Orhan Karaveli
Born
in Ankara, Turkey
February 25, 1930
Died
March 24, 2023
|
Sakallı Celal
—
published
2004
—
4 editions
|
|
|
Atatürk Babam ve Ben
|
|
|
Tanıdığım Nâzım Hikmet
—
published
2008
—
3 editions
|
|
|
Bir Ankara Ailesinin Öyküsü
—
published
1999
—
2 editions
|
|
|
Ali Kemal
—
published
2008
—
2 editions
|
|
|
Tevfik Fikret ve Halûk Gerçeği
—
published
2005
—
3 editions
|
|
|
Ilhan Selçuk: Kendi Heykelini Yapan Adam
—
published
2012
|
|
|
Berlin'in Yalnız Kadınları
|
|
|
Çanakkale Olmasaydı... O Olmasaydı...
|
|
|
Kral Çıplak
|
|
“Fikret'in “Ferdâ”sıyla geleceğe ilk adımlar atılmaya başlanmıştır. Fikret'in, bir kez bile yüzünü görmediği halde ilk gençliğinden başlayarak saplantılardan ve dogmatizmden uzak, yenilikçi, çağdaş ve devrimci fikirlerle donattığı, bu, -Tanrı'nın herhalde, yok olup gitmelerini istemediği Türklere armağanı olan- güzel ve sarışın çocuk, bütün kurtuluş, kuruluş ve Cumhuriyet yıllarından 1938'de Elazığ'a yaptığı son yurt gezisine kadar Fikret'in izinden ve fikirlerinden hiç sapmamış; ulusuna, üstüne basa basa, her fırsatta onu anlatmaya ve tanıtmaya çalışmıştır. Bazı öğütleri, “bire bir”, onun şiirindeki sözlerdir. Daha, Cumhuriyet'in ilk yılı bile dolmadan, 25 ağustos 1924'te Ankara'da toplanan “Muallimler Birliği Kongresi”nde heyecanla kendisini dinleyen öğretmenlere şöyle seslenir:
“Cumhuriyet sizden 'fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür' nesiller İster...”
― Tevfik Fikret ve Halûk Gerçeği
“Cumhuriyet sizden 'fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür' nesiller İster...”
― Tevfik Fikret ve Halûk Gerçeği
“Hürriyet yolunda
Yürürdüm biraz güç, biraz huzursuz
Dikenlik, çetin, taşlı bir sâhadan;
Önüm bir yokuş, hep çakıl, hep diken; Yürürdüm fakat inat ve sabırla ben.
Bu yol böyle yükselirdi bir minbere;
Etraf heybetli bir makbere,
Göklerinde mütebessim al bir güneş...
Coşkulu adımlarla geçtim
Demin mustarip geçtiğim sâhadan;
Yolum hep aynı şey: hep çakıl, hep diken; Yürürdüm fakat ben müjdeci, vakur.
Geçerdim basıp birtakım izlere;
Eğildim, biraz dikkat ettim yere;
O izler benim, hep benim izlerimdi.”
― Tevfik Fikret ve Halûk Gerçeği
Yürürdüm biraz güç, biraz huzursuz
Dikenlik, çetin, taşlı bir sâhadan;
Önüm bir yokuş, hep çakıl, hep diken; Yürürdüm fakat inat ve sabırla ben.
Bu yol böyle yükselirdi bir minbere;
Etraf heybetli bir makbere,
Göklerinde mütebessim al bir güneş...
Coşkulu adımlarla geçtim
Demin mustarip geçtiğim sâhadan;
Yolum hep aynı şey: hep çakıl, hep diken; Yürürdüm fakat ben müjdeci, vakur.
Geçerdim basıp birtakım izlere;
Eğildim, biraz dikkat ettim yere;
O izler benim, hep benim izlerimdi.”
― Tevfik Fikret ve Halûk Gerçeği
“Ne kadar acılı bir yalnızlık üzüntüsü içinde yaşadığını arkadaşlarından birine yazdığı şubat 1898 tarihli mektupta görüyoruz. “Koca bir âlem içinde yalnızım... En yakın arkadaşlarımın arasında sokağa çıplak çıkmış bir adam hissiyle titriyorum... Herkes hiç olmazsa üniformalarla ne mal olduğunu gizliyor; herkes zamanın gösterişli alçaklığına bürünebiliyor; herkes namuslu geçinerek yaşamanın kolayını buluyor; herkes bu rezil ortamda nefes alabilme olanağına sahip... Üzüntümün derecesini düşünemezsin kardeşim! Kendimi taşlara çarpacağım geliyor; fakat hani benim samimi kanımla kirlenecek bir temiz taş?... diyen Fikret arkadaşlarını kendine lâyık bulamadı ve -öyle görünüyor ki- bunda da çok haklıydı...”
― Tevfik Fikret ve Halûk Gerçeği
― Tevfik Fikret ve Halûk Gerçeği





