,
Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Burak Cem Coşkun.

Burak Cem Coşkun Burak Cem Coşkun > Quotes

 

 (?)
Quotes are added by the Goodreads community and are not verified by Goodreads. (Learn more)
Showing 1-15 of 15
“The ultimate definition and behavior of 'the real' are embedded in Randomly Organized Structural Entities (ROSE), which can only be understood through topological behaviors that remain independent of physical laws. In this state of deep simplicity, reality manifests not through the rigid dissection of nature into blocks, but as hidden topological information within nature's irrational ratios—where minimal surfaces in mathematical solution spaces ushers the essence of consciousness to the surface”
Burak Cem Coşkun, Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
“Süreçler içindeki büyük karanlıkta boğulmakta olan ve ilerleyişi topyekûn durma noktasına gelme tehlikesi yaşayan bilim; antik İyon düşünürlerinin doğaya dair yaklaşımlarını ve bu yaklaşımların içselleştirilmesini yeniden miras kabul edecek zihinler tarafından kurtarılabilir.
Thales’in suyuna, manyetizmasına; Anaksimenes’in nefesine; Anaksimandros’un apeironuna; Anaksagoras’ın her şeyi düzenleyen zihnine ve İzmirli Ksenophanes’in karşıt-farkındalığına, söylencelerine, şiirselliğine...
Şimdilerde her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır.”
Burak Cem Coşkun, Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
“Elinizdeki bu metin, akademik yapının içkin çelişkilerine ve çağdaş fiziğin sınırlarına yönelik bir sorgulama yürütürken; doğaya ilişkin özgün önermelerle birlikte, sinirbilim, topoloji ve fiziği matematiksel çözüm uzaylarında kesiştiren cüretkâr bir postulat öne sürmekte ve bu yönüyle aynı zamanda bir akademik isyan manifestosu işlevi görmektedir.
Bu kitaptaki önermelerin ve çıkarımların ortaya çıkışı ve şekillenişi, yükseköğrenim dönemlerimden itibaren yıllar içinde birleşerek bütünleşik bir manifesto oluşumuna gebe olmuştur. Almanya’daki iki ucu keskin akademik fizik ve astrofizik ekollerinin bireysel ve sınır tanımaz zihinlere uyguladığı görünmez, ancak işin ruhuna dokunan işkence; beni, çağdaş fiziğin sınırlarını da sorgulama cüretine götüren çeşitli bilimkurgu hikâyeleriyle dışavurumunu göstermişti.
Her ne kadar varlık veya bilgi felsefesi üzerine yeni bir şeyler söyleme amacı gütmese de gerçeğe ulaşmanın farklı yolları da olabileceği, bu farklı yolların mitos ile logos’un etkileşimli cümbüşünün doruk noktasında olduğu yerlerde yeni bir şeylerin filizlenebileceği düşüncesi, daha sistematik bir söylem yaratma arzusunu doğurmuştur.”
Burak Cem Coşkun, Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
“Martinson’un yönteminden ilham aldığımız ve bir uzay operasına
evrilme potansiyeli olan bu anlatımızda; evreni ve zamanı
anlama çabasıyla yetiştirdiği zihinlere sonsuz nimetler
sunan Anadolu toprakları, uzay-zaman sürekliliğinde de kendisine
yer buldu. Binlerce âleme, hiç bitmeyen hikâyeleri anlatacak
olan ışık getirenlere selam olsun.”
Burak Cem Coşkun, Işık Getiren
“Yazar, günümüz fizik ve astrofizik dünyasındaki katı yapıyı eleştirerek, bilimin özündeki anarşist ruhu ve yaratıcı düşünceyi yeniden canlandırmayı hedeflemektedir. Metin, antik İyon felsefesindeki logos ve mitos arasındaki dengeyi, modern kuantum mekaniği ve topoloji ile harmanlayarak doğayı anlamanın yeni yollarını önermektedir. Özellikle ROSE postulatı aracılığıyla, fiziksel yasaların ötesindeki yapısal gerçekliklerin ancak topolojik yaklaşımlarla kavranabileceğini savunmaktadır. Bilimsel ilerlemenin sadece deney ve gözlemle değil, felsefi derinlik ve estetik sezgiyle mümkün olabileceği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak bu kaynak, bilimi ideolojilerden arındırarak hakikate ulaşma yolunda daha özgür ve disiplinlerarası bir bakış açısı sunmaktadır.”
Burak Cem Coşkun, Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
“The comprehension of nature is a uniquely human endeavor. The text you hold in your hands is a bold challenge to the barren suffocation of our age. This is an age in which the winds of post-truth discourse blow shallow and directionless. It is a time when science and scientism are increasingly conflated, when scientific institutions are deliberately estranged from the essence of scientificity, and when the intellectual class seems to have taken a vow of silence. Every act of defiance begins with rational sensitivity and unfolds through emotional motifs. Science, by its very nature, is anarchic. Yet it is also the art of projecting human reason onto nature. Science must not be seen merely as a dry cataloguing of causes or a mechanical activity of listing and defining. It must be understood as the art of explanation and comprehension. For this reason, one must not only reflect on nature but also maintain opposition to method at every step. A scientist without philosophical reflection may become blinded by scientific dogma and lose the ability to perceive reality.
In my view, readers will be able to approach Burak Cem Coşkun’s fragments through several different interpretive pathways. His dynamic reasoning accompanies the reader throughout the entire text. At the same time, the narrative speaks to the history of scientific methods, sometimes implicitly and at other times explicitly. In this bold journey, the author’s philosophical intuition will undoubtedly persist in challenging the reader. Within this text, one may experience anger, compassion, or joy in the name of science. The author’s clear success lies in his ability to evoke these responses.

This is not the work of a scientistic mind, but of a truly scientific one. As a meta-text, it engages with science not through dogma, but with a scientific attitude. Through its propositions and reflections, and by expressing itself in two languages, this manifesto enters into battle with both what is called science and the cryptic corridors of the scientific method. I read this manifesto not merely as a methodological text but also, simultaneously, as a declaration of logic and of logos in their deepest sense. I must say, I read it with pleasure under the summer sun. Is it not our shared wish to possess the kind of imagination that, in Coşkun’s own words, can unite the mythos of the cosmic pattern with the clarity of logos?
May this work offer luminous horizons and vivid dreams to those it reaches.



Güncel Önkal
Professor of Philosophy
Datça, 2025”
Burak Cem Coşkun, Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
“The text you now hold undertakes a critical interrogation of the inherent contradictions within the academic structure and the limitations of contemporary physics. At the same time, it proposes an audacious postulate that brings neuroscience, topology, and physics together within mathematical solution spaces. In doing so, it functions as a manifesto of academic dissent.
The emergence and development of the propositions and inferences presented in this book have gradually matured into a coherent manifesto over the years, beginning in my early years of higher education. The double-edged nature of the academic traditions in physics and astrophysics in Germany, subtly yet profoundly tormenting independent and unbounded minds, found its expression in me through various science-fiction narratives. These narratives, in turn, gave rise to the courage to question the boundaries of modern physics itself.
Although the work does not aim to offer a novel thesis in metaphysics or epistemology, it is rooted in the conviction that there may be alternative routes to truth. These routes might emerge in places where mythos and logos engage in a dynamic interplay, giving rise to the possibility of something new. This conviction has led to the desire to construct a more systematic discourse.”
Burak Cem Coşkun, Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
“Zihin ve madde, Doğa’nın irrasyonel oranlarının belirlediği ölçüdeki sınır koşullarına bağlı olarak şekillenir. Bu zihnin kirişleri, kendisini zamanın prangalarından kurtarmak için kırılmalıdır. İlk çatlak, hüzünlü bir melodiyle küçücüklerden
haykırarak yaşamı hatırlatma görevini üstlenir.
Us, elini zihinden, zihin elini çatlaktan çektiği an, örgü düğümlenir. Özgürce yazabilmeyi umduğu her anın bu çatlağı daha da büyütebileceğini biliyor olması, Odeta’nın örgü
içindeki rollerinden biriydi belki de. Her kelâmda tutumlu olması gerekenler zaten içinde Doğa ve insan sevgisi olanlar
mıydı? Yoksa içinde bulunduğu çağı yaşanamaz hale getiren oligarklar mı? Hayatta kalmak uğruna, toplumun devamlılığını sağlayan, kalibre edilmiş, doğasını unutmuş değerlerin
çoğu yukarıdan inmeydi. Yukarıdan ne inmezdi ki? Her şey yukarıdan gelirdi.”
Burak Cem Coşkun, UGLATA
“Rüya, hayal, düş ve gün’düşü kavramlarını birbirlerinden ilkesel
olarak ayrı düzlemler üzerinde izdüşümler olarak düşündüğümüzde,
gerçek dediğimiz şeylerin manifoldunun bu düzlemlerden
daha üst bir manifold olduğu hakkında ampirik bir kanıt
bulamayız. Öyle veya böyle, Doğa’yı betimleyen elimizdeki en
keskin teori olan Kuantum Elektrodinamiği ile, daha genel olaraksa
Kuantum mekaniği ve onun matematiksel formalizasyonuyla
uzun süre içli dışlı olunursa, olasılıklar desenlerinin sarmaladığı
bir takım örgü ağların ve bunların yaşadığı “sanal” ve
sonsuz boyuttaki uzayların, düş ve gün’düşü uzaylarından taşınan
bilgiyi de içermesinin olası olduğu görülür. Yani bilincin dışına,
düşlerin içine düşen şey; Logos* gerçek olandan daha temel
bir özellik olarak karşımıza çıkar. Birbirleriyle duyuları aşan bir
karmaşıklıkta etkileşim içinde olan bu düzlemlerin tahayyülü,
simetrik, devirli ve korunumlu olarak karşımıza çıkan tersinir
yasların hüküm sürdüğü fizik yasalarından daha temel ve derin
bir anlayışın gerekliliğini doğurur. Sıkça kullandığımız en eski
doğa ve evren anlayışına sahip Aborijinlerin düşzamanı kavramında
olduğu gibi, ata varlık düşler ve yaratır. Evrim devinime
dönüşür.
“Düşler yaratır.”
Gerçeğin altına ya da üstüne yapılan bu yolculuk izotropik,
yani her yöne eşit olmak zorunda değildir. Kozmik bilinç kavramı
kabullenilse, buna evren simülasyonunu yaratan üst bilinç
olarak bakılsa dahi, bu bilincin atacağı imzayı bir fizikçiden başkasının
bulmasını beklemek nafiledir. Boyutsuz sabitlerle imzalanmış
ince ayarlar, maddeyi oluşturan atomaltı parçacıkların
temel ve içsel özelliklerinin karmaşıklığı, bu imzanın ve belki
90
de harflerinin tahayyülünün yapılabileceği yegâne noktalardır.
İşte “düş” ve “zaman” kavramını alıştığımız nesnellikten biraz
sıyırıp birleştirdiğimizde, Borges’in yoları çatallanan bahçesinden
geçer, düşlediğimiz her anın, zaman içinde dallanan gerçeğin
bir kesiti olabileceğinin farkına varırız. O nedenledir ki ister
düşlerin içinde ister bilincin dışında “tornistan” yapma, bir fikirden
cayma veya eyleme geçmeye karar verme ancak ve ancak bir
gelecek tahayyülü ile anlam kazanır. Bu kısa son sözü yazmaya
karar verdiğimde hiç yazmadığım ve okuyucuyu darlamadığım
bir geleceğin tahayyülünü de yaptığım gibi…”
Burak Cem Coşkun, Hayal Krizi & Gün'düşü Hikayeleri
“Kusur bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Kime, niye ve nasıl anlatmaya
çalıştığı ise okuyucunun hayal gücüne ve doğayı anlamlandırma
çabasına bırakılmıştır. Kimi zaman spekülatif, kimi
zaman ise sağlam bilimsel temellere oturtulmuş olaylar, öyküsel
olarak kurgusallaştırılarak, bilimsel yöntemin algılanmasında
insanlara bir seçenek sunmaktadır. Aslında bu bilim kurgu türünün
en temel problemlerinden biri. Düşünülenin aksine çoğu
zaman bilim kurgunun insan odaklı olduğunu görürüz. Bilimin,
sosyolojik ve felsefi çıkarımlara ulaşmada bir araç olarak kullanıldığı
ise bir gerçektir fakat her zaman böyle olmak zorunda da
değildir. Bu kısa öyküde kurgu ile bilim arasındaki etkileşimden
yola çıkılmıştır. Nobel ödüllü haylaz fizikçi Richard Feynman
kurgunun bilimdeki rolü üzerine çok önemli tespitlerde bulunmaktadır.
Fizikte dahi teorilerimizi kurarken daha anlaşılır olabilmesi
ve en basit açıklamaya ulaşmak adına bazı küçük hileler
kullanırız, bu hileler analojilerdir. Analojilerden de esinlenerek
bir örgü ağ üzerinde düğümlerimizi sıklaştırırız. Son zamanlarda
kurgunun bilimdeki yeri ile ilgili en açık örnek Christopher
Nolan ile Kip Thorne’un Interstellar filmindeki iş birliği olsa
gerek. Hollywood ve Nolan sağ olsun, arşivimize nur topu gibi
kütleçekimsel merceklenme (Gravitational Lensing) alanında
iki makale girmiş, bazı astrofiziksel objeler üzerinde yeni fikirler
test edilmiş ve bilimsel yöntemler de kullanılarak bir araştırma
oluşturulmuştur. Kusur, anlatmaya çabaladığı şeyi daha uzun ve
kapsamlı olarak da anlatabilirdi ancak uzun bilimsel diyaloglar ile okuyucuyu sıkıp, dikkatini dağıtmak istemedik. Bu nedenle
olay örgüsünün durmaksızın, dengeli bir tempo ile okuyucuyu
gerçekliğin nihai doğasına doğru çekmesi amaçlanmıştır. Bu
yolculuk bizlere zaman kavramı hakkında da ipuçları verir. Peki
bu kavrama kusursuz bir yolculukla ulaşmak mümkün müdür?

Burak Cem Coşkun
Bonn, 2019”
Burak Cem Coşkun, Kusur
“Science, drowning in the great darkness of its own processes and now in danger of coming to a complete halt, can only be redeemed by minds willing to reclaim and internalize the approaches of the ancient Ionian thinkers, those who turned to nature itself.
To Thales’ water and magnetism.
To Anaximenes’ breath.
To Anaximander’s apeiron.
To Anaxagoras’ ordering mind.
And to Xenophanes of Ionia, his critical awareness, his mythology, his poetry.
Today, we need them more than ever.”
Burak Cem Coşkun, Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
“Doğa’nın irrasyonel oranları, gerçeğin geometrisinin
bir manifestosudur. Bu manifesto, duygu ve düşüncelerimizi aktarma aracı olan şiirsel anlatı ile mucizevi bir ahenk kurması
açısından da önemlidir.”
Burak Cem Coşkun, Bilim ve Şiir
“Doğayı idrak insana özgüdür. Elinizdeki metin günümüz “post-truth” tartışma rüzgarlarının sığlığında, bilimin ve bilimselciliğin birbirine karıştırıldığı, bilim kurumlarının bilimsellikten bile isteye uzaklaştırıldığı, entelektüel kesimin sessizlik yemini ettiği boğucu çoraklığa adeta meydan okumadır. Her meydan okuma rasyonel duyarlılıkla başlar ve duygusal motiflerle ilerler. “Bilim doğası gereği anarşisttir” ancak bir o kadar da insanın doğaya kendi aklını giydirmesi sanatıdır. Bilimi salt nedenselliğin kuru betimlemesi olarak bir listeleme ve tanımlama faaliyeti değil, ayrıca açıklama ve anlama sanatı olarak okumak gerekir. İşte bu nedenle hem doğa üzerine düşünmek hem de yönteme her adımında karşı olmak da gerekir. Felsefi refleksiyonu olmayan biliminsanı bilim dogmasında körleşirse gerçekliği göremez hale gelebilir.

Kanımca okuyucusu, Burak Cem Coşkun’un fragmanlarını birkaç farklı yaklaşımla ele alabilecektir. Coşkun’un dinamik akıl yürütme etkinliği metnin her yerinde size eşlik ederken diğer yandan bilimsel yöntemler tarihine de zaman zaman üstü kapalı bazen de doğrudan atıflarla sesleniliyor. Bu cesur yolculukta kuşkusuz yazarın felsefi sağduyusu sizi rahat bırakmayacaktır. Metinde bilim adına öfke, acıma, kıvanç duyabilirsiniz. Bunu okuyucuda sağlamak yazarın açık başarısıdır.
Bilimi “bilimci” değil “bilimsel” tavırla ele alan meta-metin olma özelliğiyle elinizdeki bu manifesto çıkarımları ve önermeleriyle, iki dilde ifade olanağıyla, bilim-denilen ile bilimsel yöntemin dehlizlerinde gerçeklikle savaşıyor. Manifesto’yu metodolojik değil aynı anda “logic”, “logos”un manifestosu olarak da yaz sıcağında keyifle okudum. Hepimizin temennisi Burak Cem Coşkun’un özlü ifadesiyle kozmik örüntünün mitosunu logos ile birleştirebilecek bir tahayyüle sahip olmak değil mi?
Okuyucusuna açacağı ufuklarda aydınlık günler ve düşler yaratması dileğiyle.

Güncel Önkal
Felsefe Profesörü
Datça, 2025.”
Burak Cem Coşkun, Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
“Burak Cem Coşkun tarafından kaleme alınan bu eser, teorik astrofizik ile şiirsel anlatıyı harmanlayan özgün bir bilim kurgu çalışmasıdır. "Kozmik Ouroboros" teması etrafında şekillenen metin, yok olmaya yüz tutmuş uzak yıldız sistemlerinden antik Anadolu topraklarına uzanan döngüsel bir varoluş hikayesini betimlemektedir. Yazar, ışık getirenler olarak adlandırdığı karakterler aracılığıyla, evrenin farklı köşelerindeki zihinlerin ortak bir bilinç ve umut arayışıyla birbirine nasıl bağlandığını inceler. Kitapta yer alan illüstrasyonlar ve felsefi pasajlar, bilimsel kavramları mistik bir dille birleştirerek okuyucuya zamansız bir destan sunar. Sonuç olarak kaynaklar, insanlığın köklerini ve evrendeki yerini sorgulayan, astronomiyle harmanlanmış edebi bir yolculuğu temsil eder.”
Burak Cem Coşkun, Işık Getiren
“Burak Cem Coşkun tarafından kaleme alınan bu manifesto, modern bilimsel yöntemlerin katılığına ve akademik yapının yozlaşmasına karşı güçlü bir entelektüel isyanı temsil etmektedir. Yazar, bilimin salt bir veri listeleme faaliyeti olmadığını, aksine doğayı anlama ve açıklama sanatı olduğunu savunarak felsefi derinliğin önemini vurgular. Metin, günümüz fiziğinin krizlerini eleştirirken topoloji, sinirbilim ve teorik fiziği "ROSE postulatı" çatısı altında birleştiren disiplinlerarası bir perspektif sunar. Özellikle Antik İyon düşünürlerinin doğa anlayışına dönülmesi gerektiğini belirterek, rasyonel akıl ile hayal gücünün yeniden harmanlanmasını önerir. Ayrıca akademik kurumların statükocu yapısını ve bilimsel araştırmaların politik sunumlara dönüşmesini eleştirerek, gerçek bilginin ancak dogmalardan arınmış, anarşist bir ruhla aranabileceğini ileri sürer. Sonuç olarak eser, okuyucuyu evrenin gizemlerini mitos ve logosun uyumu içerisinde yeniden keşfetmeye davet eden bir çağrı niteliğindedir.”
Burak Cem Coşkun, Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı

All Quotes | Add A Quote
Burak Cem Coşkun
2 followers
Kusur Kusur
1 rating
Işık Getiren Işık Getiren
1 rating
Bilim ve Şiir Bilim ve Şiir
1 rating
UGLATA UGLATA
1 rating