Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Attilâ İlhan.
Showing 1-30 of 33
“Delik Deşik
kirpi gibisin çocuk
her tarafın diken
kim elini uzatsa
delik deşik
üstelik
sen de kan içindesin”
―
kirpi gibisin çocuk
her tarafın diken
kim elini uzatsa
delik deşik
üstelik
sen de kan içindesin”
―
“Üçüncü Şahsın Şiiri
gözlerin gözlerime degince,
felaketim olurdu aglardim.
beni sevmiyordun bilirdim,
bir sevdigin vardi duyardim.
çöp gibi bir oglan ipince,
hayirsizin biriydi fikrimce.
ne vakit karsimda görsem,
öldürecegimden korkardim,
felaketim olurdu aglardim.
ne vakit maçka'dan geçsem,
limanda hep gemiler olurdu.
agaçlar kus gibi gülerdi,
bir rüzgar aklimi alirdi.
sessizce bir cigara yakardin,
parmaklarimin ucunu yakardin,
kirpiklerini egerdin bakardin.
üsürdüm içim ürperirdi,
felaketim olurdu aglardim.
aksamlar bir roman gibi biterdi.
jezabel kan içinde yatardi.
limandan bir gemi giderdi,
sen kalkip ona giderdin.
benzin mum gibi giderdin,
sabaha kadar kalirdin.
hayirsizin biriydi fikrimce,
güldü mü cenazeye benzerdi.
hele seni kollarina aldi mi;
felaketim olurdu aglardim”
―
gözlerin gözlerime degince,
felaketim olurdu aglardim.
beni sevmiyordun bilirdim,
bir sevdigin vardi duyardim.
çöp gibi bir oglan ipince,
hayirsizin biriydi fikrimce.
ne vakit karsimda görsem,
öldürecegimden korkardim,
felaketim olurdu aglardim.
ne vakit maçka'dan geçsem,
limanda hep gemiler olurdu.
agaçlar kus gibi gülerdi,
bir rüzgar aklimi alirdi.
sessizce bir cigara yakardin,
parmaklarimin ucunu yakardin,
kirpiklerini egerdin bakardin.
üsürdüm içim ürperirdi,
felaketim olurdu aglardim.
aksamlar bir roman gibi biterdi.
jezabel kan içinde yatardi.
limandan bir gemi giderdi,
sen kalkip ona giderdin.
benzin mum gibi giderdin,
sabaha kadar kalirdin.
hayirsizin biriydi fikrimce,
güldü mü cenazeye benzerdi.
hele seni kollarina aldi mi;
felaketim olurdu aglardim”
―
“Gel sevgilim gel, benim dünyama gel çok zaman var içimde yerini hazırladım.”
―
―
“Then there are words like pomegranate trees in bloom,
words like the sun igniting the sea beyond mountainous horizons,
flashing like mysterious knives ...
Such words are the burning roses of an infinite imagination;
they are born and they die with the flutterings of butterflies;
we carry those words in our hearts like pregnant shotguns until the day we expire,
martyred for the words we were prepared to die for ...”
―
words like the sun igniting the sea beyond mountainous horizons,
flashing like mysterious knives ...
Such words are the burning roses of an infinite imagination;
they are born and they die with the flutterings of butterflies;
we carry those words in our hearts like pregnant shotguns until the day we expire,
martyred for the words we were prepared to die for ...”
―
“aslında sen şimdi kimbilir nerede
hangi hayal şilebinde kaçak yolcu
hangi korkunç yalnızlıktasın”
― Ayrılık Sevdaya Dahil
hangi hayal şilebinde kaçak yolcu
hangi korkunç yalnızlıktasın”
― Ayrılık Sevdaya Dahil
“çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili”
― Ayrılık Sevdaya Dahil
çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili”
― Ayrılık Sevdaya Dahil
“Kül mavinin yanına kirli sarı gelirse
sonbahar,
Sen benim yanıma gelirsen
kıyamet olur.”
―
sonbahar,
Sen benim yanıma gelirsen
kıyamet olur.”
―
“Hayatımda ben yokum; başkaları da yok; kise beni ilgilendirmiyor, çünkü: Ben kendi kendimi ilgilendirmiyorum.”
―
―
“Ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim
Parlak bir inciydin benim için
Paha biçilmez bir inci
Seni sadece selvi boyun,siyah saçların ya da kara gözlerin
Güzel bir yüzün var diye değil
Fikirlerinle,konuşmandaki güzelliğin ve benim o kor halde yanan yüreğimle sevdim
Korkuyorum!
Aramızdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum.
Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum.
Ya da yanlış anlaşılmaktan korkuyorum.
Belki de çok fazla korkuyorum...
Çünkü ben ilk defa seviyorum...”
―
Parlak bir inciydin benim için
Paha biçilmez bir inci
Seni sadece selvi boyun,siyah saçların ya da kara gözlerin
Güzel bir yüzün var diye değil
Fikirlerinle,konuşmandaki güzelliğin ve benim o kor halde yanan yüreğimle sevdim
Korkuyorum!
Aramızdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum.
Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum.
Ya da yanlış anlaşılmaktan korkuyorum.
Belki de çok fazla korkuyorum...
Çünkü ben ilk defa seviyorum...”
―
“Yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak
Bir türlü çözemedikleri bu
Ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına
benzemesin diye
Özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle.”
― Ayrılık Sevdaya Dahil
Bir türlü çözemedikleri bu
Ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına
benzemesin diye
Özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle.”
― Ayrılık Sevdaya Dahil
“Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin”
―
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin”
―
“seni hatırladıkça bir kadeh armagnac içerim
armagnac demek yirmi beş damla gözyaşı demekmiş
demek her akşam yirmi beş damla gözyaşı içerim”
― Sisler Bulvarı
armagnac demek yirmi beş damla gözyaşı demekmiş
demek her akşam yirmi beş damla gözyaşı içerim”
― Sisler Bulvarı
“-Kur'an'da bir cümle olduğunu biliyor musun? diyorum: "Herkesin kaderini boynuna astık" diye.
- Hayır, diyor, ben kaderci değilim, kaderle alışverişim yok. Ben, dünyanın kaderiyim belki. Hiç değilse onunla ilgiliyim. Kur'an'da değil, fakat galiba Tevrat'ta şöyle bir cümle olacak:...ve seni Babil'den öte götüreceğim" İşte benim için bütün mesela bu! Babil'den öte gitmek.”
―
- Hayır, diyor, ben kaderci değilim, kaderle alışverişim yok. Ben, dünyanın kaderiyim belki. Hiç değilse onunla ilgiliyim. Kur'an'da değil, fakat galiba Tevrat'ta şöyle bir cümle olacak:...ve seni Babil'den öte götüreceğim" İşte benim için bütün mesela bu! Babil'den öte gitmek.”
―
“yalnızlığa saklanması kaçıp dünyalılardan
çünkü duygusallığı onlardan farklı
soluğu tıkanıyor o lazer tabancasından
soğuk bir intihar ki hani içinde saklı”
― Ayrılık Sevdaya Dahil
çünkü duygusallığı onlardan farklı
soluğu tıkanıyor o lazer tabancasından
soğuk bir intihar ki hani içinde saklı”
― Ayrılık Sevdaya Dahil
“Elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
Geceleri bir çarpıntı duyarsan
telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu’ndan geçiyorum
akşamsa eylülse ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni”
― Yağmur Kaçağı
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
Geceleri bir çarpıntı duyarsan
telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu’ndan geçiyorum
akşamsa eylülse ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni”
― Yağmur Kaçağı
“onbeş gün kanıma ekmek doğradım çiğnedim
ben azraildim kana susamıştım, şarabım kalmamıştı
zehranın halini gördüm, bir mezar gibi içlendim
içindeki tenhalığı kimse anlamamıştı
artık boyanmıyordu, yorgundu zayıflamıştı
allahıma sövdüm
insanlıktan istifa ettim”
―
ben azraildim kana susamıştım, şarabım kalmamıştı
zehranın halini gördüm, bir mezar gibi içlendim
içindeki tenhalığı kimse anlamamıştı
artık boyanmıyordu, yorgundu zayıflamıştı
allahıma sövdüm
insanlıktan istifa ettim”
―
“O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi
Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin
Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında
Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin
Seni görür görmez özgürlüğümden utandım
Söyle ne içersin, çay mı kahve mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.”
―
Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin
Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında
Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin
Seni görür görmez özgürlüğümden utandım
Söyle ne içersin, çay mı kahve mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.”
―
“Yine akşam oldu Attilâ İlhan
Üstelik yalnızsın sonbaharın yabancısı
Belki Paris'te Maria Missakian
Avuçlarında bir çarmıh acısı
Gizlice bir sefalet gecesi
Çocuğunu boğarmış gibi boğup Paris'i
Sana kaçmayı tasarlar her akşam”
―
Üstelik yalnızsın sonbaharın yabancısı
Belki Paris'te Maria Missakian
Avuçlarında bir çarmıh acısı
Gizlice bir sefalet gecesi
Çocuğunu boğarmış gibi boğup Paris'i
Sana kaçmayı tasarlar her akşam”
―
“Bizde basın Türk değildir.”
―
―
“Kalbim bakır bir mangır gibi boynuma asılmış
Ondan kurtulmak için sürgünlere gitmeye razıyım
Nehir gemilerinde maçoluk etmeye ölmeye
Seni terketmeye razıyım parasız pulsuz çekip gitmeye Kur'andaki bütün belâlara tevrattaki bütün belâlara
Ibranice öğrenmeye razıyım hapis yatmaya
Kalbim yüzünden mademki ellerimi parçaladım
Kalemimi kırdım hayatımı çiğnedim ağladım
Mademki en büyük düşmanım kalbim benim kendimin Onu inkâr ediyorum kalbimi inkâr ediyorum
Geceleri benim için dua etmelisiniz
Üçüncü paralelde eski bir dünya gibi batacağım.”
―
Ondan kurtulmak için sürgünlere gitmeye razıyım
Nehir gemilerinde maçoluk etmeye ölmeye
Seni terketmeye razıyım parasız pulsuz çekip gitmeye Kur'andaki bütün belâlara tevrattaki bütün belâlara
Ibranice öğrenmeye razıyım hapis yatmaya
Kalbim yüzünden mademki ellerimi parçaladım
Kalemimi kırdım hayatımı çiğnedim ağladım
Mademki en büyük düşmanım kalbim benim kendimin Onu inkâr ediyorum kalbimi inkâr ediyorum
Geceleri benim için dua etmelisiniz
Üçüncü paralelde eski bir dünya gibi batacağım.”
―
“...özel sektör 'muz demokrasisi' istiyor, biçimsel olarak birbirinin eşi siyasal partilerin lafla birbirine atıp tuttuğu, ama işçi ücretlerinin sabit kalacağı, dolaylı olarak da grevlerin, hak isteklerinin kısıtlanacağı bir 'Filipin demokrasisi'. Bu da bildiğiniz gibi, faşizmin Amerikancasıdır.”
― Hangi Sağ
― Hangi Sağ
“Ben, "teslimiyetçilik"ten dehşetli ürkerim!
Bir ülkenin başına gelebilecek en büyük belâ budur, çünkü yönetici kadro, devleti ayakta tutanlar, bunun kan dolaşımı demek olan kültürel fikir alışverişi, geleceğine olan güvenini yitirmiş, savaşmadan, savaşmayı düşünmeden kaleyi teslimi çare sanmaya başlamıştır.
Allah muhafaza!”
― Hangi Atatürk
Bir ülkenin başına gelebilecek en büyük belâ budur, çünkü yönetici kadro, devleti ayakta tutanlar, bunun kan dolaşımı demek olan kültürel fikir alışverişi, geleceğine olan güvenini yitirmiş, savaşmadan, savaşmayı düşünmeden kaleyi teslimi çare sanmaya başlamıştır.
Allah muhafaza!”
― Hangi Atatürk
“an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür”
―
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür”
―
“zeynep beni bekle / gece ağaçlarına
yağmur çiseliyorum / cam tozu su beyazı
yalnızlığını mutlaka değiştireceğim
bir yaprak halinde süzülüp saçlarına
eski teşrin'lerden / kederli kırmızı
zeynep beni bekle mutlaka döneceğim
söyle kim önleyebilir buluşmamızı
geceleyin ışıkları söndürdüğün zaman
benim şiir kitaplarından sızan aydınlık
elinde uyuyakaldığın heyecanlı roman
pancurların çarpıldığı lodos geceleri
rüzgârın değil benim / pencerendeki ıslık
her akşam koridordaki ayak sesleri
yanlış çaldığını zannettiğin telefon
zeynep beni bekle mutlaka geleceğim
hem bu ne ilk ayrılığımız ne de son
pikapta eminağa acemaşirân saz semaisi
sokakta çocuklar saklambaç hırsız polis
hayat akıp gidiyor olsam da olmasam da
saati durmamalı ufak sorumlulukların
resmi bırakmadın ya / son çektiğin hangisi
bak mektuplar birikmiş yine masamda
fakülteler açılacak bak bugün yarın
zeynep beni bekle mutlaka geleceğim
başladığımız filmi birlikte bitireceğiz
kim ne derse desin içimde delice bir his”
―
yağmur çiseliyorum / cam tozu su beyazı
yalnızlığını mutlaka değiştireceğim
bir yaprak halinde süzülüp saçlarına
eski teşrin'lerden / kederli kırmızı
zeynep beni bekle mutlaka döneceğim
söyle kim önleyebilir buluşmamızı
geceleyin ışıkları söndürdüğün zaman
benim şiir kitaplarından sızan aydınlık
elinde uyuyakaldığın heyecanlı roman
pancurların çarpıldığı lodos geceleri
rüzgârın değil benim / pencerendeki ıslık
her akşam koridordaki ayak sesleri
yanlış çaldığını zannettiğin telefon
zeynep beni bekle mutlaka geleceğim
hem bu ne ilk ayrılığımız ne de son
pikapta eminağa acemaşirân saz semaisi
sokakta çocuklar saklambaç hırsız polis
hayat akıp gidiyor olsam da olmasam da
saati durmamalı ufak sorumlulukların
resmi bırakmadın ya / son çektiğin hangisi
bak mektuplar birikmiş yine masamda
fakülteler açılacak bak bugün yarın
zeynep beni bekle mutlaka geleceğim
başladığımız filmi birlikte bitireceğiz
kim ne derse desin içimde delice bir his”
―
“geçen yaz gibi bu yaz da
aynı parlak kristal aydınlığı
aynı soluk aldırmayan rüzgâr
aynı plâjda
geçen yaz gibi bu yaz da
kumlarda küçüklü büyüklü
aynı çocuk kalabalığı
bir org gibi gürültülü
aynı dalgalar
aynı plâjda
geçen yaz gibi bu yaz da
her şey eskisi gibi
hiçbir şey değişmemiş
aynı plâjda
ne gökyüzünün deli mavi sonsuzluğu
ne denizin cam yeşili huzursuzluğu
ne fânilik düşünceleri
ne dudak dudağa çiftler
sadece ben farklıyım
biraz dalgın ve uzak
bir hayli karamsar
biliyorsun
içimde kirli bir balon gibi büyüyen boşluğun
tek bir sebebi var
senin yokluğun”
― Ayrılık Sevdaya Dahil
aynı parlak kristal aydınlığı
aynı soluk aldırmayan rüzgâr
aynı plâjda
geçen yaz gibi bu yaz da
kumlarda küçüklü büyüklü
aynı çocuk kalabalığı
bir org gibi gürültülü
aynı dalgalar
aynı plâjda
geçen yaz gibi bu yaz da
her şey eskisi gibi
hiçbir şey değişmemiş
aynı plâjda
ne gökyüzünün deli mavi sonsuzluğu
ne denizin cam yeşili huzursuzluğu
ne fânilik düşünceleri
ne dudak dudağa çiftler
sadece ben farklıyım
biraz dalgın ve uzak
bir hayli karamsar
biliyorsun
içimde kirli bir balon gibi büyüyen boşluğun
tek bir sebebi var
senin yokluğun”
― Ayrılık Sevdaya Dahil
“elinin arkasında güneş duruyordu
aylardan kasımdı üşüyorduk
ağacın biri bulvarda ölüyordu
şehrin camları kaygısız gülüyordu
her köşe başında öpüşüyorduk
sisler bulvarı'na akşam çökmüştü
omuzlarımıza çoktan çökmüştü
kesik birer kol gibi yalnızdık
dağlarda ateş yanmıyordu
deniz fenerleri sönmüştü
birbirimizin gözlerini arıyorduk”
― Sisler Bulvarı
aylardan kasımdı üşüyorduk
ağacın biri bulvarda ölüyordu
şehrin camları kaygısız gülüyordu
her köşe başında öpüşüyorduk
sisler bulvarı'na akşam çökmüştü
omuzlarımıza çoktan çökmüştü
kesik birer kol gibi yalnızdık
dağlarda ateş yanmıyordu
deniz fenerleri sönmüştü
birbirimizin gözlerini arıyorduk”
― Sisler Bulvarı
“Çünkü biliyorsunuz, ben Sokaktaki Adam'ım. ... Bütün yeteneksiz sanatçılar ve politikacılar başıma üşüşürler. Halbuki ben, onlarsız da, politika ve sanatım.”
―
―
“bir hiçliğin koynunda istifham gibi büyüyeceksin
sual sorduğun her şey senden sual soracak
bitirdim sandığın vakit başladığını göreceksin”
― Yağmur Kaçağı
sual sorduğun her şey senden sual soracak
bitirdim sandığın vakit başladığını göreceksin”
― Yağmur Kaçağı
“...şekviranlı köyünden kamyonlar gelir geçer
lastikleri ısınmış, toza kesmiş camları
dağların yürüdüğü sıklet yaz akşamları
ana avrat düz gider toza dumana karşı
kamyonlar dursun ister el eder deli asaf
şekviranlı köyünden kamyonlar gelir geçer
erkek incirde yemiş,kara şoförde insaf
ana avrat düz gider toza dumana karşı
bıyıkları çitlembik bakışları bir tuhaf
kamyonlar dursun ister el eder deli asaf...”
―
lastikleri ısınmış, toza kesmiş camları
dağların yürüdüğü sıklet yaz akşamları
ana avrat düz gider toza dumana karşı
kamyonlar dursun ister el eder deli asaf
şekviranlı köyünden kamyonlar gelir geçer
erkek incirde yemiş,kara şoförde insaf
ana avrat düz gider toza dumana karşı
bıyıkları çitlembik bakışları bir tuhaf
kamyonlar dursun ister el eder deli asaf...”
―
“şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür
an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür”
―
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür
an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür”
―




