Jump to ratings and reviews
Rate this book

Farklı Rüyalar Sokağı

Rate this book
Eva Peron. Arjantinli diktator Juan Peron'un karisi... Los Toldos'ta pic olarak dunyaya gelmis bir kucuk kiz. Ucuncu sinif filmlerde rol almaya calisan, celimsiz govdeli, insana huzun veren bir ergen. Bir sure Peron'un metresi, sonradan karisi. Radyo Belgrano'dan dalga dalga yayilan, insanlari buyuleyen, aglatan, heyecanlandiran ses.Evita. Yoksullarin sevgilisi. Casa Rosada'nin balkonundan on binlere seslenen, yoksul halka takma disler, dikis makinalari, evler, bebekler, ruyalar, is ve as dagitan bir "melek".Kansere yakalandiginda cok gencti Evita. 32 yasindaydi. olumu butun Arjantin'i ayaga kaldirmisti. Insanlar aylarca yasini tuttu. Cenazesinde mumyasini alti saniye gorebilmek icin uc gun kuyrukta beklediler.Ispanyol doktor Pedro Ara tarafindan iki yilda mumyalanan Evita, derin bir uykuya dalmis, yoksullarin Pamuk Prensesi gibiydi sanki. olum ona dokunmamis gibiydi. Iki yil gece gunduz bu cansiz beden ile ayni mekinda olan Dr. Ara ona isikti. Evita'nin mumyasi 23 yil dunya yuzunde do

220 pages, Paperback

Published May 1, 2007

Loading...
Loading...

About the author

Nazlı Eray

63 books59 followers
Nazlı Eray, Ankara'da doğdu. İngiliz Kız Ortaokulu, Arnavutköy Amerikan Kız Koleji ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okuduktan sonra Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'nda tercüman olarak çalıştı. Edebiyatçılar Derneği'nin kurucuları arasında yer alan Eray, Türkiye Yazarlar Sendikası'nın kurucusu, Uluslararasi Yazarlar Birligi (PEN) üyesi, 1977 ve 1978 yıllarında Yaratıcı Yazım dersleri verdigi ABD Iowa Üniversitesi'nin onursal üyesidir.
Yazmaya 1959'da henüz ortaokuldayken kaleme aldığı öyküsü "Mösyö Hristo" ile başlayan Eray'ın ilk öykü kitabı Ah Bayım Ah 1975'te çıktı. "Laz Bakkal" başta olmak üzere pek çok öyküsü kültleşti. "Karanfil Gece Kursu" öyküsüyle 1988 Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, kazandı. Aşkı Giyinen Adam romanıyla 2002 Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazandı. Eski Güneş, Cumhuriyet, Radikal, Akşam gibi gazetelerde köşe yazarlığı yapan Eray, yazılarını "Düş İşleri Bülteni" ve "Gece Uçuşu" isimleri altında yayınladı. Türk Kütüpahaneciler Derneği En İyi Romancı Ödülü (2009), Başkent Rotary Kulübü Meslek Ödülü (2010) ve Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Dernegi'nin ilk Mavi Anka Ödülü'ne (2014) layık görüldü.
azlı Eray'ın öykü, roman ve oyunları pek çok dile çevrildi. Erostratus (1977) adlı oyunu, Sartre, Montaigne, Camus, Unamuno, Pessoa ve Bauer'in Erostratos yorumlarıyla birlikte Blood and lnk'te (Kan ve Mürekkep) yer aldı, Öykülerinden, kısa film ve televizyon dizileri yapıldı. "Monte Kristo" ve "Rüya Sokağı" öyküleri 2005'te İtalyan yönetmen Angelo Savelli tarafindan L'ultimo Harem (Son Harem) adıyla oyunlaştırıldı, İtalya
ve Türkiye'de sahnelendi.
Nazlı Eray, anılarını Tozlu Altın Kafes (DK, Ocak 2011) ve Bir Rüya Gibi Hatırlıyorum Seni (DK, Mayis 2013) adlarıyla kitaplaştırdı.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
13 (25%)
4 stars
14 (27%)
3 stars
16 (31%)
2 stars
4 (7%)
1 star
4 (7%)
Displaying 1 - 7 of 7 reviews
Profile Image for Oytunla Hayat.
197 reviews7 followers
March 21, 2023
Eva Peron’un peşinde maceradan maceraya koşturmak isterseniz doğru seçenektesiniz. Cafe Retina’nın yumuşak zemininden her an bir göz damlası ile atılmak hissi için de tercih edebilirsiniz tabi 😄 Çılgın doktorlar arasında mumya mı klonlama mı daha iyidir karar veremedim yalnız🙈

Nazlı Eray yine hayal gücünü köklemiş, rüya ile gerçek arasındaki o ince çizgide oyunlarını perde perde sunmuş. Belki çok edebi değil ama benim için oldukça eğlenceliydi…

Hayal bu, ne denir ki 😉
Profile Image for Ebru Çökmez.
290 reviews64 followers
May 27, 2019
Emeğe saygısızlık etmek istemem ama katlanılacak gibi değil. Uyduruk bi şey.
Profile Image for Eren.
407 reviews7 followers
September 22, 2026
Biraz daha okursam favori yerli yazarlarımdan biri haline geleceğine kesin inandığım yazarlardan biri olan Nazlı Eray ile bu yıl bitmeden bir kez daha buluştuk. Challenge'ımın "Adında mekan geçen bir kitap" maddesine "Sokak" kelimesi yüzünden dahil ettiğim bu kitap ile yazar ile yıl bitmeden bir kez daha denk düştük. Yaz öncesi "Aşık Papağan Barı" ve pandemi döneminde "Beyoğlu'nda Gezersin" kitapları ile onun kalemine düştüğüm yazarımızın bende bulunan son kurgusu da Farklı Rüyalar Sokağı kitabıydı ve bu sefer, diğer kitaplarından farklı olarak burada gerçek olayların üstüne kurulmuş bir kurgu okuyoruz. Bu yüzden biraz geri durmuştum kitaptan açıkçası ama bu liste ile bu ayki okumalarıma hızlı bir giriş yaptı.

Farklı Rüyalar Sokağı, gerçekten de Nazlı Eray'ın rüya mı gerçek mi asla anlamadığımız kitaplarına bir yenisini eklerken; adının da hakkını veren bir eser haline gelmiş. Kitap, Arjantin'in ünlü başkanı Juan Peron'un çok sevgili eşi olan ve dünyadaki en bilinen first ladylerden biri olan Eva Peron'un ölümü ile başlıyor. Evita olarak tanıdığımız bu kadın, halkına aşık birisi ve halkı da bir o kadar onu seviyor. Daha otuzlarının başında kanserden ölen bu kadının ölümü tabii ki sevdiklerini yasa boğuyor. Buraya kadar gerçek bir hikaye. Bizim gerçekliği bozacak kadar sihirli olan kurgumuzda ise yatağında yatan bir kadının bir erkek melek tarafından ziyaret edilmesi ve her gece gelen bu meleğin, baş karakterimize Evita'nın hikayesini anlatmasıyla başlıyor. Tabii ki, klasik Nazlı Eray kalemi; buradan başlayıp sona doğru düzenli bir şekilde biten bir kurgu yok romanda. Bazen kendimizi bir kadının evleneceği adamın ailesinin yanında buluyoruz. Kayınbabası ve kaynanası o kadar zengin ki bu kadının, ölecek olan kayınbabasını Kore'den gelen bir doktor kök hücre tedavisi ile tekrar hayata bağlıyor. Aslında ruhunu başka bir bedene transfer ediyor gibi düşünülebilir. Kayınbabası kendi yaşında bir adama dönüştüğünde ve orijinal olanı bedenen öldüğünde bu ailenin trajik hikayesine de tanıklık ediyoruz. Bir yandan katarakt dolayısıyla dünyayı sınırlı gören bir kadın var, onun ameliyat olmak için Almanya'da geçirdiği günler var. Bir yandan da karakterimizin Neyyire Abla'sı ve onunla yaptığı komşu sohbetleri var. Sonra bu dört hikayeyi birbirine bağlayan şeyler... Bu dört bakış açısının sahibi de aynı kişi mi, kim kimdir? Oradaki adam neden burada, bu bunun nesi? Klasik Nazlı Eray romanı okurken sorduğumuz sorular burada da yaşanıyor. Ama ben artık bu kadından üçüncü kez bir roman okuduğum için kimi neyi çözmekten ziyade sadece bu gerçeklik ile rüyaların birbirine karıştığı satırlardan zevk almaya bakıyorum. Yine de tüm her şeyin altında yatan Evita'nın gerçek hayatından alınan bilgiler ve bunların birbirine bağlandığı noktalar, gerçekten de dünya tarihinde önemli bir figürü bu şekilde tanımamıza da imkan sağlıyor.

Nazlı Eray'ın büyülü gerçeklik türünün ustası olduğunu ve yazdığı romanlarında hep bu tür üzerinden ilerlediğini artık biliyoruz. Fakat bu kitapta gerçek hayatta yaşamış bir tarihi figürden alınan şeyler olduğu için yer yer biyografik ögeler de içeren bir büyülü gerçeklik romanı okumuş oldum. Evita'yı Madonna'nın oynadığı filmi hariç bilmiyordum ve o filmi de izlemedim ama bu kitapla birlikte onun hakkında gerçekten bilgi sahibi olduğumu söylemeliyim. Gece odasına gelen erkek melekten Evita hakkında hikayeler dinlemek için sabırsızlanan karakterimizi daha iyi anlıyorum çünkü kısacık yaşantısına sığdırdığı sevgi dolu hayatı çok ilham verici Evita'nın. Buna rağmen çok da bilinen birisi değil gibi geliyor bana. Bu da biraz üzücü olan tarafı. Her ne kadar yine Nazlı Eray'ın klasikleşmiş tarzı olan ve bir hayalden öbür gerçeğe, bir rüyadan öbür ayık hale geçerkenki durumlar biraz daha gerçekçiliğe yakın kaldı bu kitapta sanki. Bunun sebebi de içerdiği biyografik ögelerdendir diye düşünüyorum. Hal böyle olunca önceki okuduğum iki kitaptaki kadar masalsı, mistik hissedemedim bu kitabı. Bu, kötü bir şey değil aslında ama Nazlı Eray okurken ben gerçekten estetik zevk alıyorum. Beyoğlu'nda Gezersin kitabından çok az şey hatırlıyorum mesela ama verdiği tadı asla unutmuyorum. Aşık Papağan Barı'ndaki o betimlemeler ve gittiği her yerdeki estetik beni inanılmaz etkilemişti. Bu kitapta bunlar biraz daha çiğ kalmış gibi hissettim. Bunları düşünürken, Burcununkitapları'nın yazarımızla yaptığı röportaja denk gelmiştim Youtube'da. Bu kitabın taslağının çalındığını ve yazarın tekrar yazmak zorunda kaldığını öğrendim. Bu, biraz bir şeyleri açıkladı benim tarafımda. Çünkü mesela Aşık Papağan Barı kitabından neredeyse 12 yıl sonra yazılan bir kitap olmasına rağmen daha önce yazılmış gibi hissettirdi bana bu kitap. Muhtemelen tekrar yazdığı zaman bir an önce yazılıp bitsin diye düşünmüş bile olabilir yazar, kolay değil aynı şeyleri tekrar yazmak. Bu bilgiyi öğrenince verdiği emeğe üzüldüm, ikinci kez aynı şeyi yazmasına... Fakat biraz çıktısı belli oluyor gibiydi. Diğer kitaplara göre sonu biraz daha net bir yere bağlanmıştı ama hala havada kalan o kadar şey var ki... Bu, başka kitaplarda belki bir eksi puan olabilir ama Nazlı Eray'ı bir kere bile okumuş bir insan bunun aslında zaten havada kalması gerektiğini gayet iyi anlar diye düşünüyorum. Biz, kendimiz o boşlukları doldurururuz ya da doldurmayız.

Eğer, yazara bu kitapla başlasaydım muhtemelen oldukça beğenirdim ama kendisinden daha iyi kitaplar okuduğum için bana göre ortalama bir kitap olarak kaldı. Yine de onun yarattığı dünya ve kullandığı şeyleri çok orijinal ve yaratıcı buluyorum. Ayrıca Evita hakkında da beni araştırma yapmaya ve daha çok öğrenmeye sevk etmesi de cabası.
Profile Image for Cemile.
27 reviews5 followers
August 5, 2026
Kitap sevgili arkadaşımın hediyesiydi. Nazlı Eray ile tanışmış oldum. Kitabı çok sevdim. Rüyaları, hayalleri severim. Kitaptan bana kalanlar;
Evita
Dr. Pedro Ara
Neyyire abla
Davutlar, Kuşadası, Nazilli Pazarı ( benim de çocukluğum, gençliğim geldi aklıma,)

“Başkasının gözünden bakmak”
“Gözden düşmek”
Katarakt…
Mehmet Ali Bey
Profile Image for Burchino.
140 reviews2 followers
August 17, 2022
Nazlı Eray'ın ve Evita'nın hatrına 2.5tan 3..
Çok zorlandım okurken, fikir güzel, Evita'nın öyküsü ilginç ama kurgu Café Retina'ya rağmen çok zayıf... Bilimkurgu desem değil, biyografik roman desem değil.. üzgünüm; dediğim isimlerin hatrına 3..yoksa hakkı 2 :)
88 reviews3 followers
July 14, 2014
Nazlı Eray'ın tarzını seviyorum, zihnimde bir gülümsemeyle okudum yine. "Biraz yürüdüm. Dünyada bugün başlamıştı. Büyük bir yalnızlık duyuyordum. Herkes gitmişti."
"Bugün yepyeni birşeyler düşünmeye çalışacaktım."
Yazardan alıntı olacak ama yepyeni şeyler düşündürüyor, harika!
Displaying 1 - 7 of 7 reviews