Sıcak Külleri Kaldı'nın iki önemli kadını, Ülkü ve Derin, bu yeni romanda başka boyutlarda yan yana gelirken, arayışlarını sürdürüyorlar.
Erguvan Kapısı bir anlamda bir arayış romanı. Kimliklerini, ideallerini arayan insanların romanı. Bizans'ın kayıp kapılarından birini arayan bir Rum profesör, ölüm orucuna yatmış insanlar, oğlunun kimliğinin izini süren Ülkü, bir yandan babasını bir yandan tümüyle yabancısı olduğu dünyaları tanımaya çalışan Derin, ayrı bir dünyanın insanı Kerem Ali bu sarsıcı romanın baş kişileri.
Erguvan Kapısı, sürükleyici kurgusu, çok katmanlı anlatımıyla son yirmi yılın siyasal ve toplumsal panoramasına edebiyat açısından bakan güçlü bir roman. (Tanıtım Yazısı'ndan Alıntı)
Ok, i'm absolutely addicted to modern turkish authors, because of my passion to this country, culture and history. I simply wanna say that Oya Bader's book is the best romantic and love story I have read about Istanbul. Yes, there are many better turkish authors than her, but till now noone like her describe so good the Istanbul's vibe! The storyline is not something new or very interesting, but until now, for me Baydar is the best writer who can describe this awesome place. This book is about Istanbul - about the city, about the people, about the mosques, about the Bosphorus, about the crowded streets, about the city's spirit, about the cats... I marked so many articles in the books that i wanna reread. Usually I hate the long descriptions in the books, but in this story for me was a pleasure to read all of them - they really made me feel I am in this beautiful city. This book is not from the novels you can read for one or 2 days, it took me long time. I am sure that the book is at least 50% biographical... It is about past times, about choices we made in our youth, about the mistakes and lost time... Really awesome! Cant wait ot read more from Baidar. And after years I would reread it with pleasure.
Bu serinin ilk kitabı olan “Sıcak Külleri Kaldı” yı da okumuştum. Kitap biraz ağır geldiği için ikinci kitabı okumaya biraz ara verdim. Fakat şimdi “Erguvan Kapısı”nı elime alınca hala hatırımda olan konulara geri döndüm. O kadar etkilemiş ki kitap beni, karakterler kaldığı yerden hayatlarına devam etti…
Oya Baydar’dan okuduğum bu iki kitabında da karakter çokluğu başta biraz dikkat dağıtsa da sonrasında alışılabilen bir düzene giriyor.Bu kitabında da konuya dört kişinin bakış açısı ile değinmiş yazar. Türkiye’nin karanlık geçmişine ait yaşanmışlıklarını konu alan kitapta gözaltılar, ölüm oruçları, hakkını arayan ya da hakkını savunan kesimler konu alınmış.
Seneler önce faili meçhul bir cinayete kurban giden babasının ölümünü araştıran Derin, seneler önce bir baskında oğlunu kaybeden yaralı anne Ülkü, aynı baskın sırasında abisi öldürülmüş olan Kerem Ali ve eski dönem kapıların izini süren, Erguvan Kapısı’nı bulmak amacıyla Türkiye’ye gelmiş olan Teo… Bu dört karakterin hayatı farklı amaçlar doğrultusunda birleşir. İlk kitap kadar fazla iç bunaltıcı olaylar geçmiyor olsa da, bu kitapta da her sayfada az biraz keder, gerçeklik, acı mevcut.
Yaş açısından tanık olmadığımız dönemleri kitap sayfalarında okumak… Ve iyi ki o dönemlerde bulunmamışım demek… Ve ne yazık ki aslında şu dönemde de bu olayların olduğunu bilmek, ama görememek, duyamamak… Hangisi daha ağır geliyor bilmiyorum.
Yazarın hayatı da kolay geçmemiş. Yazdığı öykülerden dolayı okuldan neredeyse atılacak olan yazarın seneler sonra ödül almış olması da dönemsel durumlara göre bazı olaylara bakış açısının ne derece değişiklik gösterebildiğini kanıtlıyor bize. İnatla savunduğu yazılara devam eder yazar bizlere bir çok değerli eser kazandırmış durumda. Türkiye’nin geçmiş, şimdiki ve ne yazık ki gelecek dönem gerçekliklerini görmek için bu iki kitabın da okunması gerektiğini düşünüyorum.
Herkese iyi okumalar.
Daha fazla çizim görmek için instagram sayfamıza bekleriz
Oya Baydar’ın kitaplarını seviyorun, okurken acı verse de keyif alıyorum. Birbirinden alakasız dört insanın ağzından, elbette Türkiye siyasi hareketini anlatıyor yazar. Karekterler duruma göre olayı iyi-kötü-çirkin anlatabilmek için dikkatle dikkatli yerlerden seçilmiş. Derin’in ılık götünü varoşlara indirmesi ve Güldalı ( ne güzel bir isim💚) ile kurduğu ilişki beni çok etkiledi. Kerem Ali ile olan ilişkisini de , Kerem Ali’nin aptallığından dolayı bende onaylamadım. Ben kitabın çoğu yerinde acaba bu kitabı okudum mu ya, diye düşündüm. Hoş bir his değildi çünkü kitapları birbirine bu kadar benzememeli.. sonu da biraz , upss kazaydı, diye bitmese iyiydi.
Sıcak Külleri Kaldı'nın devamı olduğu için iki kitabı arasını çok açmadan okumakda fayda var. ben 4sene sonra okuduğum için bazı yerler hatırlayamadığım için havada kaldı.
son 50 yılda değişen birşey yok.. herkes ülkesini çok seviyor ve herkes bölücü/terörist.. mücadele heyecanı olanların gerçekleri anlamaya sabrı yok, gerçekleri anlayabilecek olanların ise mücadele için arzusu yok..
Okudugum ilk Oya Baydar kitabi. Tek kelimeyle "muhtesem". 557 sayfa bir solukta okunacak kadar nefis. Birbiriyle kesismis yollar, hayaller, umutlar, hayal kirikliklari, yasam dersleri, aci, aci, aci, bitirilen yasamlar, ve en sonunda insanin kendi adasina kacisi. Hepsinden de onemlisi, tadina doyulamayacak lezzette Istanbul tasvirleri. Bir insanin Istanbul'u bu kadar guzel anlatabilmesi icin ya onu cok sevmesi ya da onu cok ozlemesi lazim. Istanbul'un sokaklarinda tekrar gezinip, erguvan ciceklerinde, mor salkimlarda, bogazin o nefis mavisinde, tekrar yasamak buyuk bir mutlulukdu.
"Yanlis silahla dogru mucadele verilemeyecegini, olumden yasam dogmayacagini, insani tahrip ederek insanligin kurtarilamayacagini ogrendim. Bir de, adi ne konulursa konulsun, hangi amacla islenirse islensin, cinayetin cinayet oldugunu. Bu kadar yalin ve basit."
"Burali degilsin, hic bir yerli degilsin; zorlama. Bir yerli olmak da gerekmiyor zaten. Belki de cozum hic bir yerli olmayi basarabilmektedir, zamanda ve mekanda ebedi surgunluk halidir bu."
"Dil, insanin gercek ulkesidir."
"Insan, omrunun bir caginda neden ada dusleri kurar? Issiz adalarin buyusu nerden gelir? Ada dinginliktir, yalnizliktir, ulasilmazliktir, cevreyle baglarin koptugu-koparildigi-yerdir. Ada, kacis duslerinin siginma umuduna donustugu topraktir, son siginaktir."
Oya baydar ın kitapları kolay okunmaz bunu artık öğrendik. Bu kitabı da İstanbul manzaraları ile beni kendine hayran bıraksa da kolay okudum diyemem. Genelde fazla karakterler, karakterlerin ağzından aynı olayları anlatma, bolca tasviri ile beni şaşırtmadı. Ama konusu öyle dikkat çekici ve sürükleyici ki zor da okunsa elinizden bırakamıyorsunuz. Babasının derin devlet tarafından öldürülmesinden sonra ölümünü aydınlatmaya çalışan Derinin hayatı babasının sevgilisi, onun örgüt evinde öldürülen oğlu ve terör eylemleri yapan solcu bir örgütün üyesi Ali Kerem ile kesişir. Ölmeye yatanlar (ölüm orucu yapanlar) onların davası ve o davanın geçtiği mahalleler evler ile hayatı sorgularken buluyorsunuz kendinizi. Bir diğer karakter de Teo var ki o da Bizans profesörü olarak istanbula araştırma yapmaya geliyor. Onun da geçmişi İstanbul’dan ayrılmak zorunda bırakılan Rumlar a götürüyor bizi. Yani çok yönlü çok konulu çok karakterli farklı dönemlere ve kavgalara ışık tutan bir kitap olmuş.
Sıcak Külleri Kaldı kitabıyla başladığı hikayeye, tanıdığımız karakterlerin yanına yeni karakterler de alarak, Erguvan Kapısı ile devam ediyor yazar. Herşey çabuk unutuluyor. Ben de unutmuşum romanda anlatılan yaşananları. Hatırlamak ne kadar acı da verse unutmamak gerekli.
“Gerçek herkesin kendi hikayesine verdiği addır.” Sf 150
Ayrı dünyaların insanları gibi gözüken ama aradıkları temelde aynı olan bir grup insanın ilişki sarmalı. Manasız gözüken ama freudyen temeli oldukça meşru ikili ilişkilerin şekil verdiği bir zaman dilimi. İstanbul'un yüzleri. Vicdan, ideoloji ile inancın insanı aynı akrebin kıskacında harcadığı bilgisi. Bir sürü katmanı olan bu sürükleyici kurguyu çok sevdim.
Kitap 1 seneye yakin kitapligimda bekledi, ancak baslayinca 3 gunde bitti o yuzden kitaba baslama zamaniniz iyiyse oldukca surukleyici diyebilirim. Gunluk telaselerin yogun oldugu zamanda degil de kisa bir tatil veya telassiz bir zamaninizda baslaminizi oneririm.
Yorumlardan cok etkilenip tepetalak dustugun kitap…
Olaylara biraz tarih verilse, bolumu kimin anlattigi basinda yazilsa , her bolumde ayni seylerin farkli karakterin gozunden tekrari yerine, aradaki bosluklar doldurulsa daha iyi olmaz miydi?
Oya Baydar'i çok severdim. Kitabın içinde ensest benzeri bir ilişki olmasa bu kitabını da çok severdim ancak benzetmesi bile benim için kabul edilemez görüş. Hele de yan öykü olarak yazılması hic kabul edilebilir degil. Okumayı bırakmayı bile düşündüm acikcasi
Kitaplığımda çok uzun bir süre kaldıktan sonra okumaya karar verdim ancak okumasam da olurmuş. Bana çok uzak bir konu ve hikaye idi bu, o yüzden hiç keyif alamadım.
Sıcak Külleri Kaldı'nın devamı olan Erguvan Kapısı' nı yazmak için harcadığı zamandan çok daha fazlasını araştırmaya ayırmış. Sıkı bir araştırma! (iki yılı aşkın bir süre)
Hüzünlü bir çok hikaye var kitapta. Bir çok siyasi derde değinmiş Oya Baydar. Siyasi düşünce yapılarını eleştirmiş. Eleştirirken bir çok siyasi grup tarafından da eleştirilmiş yazar.
It took me a while to get into this book. The second half comes together nicely, and I was able to read that part faster. Baydar deals with many issues in this book from love to broken families to the Byzantine Empire to death fasts of 2000. There is a ton of sorrow in here. Still, it is a beautiful book.
Oya Baydar'in tum kitaplarinda oldugu gibi kendini tekrar eden anilari yine bu kitabin da merkezinde. Yazik ki edebi degerden yoksun, yaralarini bir psikiyatr degil, okurlara tekrar tekrar anlatan bir yazar ile bas basayiz. Kisacasi vakit kaybi