Bekir Coşkun

Bekir Coşkun’s Followers (5)

member photo
member photo
member photo
member photo
member photo

Bekir Coşkun


Born
Şanlıurfa, Turkey
Died
October 18, 2020


1945 yılında Şanlıurfa'da, memur bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Ankara’da Yüksek Gazetecilik Okulu’ndan mezun olduktan sonra 1974’te foto muhabiri olarak işe başladı. Daha sonra polis muhabirliği, parlamento muhabirliği yaptı. 1978’de Günaydın Gazetesi'ne geçti. Köşesinin adı Dokuzuncu Köy’dü. 1987’de Sabah Gazetesi'nde Onuncu Köy başlıklı köşesini yazmaya başladı. 1993'te Hürriyet Gazetesi'nde geçti. Şu ana kadar yayımlanmış 4 adet kitabı bulunmaktadır: "Dövlet", "Avukatımı İstiyorum", "Pako'ya Mektuplar" ve "Ben Pako". Köpeği Pako’nun adıyla kaleme aldığı yazılar yayımlanmıştır. TRT'de yayımlanan "Pako’ya Mektuplar" adlı dizi başta BBC olmak üzere altı AB ülkesi televizyonu tarafından satın alınmıştır. Hayvansever kişiliğiyle de ...more

Average rating: 4.17 · 103 ratings · 9 reviews · 7 distinct works
Başın Öne Eğilmesin

4.36 avg rating — 61 ratings — published 2011 — 3 editions
Rate this book
Clear rating
Titanic Kemancıları

3.87 avg rating — 15 ratings — published 2015 — 2 editions
Rate this book
Clear rating
Pako'ya Mektuplar

4.25 avg rating — 12 ratings — published 2001 — 2 editions
Rate this book
Clear rating
Dövlet

3.45 avg rating — 11 ratings2 editions
Rate this book
Clear rating
Avukatımı İstiyorum

really liked it 4.00 avg rating — 3 ratings2 editions
Rate this book
Clear rating
Ben Pako

it was amazing 5.00 avg rating — 1 rating
Rate this book
Clear rating
Sevgiliye

0.00 avg rating — 0 ratings — published 2020
Rate this book
Clear rating
More books by Bekir Coşkun…
Quotes by Bekir Coşkun  (?)
Quotes are added by the Goodreads community and are not verified by Goodreads. (Learn more)

“Böyle zamanlarda darağaçları kurulur.
Bir geniş alana toplanır ahali.
Bir ortada duran -aslında kendisi de asılmış bir adama benzeyen- darağacına bakarlar, bir dönüp meydana gelen yola...
Bakarlar:
Birisini asacaklar...
*
Savaş günleri gibi her ortalık karıştığında, duygular yağmalanıp, yüreklerin kapısı kırıldığında...
Suçlar işlendiğinde...
Bir de bakarsınız birisini “suçlu” diye kollarından yakalamışlar.
Şaşkın şaşkın sorarsınız:
“Ne yapacaklar?..”
Yanıt her zaman aynıdır:
“Birisini asacaklar...”
*
Çatışma kızıştıkça, vuruşlar sıklaştıkça, kıyım hızlandıkça, saldırı yoğunlaştıkça, infazın yeri-yurdu yoktur...
Yaşarken insanları asarlar:
Gazetecileri, yazarları, dekanları, rektörleri, patronları, askerleri, aydınları, Atatürkçüleri, cumhuriyetçileri, yurtseverleri...
*
Kimi zaman bir onurlu-namuslu-yürekli insanı çırpınırken görürüm darağacına giden yolda.
Cellatlar sürüklemektedir onu, insanlar biraz korku, biraz merakla öyle bakarlar...
O anlatmaya çalışır; neden suçlu olmadığını, neden asılmayı hak etmediğini...
Ama en çok; neden kendisini asmak istediklerini...
Anlatmak ister, fakat...
Kararını vermiştir cellat...
*
Biat etmeyenleri tek tek asıyorlar...
Her suç işlediklerinde... Her izanlarını, vicdanlarını, akıllarını yitirdiklerinde...
İşledikleri suça bir “suçlu” bulmak gerektiğinde... İlmiği bir başkasının boynuna geçiriyorlar.
Asılanların boynunda hep aynı yafta var...
Ortalık yine karışık.
Birisini asacaklar...

Sayfa:49-51”
Bekir Coşkun, Başın Öne Eğilmesin

“İstanbul'dan haberler geliyordu: Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşam, hayvan sever dostlarım başta olmak üzere sekiz sivil toplum örgütü gazetenin önünde gösteri yapıp, kapıya siyah çelenk bırakmışlardı.

Yine kadınlar...
Kocaman çantaları vardı ellerinde eminim.
Ve kocaman yürekleri...

Erkek geçinenler sinip-pısarken, en yüce değerlerini yok sayarken, üç para için birbirini satarken, kadınlar yine yürekleri ile oradaydılar demek... Onun için ben yıllardır kadınların bir tel saçını, erkeklerin tüm varlıklarından üstün görüyordum.

Sayfa: 120”
Bekir Coşkun, Başın Öne Eğilmesin

“Ben biraz gözü suluyum ya, kim olsa ağlardı...
Yine hepsi birden...
Referandumda bu ulus en değerli varlığı Cumhuriyetini teslim etmiş, ertesi gün yazım gazeteye konulmamış, bu kitabın ilk bölümünde okuduğunuz gibi biraz önce Eskişehir-İnegöl arasında kovulduğumu öğrenmiştim.

Kimse görmesin diye otobüsün arkasına dolandım, peşimden birisinin geldiğini hissettim, orta yaşlarda bir hanımdı.

Ben okurlarımı uzaktan tanırım, duruşlarından, yürüyüşlerinden, bakışlarından...

Hemen üç-dört metre arkasında eşi vardı. Yaklaştığında kadının da ağladığını gördüm. Gelip önümde durduğunda göz göze geldik. Gecenin karanlığında özenle kesilmiş bakımlı saçlarını, yılların getirdiği ama ona çok yakışan çizgileri fark ettim.
İkimizde konuşmadık...
Ağzımı açamadım bile...
Sadece bir cümle söyleyebildi:
"Başın öne eğilmesin..."
Ve gitti...

Sayfa :107”
Bekir Coşkun, Başın Öne Eğilmesin

Topics Mentioning This Author

topics posts views last activity  
Challenge: 50 Books: Gozde V's 50 books for 2011! 39 174 Sep 21, 2011 06:49AM