İş kazası, trafik kazası gibi çok görülmeye başlandı aşk kazası! Canım sıkılınca bir sigara yakıyorum. İçince öksürüyorum, öksürünce tükürüyorum, tükürünce damağım kuruyor, hemen şarap içiyorum, fakat bütün bunların bende bir alışkanlık yapmasından korkuyorum.
Bu düşünce bende efkar yapıyor, hemen bir sigara yakıyorum, her efkarlandığımda sigara yakmamın bende bir alışkanlık olmasından korkuyorum. Ben canım sıkılınca sigara içiyorum ve yıllardır çok acayip sıkılıyor canım. Aptalların en akıllı tarafı, onlar hiç vakit kaybetmez, başkalarının vakit kaybetmez, başkalarının vakit kaybetmesini sağlar ve bu konuda harıl harıl çalışırlar!
Hiç kitap okumayan birinin, hayatının sonunda kitap sayfası olan ağaçtan ne farkı var, kımıldayan canlı olarak? Siz siz olun, sinirinize mukayyet olun, sinirinizin kıymetini bilin. Sinirsizlik çok tehlikeli bir boyut.
26 Şubat 1951’de Çarşamba’da doğdu. Galatasaray ve Çarşamba liselerinde okudu; DGSA Mimarlık Bölümü’ne girdi. 1968’den sonra Yeni Ufuklar ve Soyut dergilerinde öykü ve şiirleri çıktı. 1971’de Grup Oyuncuları’nda profesyonel tiyatroculuğa adım attı. İlk oyunu “Haneler” Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nda sahnelendi. Fransa’daki tiyatro eğitiminden sonra Magic Circus’ta Jerome Savary’nin asistanı ve oyuncu olarak çalıştı. 1980’de, İstanbul’da kendi topluluğu Ortaoyuncular’ı ve bu tiyatroya oyuncu yetiştirecek tiyatro okulu Nöbetçi Tiyatro’yu kurdu. Ortaoyuncular ekibiyle televizyon dizileri ve filmler çekti. 1989’da Kel Hasan’dan İsmail Dümbüllü’ye, ondan da Münir Özkul’a geçen simgesel kavuğu devraldı. 1989’da Ses Opereti’ni onararak Ses-1885’i açtı. 1994’de İçinden Dalga Geçen Tiyatro isimli gemi tiyatrosunda “Seyircili Seyir Defteri” ve “Kırkambar – Gece Tiyatrosu”nu gerçekleştirdi.
Canım sıkılınca bir sigara yakıyorum. İçince öksürüyorum, öksürünce tükürüyorum, tükürünce damağım kuruyor, hemen şarap içiyorum, fakat bütün bunların bende bir alışkanlık yapmasından korkuyorum. Bu düşünce bende efkar yapıyor, hemen bir sigara yakıyorum, her efkarlandığımda sigara yakmanın bende bir alışkanlık olmasından korkuyorum. Ben canım sıkılınca sigara içiyorum ve yıllardır çok acayip sıkılıyor canım. syf: 54
Elektriğin bulunmasından önce tiyatro mum ışığında oynanıyormuş. O zamanın tiyatro yazarlarının, bir perdeyi bir mum ömründe yazmaları gerekiyormuş, mum bitmeden o perdenin bitmesi gerekiyor, perde arasında yeni mumlar takılıyormuş. Ve sanırım biraz temposuz başlayan oyunlarda, gözü mumda olan oyuncular, mum bitmeden o perdeyi tamamlayabilmek için, perdenin sonuna doğru gereksiz bir tempo tutuyorlardı. eski dört perdelik oyunlar da, tamamen bu mum sorunsalının ürünüdür, yoksa üç tane perde arasına ne gerek var! syf:65
Artık savaşlarda bir yere bomba atılınca, hemen ardından ilkyardım çantaları, ilaç, vitamin ve beşbenzemeziyle dolu sağlık çantaları atılıyor. Beslenme çantaları atılıyor. Yani savaştan silah tüccarı para kazanırken, ilaççı niye kazanmasın, gıdacı niye kazanmasın diye düşünülerek geliştirilmiş bir yan savaş sanayi oluştu. Lan sen oraya bomba atmasan, pansumana ne gerek var! Savaşlar, kimseye para kazandırmadığı zaman son bulacak. syf: 69
Bir kere de olsa sahnede izleme şansını bulduğum büyük sanatçı. Yazıları kolay okunabilen, ince ve çok zekice esprileri ile hoş zaman geçirebileceğiniz bir eser.
Ferhan Şensoy'un her eseri okunur... Öğretici, okuması güzel, anlaması güzel, ince tespitleri harika...
Tavsiye ederim.
Birkaç alıntı;
- Böyle bir uyum bozukluğumuz var dünyayla. Dünya neler düşünürken, biz bütün gün ulaşım düşünüyoruz. Bir ayrıcalığımız daha var bütün dünyadan, biz her naneyi renkli türkçe düşünüyoruz. Örneğin Mehter Takımı niye hala var ve dünyanın her yerine ülkemizi temsilen gidip tus taratat yapıyor? Nedir Mehter Takımı? Dünyanın barbar olarak gördüğü türklerin, bir yerleri işgal etmeye giderken yeniçeriye eşlik eden palabıyıklı asker bandosu. Bir marifetmiş gibi onları her yere gönderip kıvanıyoruz. Bu bir salaklık işte. Almanların nazi bandosu vaör mı? Olabilir mi? Ne ayıp bir şey! Amerikalıların Vietnam bandosu olabilir mi? (syf.95)
- Bilindiği gibi, doğduğu yer olan İngiltere'de, iç savaşa yol açtığı için futbol, I. Edouard ve II Edouard dönemlerinde iki kez yasaklanmıştır... (syf.115)
- Kim, ne hakla eleştirebilir sinirliliği? Sinirlilik tamamen felsefesel bir konum, bir kendi kendine oluşumdur, tepeden tırnağa içtenlikle doludur ve yerden göğe kadar mantıklıdır. Denilebilir ki gerekli bir şeydir, şarttır. Sinirsiz bir insan, ne sinir bir tiptir! Olaylar karşısında gerektiğinden fazla sakin insanlar benim sinirimi bozar. İlkokuldan beri sakin olmamız, kulağımız çok fena çekilerek öğütlendiği için sakinlik, soğukkanlılık, duygularını belli etmeyen finlandiyalı bakışlar bir marifetmiş sanılıyor. Buzlucam duygular da duygudan sayılıyor; dipfriz heyecanlar, heyecansızlıkta, heyecan çelebi! (syf.127).
Ferhan Şensoy'un okuduğum ilk kitabı oldu. 20 yıllık olması ara ara geriye dönüp düşünmeye itti, bazı öykülere ve kelimeleri kullanışına çok güldüm. Düşünce kırıntılarını kısa yazılar şeklinde okumak hoşuma gitti. En az 2-3 kitabını daha okumak istiyorum.
Kitaptan hoşuma giden bazı kısımlar: - Sivri biber gibi ortada kalmanın insancıl ürküntüsü ve sürüyle gezmenin, kaval sesiyle süslenmiş güvencesi. - Moda, yoksullara, zenginleri gülünç kılan salak kıyafetler edinme özlemi veriyor. - Olamadığımız yerde olduğumuz zaman mutlu olacağımıza inandırmışız kendimizi. - Asıl sorun ben kendime küsüm ve bu Mahmut'u hiç ilgilendirmez. - Öyle kötü bir şey yazmak, benim için çok daha zordur ve çok daha uzun zaman alır. - Hafızam çok sağlamdır, çünkü hiç hatıram yok.
"..Canım sıkılınca bir sigara yakıyorum.İçince öksürüyorum, öksürünce tükürüyorum, tükürünce damağım kuruyor, hemen şarap içiyorum, fakat bütün bunların bende bir alışkanlık yapmasından korkuyorum. Bu düşünce bende efkar yapıyor, hemen bir sigara yakıyorum, her efkarlandığımda sigara yakmanın bende bir alışkanlık yapmasından korkuyorum. Canım sıkılınca sigara içiyorum ve yıllardır çok acayip sıkılıyor canım.”
Ustanın kısa kısa beşbenzemez denemelerini içeren, keyifle okuyup okudukça türlü davarlıklara sövdüren kitabıdır.
Yıllardır Ferhan Şensoy’un bir kitabını okumak istiyordum -an itibariyle okudum-. “Eşeğin Fikri” kitabıyla tanışmış olduk kendisiyle.
Denemelerden oluşan, hayat tecrübelerinden, insanın insanlığından söz eden biraz deli biraz gırgır bir konum. Okuması keyifliydi. Keyif almak için Ferhan Şensoy ismi başlı başına bir etken.
Ferhan Şensoy'un bu kitabında kısa kısa denemeleri var. Değinmediği hatta değdirmediği kimseyi bırakmamış Ecevit - Demirel sigara hikayesi hiç değişmeyen nacizane demokrasimizin tespiti. Kesinlikle okuyun sıkılmadan bize dair yerinde ve kararında tespitler okuyacaksınız.
Hayatta ekonomik sıkıntılar çekmemem için, istikbalimi kollamak adına, bir kuşun yavrusunu koruması gibi, beni tiyatrodan uzak tutmaya çaba gösteren, aslında bir tiyatro aşığı ve kitap kurdu olan sevgili babam, beşiğimi bütün tiyatro klasiklerinin bulunduğu bir hazineye koymuştu. Ferhan Şensoy1🌹🤍
Tikir tikir okundu herhangi bir Ferhan Sensoy kitabi gibi.. sanirim mizacina alistikca daha da akici oluyor. Bir yerde tekrar etmenin guldurmeye etkisinden bahsetmisti... sarinalacak adammis :)
Şensoy'un içinde en çok "ben" geçen kitabı sanırım... :) Yine de güzeldi tabii. Sinirlilik üzerine olan yazı özellikle bana "yahu hepimiz aynıyız" dedirtti :)
... ilk sevgilim olmadı, hemen ikinci sevgilimi bularak işe koyuldum. İlk fındık kırışımda, az kalsın dişimi kırıyordum! İlk aşkı hiç yasamamak lazım. Yaralayıcı, yıpratiıcı ve süründüratif ve iz bırakıcı olur ilk aşklar. Doğrudan ikinci aşkla girişmek lazım konuya....
Ferhan Abi alıştığımız stiliyle yine inceden inceden dokundurmuş, bu dokundurmalardan da nasibini almayan kalmamış. Bana sorarsanız pek de iyi etmiş. Keyifle okudum. =)