Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Andrej Blatnik.
Showing 1-6 of 6
“...when you talk about books everything seems different. More beautiful, I guess.”
― Zakon želje
― Zakon želje
“Besede so nezanesljive. Lahko zadenejo drugam, kamor merijo. In poleg tega ne pustijo vidne sledi. Nikoli ne moreš biti prepričan, kaj so naredile.”
―
―
“Bir Fincan Kahve
Sokak kalabalık, tıkış tıkıştır ama sel gibi akar. İnsanları seyredersin. Sessizce ve dikkatle yemeklerini yerler. Her ısırık önemlidir. Çiğnemenin mekanik ritmi sakinleştiricidir. Dünyanın ağırlığını dengeler. Bir makinenin ısrarını. İleri. Daha hızlı. Kuvvetli. Bazıları ayakta kalır. Bazıları kaybeder. Her şey birbiriyle iç içe geçmiştir. Her şey yapılandırılmıştır. Bir güç gösterisi. Sen de akımı kapılır ve eğer yapında yeterince uyum sağlıyorsa, hiçbir engele takılmazsın.
Sabah olur. Kolunu kaldırırsın hiçbir şey demeden, hareketinin bir anlamı yoktur, kimsenin dikkatini çekmez, sadece durumu onaylar.
İçinde bir şeyler kırılmıştır, parçalanmıştır, harekete geçmiştir, farkında olmazsın. O şey ilerlemek istemektedir, boşanmak istemektedir, kabarmaktadır, kalabalık dar geçitlere doğru inmektedir, senin dikkatini çekmek, hissetmeni sağlamak istemektedir. Bir yerlerde, ileride bir yerde, yukarıda bir yerde, geçilmesine izin vermeyen bir geçit var, akışı engelleyecek ve durduracak bir tuzak var.
Sonuna kadar, daima.
Onu hissettiğinde derin nefes almak istersin, bedenine tutunmaya çalışır, tutunacak yer yoktur, elinden kayar gider, çok kaygandır, dünya sarsılır ve patlar, son düşüşün şiddetini hissedersin. Düşünmeye çalıştığın, bir fincan kahvedir.
Bir fincan kahve bile içmemeliyim. Bir fincan bile çok fazla. Şimdi ne olacak? Nereye gidilecek? Sen, orada yukarıdaki, neler oluyor, bir şeyler yap. Şimdi değil. Şimdi istemiyorum, bir şeyler yap. Bir kez daha farklı bir şey. Dünyayı görmemiş bir adamın evrene ne faydası olabilir? Neler oluyor? Devam et? Gitti?”
― You Do Understand
Sokak kalabalık, tıkış tıkıştır ama sel gibi akar. İnsanları seyredersin. Sessizce ve dikkatle yemeklerini yerler. Her ısırık önemlidir. Çiğnemenin mekanik ritmi sakinleştiricidir. Dünyanın ağırlığını dengeler. Bir makinenin ısrarını. İleri. Daha hızlı. Kuvvetli. Bazıları ayakta kalır. Bazıları kaybeder. Her şey birbiriyle iç içe geçmiştir. Her şey yapılandırılmıştır. Bir güç gösterisi. Sen de akımı kapılır ve eğer yapında yeterince uyum sağlıyorsa, hiçbir engele takılmazsın.
Sabah olur. Kolunu kaldırırsın hiçbir şey demeden, hareketinin bir anlamı yoktur, kimsenin dikkatini çekmez, sadece durumu onaylar.
İçinde bir şeyler kırılmıştır, parçalanmıştır, harekete geçmiştir, farkında olmazsın. O şey ilerlemek istemektedir, boşanmak istemektedir, kabarmaktadır, kalabalık dar geçitlere doğru inmektedir, senin dikkatini çekmek, hissetmeni sağlamak istemektedir. Bir yerlerde, ileride bir yerde, yukarıda bir yerde, geçilmesine izin vermeyen bir geçit var, akışı engelleyecek ve durduracak bir tuzak var.
Sonuna kadar, daima.
Onu hissettiğinde derin nefes almak istersin, bedenine tutunmaya çalışır, tutunacak yer yoktur, elinden kayar gider, çok kaygandır, dünya sarsılır ve patlar, son düşüşün şiddetini hissedersin. Düşünmeye çalıştığın, bir fincan kahvedir.
Bir fincan kahve bile içmemeliyim. Bir fincan bile çok fazla. Şimdi ne olacak? Nereye gidilecek? Sen, orada yukarıdaki, neler oluyor, bir şeyler yap. Şimdi değil. Şimdi istemiyorum, bir şeyler yap. Bir kez daha farklı bir şey. Dünyayı görmemiş bir adamın evrene ne faydası olabilir? Neler oluyor? Devam et? Gitti?”
― You Do Understand
“If you can't change the fate of the majority, you must share it.”
― Zakon želje
― Zakon želje
“Oynayan bütün o filmler. Tüm o filmler. Gerçek olmadığını biliyordum. Gerçeğin başka bir yerde olduğunu. Fakat. Tüm o filmler. Alabildiğine renkli. Gözlerimi yumduğum halde başımı döndürmekte. Her şey kapalı göz kapaklarımın gerisinde olup bitiyor. Kapalı göz kapaklarımın gerisinde dünya düzen içinde. Ama gözlerimi açtığımda her şey değişiyor. İşte o zaman çılgına dönüyor ve bağırıp çağırıyorum ve hiçbir zaman bir cevap alamıyorum önemli olan tek soruya: Nereye, nereye koydum video kasetlerimi?”
― You Do Understand
― You Do Understand
“Vendar so reči, ki jih mora človek tudi reči, ne samo misliti.”
― Spremeni me
― Spremeni me




