Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Pierre Schoendoerffer.
Showing 1-12 of 12
“Görüyorsunuz, erkekler bir şeyin üzerine işemekten hoşlanırlar-aslında köpekler gibi.”
― Yukarıda
― Yukarıda
“Akdeniz'den nefret ederim. Kuzey, güney, doğu, batı hep aynı şey. Tüm bu insanlar bayağı ve kaçıklar ve pis kokuyorlar. Çirkin Insanlar, parlak gözlü tüm şu sarımsak çiğneyicilerin suratlarını gördünüz mü? Akdeniz, uygarlığın beşiği! Ah evet! Nerede o? İskender! Sezar! Filozoflar! Roma! Geriye ne kalıyor? Yunan güzellik öğretisinden geriye ne kalıyor? Belki doğa ve yine!... Kimi zaman deniz, sabah ya da akşam, doğru bu! Ve de üzüm bağları, şarap!... Fakat insanlar? Akdenizlileri sevmem. Nasıl davranacaklarını bilmezler. Cenaze törenlerini gördünüz mü? Iğrenç!... Gözyaşı ve terden uyuşmuş sünger gibi şu kadıncağızlar! Şu çığlıklar, ciyaklamalar!... Araplar, Yahudiler, Cezayir'de oturan Avrupalılar. Bunların hepsini aynı çuvala koyuyorum ben. Bu insanlar nasıl davranacaklarını bilmezler. Nükte anlayış yoktur onlarda.”
― Yukarıda
― Yukarıda
“Politikada gerçekten temiz insan halkın iyiliği için halkı kamçılayan ve öldüren insandır.
Baudelaire”
― Yukarıda
Baudelaire”
― Yukarıda
“Bakın bir filme başlandığı zaman iş bitince artık aynı kişi olmayacağını bilir insan. Kesinlikle biraz değişmiş oluruz. Yapılan her şey kesinlikle iz bırakıyor. Yaşamımın sonunda hesabı ödeyeceğim. Hepsi bu.”
― Yukarıda
― Yukarıda
“La vie est un accomplissement solitaire. Par générations successives, les hommes, courbés vers le sol pour arracher leur pain quotidien, suivent leur chemin sous le ciel indifférent. ils se cognent entre eux, ils rient et ils pleurent, ils parlent beaucoup mais ils se comprennent mal. Ils demeurent toujours des énigmes les uns pour les autres. Un jour, le père quitte le fils, l'ami quitte l'ami. Adieu! Les joies, celles des fous et celles des sages, les désespoirs, ceux des rois et ceux des esclaves, les terreurs, toutes les terreurs entrent en nous comme dans un moulin, vont, viennent, et s'évanouissent; nous n'en sommes pas maitres, nous ne pouvons que nous en accommoder.”
― Farewell to the King
― Farewell to the King
“Kendimi bir kez hipnotize ettirdim-meraklıyımdır-neler olacağını görmek için bir deneme. Galiba iyi bir insanım. Asla böyle bir denemeyi bir daha yapmam. Kolumu kaldırttılar, kapıyı açtırdılar, yürüttüler, aptalca şeyler yaptırdılar. "Bunu neden yapıyorsunuz" diye sordular. "Bunu ben yapmıyorum siz yaptırtıyorsunuz" diye yanıtlayamazdım. Korkunç bir şey! Bir daha mı, asla! Vücuduma egemen değildim artık. Bana, "size emir verildiğinde sağ elinizin kımıldamasına engel olmaya çalışın" dediler. Ve sol elim-henüz bana aitti-kımıldamasına engel olmak için sağ elimde dövüştü. Düşünce iletişimi diye bir şeyin olmadığını, bunun bir görüntü olduğunu söyleyen insanlar var! Aptallar!”
― Yukarıda
― Yukarıda
“Biz oyuncular sizlerin söylemeye cesaret edemediğiniz sözcükleri söyleriz, doğrudan doğruya Tanrı'yı, Şöhretli, Aşk'ı, Ölüm'ü, özellikle de Ölüm'ü sorgularız.”
― Yukarıda
― Yukarıda
“Bilirsiniz ki iyi bir yönetmen size yapılması gereken şeyi söyleyen biri değil, sizinle arayan biridir. (...) Şunu söyleyeceğim: İyi bir yönetmen oyuncunun sevildiği zaman içinde duyduğu cesareti ortaya çıkartmaktan başka bir işe yaramaz.”
― Yukarıda
― Yukarıda
“Sığınmacının en fazla açlık duyduğu şey ekmek değildir, sürekli duyduğu köksüzlük duygusundan kurtulmaktır.”
― Yukarıda
― Yukarıda
“Durumun gülünçlüğünü görüyorsunuz... İnsanları ölüme gönderiyorsunuz ve bunlar yegane sevdiğiniz insanlar... Ve bunu kimin yararına yapıyorsunuz? Sevmediğiniz, aşağıladığınzı ve hatta nefret ettiğiniz kişilerin yararına... Madrabazların, bankacıların, çıkar düşkünlerinin, sömürgecilerin, borsacıların. Saçma bir şey!”
― Yukarıda
― Yukarıda




