Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Hasan Ali Toptaş.

Hasan Ali Toptaş Hasan Ali Toptaş > Quotes

 

 (?)
Quotes are added by the Goodreads community and are not verified by Goodreads. (Learn more)
Showing 1-30 of 99
“Yeryüzünde gecikmişliğin ilacı yoktur.”
Hasan Ali Toptaş, Gölgesizler
“Düşünce insanın içine düşünce,yolun yarısı tamam.Yani varılır bir yere,önceki noktada değilsindir artık ve dönemezsin.Dönsen de,eksik.”
Hasan Ali Toptaş, Gölgesizler
“Bilinmesin;
yalnızlık biraz da,
her şeyi bilmenin ta kendisidir.”
Hasan Ali Toptaş, Yalnızlıklar
“ona göre binlerce kişi, ayrı ayrı yerlerde birbirinden habersiz binlerce duruşu tekrarlıyordu böyle, binlerce duruşu bedenlerini köprü kılarak geleceğe taşıyordu. aynı yolda yürümekten başka çaresi olmayan tuhaf birer yaratıktı insanlar; tekrarın tekrarlananın örtüsü olduğunu anlayamadan, aynı el sallayışların, aynı gülüşlerin, aynı yürüyüşlerin ya da aynı oturuşların içinden geçe geçe damaklarına bulaşan uzak bir serüven tadıyla dönüp dolaşıp aynı noktada yaşıyorlardı.”
Hasan Ali Toptaş, Gölgesizler
“Herhalde kendi varlığına karışarak yok olmak en akıllıca yöntemdi. Belki de bu yüzden delirmişti Cennet'in oğlu; kendini kendine gömebilmesi için delirmesi, delirmesi için de herkesten akıllı davranması gerekmişti.”
Hasan Ali Toptaş, Gölgesizler
“kimileri düşer yalnızlığa,
kimileri yükselir.”
Hasan Ali Toptaş, Yalnızlıklar
“Her şey dönüp dolaşıp insanda ölüyordu.”
Hasan Ali Toptaş, Yalnızlıklar
“Zaten, bir zamanlar bana ak sakallı meşenin anlattığına göre, adına savaş denen şey, yeryüzünün herhangi bir noktasında başlayıp herhangi bir noktasında bitmezdi.
Her şey gibi, o da insanda başlayıp insanda biterdi.
Bu yüzden, cepheler falanca dağda ya da falanca ovada değildi.
Cepheler, bütün acımasızlıklarıyla insanoğlunun içindeydi.
Toprağı titrete titrete yürüyen tanklar, art arda gümbürdeyen toplar ve durup dinlenmeden kurşun kusan tüfekler insanoğlunun içindeydi.
Hatta, henüz icat edilmemiş silahlar da insanoğlunun içindeydi.
Yani, insan bir savaş alanıydı. Ceket, gömlek, pantolon ya da etek giymiş, kravat takmış, tıraş olmuş, kokular sürmüş bir savaş alanı. Gülümseyen bir savaş alanı. Öpen hatta, okşayan, konuşan, susan, çiçekler alıp çiçekler veren bir savaş alanı...
Peki, bir barış bahçesi olamaz mıydı aynı insan?
Şöyle, güllerin kuş cıvıltılarına, kuş cıvıltılarının güllere karıştığı, mutlu yüzlerle dolu rengârenk bir barış bahçesi?”
Hasan Ali Toptaş, Ben Bir Gürgen Dalıyım
“Çoğunluğunun bir işte çalıştığı, aynı dükkanlardan alışveriş yapıp aynı yöntemlerle yediği, aynı şeyleri konuştuğu, çocuklar doğurduğu, sonra onların hep birlikte okula gittikleri, aynı renk giysiler sınıflarını geçip mezun oldukları, ardından tabur tabur askeri birlikler oluşturdukları, aynı marşları aynı biçimde söyleyerek aynı koğuşlarda aynı kıvrılışlarla yattıkları ve bu edimlerle beraberlik ruhunu yakaladıklarını sandıkları, sonra bir bavul dolusu anıyla terhis olup eve döndükleri, anne babalarına hiç değişmeyen ve toplumun hazırladığı reddedilmez duygularla sarıldıkları, babalarından devraldıkları yöntemlerle seviştikleri ve babalarından boşalan iş kadrolarına kapılanınca dünyanın yarısını ele gecirmişçesine sevindikleri, sevinçlerini aynı yüz ışıltısıyla yansıttıkları ve tıpkı kendilerinden öncekiler gibi, gene çocuk doģurdukları ve onları besleyip büyütmeye başladıkları ve bütün bu olup bitenlere "dönüp duran paslı bir çember" diyecekken "akıp giden yaşam" adını verdikleri uyumsuz bir toplumda, yelken kulaklı bir uyumsuzdum ben.”
Hasan Ali Toptaş
“Bir bakıma, insan gördüklerinin toplamı kadar uyanık, görmediği şeylerin sonsuzluğu kadar uykuda oluyor”
Hasan Ali Toptaş, Uykuların Doğusu
“Kimileri düşer yalnızlığa,
kimileri yükselir.

Düşenler için ufuk yoktur artık;
bütün renkler beyazdır,
sesler birdir
ve yarın belki'dir,
dün şüphelidir,
bugün nerededir?
Üstelik, sular kaskatıdır,
yönler düğümlenmiştir.
Ve aynadır her şey;
tozludur anılarla,
kat kat kirdir.

Düşenler için yalnızlık,
durup dinlenmeden akan susuz bir nehirdir.”
Hasan Ali Toptaş, Yalnızlıklar
“Şımarmak çocukluğumuzdaki ruha misafirliğe gitmektir.”
Hasan Ali Toptaş, Heba
“Babalar ki bizim tamamladığımızdır;
döverlerse,
yalnızca kendilerini döverler.”
Hasan Ali Toptaş, Yalnızlıklar
“Tabiat bir şey söylemez aslında, biz de onu bu yüzden işitiriz.”
Hasan Ali Toptaş, Heba
tags: nature
“Yalnızlık alıp karşına kendini,
öteki kendinlerle konuşmaktır.
Bakışmaktır, öteki kendinlerle;
dövüşmektir.
Kimi zaman da, öldürmektir
içlerinden sana en çok benzeyeni,
benzemiyor diye.

Yalnızlık, öldürmektir.”
Hasan Ali Toptaş, Yalnızlıklar
“Gelecek, geçmişin bok yemesinden başka bir şey değildir zaten biliyorsunuz; ne yaparsak yapalım, bir mucize olmadığı sürece bu gerçeği asla değiştiremeyiz.”
Hasan Ali Toptaş, Heba
“zaten dünya büyük bir şey değildir Hasanım Ali, kimi zaman sevdiğimiz insanın yüzü, kimi zaman hayal edilen bir dokunuşun büyüsü, kimi zaman da kapıldığımız bir hevesin genişliği kadardır”
Hasan Ali Toptaş, Uykuların Doğusu
“Ben sensizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde.
Yüzün gelirdi bir yerlerden bir ülke ,
Kokun gelirdi bir bahar
ve gülüşün gelirdi de bir düş gibi ,
ille de kendini kendine vurmuşluğun gelirdi gelirdi de ;
ben hep şarkı sanırdım gökyüzünü
kim bilir kimin söylediği .
Issız teknelerle kıyılarıma koşardım hemen ,
bakardım (bakmak uzanmaktır);
atlaslar yırtılırdı düşümün bir ucunda ,
bir ucunda ben;
ve suların unuttuğu yunus hıçkırıkları vururdu alnıma,
dudaklarımdan tuz kervanları yürürdü.
Kervanlar ki birer seraptır harami günlüğünde”
Hasan Ali Toptaş, Yalnızlıklar
“Sesle iletilebilecek ne kadar duygu varsa, anında sessizliğin diline çeviriyorduk bu yüzden, duruşun diline ya da bakışın, kıpırdanışın, nefes alıp verişin, irkilişin diline.”
Hasan Ali Toptaş, Ölü Zaman Gezginleri
“Benimkisi, hiçbir zaman hiçbir şeyle açıklanamayacak kadar derin, hiç kimsenin anlayamayacağı ölçüde karmaşık ve acayip bir yorgunluktu.”
Hasan Ali Toptaş, Bin Hüzünlü Haz
“Gerçek fazlasıyla hissedildiğinde insana her vakit gerçek değilmiş gibi gelir, diye cevap verdi Resul de; bunda şaşılacak bir şey yok.”
Hasan Ali Toptaş, Heba
“İnceldiğinde, çeşitli sebeplerle delindiği de olur uykunun. Ne bileyim, bazen zihnimizdeki sivri uçlu bir hatıra deler onu; bazen henüz hazmedemediğimiz bir sözün acısı, bazen kolu bacağı aklımızın dışında kalan bir düşünce yahut bir duygu, bazen de etrafımızda olup biten, bizim fark edemediğimiz meçhul bir şey deler. İşte o vakit delinen yerden içerisi görünmez ama dışarısı görünür. Hakikat oradan gerçekte olduğu gibi görünmez tabii; uykunun sisi yüzünden, kendisinin biraz berisinde yahut gerisinde görünür.”
Hasan Ali Toptaş, Heba
“ve yalnızlık biraz da dışını düşlemekten korkan
maskelerin içiydi.”
Hasan Ali Toptaş, Yalnızlıklar
“Kuralsızlığı örtmek için kurallardan daha kalın bir örtü bulamazsınız.”
Hasan Ali Toptaş, Heba
“Çünkü, her kir,
bir saattir.
Yalnızlıksa saatleri, günleri
ve haftaları örten
bir başka zamandır.
İnsanlardan oluşmuş acı bir dumandır
yalnızlık;
yamandır.”
Hasan Ali Toptaş, Yalnızlıklar
“Geciken hiçbir şey kendisi değildir zaten, bilirim.”
Hasan Ali Toptaş, Kayıp Hayaller Kitabı
“-ki, hepsi düştükleri yalnızlıktan gelmiştir yükseldikleri yalnızlığa.”
Hasan Ali Toptaş, Yalnızlıklar
“hangi yola koyulursak koyulalım, yalnızlık
hep yoldadır.
her yere ve her şeye ondan gidilir
ve ondan gelinir.”
Hasan Ali Toptaş, Yalnızlıklar
“Bu akraba meselesi içinden çıkılmaz bir şeydir. Bazen için kopar dışın bağlı kalır mesela, bazen de için bağlı kalır ama dışın kopar. Ekseriyetle insanı muallâkta bırakan bir acayip haldir yani. Ayrıca, hiç kuşkusuz, bir insanın ne kadar çok akrabası varsa o kadar çok ölüm görecek ve o kadar çok acı çekecek demektir. Bazı akrabalara da yokluğunda kavuşulur ne yazık ki. Evet, hayatın oynadığı oyunlar yüzünden bazen öyle olur. Ya da, insanı ihmalkâr kılan hayatın gürültüsü yüzünden.”
Hasan Ali Toptaş, Heba
“Yeşil kokular saçan nemli bir sessizlikti bu, karanlık bir sessizlikti, çeşitli engebeleri, çeşitli kapıları ve koridorları varmış gibi görünen derin ve meçhul bir sessizlikti ve Ziya o anda bu sessizliğin gelip içine dolduğunu hissediyordu adeta. Derken, bir daha asla var olmayacak olan yeryüzünün ilk sessizliğini düşündü orada ve yanı başında oturan birisi varmış gibi, hakikaten, acaba o sessizlik nasıl bir şeydi, diye mırıldandı. Sonra, yoksa daha sonraki sessizliklerin hepsi irili ufaklı parçalar halinde hep o yeryüzünün ilk sessizliğinden mi kopup geliyor diye düşündü bir süre. Hatta bazı sessizlik çeşitlerini de geçirdi içinden; bir çocuk telaşıyla, acı sessizlik, ıslak sessizlik, derin sessizlik, ince sessizlik, ağır sessizlik, uzak sessizlik, dolu sessizlik, sıcak sessizlik diye peş peşe bir hayli saydı.”
Hasan Ali Toptaş, Heba

« previous 1 3 4
All Quotes | Add A Quote
Kuşlar Yasına Gider Kuşlar Yasına Gider
3,673 ratings
Heba Heba
1,344 ratings
Beni Kör Kuyularda Beni Kör Kuyularda
1,237 ratings