Erkeklerin bağımsızlık merakları, serüven tutkuları, sevgi gereksinimleri, sahiplenme istekleri, bağlanma korkuları, toplumsal rolleri ve birlikteliğin tuzaklarından kalkarak çoğaltılabilecek nice durumun yarattığı iki cins arasındaki ezeli sorunlar içinde sıkışıp kalmış hikâyeler...
"Bu da erkeklerin hikâyeleri," diye okunabilir bu kitap. Ya da erkeklerin nasıl gördüğü, nasıl hissettiği, nasıl yaşadığı ve nasıl anlattığı üzerine olan bu hikâyeler için "bir de erkeklerden dinleyelim bakalım," denebilir. Yazarların yalnızca erkeklerden seçildiğine bakılırsa, "erkek yazarların hikâyeleri" diye de yorumlanabilir.
– Murathan Mungan
Muhteviyat:
Önsöz, Murathan Mungan Kendini Öldürenler, Cesare Pavese Matmazel Claude, Henry Miller Sesler, Vladimir Nabokov Meslek Seçimi, Bernard Malamud Merhem, John Cheever Kameriye, Raymond Carver Fazla Karıştırma, Alberto Moravia Gün Boyu Gece Yarısı, Hanif Kureishi Benim Anlatışım, Truman Capote Buluşma, Charles Bukowski Laçen'le Hıdır'ın Öyküsü, Paul Bowles Araya Giren, Jorge Luis Borges Otostop Oyunu, Milan Kundera Benzin İstasyonundaki Kadın, Bernhard Schlink Bir Aile Yemeği, Kazuo Ishiguro Aydınlık ve Temiz Bir Yer, Ernest Hemingway
21 Nisan 1955 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Mardinli bir ailenin çocuğudur. Babası avukat İsmail Mungan, annesi Habibe Mungan'dır. İlk, orta ve lise yılları Mardin'de geçti; Mardin Lisesi'nden mezun oldu. Mardin eserlerinde sıkça kullandığı mekanlardan birisi oldu. Bu çevrenin taşıdığı farklı kültürel yapıyı, insan olgusunu eserlerine başarılı bir şekilde yansıttı. Yazar, 1972'de Ankara'ya yerleşti. Lisans ve yüksek lisansını Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde tamamladıktan sonra başladığı doktora çalışmasını yarım bıraktı, Ankara Devlet Tiyatroları’nda altı yıl, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda üç yıl dramaturg olarak çalıştı. Gazete ve dergilerdeki ilk yazılarını 1975’te yayımlayan Mungan; yazı hayatı boyunca şiir, öykü, roman, deneme, tiyatro oyunu, sinema yazısı, senaryo, masal, şarkı sözü gibi farklı türlere ait eserler verdi.
Oldukça güzel bir seçki, sakin öyküler. Bazıları çok eğlenceli.
"Kendi geçmişi kişiye zarar verebilir; insanlar geçmişlerinden çekinirler çünkü geçmiş geleceğin belirleyicisidir. Ancak yaşamın ne kadar değişken olduğunun farkına varır, onu ne şekilde değiştirebileceğinizi düşünür ve bunu yaparsanız, geçmişiniz geleceğinizin belirleyicisi olmaktan çıkar." -"Meslek Seçimi", Malamud.
Pavese, Malamud, Kundera ve Ishiguro'nun öyküleri dikkat çekiciydi. Özellikle Kundera.
Guzel, kendini bulabildigin hikayeler. “Her zaman, düşünmek zaman ister, karar vermek ise cesaret derdi ve şu anda eksikliğini duyduğu şeyin düşünecek zaman değil, aksine karar verme cesareti olduğunu biliyordu. İnsanın verdiği kararlar gibi, vermediği kararlarını, hayatın bir yerlere kaydettiğini de biliyordu. Burada kalmaya karar vermezse, yola devam etmeye karar vermemiş bile olsa, yola devam edecekti. Burada kalmak; ona ne demeliyim?”
Bu kadar sıkıcı öyküleri bir araya getirmek de bence büyük başarı sayılmalı. Ünlü isimlerin kendi sıkletindeki en zayıf öykülerini bir araya getiren renksiz bir seçki.
Kendimi buradaki öykülerin edebî değeri üzerine yazacak yeterlilikte gördüğümü sanmıyorum açıkçası... Ama öykülerin bana anlattığı, yaşattığı duygular, apayrı... Murathan Mungan'ın kitaba yazdığı önsözden alıntılarsak eğer : "Erkeklerin bağımsızlık merakları, serüven tutkuları, sevgi gereksinimleri, sahiplenme istekleri, bağlanma korkuları, toplumsal rolleri ve birlikteliğin tuzaklarından kalkarak çoğaltılabilecek nice durumun yarattığı iki cins arasındaki ezeli sorunlar içinde sıkışıp kalmış hikayeler" Kitaptaki öykülerin bazılarını beğenmesine beğendim, evet; ama yukarıdaki gibi bir önsöz bile aslında bazı duyguların belirli bir cinsiyete değil de, kişiliğe, koşullara, koşullandırmalara, toplum/ mahalle baskısına ve daha pek çok çevresel ya da kişisel etkene bağlı olabileceğini kabulden ne kadar da uzağız... Okuduğum öykülerdeki sıkışmışlık hissi erkeklere mâledilen tüm o duygulardan ziyade, o duyguların kendilerine mâledilmesinden kaynaklanıyor olabilir mi acaba? Bu öyküler aslında iki cins arasına değil de, toplumun iki cinsiyete biçtiği roller arasına sıkışıp kalmış olabilir mi?...
Cok guzel bir hikayeler derlemesi. Bir kadin olarak erkek dunyasina ve duygularina bir ayna olmus hikayeler ozenle secilmis, siralamanin dahi manidar oldugunu dusunuyorum. Ask ve benzeri guclu duygularin oteki cins tarafindan nasil hissedildigi her zaman bir karsi cinsin merakini uyandiran bir konudur. Erkek hikayeleri olmasi disinda, insan olarak nasil farkli sekillerde gorebiliyoruz, acimiz nasil birlesiyor, nerelerde ayriliyor gibi noktalar konusunda beni tatmin eden bir okuma oldu. Cevremdeki erkek arkadaslarima da okumalarini tavsiye edip nasil hissettiklerini sordum. Bu konular uzerinde yillar yillar boyu konustugumuz ve konusacagimiz seyler. Kisisel olarak bende merak uyandiran ve iz birakan bir oyku dizisi.
Böyle bir hikaye seçkisinde, bu hikayelerin neden seçildiğine dair daha doyurucu bir açıklama olmalıydı. Söz konusu olan,"erkek hikayeleri" adı altındaki bir seçki olduğu için bu nokta daha da önemli bana kalırsa. Erkeklerin "okunmaya değer" hikayelerinin aynası, ötekisi, "kadın" karakterlerin, hikayelerin çoğunda aldatan, terk eden, fahişelik yapan karakterler olması bir noktada tesadüf olmasa gerek. Erkek hikayelerini anlarken neden bu kadar anti-karakterler olarak altı çizilmiş kadınlara ihtiyaç duyuyor bu erkek yazarlar, bunu bilmek gerek. Sözün özü, anti-kadın-karakterlere bu kadar bel bağlamadan, ilişkilerin rast geleliği, sıradanlığı üzerine daha çok hikaye okumak daha ilgi çekici olacaktı.
Birbirinden bağımsız hikayelerden oluşan genellikle de kadın figürüne yoğunlaşan bir kitap olmuş bence. Satır aralarında hayata ilişkin oldukça babayiğit sözler bulmak mümkün.
"Arka kapağında Mungan'ın ağzından "Erkeklerin bağımsızlık merakları, serüven tutkuları, sahiplenme istekleri, bağlanma korkuları, toplumsal rolleri ve birlikteliğin tuzaklarından kalkarak çoğaltılabilecek nice durumun yarattığı iki cins arasındaki ezeli sorunlar içinde sıkışıp kalmış hikayeler..." olarak özetlenmiş bir derleme öykü kitabı Erkeklerin Hikayeleri.
Nabokov'dan Hemingway'e, Bukowski'den Kundera'ya dünya edebiyatının pek çok önemli erkek yazarına yer verilen seçki, tam da isminin ve arka kapak yazısının vadettiği üzere erkeklerin bakış açısıyla dünyayı, ilişkileri, yaşamı ve duyguları anlatıyor. Metis Edebiyat'tan çıkan kitap, öykü severleri oldukça memnun edecek bir derleme..."
Öykü derlemelerinin görkemli gücünün farkındalığından çok uzak olduğumu fark ettim bu kitabı okurken. Kitabı satın alırken yaşadığım tedirginlik, okumaya başladığım andan itibaren buharlaştı ve kendimi birbirinden etkileyici öyküler arasında kendimden geçerken buldum. Bu öykülerden bazıları gerçek anlamda aklımı başımdan aldı, ve bu nedenle bazı yazarların eserlerinin peşine düşme kararı aldım. Su gibi akıp giden öyküler haricinde, zorlu engeller içeren öykülerde takıldığım oldu ancak bu öyküler üzerinde daha fazla düşünülmesi, kafa yorulması gereken öykülerdi. Velhâsıl, Murathan Mungan son derece etkileyici erkeklere dair hikayeleri derlemiş ve bize sunmuş. Keşke bu kitabın devam serileri olsa...
Erkekler kendilerini güzel anlatmış. Bir kadın olarak, hala daha hayata bakış açılarımızın, değer yargılarımızın ve farkındalıklarımızın bu kadar farklı olması bu yaşta bile beni şaşırtmaya devam ediyor.