Okudugum ilk Oya Baydar kitabi. Tek kelimeyle "muhtesem". 557 sayfa bir solukta okunacak kadar nefis. Birbiriyle kesismis yollar, hayaller, umutlar, hayal kirikliklari, yasam dersleri, aci, aci, aci, bitirilen yasamlar, ve en sonunda insanin kendi adasina kacisi. Hepsinden de onemlisi, tadina doyulamayacak lezzette Istanbul tasvirleri. Bir insanin Istanbul'u bu kadar guzel anlatabilmesi icin ya onu cok sevmesi ya da onu cok ozlemesi lazim. Istanbul'un sokaklarinda tekrar gezinip, erguvan ciceklerinde, mor salkimlarda, bogazin o nefis mavisinde, tekrar yasamak buyuk bir mutlulukdu.
"Yanlis silahla dogru mucadele verilemeyecegini, olumden yasam dogmayacagini, insani tahrip ederek insanligin kurtarilamayacagini ogrendim. Bir de, adi ne konulursa konulsun, hangi amacla islenirse islensin, cinayetin cinayet oldugunu. Bu kadar yalin ve basit."
"Burali degilsin, hic bir yerli degilsin; zorlama. Bir yerli olmak da gerekmiyor zaten. Belki de cozum hic bir yerli olmayi basarabilmektedir, zamanda ve mekanda ebedi surgunluk halidir bu."
"Dil, insanin gercek ulkesidir."
"Insan, omrunun bir caginda neden ada dusleri kurar? Issiz adalarin buyusu nerden gelir? Ada dinginliktir, yalnizliktir, ulasilmazliktir, cevreyle baglarin koptugu-koparildigi-yerdir. Ada, kacis duslerinin siginma umuduna donustugu topraktir, son siginaktir."