عن الأصدقاء ، الأهل ، و حتى الإبنة و التي كانت سلاحها الأخير لمقاومة وحدتها … فاراى الوحيدة البعيدة عن الحياة هل ستجد الخلاص كما أرادت؟ أم أن زمن الأحلام ولى و لن يعود؟
❞ كنتُ شيئًا لن تُحكى قصته، ولن يُذكر اسمه، ولن يُسمع صوته بعد موتك. لقد كنتُ حيوانًا منزليًا. ❝
هي رحلة عن الألم و الأمل ، الخضوع بدافع اليأس ثم الانتفاضة من أجل الحياة … عن قهر و تجبر يتخفى بإسم الدين و ما هو إلا دجل و زيف. رحلة عن إمرأة بمشاعر متدفقة ، و كلمات حقيقية ، و قلب ظل ينزف حتى وجد الخلاص.
قصة مؤلمة بوصف و تعبير و كلمات تخترق القلب و تعلق بالذاكرة جاءت بترجمة أكثر من ممتازة ، أرشحها لمحبي أعمال الدراما الإنسانية.
“Mutlu olmak için mutsuzluğa ihtiyacımız var. Harekete geçmek için durmaya, bir kâbustan uyanmak için derin bir uykuya, sevmek için yalnızlığa ihtiyacımız var. Kavuşmak için ayrılığa.”
"Çünkü umut sevgilim, öldürdüm sansan da bin kere, bin bir kere dirilir öldüğü yerde."
Okurken boğazıma bir yumru oturdu.Çok sarsıcı bir kitaptı.Feray’a öyle üzüldüm ki çok tanıdık geldi hikayesi 😔 Çünkü günümüzde Feray gibilerin sessiz çığlıkları hiç duyulmuyor 😔 Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
yeni nesil Türk romanına mesafeli yaklaşıyorum, gerçekten insanı bunaltabiliyor bu nispeten iyi bir romandı, hikayede bir ağırlık, biraz gerçeküstü bir tavır olmasına rağmen fena değildi, en azından okunabiliyordu...
Veli'nin değişimi çok keskindi bence , biraz daha yavaş olsa daha zevkli olurdu okuması.Yine de Türkiye gerçeklerini çok iyi yansıtan, nasıl bittiğini anlamadığım bir kitap oldu 🕯️
مصادفة سعيدة قادتني إلى رواية زينب قتشار "وحيدة"ـ دون سابق معرفة بالكاتبة ولا المترجمة، ربما هي الثقة في دار النشر "العربي" التي تقدم كل عام عددًا من الأسماء الهامة في عالم الأدب والترجمات، ما إن بدأت السطور الأولى من الرواية حتى وجدتني أتحد معها كليًا، وأقرر أن أواصل قراءتها، فهذا النوع من الكتابة أحبه، رواية مبنية على جريمة في الأصل، ولكنها تنطلق فورًا إلى التعريف بالدوافع الاجتماعية والنفسية التي دفعت بطلة الرواية لهذه الجريمة، ومنها تكشف مسكوتًا عنه في المجتمع التركي يتشابه كثيرًا مع ما يعانية المشرق العربي، وما تعانية المرأة بشكل خاص في تلك المجتمعات بشكل كبير.
لم تختر زينب قشتار أن تكون بطلتها نسيج وحدها، وأن تعرض مأساة فتاة وامرأة تنتقل من عالم الأحلام لسجن الواقع وكابوس الحياة مع زوجٍ قاسٍ، ولكن كانت "فاراي" نموذجًا مختارًا بعناية لعدد من البنات والفتيات اللائي تم قمعهن وإجهاض أحلامهن بدعاوى اتباع أوامر الدين ورجاله سلطته، ولعل هذا ما منح الرواية بعدًا اجتماعيًا شديد الأثر والتعقيد، وعلى الرغم من بداية الرواية بجريمة قتل، إلا أننا سرعان ما ننصرف إلى حكاية بطلة الرواية "فاراي" والنساء من حولها، وكيف انتهى مصيرهم إلى هذه اللحظة المؤلمة شديدة السوداوية!
نتعرف في الرواية على بطلتها الرئيسية فاراي التي تدور الرواية على لسانها، كيف بدأت حياتها بأحلام وطموحات أن تكون مغنية شهيرة، وكيف تحولت حياتها فجأة مع زوجها "ولي" لكي تكون مجرد ربة منزل ترعى شؤون زوجها الذي يتحوّل من طبيب إلى "شيخ" يقدم رقى للمرضى والمحتاجين، ويمنع زوجته من العمل ومن الخروج من منزلها بل ومن رؤية الناس!
تبرع الكاتبة في وصف حالة بطلتها بشكل أساسي، وتصوير كيف تحوّلت إلى شخصية "وحيدة" بكل ما تمثله الكلمة من معاني، لدرجة أنها تشعر أن أحدًا لم يعد يراها، فهي غير مهمة وغير مرئية، ومن خلال انتقالها بالزمن من الماضي إلى لحظة الحاضر المربكة، نتعّرف شيئًا فشيئًا على التحولات التي حدثت لفاراي داخلت أسرتها البسيطة في البداية المكونة من زوجها ثم ابنتها، وكيف تحوّلت حياتهم بعد دخول الأخت "حواء" وزوجها، ثم انضمام التلميذ "اسماعيل" وزوجته "أسما"، تحكي عن نفسها فتقول:
كنتُ حيوانًا منزليًا كنتُ ثنية الستائر، أطراف السجادة، صابون الحمام، أو إبريق الشاي في المطبخ على أقصى تقدير كنتُ المفرش الدانتيل للمنضدة، طست الغسيل، وسادة كرسي الأنتريه؛ كنتُ دومًا شيئًا تمتلكه في أي غرفة أوجد، أصير قطعة زينة كنتُ شيئًا لن تُحكى قصته، ولن يُذكر اسمه، ولن يُسمع صوته بعد موتك لقد كنتُ حيوانًا منزليًا حيوانك المنزلي ملكيتك الخاصة لم يكن ليؤلمني أيٌّ مما تفعل، فلديَّ مختلف أنواع الحيلٌ مهاراتٌ عدة إن ذيلي مُزخرف، ولحمي لذيذ، وحليبي حلو المذاق، وبيضي بصفارين، كما أن ريشي طويل، وأستطيع أن أطير في الهواء، وأسبح في الماء، وأزحف على السجاد كنت أستطيع أن أزحف، كنتُ حقيرة، مُهانة، لأنه كان عليَّ أن أبقى بقيد الحياة، فالحياةُ واحدة، واحدة فقط، كان عليَّ أن أعيش، لكن ليس من أجل نفسي. آهٍ من تلك الحياة التي لم أذقها أبدًا.
استطاعت الكاتبة أن تقدم من خلال بطلتها، وجوانب من أبطال الرواية الآخرين صورة للمجتمع التركي المقسّم بين عادات وتقاليد شرقية تفرض على المرأة السمع والطاعة والالتزام بأوامر الرجل من جهة، وكيف يمكن أن تقاوم تلك المرأة في لحظة وعي وإدارك خاصة كل ما حولها، وتفرض وجودها وتتمكن من تنفيذ رغباتها، حتى بعد سنوات من القمع والظلم! كما قدمت من جهة أخرى ذلك العالم الخفي لرجال الدين وإن لم يكن بشكلٍ واضح تمامًا ولكنه يبدو من بين السطور، وكيف يقوم على الخداع والتحايل بشكل كبير، وتبرير كل المصائب والجرائم باسم الدين، نتعرف على تفاصيل ذلك من خلال ردود فعل الأبطال، ولعل أكبر تجلياته ستكون المفاجأة التي يتلقاها القارئ في نهاية الرواية. ...... من مقالي على موقع الرواية https://alriwaya.net/post/reviews/ohy...
okurken o kadar cok rahatsız olup o kadar coook uzuldum kı. omuzlarımdakı agırlık ıcımdekı huzursuzluk hep varolacak gibi hissediyorum. bu topraklarda kadınların bu hayatları yasıyor olmasının acısını hissediyorum. her kadın bi gun feray gibi hikayesinin sonunda kendini kus gibi hissetsin
Anlatımı Kabuk'tan daha sade ve düz sayılır, gerçi zamanda geri gidişler var. Öyküyü iki ayrı noktasından başlayarak anlatıyor. Lise öğrencisi genckizin hayallerinden çok çabucak vazgeçmesini ve tüm üniversite hayatı boyunca pek az görebildiği erkek arkadaşına çok aşık olmasını garipsedim. Ben görünmezim dediği için acaba gerçekten yaşamıyor mu diye düşündüğüm de oldu. Kitabın en gerçekçi bulduğum iki noktası; kocasının bir üfürükçüye dönüşmesi ve kızının kendini reddedişiydi. Beğendim.
This entire review has been hidden because of spoilers.
تمّت في صباح أحد جميل… في تمام الثامنة والنصف… رواية عجيبة، عودة حميدة بعد آخر رواية "فاشلة" قرأتها في أبريل الماضي… عن امرأة تركية تقع ضحية ولي من أولياء الجنون والتخلّف والمخدرات وتاجر بالدين… ولا تنجو منه إلا بقتله بالاستشوار🤪 الصعق الكهربائي… وتكتب عن رحلتها ورحلتنا مع الوحدة في وسط الجنون والاستغلال … حديث عن الصداقة وعن وجودونا المرهون بوجود الآخر حميم وجميل. خمسة وخميسة تقييمي… مرحى للأدب رفيقنا… مرحى للقصة أنيسنا… مرحى للمعرفة تملأ فراغنا..
Yalnız, görülmeyenlerin romanı. Baskılar sonucu, yaşı ilerlediği için, kadın olduğu için ve daha nicelerinin...
Güçlü, idealleri olan bir kadının âşık olduğunu sanarak her şeyi geride bırakıp evlenmesiyle başlıyor roman ancak sanılanın aksine her şey yolunda gitmiyor çünkü aşk bazen o kadar masum bir şey olarak kalmaz.
Roman 2018'in Aralık ayı ve 1989 yılı olmak üzere iki ayrı zaman diliminde geçiyor, okudukça iki zaman dilimi kesişiyor. 30 yıllık bir süreci okuyoruz, tabii ki 216 sayfalık romanda her detayı okuyamıyoruz ancak yazar bizim zihnimizde oraları da tamamlıyor, kelimelerle değil de daha önceki anlattıklarının izleriyle.
Bir kadının bir ülkeye ne kadar benzeyebileceği gözler önüne seriliyor. Bu noktada İstiklal Caddesi'nin 90'lardaki hâli; kitapçılar, barlar, kafeler, sinemalar adeta Avrupa olma yolunda atılan adımlar ve günümüzde büyük bir hayal kırıklığıyla Orta Doğu'ya daha yakın olan hâli... Ülke bu düşüşü yaşarken kadınlara da bunun yansımasını görüyoruz. Bir nevi bu farklılıkta Feray da kendini, geçmişini kaybediyor.
Kadının kendini evlilik üzerinden tanımlanmasını, kendi potansiyelinden vazgeçmesinin onun için ne kadar yıpratıcı olabileceğini ve en önemlisi kimliğini yitirmesini okuyoruz. Seçimlerimizin önemini vurguluyor yazar roman boyunca. Düşünmeden yapılan tercihlerin ya da duygularımıza göre alınan kararların bizleri nerelere sürükleyeceğini görüyoruz. Konu her ne kadar karamsar gözükse de -maalesef ülkemizde geçen kadın meseleleri pek eğlenceli olamıyor- Feray'ı okurken yer yer gülümsüyoruz da. Umudumuz hiç tükenmiyor, güçlü yanını hep hissediyoruz.
Zeynep Kaçar yazdığı kadın hikâyelerini yüreğimizde hissettiğimiz bir yazardan da fazlası benim için. Bunu fantastik diyebileceğimiz bir kurguyla anlatan adeta baştan sona heyecanla takip ettiğimiz macera romanı da yazan bir yazar. Mutlaka okuyun.
Kadınların gücünün hiç bitmemesi daha da önemlisi birilerinin himayesi altına girmeyi seçmemeleri dileğiyle.
feray: ay ışığı mehlika: ay parçası/çok güzel kadın demekmiş. çarenin bittiği yerde mehlika, kalkıp devam ettiği yerde feray dediğim; tıpkı ay gibi, bir yüzü karanlık, yani o kimselerin göremediği kadın, feray. üzerine düşen bütün gölgelerden, hadi bir cesaret hesap sormaya niyetlenmiş, haklı. tek bir derdi yoktu ki diyeyim içinde dağı taşı devirmemiş.. insanın duygularını dahi tek bir harfe indirecek hâle getirmiş sistematik bir kötülüğün içinde, korkunun gözüne baka baka nefes alması, yaşamak değil biliyor. el birliğiyle atıldığı kuyudan çıkıp, uğruna ipin ucunda yürüdüğü defne'sine varamadığına mı, bahsi geçen kadınlara el olamadığına mı yansın feray? zamanın gerçeğine kavuştuğu, ama umudu alaşağı etmekten geri durmadığı bir yerde artık. derler ki karanlığın kalbinde yalnız açmanın acısı bu* fazla vızıldandım. yalnız; içine atlayacak dehliz arayanlara,,