Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Alexandra Lapierre.
Showing 1-13 of 13
“here”
― Belle Greene
― Belle Greene
“- Dün akşam yemekte, kocam bana Türk korsanlarından söz etti, savaş ortamından yararlanıp İspanyol gemilerini tutsak alıyorlarmış.
- Korkmadığımı mı sanıyorsun?”
― Artemisia
- Korkmadığımı mı sanıyorsun?”
― Artemisia
“Bu özel giysili hizmetkar ve süslü araba dizisi Orazio'nun meslek yaşamında çok yararlı bir iş görmüş oluyordu. Bunun adı prestijdi, zaferdi.”
― Artemisia
― Artemisia
“Dünya halini sevmeyiniz, ne de dünyada var olanı, kızım. Tanrı aşkı, dünya sevgisiyle dolu olan kişide yoktur!”
― Artemisia
― Artemisia
“- Ama Kardinal Hazretleri, izin verirseniz söyleyeyim. Biz, öteki ressamlar ellerimizle konuşuruz...
- Olmadı, diyerek araya girdi yeniden Arezzo Piskoposu, kafayla konuşuyorsunuz... Algı yoksa, düşünce de yoktur, görüntü de yok. Hatta aynı şekilde, şiir, konuşan resimdir... Resimse, Senyör Orazio, sessiz şiirdir.”
― Artemisia
- Olmadı, diyerek araya girdi yeniden Arezzo Piskoposu, kafayla konuşuyorsunuz... Algı yoksa, düşünce de yoktur, görüntü de yok. Hatta aynı şekilde, şiir, konuşan resimdir... Resimse, Senyör Orazio, sessiz şiirdir.”
― Artemisia
“Bir ressam için en ideal olanı, Pantheon'un *oculus'ü gibidir.
Yüksekten gelen ışık modelin yüzüne, hatta o anlamsız çirkin yüze bile, tatlı bir hava, sanatçının istediği biçimde işleyeceği bir tür güzellik katacaktır...
*oculus: (Latince) Mercek, cam.”
― Artemisia
Yüksekten gelen ışık modelin yüzüne, hatta o anlamsız çirkin yüze bile, tatlı bir hava, sanatçının istediği biçimde işleyeceği bir tür güzellik katacaktır...
*oculus: (Latince) Mercek, cam.”
― Artemisia
“İdam sehpasının birkaç metre ötesinden, Saint-Jean-Decolle tarikatından dört keşiş, siyah kukuletaları, kaba kumaştan giysileri içinde, idam mahkûmlarına işkence yapılmasından sorumlu bu dört din adamı, mahkûmlar kilisesinden, Beatrice'in babasının ikinci eşini -baba katlinde suç ortağı ve ensest olayının tanığı olan kişiyi çıkarıyorlardı.
İlk o ölecekti. Kadın ayakta duramıyordu; onu baltaya götürecek olan güvenlik görevlilerinin oluşturduğu çitin arasında bitkindi. İki keşiş onu koltuk altlarından tutuyordu. Ötekisi de ölüme layıkıyla gitmesini salık veren sözler söylüyordu kulağına. Sonuncusu ise, onun yüzü hizasında bir ayna tutar gibi, idam sehpasını görmesini engelleyen, boyalı bir tahta levha tutuyordu. Bu tahta üzerinde Vaftizci Yahya'nın (Saint-Jean-Baptise) gümüş tepsi içindeki kesik başının tasviri vardı. Acıdan tükenmiş haldeydi, elinde baltasıyla onu bekleyen celladı görünce, mahkûm kadın bayıldı. Sehpaya çıkardıkları, bilinci yerinde olmayan zavallı bir kadındı. Onu kesme kütüğüne yatırdılar. Görülecek ne var gerisinde? Gerisi kasaplık. Asıl dram sonrasındaydı. Kiliseden tek başına, hızla ilerleyen, Beatrice'in silueti çıktı. Bütün kent haykırdı. Acıma, hayranlık, öfke; bütün Roma, hapishanelerinden saraylarına dek aynı heyecanla sarsılmış gibiydi.
İdam sehpasının altındaki ressam grubu hariç; onlar, ses çıkarmadan oldukları yerde kaldılar. Ellerinde kâğıt kalemleri, en küçük bir ayrıntıyı kaçırmamak kaygısı içindeydiler. İnsanlar; üç dört hatta beş kadar idama alışık olsalar da, kutlamalar öncesi bir dönemde, böylesi güzel ve soylu bir kadının idam edilmesi sık rastlanan bir durum değildi.
Bu neredeyse bir çocuktu, yapılan işkencelere dokuz saat boyunca dayandığı söyleniyordu ve oradaki herkes onu masum buluyordu. Roma halkı, kalabalığın içinden dimdik, kendinden emin, Tanrıya dualar ederek Papaya hakaretler okuyarak ilerleyen bu genç kızın gösterdiği yüreklilikte, Reform karşıtlarının, Katolikler anısına Hıristiyan sanatçılara sipariş ettikleri, Sainte Catherine, Sainte Ursula ve Sainte Cecile gibi azizeleri görmekteydi.
Hemen sonrasında bir sessizlik oldu. Genç kız kafasını kesme kütüğüne koydu. Celladın kollarını havaya kaldırdığı görüldü. Baltanın gün ışığında yalkın verdiği görüldü. Yalnızca bunlar görüldü: güneş, balta ve Saint-Pierre Kilisesi'nin kubbesi. Kollar tekrar aşağı indi. Boğuk bir çarpma sesi duyulur gibi oldu. Halk haykırdı. Baba despotluğunun ve papa haksızlığının kurbanı bir genç kızın kafasını gördüklerinde, korku, acıma, öfke ve kin dolu bir çığlık yükseldi.
Gösteriyi yakından izlemeyi başarmış olan ressamlar arasında soğukkanlılığını koruyabilen iki kişi vardı. Bir baba ve kızı. Orazio Gentileschi ve küçük Artemisia.”
― Artemisia
İlk o ölecekti. Kadın ayakta duramıyordu; onu baltaya götürecek olan güvenlik görevlilerinin oluşturduğu çitin arasında bitkindi. İki keşiş onu koltuk altlarından tutuyordu. Ötekisi de ölüme layıkıyla gitmesini salık veren sözler söylüyordu kulağına. Sonuncusu ise, onun yüzü hizasında bir ayna tutar gibi, idam sehpasını görmesini engelleyen, boyalı bir tahta levha tutuyordu. Bu tahta üzerinde Vaftizci Yahya'nın (Saint-Jean-Baptise) gümüş tepsi içindeki kesik başının tasviri vardı. Acıdan tükenmiş haldeydi, elinde baltasıyla onu bekleyen celladı görünce, mahkûm kadın bayıldı. Sehpaya çıkardıkları, bilinci yerinde olmayan zavallı bir kadındı. Onu kesme kütüğüne yatırdılar. Görülecek ne var gerisinde? Gerisi kasaplık. Asıl dram sonrasındaydı. Kiliseden tek başına, hızla ilerleyen, Beatrice'in silueti çıktı. Bütün kent haykırdı. Acıma, hayranlık, öfke; bütün Roma, hapishanelerinden saraylarına dek aynı heyecanla sarsılmış gibiydi.
İdam sehpasının altındaki ressam grubu hariç; onlar, ses çıkarmadan oldukları yerde kaldılar. Ellerinde kâğıt kalemleri, en küçük bir ayrıntıyı kaçırmamak kaygısı içindeydiler. İnsanlar; üç dört hatta beş kadar idama alışık olsalar da, kutlamalar öncesi bir dönemde, böylesi güzel ve soylu bir kadının idam edilmesi sık rastlanan bir durum değildi.
Bu neredeyse bir çocuktu, yapılan işkencelere dokuz saat boyunca dayandığı söyleniyordu ve oradaki herkes onu masum buluyordu. Roma halkı, kalabalığın içinden dimdik, kendinden emin, Tanrıya dualar ederek Papaya hakaretler okuyarak ilerleyen bu genç kızın gösterdiği yüreklilikte, Reform karşıtlarının, Katolikler anısına Hıristiyan sanatçılara sipariş ettikleri, Sainte Catherine, Sainte Ursula ve Sainte Cecile gibi azizeleri görmekteydi.
Hemen sonrasında bir sessizlik oldu. Genç kız kafasını kesme kütüğüne koydu. Celladın kollarını havaya kaldırdığı görüldü. Baltanın gün ışığında yalkın verdiği görüldü. Yalnızca bunlar görüldü: güneş, balta ve Saint-Pierre Kilisesi'nin kubbesi. Kollar tekrar aşağı indi. Boğuk bir çarpma sesi duyulur gibi oldu. Halk haykırdı. Baba despotluğunun ve papa haksızlığının kurbanı bir genç kızın kafasını gördüklerinde, korku, acıma, öfke ve kin dolu bir çığlık yükseldi.
Gösteriyi yakından izlemeyi başarmış olan ressamlar arasında soğukkanlılığını koruyabilen iki kişi vardı. Bir baba ve kızı. Orazio Gentileschi ve küçük Artemisia.”
― Artemisia
“Haksızlık, ihanet, utanç... Artemisia bunları hiç yorulmadan renklere döküyordu. Esin kaynaklarını tarihteki büyük kadınların gururlu mücadelesinde derinleştiriyordu. Yalana karşı koyan, İncil'deki kadın kahramanlar. Zorbalığa başkaldıran, efsaneleşmiş çehreler... Judith tuvallerinde, baştan çıkardığı despot kralı öldürerek halkını özgürlüğe kavuşturuyordu. Yael, düşmanının şakağına çekiçle vura vura bir çivi çakarak ailesinin geleceğini güvence altına alır. Lucrece hançerine, Kleopatra da yılanına sarılır: Her iki kadın da daha güçlü olanın yasalarına boyun eğmektense yaşamlarına son verirler. Kılıç, zehir, hançer, Amazon kadınları, günahkarlar, baştan çıkaran kadınlar, Marie-Madelaine, Galatee, Esther ve Bethsabee, hepsi de aşk ölüm ve özgürlük arasında çırpınırlar, Hepsi de zafer kazanır.”
― Artemisia
― Artemisia
“Artemisia ona kapıyı açmıyor. Arabasına binme teklifini de geri çeviriyor.
Eve kapanacağını, Türkler gibi eve kapalı yaşadığını haykırıyor içerden.”
―
Eve kapanacağını, Türkler gibi eve kapalı yaşadığını haykırıyor içerden.”
―




