FA > FA's Quotes

Showing 1-19 of 19
sort by

  • #1
    Deepak Chopra
    “Every time you are tempted to react in the same old way, ask if you want to be a prisoner of the past or a pioneer of the future.”
    Deepak Chopra

  • #1
    We accept the love we think we deserve.
    “We accept the love we think we deserve.”
    Stephen Chbosky, The Perks of Being a Wallflower

  • #3
    John Green
    “As he read, I fell in love the way you fall asleep: slowly, and then all at once.”
    John Green, The Fault in Our Stars

  • #4
    Umberto Eco
    “To survive, you must tell stories.”
    Umberto Eco, The Island of the Day Before

  • #5
    Jorge Luis Borges
    “I cannot sleep unless I am surrounded by books.”
    Jorge Luis Borges

  • #6
    It is our choices, Harry, that show what we truly are, far more than our
    “It is our choices, Harry, that show what we truly are, far more than our abilities.”
    J.K. Rowling, Harry Potter and the Chamber of Secrets

  • #7
    Johanna Lindsey
    “Do for yourself, for no one else will.”
    Johanna Lindsey, A Heart so Wild

  • #8
    Oğuz Atay
    “İyi şeyler birdenbire olur; bu kadar bekletmez insanı. Sürüncemede kalan heyecanlardan ancak kötü şeyler çıkar. Ya da hiçbir şey çıkmaz.”
    Oğuz Atay, Korkuyu Beklerken

  • #9
    J.K. Rowling
    “I solemnly swear that I am up to no good.”
    J.K. Rowling, Harry Potter and the Prisoner of Azkaban

  • #10
    Emrah Serbes
    “Niye bu kadar sıkıyorsun kendini? Yeni tanıştığın birine her şeyini
    anlatmaz mısın? Ben karşıma çıkan ilk insana, bütün hayatımı
    anlatabilirim.” “Neden?” “Nedeni yok. Yani bence yok. Doktora
    sorarsan, manik döneminde olduğu için der ama palavra. Ben her
    zaman böyleyim. Bizi samimiyetin hastalık olduğuna inandırmaya
    çalışıyorlar. İnanınca, herkes gibi olunca, aptallaşınca iyileşiyoruz…”
    Emrah Serbes, Her Temas İz Bırakır

  • #11
    Emrah Serbes
    “-Öğretmen zararlı olmasın dedi.
    -Kitabın zararlısı mı olur?
    -Bilmiyorum işte, zararlı olmayacakmış.
    -Onun gibi öğretmenin ta amına koyayım!”
    Emrah Serbes, Erken Kaybedenler

  • #12
    Emrah Serbes
    “İnsan en az üç kişidir. Kendisi, olmak istediği kişi ve aradaki farkta yaşayan üçüncü. En sahicisi de bu üçüncüdür. Olmak istediğin kişiden kendini çıkardığında, aradaki farkta yaşayan kişidir en çok sana benzeyen. Ne kendin kadar huzursuz ne de olmak istediğin kişi kadar hayalidir o. Yine bu yüzden iki insanın birbirine âşık olması en az altı kişi arasında geçen bir hadisedir. Hangi kişiliğinin hangi kişiliğe, hangi parçanın hangi parçaya özlem duyduğunu çözemediğinde, içmeyi unuttuğun sigara parmaklarını yakana kadar karşı duvara bakarsın.

    Ve o zaman anlarsın hayatının uzun zamandır neden başka birinin hikâyesiymiş gibi gözükmeye başladığını. Sokak lambalarının ölgün ışıkları karanlık odalara vurduğunda, duvar saatinin tik taklarından başka ses yokken yanında, sanki bir tek sana açıklanmayan bir sır varmış gibi beklerken anlarsın aslında boşa beklediğini. Tünelde sana yol gösterecek rehberin, karanlıktan başka bir şey olmadığını anlarsın. Anne diye ağlayan çocukların aradığının çoğu zaman şefkatli bir baba olduğunu anlarsın. Çekip gitmek isterken görünmez bir elin seni nasıl durdurduğunu anlarsın.

    Kırk yaşında ama altmış gösteren adamlara daha dikkatli bakarsın o zaman. Kahvelerin dışarıyı göstermeyen isli camlarına. Berduşlara ve kör kedilere bakarsın. Gözbebekleri kaymış esrarkeşlere. Suyun üstüne çıkmış ölü balıklara. Havada asılı gibi duran yırtıcı kuşlara daha dikkatli bakarsın.

    Çabalarının sonuç vermediğini gören umutsuz insanların bakışlarıyla ancak o zaman buluşur bakışların. Bir yağmur çaktırmadan dindiğinde. Bir gün çenesi ağzının içine kaçmış dişsiz ihtiyarlardan birinin de sen olabileceğini bilirsin artık. Bir gece ansızın, yapayalnız ölmekten korkarken, cesedimi komşular mı bulacak yoksa sayım memurlarımı diye düşünürken hissedersin göğüs kafesinde her gün biraz daha büyüyen, kimsenin kapatamayacağı o boşluğu. Bir kokuya sarılma isteğini. Bir ömür gibi geçmiş zor, uzun günlerden sonra anlarsın ruhunu zehirleyen karmakarışık düşünceleri. Büyük heyecanlardan sonra çöken bitkinlikleri. Kimsenin bulutlara bakmadığı bir şehirde bir lafı döndürüp dolaştırmadan anlatmanın imkansızlığını. Belki de insanın ne anlatacağını bilemediğinde şair olduğunu anlarsın.

    Gözyaşların kurumadan gülmeye başlarsın o zaman. Çünkü bilirsin ki seni artık kimse kandıramaz kolay kolay. Mutsuz insanları kandırmak zordur çünkü. Hayata her zaman kuşkulu gözlerle bakan, mutsuz insanları kandırmak, herkes bilir bunu, çok ayıptır çünkü.”
    Emrah Serbes

  • #13
    Emrah Serbes
    “Beni içine çekip yavaş yavaş boğan şey ne? En güzel şeyler, en sevdiğim şeyler, en pratik şeyler. En çok parlayan şeyler onlar, özünde sönmüş şeyler. Bataklıkta dans ediyoruz. Bataklıkta olduğumuzu hatırlatanları boğarak. Kıyametin tek adaleti, herkes için kopması.”
    Emrah Serbes, Hikâyem Paramparça

  • #14
    Robert  Burton
    “[T]hou canst not think worse of me than I do of myself.”
    Robert Burton, The Anatomy of Melancholy

  • #15
    Robert  Burton
    “He that increaseth wisdom, increaseth sorrow.”
    Robert Burton, The Anatomy of Melancholy

  • #16
    Attilâ İlhan
    “Delik Deşik

    kirpi gibisin çocuk
    her tarafın diken
    kim elini uzatsa
    delik deşik

    üstelik
    sen de kan içindesin”
    Attila İlhan

  • #17
    Sylvia Plath
    “If you expect nothing from somebody you are never disappointed.”
    Sylvia Plath, The Bell Jar

  • #18
    Sylvia Plath
    “Perhaps when we find ourselves wanting everything, it is because we are dangerously close to wanting nothing.”
    sylvia plath

  • #19
    Sylvia Plath
    “I write only because
    There is a voice within me
    That will not be still”
    Sylvia Plath, Letters Home



Rss