Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Mehmet Kaplan.
Showing 1-9 of 9
“Âşık Paşazâde'nin deyimi ile Orta Asya’dan Anadolu'ya "göçerevli" olarak gelen Türklerin, toprağa yerleşmesi, hayvancılık ve akıncılığı bırakarak, ekinci olması çok güç olmuş, yüzyıllarca sürmüştür. Osmanlı devleti yıkılırken, Cevdet Paşa hâlâ güneyde Türkmen oymaklarını ovaya yerleştirmeğe çalışıyordu ve bu yüzden devlet kuvvetleriyle göçebe Türkler arasında kavga oluyordu. Bütün çabalara rağmen yörüklerin bir kısmı Cumhuriyet devrinde de eski yaşayış tarzlarını devam ettirmişlerdir.”
― Hikâye Tahlilleri
― Hikâye Tahlilleri
“Efendisi, bir gün ona "evin kızı gibi" olduğunu söylemiştir. Fakat "evin kızı" olmak başka, "evin kızı gibi" olmak başka şeydir. Benzerlik ayniyet demek değildir.”
― Hikâye Tahlilleri
― Hikâye Tahlilleri
“Hayal kırıklığının temelinde aldanış vardır. İçinde bulunduğu durumu veya gerçeği açık ve seçik olarak görmeyen insan, hayal kırıklığına uğrar.”
― Hikâye Tahlilleri
― Hikâye Tahlilleri
“Bilhassa aşk konusunda "idealleştirme", bütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi, Türk edebiyatında da tabiî sayılmıştır. Gayri şuurda yaşayan "Anima archétype"i, ebedî sevgili hayali, hayatta karşılaşılan bir kadının yüzüne aksedince, onu bir masal mahlûku haline getirir.”
― Şiir Tahlilleri II
― Şiir Tahlilleri II
“Bürokrasi, kendisine has kuralları olan sosyal bir çevredir. Orduda olduğu gibi burada da "ma-fevk" ve "ma-dun" vardır. Memur âmirine karşı saygılı olmak zorundadır. Bürokraside de yapılan işler birbirine bağlıdır. Bir yerde yapılan hata yahut yanlış anlaşılma işi aksatabilir. Bundan dolayı konuşma ve yazışmaya dikkat etmek gerekir.
Fakat bürokraside "ma-dun"ları "ma-fevk" karşısında korkutan, hattâ ezen amillerden biri, bilhassa Türkiye'de devlet otoritesinin, âmir ve memura, görülen işin çok üstünde bir manevi güç vermiş olmasıdır.
Müdür, Hayri Efendi'yi "Devlet memuriyetidir bu, şakaya gelmez" diye korkutur. Aslında müdür de Hayri Efendi gibi kendi mevkiinden korkar. Bunun bir sebebi "küçük düşmek", "itibarım kaybetmek" ise de, en mühim amil "işinden olmak"tır. Memuriyet de diğer işler gibi bir "ekmek kapısı"dır. İşinden atılan memur, sadece "sosyal itibarını" kaybetmez, aç da kalabilir.
Kaderinin âmir ve çevresine bağlı olduğunu bildiği için memur işine bağlı, terbiyeli, nazik olmak mecburiyetindedir. Bu durum bazılarını dalkavukluğu kadar sürükler.”
― Hikâye Tahlilleri
Fakat bürokraside "ma-dun"ları "ma-fevk" karşısında korkutan, hattâ ezen amillerden biri, bilhassa Türkiye'de devlet otoritesinin, âmir ve memura, görülen işin çok üstünde bir manevi güç vermiş olmasıdır.
Müdür, Hayri Efendi'yi "Devlet memuriyetidir bu, şakaya gelmez" diye korkutur. Aslında müdür de Hayri Efendi gibi kendi mevkiinden korkar. Bunun bir sebebi "küçük düşmek", "itibarım kaybetmek" ise de, en mühim amil "işinden olmak"tır. Memuriyet de diğer işler gibi bir "ekmek kapısı"dır. İşinden atılan memur, sadece "sosyal itibarını" kaybetmez, aç da kalabilir.
Kaderinin âmir ve çevresine bağlı olduğunu bildiği için memur işine bağlı, terbiyeli, nazik olmak mecburiyetindedir. Bu durum bazılarını dalkavukluğu kadar sürükler.”
― Hikâye Tahlilleri
“Dadaizm, fütürizm ve sürrealizm cereyanları bütün sanat dallarında olduğu gibi edebiyat sahasına da o zamana kadar görülmedik teknik yenilikler getirdi. Burjuva nizamını yıkmak isteyen Marksistler de bunlardan bazılarını kullandılar. Fakat buna aldanmamalıdır. Marksizm, edebiyat sahasında kendi ideolojisine en uygun olan toplumsal gerçekçiliği benimsemiştir. Komünist Rusya'nın davranışından da anlaşılacağı üzere, o, modern sanatçıların çeşitli düşüncelerle girişmiş oldukları yenilik hareketlerine karşıdır. Demirperde'ye dahil olmayan memleketlerdeki Marksistler, modern sanat cereyanlarına uymak için kendi doktrinlerine tamamıyla zıt olan sanatkârların yarattığı ifade şekillerinden de faydalanmışlardır. Modern şiirde en büyük yenilikleri yapan Ezra Pound siyasî inançları bakımından faşist, T. S. Eliot dinci ve gelenekçidir. Marksist şairlerin çoğu şekil ve üslûba ait birçok özellikleri onlardan almışlardır. Bilhassa bizdeki Marksistler, esas itibariyle XIX. yüzyıldan kalma sığ gerçekçilikten kurtulmak için şiirlerine modern bir görünüş vermeye çalışmışlardır. Avrupalı şiir cereyanlarının şekle has yenilikleri onlar sayesinde Türkçeye girmiştir. Birbirinden farklı unsurları bir araya getiren bu nevi şiirler, dış görünüşleri bakımından modern bir tesir uyandırmakla beraber, kendi içlerinde pek insicamlı değillerdir.”
― Şiir Tahlilleri II
― Şiir Tahlilleri II
“Türk aydınları arasında şüphecilik, dine karşı cephe alma, hatta dinsizliğin müdafaası Cumhuriyet'ten önce de görülmüş olmakla beraber, Cumhuriyet devrinde olduğu kadar yaygın değildi. Laikliğin en mühim inkılâp düsturu olarak Anayasaya geçtiği bu devirde, aydınların mühim bir kısmı günlük yaşayış tarzlarında dinî gelenekten uzaklaşmışlar, derin temellere dayanmayan bir zevkperestliği hayat felsefesi olarak benimsemişlerdir. İstiklâl Savaşı'nı büyük bir imanla kazanan neslin, Cumhuriyet kurulduktan sonra, ahlâkî bakımdan nasıl değiştiğini, bir ahlâk çöküşüne ihtirasla nasıl daldığını, iki devri de çok iyi bilen Yakup Kadri, Halide Edib ve Peyami Safa gibi romancıların eserlerinde görmek mümkündür.”
― Şiir Tahlilleri II
― Şiir Tahlilleri II
“Cahit Sıtkı ve Orhan Veli neslinin üslûbu son derece açık ve sadedir. Bunun sebebi, onların bizzat varlığı güzel bulmaları ve onu teşbih, istiare, mecaz gibi edebî sanatlarla süslemeye ve değiştirmeye lüzum görmemeleridir. İçinde yaşadıkları âlemden memnun olmayanlar umumiyetle bu nevi sanatlara başvururlar. Dünyadan nefret eden Divan şairleri bu çeşit oyunlar vasıtasıyla onu bir masal âlemi haline getiriyorlardı. Servet-i Fünuncularla Fecr-i Ati şairlerinde de benzetme, mecaz vb. gerçeği aşma vasıtalarıdır. Görünen aleme bağlı olan sanatkarlar, umumiyetle gerçeği değiştirmiyorlar. Ara sıra edebî sanatlara başvursalar dahi, bunların fonksiyonu, İçinde yaşadıkları alemin gerçekliğini belirtmektir.”
― Şiir Tahlilleri II
― Şiir Tahlilleri II
“Küçük memurun batıl inançlara sahip olması, gelenek ve görenekle de izah olunabilirse de, asıl sebep, onun daimi bir korku ve endişe içinde yaşaması, bir güvene sahip olmamasıdır. Korkan insanlar böyle şeylere kolayca inanırlar.”
― Hikâye Tahlilleri
― Hikâye Tahlilleri




