Burak Cem Coşkun
Goodreads Author
Website
Twitter
Genre
Member Since
March 2023
|
Feynman
by
—
published
2011
—
26 editions
|
|
|
Yerli Bilimkurgu Yükseliyor - Bilimkurgu Öykü Seçkisi 2022
by |
|
|
Yerli Bilimkurgu Yükseliyor - Bilimkurgu Öykü Seçkisi 2024
by |
|
|
Kusur
—
published
2020
|
|
|
Işık Getiren
—
published
2021
|
|
|
Bilim ve Şiir
—
published
2022
|
|
|
UGLATA
|
|
|
Hayal Krizi & Gün'düşü Hikayeleri
|
|
|
Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
—
published
2025
|
|
|
Yerli bilimkurgunun yükselişi 95 / 2025
by |
|
Burak’s Recent Updates
|
Burak Cem Coşkun
wrote a new blog post
|
|
|
Burak Coşkun
shared
a
quote
“Kusur bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Kime, niye ve nasıl anlatmaya
çalıştığı ise okuyucunun hayal gücüne ve doğayı anlamlandırma çabasına bırakılmıştır. Kimi zaman spekülatif, kimi zaman ise sağlam bilimsel temellere oturtulmuş olaylar, öyküsel olarak kurgusallaştırılarak, bilimsel yöntemin algılanmasında insanlara bir seçenek sunmaktadır. Aslında bu bilim kurgu türünün en temel problemlerinden biri. Düşünülenin aksine çoğu zaman bilim kurgunun insan odaklı olduğunu görürüz. Bilimin, sosyolojik ve felsefi çıkarımlara ulaşmada bir araç olarak kullanıldığı ise bir gerçektir fakat her zaman böyle olmak zorunda da değildir. Bu kısa öyküde kurgu ile bilim arasındaki etkileşimden yola çıkılmıştır. Nobel ödüllü haylaz fizikçi Richard Feynman kurgunun bilimdeki rolü üzerine çok önemli tespitlerde bulunmaktadır. Fizikte dahi teorilerimizi kurarken daha anlaşılır olabilmesi ve en basit açıklamaya ulaşmak adına bazı küçük hileler kullanırız, bu hileler analojilerdir. Analojilerden de esinlenerek bir örgü ağ üz ...more Burak Cem Coşkun |
|
|
Burak Coşkun
shared
a
quote
“Martinson’un yönteminden ilham aldığımız ve bir uzay operasına
evrilme potansiyeli olan bu anlatımızda; evreni ve zamanı anlama çabasıyla yetiştirdiği zihinlere sonsuz nimetler sunan Anadolu toprakları, uzay-zaman sürekliliğinde de kendisine yer buldu. Binlerce âleme, hiç bitmeyen hikâyeleri anlatacak olan ışık getirenlere selam olsun.” Burak Cem Coşkun |
|
|
Burak Coşkun
wants to read
|
|
|
Burak Coşkun
wants to read
|
|
|
Burak Coşkun
rated a book it was amazing
|
|
|
Burak Coşkun
and
6 other people
liked
Nozdereli's review
of
Anthology of Turkish Science Fiction Stories (Posthumanism Series):
"I am very pleased to have the opportunity to read this anthology firsthand, which is quite new. The book begins by explaining the rationale for bringing together Turkish sci-fi stories and providing information about valuable story writers. Following"
Read more of this review »
|
|
“Süreçler içindeki büyük karanlıkta boğulmakta olan ve ilerleyişi topyekûn durma noktasına gelme tehlikesi yaşayan bilim; antik İyon düşünürlerinin doğaya dair yaklaşımlarını ve bu yaklaşımların içselleştirilmesini yeniden miras kabul edecek zihinler tarafından kurtarılabilir.
Thales’in suyuna, manyetizmasına; Anaksimenes’in nefesine; Anaksimandros’un apeironuna; Anaksagoras’ın her şeyi düzenleyen zihnine ve İzmirli Ksenophanes’in karşıt-farkındalığına, söylencelerine, şiirselliğine...
Şimdilerde her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır.”
― Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
Thales’in suyuna, manyetizmasına; Anaksimenes’in nefesine; Anaksimandros’un apeironuna; Anaksagoras’ın her şeyi düzenleyen zihnine ve İzmirli Ksenophanes’in karşıt-farkındalığına, söylencelerine, şiirselliğine...
Şimdilerde her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır.”
― Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
“Elinizdeki bu metin, akademik yapının içkin çelişkilerine ve çağdaş fiziğin sınırlarına yönelik bir sorgulama yürütürken; doğaya ilişkin özgün önermelerle birlikte, sinirbilim, topoloji ve fiziği matematiksel çözüm uzaylarında kesiştiren cüretkâr bir postulat öne sürmekte ve bu yönüyle aynı zamanda bir akademik isyan manifestosu işlevi görmektedir.
Bu kitaptaki önermelerin ve çıkarımların ortaya çıkışı ve şekillenişi, yükseköğrenim dönemlerimden itibaren yıllar içinde birleşerek bütünleşik bir manifesto oluşumuna gebe olmuştur. Almanya’daki iki ucu keskin akademik fizik ve astrofizik ekollerinin bireysel ve sınır tanımaz zihinlere uyguladığı görünmez, ancak işin ruhuna dokunan işkence; beni, çağdaş fiziğin sınırlarını da sorgulama cüretine götüren çeşitli bilimkurgu hikâyeleriyle dışavurumunu göstermişti.
Her ne kadar varlık veya bilgi felsefesi üzerine yeni bir şeyler söyleme amacı gütmese de gerçeğe ulaşmanın farklı yolları da olabileceği, bu farklı yolların mitos ile logos’un etkileşimli cümbüşünün doruk noktasında olduğu yerlerde yeni bir şeylerin filizlenebileceği düşüncesi, daha sistematik bir söylem yaratma arzusunu doğurmuştur.”
― Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
Bu kitaptaki önermelerin ve çıkarımların ortaya çıkışı ve şekillenişi, yükseköğrenim dönemlerimden itibaren yıllar içinde birleşerek bütünleşik bir manifesto oluşumuna gebe olmuştur. Almanya’daki iki ucu keskin akademik fizik ve astrofizik ekollerinin bireysel ve sınır tanımaz zihinlere uyguladığı görünmez, ancak işin ruhuna dokunan işkence; beni, çağdaş fiziğin sınırlarını da sorgulama cüretine götüren çeşitli bilimkurgu hikâyeleriyle dışavurumunu göstermişti.
Her ne kadar varlık veya bilgi felsefesi üzerine yeni bir şeyler söyleme amacı gütmese de gerçeğe ulaşmanın farklı yolları da olabileceği, bu farklı yolların mitos ile logos’un etkileşimli cümbüşünün doruk noktasında olduğu yerlerde yeni bir şeylerin filizlenebileceği düşüncesi, daha sistematik bir söylem yaratma arzusunu doğurmuştur.”
― Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
“Martinson’un yönteminden ilham aldığımız ve bir uzay operasına
evrilme potansiyeli olan bu anlatımızda; evreni ve zamanı
anlama çabasıyla yetiştirdiği zihinlere sonsuz nimetler
sunan Anadolu toprakları, uzay-zaman sürekliliğinde de kendisine
yer buldu. Binlerce âleme, hiç bitmeyen hikâyeleri anlatacak
olan ışık getirenlere selam olsun.”
― Işık Getiren
evrilme potansiyeli olan bu anlatımızda; evreni ve zamanı
anlama çabasıyla yetiştirdiği zihinlere sonsuz nimetler
sunan Anadolu toprakları, uzay-zaman sürekliliğinde de kendisine
yer buldu. Binlerce âleme, hiç bitmeyen hikâyeleri anlatacak
olan ışık getirenlere selam olsun.”
― Işık Getiren
“Zihin ve madde, Doğa’nın irrasyonel oranlarının belirlediği ölçüdeki sınır koşullarına bağlı olarak şekillenir. Bu zihnin kirişleri, kendisini zamanın prangalarından kurtarmak için kırılmalıdır. İlk çatlak, hüzünlü bir melodiyle küçücüklerden
haykırarak yaşamı hatırlatma görevini üstlenir.
Us, elini zihinden, zihin elini çatlaktan çektiği an, örgü düğümlenir. Özgürce yazabilmeyi umduğu her anın bu çatlağı daha da büyütebileceğini biliyor olması, Odeta’nın örgü
içindeki rollerinden biriydi belki de. Her kelâmda tutumlu olması gerekenler zaten içinde Doğa ve insan sevgisi olanlar
mıydı? Yoksa içinde bulunduğu çağı yaşanamaz hale getiren oligarklar mı? Hayatta kalmak uğruna, toplumun devamlılığını sağlayan, kalibre edilmiş, doğasını unutmuş değerlerin
çoğu yukarıdan inmeydi. Yukarıdan ne inmezdi ki? Her şey yukarıdan gelirdi.”
― UGLATA
haykırarak yaşamı hatırlatma görevini üstlenir.
Us, elini zihinden, zihin elini çatlaktan çektiği an, örgü düğümlenir. Özgürce yazabilmeyi umduğu her anın bu çatlağı daha da büyütebileceğini biliyor olması, Odeta’nın örgü
içindeki rollerinden biriydi belki de. Her kelâmda tutumlu olması gerekenler zaten içinde Doğa ve insan sevgisi olanlar
mıydı? Yoksa içinde bulunduğu çağı yaşanamaz hale getiren oligarklar mı? Hayatta kalmak uğruna, toplumun devamlılığını sağlayan, kalibre edilmiş, doğasını unutmuş değerlerin
çoğu yukarıdan inmeydi. Yukarıdan ne inmezdi ki? Her şey yukarıdan gelirdi.”
― UGLATA
“Doğayı idrak insana özgüdür. Elinizdeki metin günümüz “post-truth” tartışma rüzgarlarının sığlığında, bilimin ve bilimselciliğin birbirine karıştırıldığı, bilim kurumlarının bilimsellikten bile isteye uzaklaştırıldığı, entelektüel kesimin sessizlik yemini ettiği boğucu çoraklığa adeta meydan okumadır. Her meydan okuma rasyonel duyarlılıkla başlar ve duygusal motiflerle ilerler. “Bilim doğası gereği anarşisttir” ancak bir o kadar da insanın doğaya kendi aklını giydirmesi sanatıdır. Bilimi salt nedenselliğin kuru betimlemesi olarak bir listeleme ve tanımlama faaliyeti değil, ayrıca açıklama ve anlama sanatı olarak okumak gerekir. İşte bu nedenle hem doğa üzerine düşünmek hem de yönteme her adımında karşı olmak da gerekir. Felsefi refleksiyonu olmayan biliminsanı bilim dogmasında körleşirse gerçekliği göremez hale gelebilir.
Kanımca okuyucusu, Burak Cem Coşkun’un fragmanlarını birkaç farklı yaklaşımla ele alabilecektir. Coşkun’un dinamik akıl yürütme etkinliği metnin her yerinde size eşlik ederken diğer yandan bilimsel yöntemler tarihine de zaman zaman üstü kapalı bazen de doğrudan atıflarla sesleniliyor. Bu cesur yolculukta kuşkusuz yazarın felsefi sağduyusu sizi rahat bırakmayacaktır. Metinde bilim adına öfke, acıma, kıvanç duyabilirsiniz. Bunu okuyucuda sağlamak yazarın açık başarısıdır.
Bilimi “bilimci” değil “bilimsel” tavırla ele alan meta-metin olma özelliğiyle elinizdeki bu manifesto çıkarımları ve önermeleriyle, iki dilde ifade olanağıyla, bilim-denilen ile bilimsel yöntemin dehlizlerinde gerçeklikle savaşıyor. Manifesto’yu metodolojik değil aynı anda “logic”, “logos”un manifestosu olarak da yaz sıcağında keyifle okudum. Hepimizin temennisi Burak Cem Coşkun’un özlü ifadesiyle kozmik örüntünün mitosunu logos ile birleştirebilecek bir tahayyüle sahip olmak değil mi?
Okuyucusuna açacağı ufuklarda aydınlık günler ve düşler yaratması dileğiyle.
Güncel Önkal
Felsefe Profesörü
Datça, 2025.”
― Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
Kanımca okuyucusu, Burak Cem Coşkun’un fragmanlarını birkaç farklı yaklaşımla ele alabilecektir. Coşkun’un dinamik akıl yürütme etkinliği metnin her yerinde size eşlik ederken diğer yandan bilimsel yöntemler tarihine de zaman zaman üstü kapalı bazen de doğrudan atıflarla sesleniliyor. Bu cesur yolculukta kuşkusuz yazarın felsefi sağduyusu sizi rahat bırakmayacaktır. Metinde bilim adına öfke, acıma, kıvanç duyabilirsiniz. Bunu okuyucuda sağlamak yazarın açık başarısıdır.
Bilimi “bilimci” değil “bilimsel” tavırla ele alan meta-metin olma özelliğiyle elinizdeki bu manifesto çıkarımları ve önermeleriyle, iki dilde ifade olanağıyla, bilim-denilen ile bilimsel yöntemin dehlizlerinde gerçeklikle savaşıyor. Manifesto’yu metodolojik değil aynı anda “logic”, “logos”un manifestosu olarak da yaz sıcağında keyifle okudum. Hepimizin temennisi Burak Cem Coşkun’un özlü ifadesiyle kozmik örüntünün mitosunu logos ile birleştirebilecek bir tahayyüle sahip olmak değil mi?
Okuyucusuna açacağı ufuklarda aydınlık günler ve düşler yaratması dileğiyle.
Güncel Önkal
Felsefe Profesörü
Datça, 2025.”
― Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
“The comprehension of nature is a uniquely human endeavor. The text you hold in your hands is a bold challenge to the barren suffocation of our age. This is an age in which the winds of post-truth discourse blow shallow and directionless. It is a time when science and scientism are increasingly conflated, when scientific institutions are deliberately estranged from the essence of scientificity, and when the intellectual class seems to have taken a vow of silence. Every act of defiance begins with rational sensitivity and unfolds through emotional motifs. Science, by its very nature, is anarchic. Yet it is also the art of projecting human reason onto nature. Science must not be seen merely as a dry cataloguing of causes or a mechanical activity of listing and defining. It must be understood as the art of explanation and comprehension. For this reason, one must not only reflect on nature but also maintain opposition to method at every step. A scientist without philosophical reflection may become blinded by scientific dogma and lose the ability to perceive reality.
In my view, readers will be able to approach Burak Cem Coşkun’s fragments through several different interpretive pathways. His dynamic reasoning accompanies the reader throughout the entire text. At the same time, the narrative speaks to the history of scientific methods, sometimes implicitly and at other times explicitly. In this bold journey, the author’s philosophical intuition will undoubtedly persist in challenging the reader. Within this text, one may experience anger, compassion, or joy in the name of science. The author’s clear success lies in his ability to evoke these responses.
This is not the work of a scientistic mind, but of a truly scientific one. As a meta-text, it engages with science not through dogma, but with a scientific attitude. Through its propositions and reflections, and by expressing itself in two languages, this manifesto enters into battle with both what is called science and the cryptic corridors of the scientific method. I read this manifesto not merely as a methodological text but also, simultaneously, as a declaration of logic and of logos in their deepest sense. I must say, I read it with pleasure under the summer sun. Is it not our shared wish to possess the kind of imagination that, in Coşkun’s own words, can unite the mythos of the cosmic pattern with the clarity of logos?
May this work offer luminous horizons and vivid dreams to those it reaches.
Güncel Önkal
Professor of Philosophy
Datça, 2025”
― Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
In my view, readers will be able to approach Burak Cem Coşkun’s fragments through several different interpretive pathways. His dynamic reasoning accompanies the reader throughout the entire text. At the same time, the narrative speaks to the history of scientific methods, sometimes implicitly and at other times explicitly. In this bold journey, the author’s philosophical intuition will undoubtedly persist in challenging the reader. Within this text, one may experience anger, compassion, or joy in the name of science. The author’s clear success lies in his ability to evoke these responses.
This is not the work of a scientistic mind, but of a truly scientific one. As a meta-text, it engages with science not through dogma, but with a scientific attitude. Through its propositions and reflections, and by expressing itself in two languages, this manifesto enters into battle with both what is called science and the cryptic corridors of the scientific method. I read this manifesto not merely as a methodological text but also, simultaneously, as a declaration of logic and of logos in their deepest sense. I must say, I read it with pleasure under the summer sun. Is it not our shared wish to possess the kind of imagination that, in Coşkun’s own words, can unite the mythos of the cosmic pattern with the clarity of logos?
May this work offer luminous horizons and vivid dreams to those it reaches.
Güncel Önkal
Professor of Philosophy
Datça, 2025”
― Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
“Elinizdeki bu metin, akademik yapının içkin çelişkilerine ve çağdaş fiziğin sınırlarına yönelik bir sorgulama yürütürken; doğaya ilişkin özgün önermelerle birlikte, sinirbilim, topoloji ve fiziği matematiksel çözüm uzaylarında kesiştiren cüretkâr bir postulat öne sürmekte ve bu yönüyle aynı zamanda bir akademik isyan manifestosu işlevi görmektedir.
Bu kitaptaki önermelerin ve çıkarımların ortaya çıkışı ve şekillenişi, yükseköğrenim dönemlerimden itibaren yıllar içinde birleşerek bütünleşik bir manifesto oluşumuna gebe olmuştur. Almanya’daki iki ucu keskin akademik fizik ve astrofizik ekollerinin bireysel ve sınır tanımaz zihinlere uyguladığı görünmez, ancak işin ruhuna dokunan işkence; beni, çağdaş fiziğin sınırlarını da sorgulama cüretine götüren çeşitli bilimkurgu hikâyeleriyle dışavurumunu göstermişti.
Her ne kadar varlık veya bilgi felsefesi üzerine yeni bir şeyler söyleme amacı gütmese de gerçeğe ulaşmanın farklı yolları da olabileceği, bu farklı yolların mitos ile logos’un etkileşimli cümbüşünün doruk noktasında olduğu yerlerde yeni bir şeylerin filizlenebileceği düşüncesi, daha sistematik bir söylem yaratma arzusunu doğurmuştur.”
― Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
Bu kitaptaki önermelerin ve çıkarımların ortaya çıkışı ve şekillenişi, yükseköğrenim dönemlerimden itibaren yıllar içinde birleşerek bütünleşik bir manifesto oluşumuna gebe olmuştur. Almanya’daki iki ucu keskin akademik fizik ve astrofizik ekollerinin bireysel ve sınır tanımaz zihinlere uyguladığı görünmez, ancak işin ruhuna dokunan işkence; beni, çağdaş fiziğin sınırlarını da sorgulama cüretine götüren çeşitli bilimkurgu hikâyeleriyle dışavurumunu göstermişti.
Her ne kadar varlık veya bilgi felsefesi üzerine yeni bir şeyler söyleme amacı gütmese de gerçeğe ulaşmanın farklı yolları da olabileceği, bu farklı yolların mitos ile logos’un etkileşimli cümbüşünün doruk noktasında olduğu yerlerde yeni bir şeylerin filizlenebileceği düşüncesi, daha sistematik bir söylem yaratma arzusunu doğurmuştur.”
― Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
“The text you now hold undertakes a critical interrogation of the inherent contradictions within the academic structure and the limitations of contemporary physics. At the same time, it proposes an audacious postulate that brings neuroscience, topology, and physics together within mathematical solution spaces. In doing so, it functions as a manifesto of academic dissent.
The emergence and development of the propositions and inferences presented in this book have gradually matured into a coherent manifesto over the years, beginning in my early years of higher education. The double-edged nature of the academic traditions in physics and astrophysics in Germany, subtly yet profoundly tormenting independent and unbounded minds, found its expression in me through various science-fiction narratives. These narratives, in turn, gave rise to the courage to question the boundaries of modern physics itself.
Although the work does not aim to offer a novel thesis in metaphysics or epistemology, it is rooted in the conviction that there may be alternative routes to truth. These routes might emerge in places where mythos and logos engage in a dynamic interplay, giving rise to the possibility of something new. This conviction has led to the desire to construct a more systematic discourse.”
― Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı
The emergence and development of the propositions and inferences presented in this book have gradually matured into a coherent manifesto over the years, beginning in my early years of higher education. The double-edged nature of the academic traditions in physics and astrophysics in Germany, subtly yet profoundly tormenting independent and unbounded minds, found its expression in me through various science-fiction narratives. These narratives, in turn, gave rise to the courage to question the boundaries of modern physics itself.
Although the work does not aim to offer a novel thesis in metaphysics or epistemology, it is rooted in the conviction that there may be alternative routes to truth. These routes might emerge in places where mythos and logos engage in a dynamic interplay, giving rise to the possibility of something new. This conviction has led to the desire to construct a more systematic discourse.”
― Doğa Üzerine ve Yönteme Karşı












