İspanyol yazar Cercas’ın Kiracı’sı, yine kendisine gösterilen teveccühü anlamakta güçlük çektiğim bir kitap oldu maalesef ya. Herkes “inanılmaz bir kurgu” filan demiş, yani, pek değil bence? Klişe hatta biraz, çok yapılmadı mı bu? Kötü, berbat filan demeyeceğim, ben tatlı buldum ama biraz şefkatli bir yerden. Yazarın ilk kitabı, iddialıca da bir girişim, “yahu adamcağız denemiş işte” gibi bir duygu verdi bana. Bu iddialı işe ikinci romanı olan Öteki’de girişen Dostoyevski’den etkilendiği çok bariz diyebilirim. (Kaldı ki Dostoyevski’ye bile “olmamış bu” denmişti vaktiyle.) Gayet iyi bildiğimiz “şeytani ikiz/öteki” teması çerçevesinde yazılmış bir küçük novella, hafif Kafkaesk bir tekinsizlik de var. (Daha önce bin kere dediğimi yine diyeyim, bu kategorinin şampiyonu benim için Saramago’nun “Kopyalanmış Adam”ıdır.) Sonuçta akıcı, merakla okunan, sürükleyici, aralarda fena yakalanmamış tespitler de barındıran bir kitaptı Kiracı. Kötü değil, ama bunca övgüyü hak edecek bir vaziyeti olduğunu da düşünmüyorum. Bir de şu cümleleri şuraya bırakayım, bunları duyması gereken çok fazla erkek tanıyorum maalesef, aman ne ilginç. “Bu anlattıkların yirmi yaşından önce yaşandığı takdirde güzel olan şeylerdir: Ondan sonra en hafif ifadeyle patetik kaçarlar. Sadece yeniyetmeler ve sersemler sahip olmadıklarını sevmeye, sahip olduklarınıysa sevmemeye kalkışır; sadece yeniyetmeler ve sersemler bir şeyi kaybedene kadar onun değerini anlamaktan acizdir.”