“Geriye bakınca kızımın, gidişiyle beni asla göze alamayacağım büyük bir terk edişten koruduğunu görüyordum. Ben korkmuş, mutsuzluğumun içinde uyuşup kalmış, mutsuz olmaya alışmış, annelikten kaçamamıştım ama Elif benim isteksizliğimi, direncimi ve dolayısıyla beceriksizliğimi bizzat deneyimleyerek, altında perişan olduğum bu sorumluluğu benden alarak babasına teslim etmiş, birinin gönül rahatlığıyla kızı olabildiği yere gitmişti.
Çocuklar sağlam bir zemin arıyordu büyümek için. Dünyanın tekinsiz halleri karşısında yanlarında durunca kendilerini emin ellerde hissettikleri birini. Onları bırakmayacak, onlara "Merak etme, ben buradayım" diyecek biri. Gönül- süz ebeveynlik bir çocuğun başına gelebilecek en fena şeydi. Ben Elifin talihsizliğiydim. Mehmet ise onun başına gelmiş en güzel şeydi.”
―
Melisa Kesmez,
Küçük Yuvarlak Taşlar