Ali Fuat Cebesoy
Born
in Istanbul, Turkey
September 23, 1882
Died
January 10, 1968
More books by Ali Fuat Cebesoy…
“Mustafa Kemal'i Tahsil Devresinde Etkileyen En Önemli Olay
Mustafa Kemal, bu sırada Manastır Askeri İdadisi'nin ikinci sınıfında idi. Seferberlik olduğu için delikanlılar davul zurna şenlikleri içinde ellerinde layraklar olduğu halde cepheye gidiyorlardı. Askerliğe çağrılmayanlardan gönüllü olanlar da çoktu. Bunların arasında bıyıkları henüz terlememiş çocuklar bile vardı. İdadi talebeleri, akın akın Manastır'dan geçen taburları seyrederlerken, içleri içlerine sığmıyordu. Mustafa Kemal, gönüllü gitmek isteyenlerin başında idi. Türlü sebepler bu isteğine engel oldu. Savaş çok kısa sürmüştü. Ethem Paşa kumandasındaki Alasonya Ordusu, Yunanlıları önüne katmış ilerliyor, şehir ve kasabalar işgal ediyordu. 24 Nisan'da Tırnova, ertesi günü Yenişehir zaptolundu. Türk ordusu 5 Mayıs'ta Farsala'da kurulmuş olan Yunan savunma hattını parça parça etmiş ve parlak bir zafer kazanmıştı. Yunanlılar son dayanma noktası olarak Dömeke'yi seçmişler ve burada toplanmışlardı. 16 Mayıs'ta Türk-Yunan harbinin en büyük ve en önemli savaşı, Türk ordusunun Dömeke'ye taarruzu ile başladı. Düşman buradan da sökülüp atılmıştı. Prens Konstantin selameti firarda aramış, gece karanlığından faydalanarak güçbela kaçabilmişti. Yunan ordusunun ricati bozgun halini almıştı. 19 Mayıs'ta Forga Boğazı da işgal olunmuştu. Termopil Geçidi Türk askerlerinin gözü önünde idi. Artık Atina yolu açılmıştı. Mukavemet imkânı kalmamıştı.
Zafer haberleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun her tarafında bayram sevinci yaratıyordu. Manastır bayraklarla donatılmıştı. Geceleri fener alayları yapılıyordu. "Padişahım çok yaşa!" avazeleri göklere yükseliyordu. Bu temenniye Mustafa Kemal de bütün samimeyeti ile katılmıştı. Türk ordusu son ve kati darbeyi vurmak için hazırlanırken, İstanbul'dan mütareke emri geldi. Türklerin ilk zaferleri üzerine Atina'da panik başlamıştı. Savaş taraftarları sinmiş, Deliyani Kabinesi istifa zorunda kalmış, yerine geçen Rallis Hükümeti, Rusya'ya müracaat etmişti. Çar İkinci Nikola, padişaha bir telgraf çekerek, kazandığı zaferlerin kan dökülmesine mani olacak bir mütareke ile taçlandırılmasını saygılı bir ifade ile rica etmişti. Bunun üzerine Sultan Hamid, Ethem Paşa'ya muhasematın kesilmesi emrini vermişti. Mütareke imzalandı.
Zafer kazanılmış, fakat nimetlerinden faydalanılamamıştı. Zaman zaman bu olaya temas eden Mustafa Kemal, bize şunları söylemiştir:
- Hocalarımız bize, bütün Yunanistan'ın işgalinin mümkün olduğunu söylemişlerdi. Mütareke haberi gelince aydın fikirli okul zabitlerimiz, büyük teessür duydular. Biz, onların yüzlerinden bunu anlıyorduk. Fakat bir şey soramıyorduk. Yalnız arkadaşım Nuri (Cumhuriyet Devrinde Milletvekili Nuri Conker) genç bir zabitin, böyle olmamalıydı, yazık, çok yazık diyerek ağladığını anlattı. Manastır sokaklarında yine şenlikler yapılıyor, yine "Padişahım çok yaşa!" avazeleri yükseliyordu. Ben ilk defa bu temenniye katılmadım.”
― Sınıf Arkadaşım Atatürk
Mustafa Kemal, bu sırada Manastır Askeri İdadisi'nin ikinci sınıfında idi. Seferberlik olduğu için delikanlılar davul zurna şenlikleri içinde ellerinde layraklar olduğu halde cepheye gidiyorlardı. Askerliğe çağrılmayanlardan gönüllü olanlar da çoktu. Bunların arasında bıyıkları henüz terlememiş çocuklar bile vardı. İdadi talebeleri, akın akın Manastır'dan geçen taburları seyrederlerken, içleri içlerine sığmıyordu. Mustafa Kemal, gönüllü gitmek isteyenlerin başında idi. Türlü sebepler bu isteğine engel oldu. Savaş çok kısa sürmüştü. Ethem Paşa kumandasındaki Alasonya Ordusu, Yunanlıları önüne katmış ilerliyor, şehir ve kasabalar işgal ediyordu. 24 Nisan'da Tırnova, ertesi günü Yenişehir zaptolundu. Türk ordusu 5 Mayıs'ta Farsala'da kurulmuş olan Yunan savunma hattını parça parça etmiş ve parlak bir zafer kazanmıştı. Yunanlılar son dayanma noktası olarak Dömeke'yi seçmişler ve burada toplanmışlardı. 16 Mayıs'ta Türk-Yunan harbinin en büyük ve en önemli savaşı, Türk ordusunun Dömeke'ye taarruzu ile başladı. Düşman buradan da sökülüp atılmıştı. Prens Konstantin selameti firarda aramış, gece karanlığından faydalanarak güçbela kaçabilmişti. Yunan ordusunun ricati bozgun halini almıştı. 19 Mayıs'ta Forga Boğazı da işgal olunmuştu. Termopil Geçidi Türk askerlerinin gözü önünde idi. Artık Atina yolu açılmıştı. Mukavemet imkânı kalmamıştı.
Zafer haberleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun her tarafında bayram sevinci yaratıyordu. Manastır bayraklarla donatılmıştı. Geceleri fener alayları yapılıyordu. "Padişahım çok yaşa!" avazeleri göklere yükseliyordu. Bu temenniye Mustafa Kemal de bütün samimeyeti ile katılmıştı. Türk ordusu son ve kati darbeyi vurmak için hazırlanırken, İstanbul'dan mütareke emri geldi. Türklerin ilk zaferleri üzerine Atina'da panik başlamıştı. Savaş taraftarları sinmiş, Deliyani Kabinesi istifa zorunda kalmış, yerine geçen Rallis Hükümeti, Rusya'ya müracaat etmişti. Çar İkinci Nikola, padişaha bir telgraf çekerek, kazandığı zaferlerin kan dökülmesine mani olacak bir mütareke ile taçlandırılmasını saygılı bir ifade ile rica etmişti. Bunun üzerine Sultan Hamid, Ethem Paşa'ya muhasematın kesilmesi emrini vermişti. Mütareke imzalandı.
Zafer kazanılmış, fakat nimetlerinden faydalanılamamıştı. Zaman zaman bu olaya temas eden Mustafa Kemal, bize şunları söylemiştir:
- Hocalarımız bize, bütün Yunanistan'ın işgalinin mümkün olduğunu söylemişlerdi. Mütareke haberi gelince aydın fikirli okul zabitlerimiz, büyük teessür duydular. Biz, onların yüzlerinden bunu anlıyorduk. Fakat bir şey soramıyorduk. Yalnız arkadaşım Nuri (Cumhuriyet Devrinde Milletvekili Nuri Conker) genç bir zabitin, böyle olmamalıydı, yazık, çok yazık diyerek ağladığını anlattı. Manastır sokaklarında yine şenlikler yapılıyor, yine "Padişahım çok yaşa!" avazeleri yükseliyordu. Ben ilk defa bu temenniye katılmadım.”
― Sınıf Arkadaşım Atatürk
“Hakkı Behiç Bey Komünist Fırkasını Nasıl Kurduğuna Anlatıyor
Resmî Türkiye Komünist partisinin teşekkülü hakkındaki bahsimize son vermeden evvel bir hususu daha açıklamak isterim. Hatıratımın bundan evvelki kısımlarında, büyük elçi olarak Moskovaya hareket edeceğim sıralarda Hakkı Behiç Beyle konuştuğumu, kendisinden Yeşil ordu cemiyetinin ne şekilde kurulduğunu ve neden lağvedildiğini dinlediğimi anlatmıştım. Hakkı Behiç Bey bana aynı gün, Komünist Fırkası hakkında da izahat vermiş ve şöyle demişti:
'Yeşil Ordu cemiyeti lağvedildikten bir müddet sonra Mustafa Kemal Paşa, komünist namile ve tamamen Rus inkılâbının aynını istihdaf etmek şartile bir fırkanın teşkilini bana teklif etmişti. Bu teklif, Rusyadan gelmekte olan bir tehlikenin ilham ettiği bir fikir mahsulü ve siyasî zaruret şeklinde olarak izah edilmişti. Ben de bu vazifeyi bir fedakarlık telâkki ve kabul etmiştim. Çünkü komünist fırkası namına ortaya çıkmakla çok kuvvetli husumetleri üzerime çekecektim. Bu fırkanın bizim memlekette gayesine göre bir idare şekli vücude getirmesi âdeta muhal iken, ben muhali temenni eden bir adam vaziyetinde kalacaktım. Komünizm haricinde hiçbir fırka namına bir daha hayatı siyasîyeye çıkamamak ıstırarına düşecektim. Bunların hepsini düşündüm. Fakat reddedersem o sırada memleket için bir takım faydalar temin edebilmesi memul bir hizmetten çekiniyor gibi bir vaziyet almaktan korkarak kabulü muvafık buldum. Teşkilata başladık. Rus sefaretinin el altından idare ettiği zümreler vardı. Yeşil Ordunun tatili faaliyet kararını kabul etmiyen azası vardı. Çerkes Ethemin milli kuvvetleri etrafında dönen bilir, bilmez bolşevik cereyanları vardı. Bunların hepsini toplamak, makul ve salim maceralara sokmak ve memlekette Rus bolşevizmi ile Müslüman sosyalizmini tefrik edebilmek mühim bir iş olacaktı. Benimle çalışan arkadaşlarım arasında çok miskin ve hasis hislerle faaliyetimizi tehir edenler bulunmasına, bunların az veya çok şuradan, buradan teşvik ve müzaheret de görmüş olmalarına rağmen bu meselede sonuna kadar sebat etmeği bir namus borcu bilmiştim.”
― Milli Mücadele Hatıraları
Resmî Türkiye Komünist partisinin teşekkülü hakkındaki bahsimize son vermeden evvel bir hususu daha açıklamak isterim. Hatıratımın bundan evvelki kısımlarında, büyük elçi olarak Moskovaya hareket edeceğim sıralarda Hakkı Behiç Beyle konuştuğumu, kendisinden Yeşil ordu cemiyetinin ne şekilde kurulduğunu ve neden lağvedildiğini dinlediğimi anlatmıştım. Hakkı Behiç Bey bana aynı gün, Komünist Fırkası hakkında da izahat vermiş ve şöyle demişti:
'Yeşil Ordu cemiyeti lağvedildikten bir müddet sonra Mustafa Kemal Paşa, komünist namile ve tamamen Rus inkılâbının aynını istihdaf etmek şartile bir fırkanın teşkilini bana teklif etmişti. Bu teklif, Rusyadan gelmekte olan bir tehlikenin ilham ettiği bir fikir mahsulü ve siyasî zaruret şeklinde olarak izah edilmişti. Ben de bu vazifeyi bir fedakarlık telâkki ve kabul etmiştim. Çünkü komünist fırkası namına ortaya çıkmakla çok kuvvetli husumetleri üzerime çekecektim. Bu fırkanın bizim memlekette gayesine göre bir idare şekli vücude getirmesi âdeta muhal iken, ben muhali temenni eden bir adam vaziyetinde kalacaktım. Komünizm haricinde hiçbir fırka namına bir daha hayatı siyasîyeye çıkamamak ıstırarına düşecektim. Bunların hepsini düşündüm. Fakat reddedersem o sırada memleket için bir takım faydalar temin edebilmesi memul bir hizmetten çekiniyor gibi bir vaziyet almaktan korkarak kabulü muvafık buldum. Teşkilata başladık. Rus sefaretinin el altından idare ettiği zümreler vardı. Yeşil Ordunun tatili faaliyet kararını kabul etmiyen azası vardı. Çerkes Ethemin milli kuvvetleri etrafında dönen bilir, bilmez bolşevik cereyanları vardı. Bunların hepsini toplamak, makul ve salim maceralara sokmak ve memlekette Rus bolşevizmi ile Müslüman sosyalizmini tefrik edebilmek mühim bir iş olacaktı. Benimle çalışan arkadaşlarım arasında çok miskin ve hasis hislerle faaliyetimizi tehir edenler bulunmasına, bunların az veya çok şuradan, buradan teşvik ve müzaheret de görmüş olmalarına rağmen bu meselede sonuna kadar sebat etmeği bir namus borcu bilmiştim.”
― Milli Mücadele Hatıraları
“Mesele Anlaşılmıştı
Mustafa Kemal Paşanın bu telgrafından sonra vaziyet tavazzuh etmişti. Komünizm ve bolşeviklik lehinde hariçten ve dahilden bilir bilmez insanların memleketimizde yapmış oldukları gizli tahrikat o kadar çoğalmıştı ki, milletimizin muhtaç bulunduğu birlik ve sükûnun ihlâl edileceğinden korkulmuştu. Bu cereyanları resmî bir komünist partisinde toplayarak muzır bir istikamette yürütülmemesi düşünülmüş ve sırf bir tedbir olmak üzere resmî bir parti kurulmuştu. Belki daha benim bilmediğim sebepler de vardı. Bunları Ankarada anlamağa çalışacaktım. Fakat şunu söylemek mecburiyetindeyim ki, bir taraftan memleketimizde alıp yürümüş olan bolşevik cereyanlarına iyi bir istikamet vermek için resmen ve alenen bu tedbirlerle beraber diğer tarafta an'anelerimize bağlı olan ve ekseriyeti teşkil eden vatandaşlarımızın gösterecekleri şiddetli muhalefet ve mukabele, iyice düşünülmek lazımgelirdi.”
― Milli Mücadele Hatıraları
Mustafa Kemal Paşanın bu telgrafından sonra vaziyet tavazzuh etmişti. Komünizm ve bolşeviklik lehinde hariçten ve dahilden bilir bilmez insanların memleketimizde yapmış oldukları gizli tahrikat o kadar çoğalmıştı ki, milletimizin muhtaç bulunduğu birlik ve sükûnun ihlâl edileceğinden korkulmuştu. Bu cereyanları resmî bir komünist partisinde toplayarak muzır bir istikamette yürütülmemesi düşünülmüş ve sırf bir tedbir olmak üzere resmî bir parti kurulmuştu. Belki daha benim bilmediğim sebepler de vardı. Bunları Ankarada anlamağa çalışacaktım. Fakat şunu söylemek mecburiyetindeyim ki, bir taraftan memleketimizde alıp yürümüş olan bolşevik cereyanlarına iyi bir istikamet vermek için resmen ve alenen bu tedbirlerle beraber diğer tarafta an'anelerimize bağlı olan ve ekseriyeti teşkil eden vatandaşlarımızın gösterecekleri şiddetli muhalefet ve mukabele, iyice düşünülmek lazımgelirdi.”
― Milli Mücadele Hatıraları








