Damla > Damla's Quotes

Showing 1-30 of 31
« previous 1
sort by

  • #1
    Sabahattin Ali
    “Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim.”
    Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna

  • #2
    Patti Smith
    “I imagined myself as Frida to Diego, both muse and maker. I dreamed of meeting an artist to love and support and work with side by side.”
    patti smith, Just Kids

  • #3
    Patti Smith
    “No one expected me. Everything awaited me.”
    Patti Smith, Just Kids

  • #4
    Patti Smith
    “Where does it all lead? What will become of us? These were our young questions, and young answers were revealed. It leads to each other. We become ourselves.”
    Patti Smith, Just Kids

  • #5
    Patti Smith
    “Everything distracted me, but most of all myself.”
    Patti Smith, Just Kids

  • #6
    Patti Smith
    “I learned from him that often contradiction is the clearest way to truth”
    Patti Smith, Just Kids

  • #7
    Patti Smith
    “What will happen to us?" I asked. "There will always be us," he answered.”
    Patti Smith, Just Kids

  • #8
    Patti Smith
    “We went our separate ways, but within walking distance of one another.”
    Patti Smith, Just Kids

  • #9
    Patti Smith
    “I had no proof that I had the stuff to be an artist, though I hungered to be one.”
    Patti Smith, Just Kids

  • #10
    Patti Smith
    “I thought to myself that he contained a whole universe that I had yet to know.”
    Patti Smith, Just Kids

  • #11
    Nilgün Marmara
    “Ey, iki adımlık yerküre
    Senin bütün arka bahçelerini
    gördüm ben!”
    Nilgün Marmara, Daktiloya Çekilmiş Şiirler

  • #12
    Oscar Wilde
    “When you really want love, you will find it waiting for you.”
    Oscar Wilde, De Profundis

  • #13
    Edgar Allan Poe
    “Thy soul shall find itself alone
    ’Mid dark thoughts of the gray tombstone—
    Not one, of all the crowd, to pry
    Into thine hour of secrecy.

    Be silent in that solitude,
    Which is not loneliness—for then
    The spirits of the dead who stood
    In life before thee are again
    In death around thee—and their will
    Shall overshadow thee: be still. [...]”
    Edgar Allan Poe, Spirits of the Dead: Tales and Other Poems
    tags: death

  • #14
    Julio Cortázar
    “Andábamos sin buscarnos, pero sabiendo que andábamos para encontrarnos”
    Julio Cortazar, Rayuela

  • #15
    Julio Cortázar
    “Come sleep with me: We won't make Love, Love will make us.”
    Julio Cortázar

  • #16
    Julio Cortázar
    “Creo que no te quiero, que solamente quiero la imposibilidad tan obvia de quererte. Como el guante izquierdo enamorado de la mano derecha.”
    Julio Cortázar, Save Twilight: Selected Poems
    tags: love

  • #17
    Julio Cortázar
    “Si te caes te levanto y sino me acuesto contigo”
    Julio Cortázar, Hopscotch

  • #18
    Julio Cortázar
    “But what is memory if not the language of feeling, a dictionary of faces and days and smells which repeat themselves like the verbs and adjectives in a speech, sneaking in behind the thing itself,into the pure present, making us sad or teaching us vicariously...”
    Julio Cortázar, Hopscotch

  • #19
    George Carlin
    “Boy, these conservatives are really something, aren't they? They're all in favor of the unborn. They will do anything for the unborn. But once you're born, you're on your own. Pro-life conservatives are obsessed with the fetus from conception to nine months. After that, they don't want to know about you. They don't want to hear from you. No nothing. No neonatal care, no day care, no head start, no school lunch, no food stamps, no welfare, no nothing. If you're preborn, you're fine; if you're preschool, you're fucked.”
    George Carlin
    tags: irony

  • #20
    Alexander Pope
    “Nature and Nature's laws lay hid in night:
    God said, Let Newton be! and all was light.”
    Alexander Pope

  • #21
    Sabahattin Ali
    “Dünyada sizden, yani bütün erkeklerden niçin bu kadar çok nefret ediyorum, biliyor musunuz? Sırf böyle en tabii haklarıymış gibi insandan birçok şeyler istedikleri için. Beni yanlış anlamayın, bu taleplerin muhakkak söz haline gelmesi şart değil. Erkeklerin öyle bir bakışları, öyle bir gülüşleri, ellerini kaldırışları, hulasa kadınlara öyle bir muamele edişleri var ki… Kendilerine ne kadar fazla ve ne kadar aptalca güvendiklerini fark etmemek için kör olmak lazım. Herhangi bir şekilde talepleri reddedildiği zaman düştükleri şaşkınlığı görmek, küstahça gururlarını anlamak için kafidir. Kendilerini daima bir avcı, bizi zavallı birer av olarak düşünmekten asla vazgeçmiyorlar. Bizim vazifemiz sadece tabi olmak, itaat etmek, istenilen şeyleri vermek. Biz isteyemeyiz, kendiliğimizden bir şey vermeyiz. Ben bu ahmakça ve küstahça erkek gururundan tiksiniyorum. Anlıyor musunuz?”
    Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna

  • #22
    Sabahattin Ali
    “Some things we never know we need until we find them.”
    Sabahattin Ali , Kürk Mantolu Madonna

  • #23
    Sabahattin Ali
    “Eğleniyorlardı. Yaşıyorlardı. Ve ben, kafamın içine ve yalnız kendi ruhuma kapanmakla onların üstünde değil, altında bulunduğumu anlıyordum. Şimdiye kadar zannettiğim gibi, kitleden ayrılmanın bir hususiyet, bir fazlalık değil, bir sakatlık demek olduğunu hissediyordum. Bu insanlar dünyada nasıl yaşamak lazımsa öyle yaşıyorlar, vazifelerini yapıyorlar, hayata bir şey ilave ediyorlardı. Ben neydim? Ruhum, bir ağaç kurdu gibi beni kemirmekten başka ne yapıyordu? Şu ağaçlar, onların dallarını ve eteklerini örten karlar, şu ahşap bina şu gramofon, şu göl ve üstündeki buz tabakası ve nihayet bu çeşit çeşit insanlar hayatın kendilerine verdikleri işi yapmakla meşguldüler. Her hareketlerinin bir manası vardı, ilk bakışta gözle görünmeyen bir manası. Ben ise bir dingilden fırlayarak, boşta yuvarlanan bir araba tekerleği gibi sallanıyor ve bu halimden kendime imtiyazlar çıkarmaya çalışıyordum.”
    Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna

  • #24
    Charles Bukowski
    “the tired sunsets and the tired
    people -
    it takes a lifetime to die and
    no time at
    all.”
    Charles Bukowski

  • #25
    Albert Camus
    “I leave Sisyphus at the foot of the mountain. One always finds one's burden again. But Sisyphus teaches the higher fidelity that negates the gods and raises rocks. He too concludes that all is well. This universe henceforth without a master seems to him neither sterile nor futile. Each atom of that stone, each mineral flake of that night-filled mountain, in itself, forms a world. The struggle itself toward the heights is enough to fill a man's heart. One must imagine Sisyphus happy.”
    Albert Camus

  • #26
    Sylvia Plath
    “I saw my life branching out before me like the green fig tree in the story. From the tip of every branch, like a fat purple fig, a wonderful future beckoned and winked. One fig was a husband and a happy home and children, and another fig was a famous poet and another fig was a brilliant professor, and another fig was Ee Gee, the amazing editor, and another fig was Europe and Africa and South America, and another fig was Constantin and Socrates and Attila and a pack of other lovers with queer names and offbeat professions, and another fig was an Olympic lady crew champion, and beyond and above these figs were many more figs I couldn't quite make out. I saw myself sitting in the crotch of this fig tree, starving to death, just because I couldn't make up my mind which of the figs I would choose. I wanted each and every one of them, but choosing one meant losing all the rest, and, as I sat there, unable to decide, the figs began to wrinkle and go black, and, one by one, they plopped to the ground at my feet.”
    Sylvia Plath, The Bell Jar

  • #27
    Roland Barthes
    “Language is neither reactionary nor progressive; it is quite simply fascist; for fascism does not prevent speech, it compels speech.”
    Roland Barthes, The Neutral: Lecture Course at the Collège de France, 1977-1978

  • #28
    Oğuz Atay
    “Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım”
    Oğuz Atay , Tutunamayanlar

  • #29
    Orhan Veli Kanık
    “Bakakalırım giden geminin ardından;
    Atamam kendimi denize, dünya güzel;
    Serde erkeklik var, ağlayamam.”
    Orhan Veli Kanık, Bütün Şiirleri

  • #30
    Yakup Kadri Karaosmanoğlu
    “Şimdi ne görüyorum? Anadolu... Düşmana akıl öğreten müftülerin, düşmana yol gösteren köy ağalarının, her gelen gasıpla bir olup komşusunun malını talan eden kasaba eşrafının, asker kaçağını koynunda saklayan zinacı kadınların, frengiden burnu çökmüş sahte sofuların, cami avlusunda oğlan kovalayan softaların türediği yer burasıdır.
    Burada, bıyıklarını makasla kırptı diye nice fikir ve ümit dolu Türk gencinin kafası taş altında ezildi. Burada, yüzü düşmana dönük, nice vatan mücahitleri savundukları kimselerin eliyle arkadan vuruldu. Burada, milli timsalin, milli bağımsızlık sembolünün yolu kaç defa kesildi ve kaç defa oturduğu şehrin etrafı isyan silahlarıyla çevrildi. Burada, ben, vatan delisi millet divanesi; burada, ben harp malulü Ahmet Celal yapayalnızım.
    Bunun nedeni, Türk aydını, gene sensin! Bu viran ülke ve yoksul insan kitlesi için ne yaptın? Yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun.
    Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi biti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? Tabii ayaklarına batacak. İşte, her yanın yarılmış bir halde kanıyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. Sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir, senin kendi eserindir.”
    Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban



Rss
« previous 1