꧁ Zehra ꧂ > ꧁ Zehra ꧂'s Quotes

Showing 1-27 of 27
sort by

  • #1
    Haruki Murakami
    “لا أحد يحب العزلة. أنا فقط أكره الخيبة”
    هاروكي موراكامي, Norwegian Wood

  • #2
    Haruki Murakami
    “في حياة كل شخص نقطة لا عودة.”
    هاروكي موراكامي, Kafka on the Shore

  • #3
    Haruki Murakami
    “مع مرور الزمن، سوف تفهمين.. ما يدوم، يدوم، وما لا يدوم لا يدوم، الزمن كفيل بعلاج معظم الأشياء، وما لا يستطيع أن يعالجه الزمن.. يتعين عليك أن تعالجيه بنفسك.”
    هاروكي موراكامي, رقص... رقص... رقص...

  • #4
    Sun Tzu
    “Appear weak when you are strong, and strong when you are weak.”
    Sun Tzu, The Art of War

  • #5
    Sun Tzu
    “The supreme art of war is to subdue the enemy without fighting.”
    Sun Tzu, The Art of War

  • #6
    Sun Tzu
    “If you know the enemy and know yourself, you need not fear the result of a hundred battles. If you know yourself but not the enemy, for every victory gained you will also suffer a defeat. If you know neither the enemy nor yourself, you will succumb in every battle.”
    Sun Tzu, The Art of War

  • #7
    Sun Tzu
    “Let your plans be dark and impenetrable as night, and when you move, fall like a thunderbolt.”
    Sun Tzu, The Art of War

  • #8
    Sun Tzu
    “Supreme excellence consists of breaking the enemy's resistance without fighting.”
    Sun Tzu, The Art of War

  • #9
    Sun Tzu
    “Victorious warriors win first and then go to war, while defeated warriors go to war first and then seek to win”
    Sun Tzu, The Art of War

  • #10
    Sun Tzu
    “If your enemy is secure at all points, be prepared for him. If he is in superior strength, evade him. If your opponent is temperamental, seek to irritate him. Pretend to be weak, that he may grow arrogant. If he is taking his ease, give him no rest. If his forces are united, separate them. If sovereign and subject are in accord, put division between them. Attack him where he is unprepared, appear where you are not expected .”
    Sun Tzu, The Art of War

  • #11
    Sun Tzu
    “In the midst of chaos, there is also opportunity”
    Sun-Tzu, A Arte da Guerra

  • #12
    Sun Tzu
    “Move swift as the Wind and closely-formed as the Wood. Attack like the Fire and be still as the Mountain.”
    Sun Tzu, The Art of War

  • #13
    Sun Tzu
    “When the enemy is relaxed, make them toil. When full, starve them. When settled, make them move.”
    Sun Tzu, The Art of War

  • #14
    Oğuz Atay
    “(...) çok güzel kızlar varmış ve Kant'ı da su gibi okuyorlarmış diye söylentiler çıkarıyorlar, doğru mu acaba? Onları ne yazık ki karşıdan karşıya geçerken ve vapurda bacak bacak üstüne atarken ve piyasa caddelerinde gözlerini ilerde bir noktaya dikmiş yürürken göremiyoruz, nerede saklanıyorlar dersin, bak ben ortadayım, onlarda kim bilir ne isterler? Kant'ın kendisini isterler, hem de güzel bir Kant isterler, kirli çamaşırlarını bile kimselere koklatmazlarmış öyle mi? Beni şimdiye kadar otuz yedinci sayfaya kadar okudular, sıkılıp ellerinden bıraktılar, o sayfam açık öylece kaldım, o sayfada sarardım, bizim bir arkadaş vardı, kadınlara kendini acındıracaksın diye öğüt veriyordu bana, çok üzülüyorum – ne yapacağımı bilmiyorum – yalnız kaldığım için intihar etmeyi düşünüyorum diye dert yandı mı bütün kadınlar ağına düşüyormuş, sonra bir yanlışlık oldu: Bu arkadaş -başımız sağ olsun- intihar etti, benim de korktuğum anlar oluyor, insan bu güven olmaz, pencere bu kadar yakınken ve iki adım daha atınca denize düşmek ihtimali varken, korkmayın canım şey, sizi elde etmek için yalan söyledim, ben ölür müyüm? ha- ha, vicdan azabı rolünde yaşamak niyetindeyim, kendimden bahsettiğime bakmayın, asıl mesele sizsiniz, ben yaşlanıyorum, siz hep genç kalıyorsunuz, yıllardır vapura binerim, yıllardır geniş caddelerde karşıdan karşıya geçerim, yıllardır yollarda yürürüm, gördüğüm kadarıyla siz hep gençsiniz, hep güzelsiniz, yirmi yaşında kalıyorsunuz her zaman, bir bayrak yarışında olduğu gibi gençliği birbirinize devrederek ilerliyorsunuz, ben benzetme için özür dilerim, sizi yerinizden oynatacak kadar heyecanlı bir benzetme yapmayı ne kadar isterdim, bizi iyi yetiştirmediler, hep ukalalık öğrettiler, öğretenleri bir elime geçirebilsem, sizin yanınızdaki delikanlılar da yaşlanmıyor, ne garip ne karışık bir düzen bu, bazen yanınızda yaşlıları da görüyorum, sakın paraya kıymet vermeyin olur mu? Sizi onlarla gördükçe daha çok üzülüyorum, beni kırmayın olmaz mı? (...)”
    Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar

  • #15
    Oğuz Atay
    “Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.

    İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde
    bırakmasaydım. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine
    düşmeseydim. Bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi Bilge, aklını başına topla.

    Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi de geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslında bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. Yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu
    kararlar. Şimdi her satırı, “bu satırı da neden yazdım?” diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum. Aziz varlığımı son dakikasına kadar aynı görüşle ayakta tutmak gibi bir görevim olduğunu hissediyorum. Çünkü başka türlü bir davranışım, benimle küçük de olsa bir ilişki kurmuş, benimle az da olsa ilgilenmiş insanlarca yadırganacaktır. Oysa, sevgili Bilge, aziz varlığımı artık ara sıra kaybettiğim oluyor. Fakat yaralı aklım, henüz gidecek bir ülke bulamadığı için bana dönüyor şimdilik. Biliyorum ki, bu akıl beni bütünüyle terk edinceye kadar gidip gelen aziz varlık masalına kimse inanmayacaktır.

    Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak
    durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır. Bu alın yazısı da başkaları
    tarafından okunamazsa hem ölünür ve hem de dünya bu ölümün anlamını bilmez; bu da bir alın yazısıdır ve en acıklı olanıdır. Bir alın yazısı da ölümün anlamını bilerek, ona bu anlamı vermesini beceremeden ölmektir ki, bazı müelliflere göre bu durum daha acıklıdır. Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum.

    Bu nedenle, sevgili Bilge, mutlak bir yalnızlığa mahkum edildim. (İnsanların kendilerini korumak için sonsuz düzenleri var. Durup dururken insanlara saldırdım ve onların korunma içgüdülerini geliştirdim.) Hiç kimseyi görmüyorum. Albay da artık benden çekiniyor. Ona bağırıyorum. (Bütün bunları yazarken hissediyorum ki, bu satırları okuyunca bana biraz acıyacaksın. Fakat bunlar yazı, sevgili Bilge; kötülüğüm, kelimelerin arasında kayboluyor.)

    Geçen sabah erkenden albayıma gittim. Bugün sabahtan akşama kadar
    radyo dinleyeceğiz, dedim. Bir süre sonra sıkıldı. (İnsandır elbette
    sıkılacak. Benim gibi bir canavar değil ki.) Bunun üzerine onu zayıf
    bulduğumu, benimle birlikte bulunmaya hakkı olmadığını yüzüne bağırdım. (Ben yalnız kalmalıyım. Başka çarem yok.)
    ...”
    Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar

  • #16
    Oğuz Atay
    “Beni anlamıyorlardı. Zarar yok. Zaten beni, daha kimler anlamadı.”
    Oğuz Atay, Korkuyu Beklerken

  • #17
    Oğuz Atay
    “Ben ölmek istemiyorum, yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum,
    bu nedenle mutlak bir yalnızlığa mahkum edildim.”
    Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar
    tags: angry

  • #18
    Oğuz Atay
    “İyi şeyler birdenbire olur; bu kadar bekletmez insanı. Sürüncemede kalan heyecanlardan ancak kötü şeyler çıkar. Ya da hiçbir şey çıkmaz.”
    Oğuz Atay, Korkuyu Beklerken

  • #19
    Oğuz Atay
    “Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor anlıyor musun?”
    Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar

  • #20
    Larry Brown
    “After a year of therapy, my psychiatrist said to me, "Maybe life isn't for everyone.”
    Larry Brown

  • #21
    غسان كنفاني
    “!لك شيء في هذا العالم.. فقم”
    غسان كنفاني

  • #22
    غسان كنفاني
    “لن تستطيعي أن تجدي الشمس في غرفة مغلقة ”
    غسان كنفاني

  • #23
    غسان كنفاني
    “المرأة توجد مرة واحدة في عمر الرجل، وكذلك الرجل في عمر المرأة، وعدا ذلك ليس إلا محاولات التعويض.”
    غسان كنفاني , رسائل غسان كنفاني إلى غادة السمان

  • #24
    غسان كنفاني
    “ليــس المهـم أن يمـوت الإنســان، قبــل أن يحقــق فكــرته النبيلــة... بــل المهــم أن يجــد لنفســه فكـــرة نبيلــة قبــل أن يمــوت”
    غسان كنفاني

  • #25
    L.M. Montgomery
    “My life is a perfect graveyard of buried hopes.”
    L.M. Montgomery, Anne of Green Gables

  • #26
    Orhan Pamuk
    “The sea was as dark as dreams and as deep as sleep”
    Orhan Pamuk, A Strangeness in My Mind

  • #27
    Orhan Pamuk
    “You’ll learn it all soon enough . . . You will see everything without being seen. You will hear everything but pretend that you haven’t . . . You will walk for ten hours a day but feel like you haven’t walked at all.”
    Orhan Pamuk, A Strangeness in My Mind



Rss