Ali Dincer

Add friend
Sign in to Goodreads to learn more about Ali.


Loading...
Lewis Carroll
“Kusura bakmayın ama binicilikte fazla deneyimli değilsiniz,' demeye kalkıştı Alice, Şövalye'nin beşinci yuvarlanışında ona yardım ettiği sırada.
Şövalye buna çok şaşırmıştı, birazcık da kırılmıştı. 'Neden böyle söylüyorsun?'diye sordu, güçbela tekrar eyere tırmanırken, bu arada diğer tarafa düşmemek için bir eliyle Alice'in saçlarını sımsıkı tutuyordu.
'Çünkü insanlar deneyimli olduklarında, bu kadar sık düşmezler.'
'Çok deneyimim var,'dedi Şövalye büyük bir ciddiyetle: 'Çok!”
Lewis Carrol, Through the Looking Glass

Lewis Carroll
“Kral'ın başında püsküllü kırmızı uzun bir külah vardı; perperişan bir yığın gibi çöküp kalmıştı; yüksek sesle horlayıp duruyordu; Tumbadız'ın deyimiyle neredeyse gırtlağı çatlayacaktı.
Çok ince ve düşünceli bir kızcağız olan Alice, 'Umarım bu ıslak çimende üşütmez,' dedi.
'Şu an düş görüyor,' dedi Tumbadik. 'Sence düşünde ne görüyor?'
'Kim bunu bilebilir ki!' dedi Alice.
'Tabii ki seni!' diye haykırdı Tumbadik, zafer kazanmışçasına ellerini şaplatarak. 'Seni düşünde görmeseydi eğer, nerede olurdun dersin?'
'Şu an olduğum yerde tabii ki,' dedi Alice.
'Olmazdın!' diye karşılık verdi Tumbadik küçümsercesine. 'Hiçbir yerde olmazdın. Sen hepsi hepsi onun düşündeki bir şeysin!'
'Ola ki Kral uyanacak olsa,' diye ekledi Tumbadız, 'bir mum gibi...o dakika...sönerdin!'
'Sönmezdim!' diye avazı çıktığınca bağırdı Alice öfkeye kapılarak. 'Üstelik ben onun düşündeki bir şeysem, siz nesiniz o zaman?'
'Aynısı!' dedi Tumbadız.
'Tıpkısının aynısı!' diye haykırdı Tumbadik.”
Lewis Carrol, Through the Looking Glass

Lewis Carroll
“The Unicorn's eye happened to fall upon Alice: he turned round rather instantly, and stood for some time looking at her with an air of the deepest surprise.
`What -- is -- this?' he said at last.
`This is a child!' Haigha replied eagerly, coming in front of Alice to introduce her. `We only found it today. It's as large as life, and twice as natural!'
`I always thought they were fabulous monsters!' said the Unicorn. 'Is it alive?'
`It can talk,' said Haigha, solemnly.
The Unicorn looked dreamily at Alice, and said `Talk, child.'
Alice could not help her lips curing up into a smile as she began: `Do you know, I always thought Unicorns were fabulous monsters, too! I never saw one alive before!'
`Well, now that we have seen each other,' said the Unicorn, `if you'll believe in me, I'll believe in you. Is that a bargain?”
Lewis Carroll, Through the Looking-Glass and What Alice Found There

Lewis Carroll
“Yeniden karşılaşsak bile, seni tanıyamam,' diye karşılık verdi Yumurta Adam hoşnutsuz bir ses tonuyla, tokalaşmak üzere parmaklarından birini uzatarak. 'Sen de tıpkı diğer insanlar gibisin,' dedi.
'İnsanlar genellikle yüzlerinden tanınırlar,' dedi Alice düşünceli bir ses tonuyla.
'İşte benim yakındığım şey de bu ya,' dedi Yumurta Adam. 'Senin yüzün de herkesinki gibi...iki göz,şöyle...' (başparmağıyla havada gözlerin yerini işaret ediyordu) 'ortada bir burun, altında bir ağız. Hep aynı. Örneğin burnun iki yanında iki gözün olsaydı...ya da ağzın tepende olsaydı...bu belki bir işe yarardı.'
'Ama o kadar da güzel olmazdı,' diye Alice karşı çıktı ona. Fakat Yumurta Adam sadece gözlerini yumdu ve 'Dene de gör,' dedi.
Alice, acaba bir kez daha konuşur mu diye bir dakika bekledi, ne var ki Yumurta Adam ne gözünü açtı, ne de onu dikkate aldı; Alice, bir kez daha 'Hoşçakal!' dedi ve buna karşılık alamayınca, sessizce oradan uzaklaştı; giderken kendi kendine 'Bütün bu yetersizlikleriyle (bunu yüksek sesle söylemişti, çünkü böylesine uzun bir sözcüğü söylemek büyük bir teselliydi). 'Bütün bu yetersizlikleriyle karşıma çıkıp duran bu insanlar...' Alice cümlesini bir türlü bitiremedi, çünkü koru müthiş bir sarsıntıyla sarsılıyordu.”
Lewis Carrol, Through the Looking Glass

Lewis Carroll
“...Ben tam yüz bir yıl, beş ay, bir gün önce doğdum.'
'Buna inanmam!' dedi Alice.
'İnanamaz mısın?' dedi Kraliçe ona acıyarak. 'Bir daha inanmayı dene, derin derin nefes al ve gözlerini kapa.'
Alice kahkahalarla güldü. 'Böyle yapmanın hiçbir faydası yok,' dedi. 'İnsan imkansız şeylere inanamaz.'
'Öyle sanıyorum ki senin bu konuda çok fazla inanma denemen olmamış,' dedi Kraliçe. 'Ben senin yaşındayken her gün yarım saat inanma denemesi yapardım. Yaa! Bazen kahvaltıdan önce altı tane imkansız şeye inandığım olurdu...”
Lewis Carrol, Through the Looking Glass

year in books
Mert Yavuz
222 books | 41 friends

Kinjal ...
524 books | 4 friends

Umut Oktay
66 books | 16 friends

Sinan K...
4 books | 74 friends

Fırat Ö...
2 books | 51 friends

Yiğit T...
2 books | 50 friends

Aylin K...
0 books | 46 friends

Irene C...
1 book | 23 friends

More friends…



Polls voted on by Ali

Lists liked by Ali