Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Ahmet Hâşim.
Showing 1-7 of 7
“Manzaranın güzelliği hüznünde yatar.”
―
―
“Uzak
Ve mâi gölgeli bir beldeden cüdâ kalarak,
Bu nefy-ü hicre,
müebbed bu yerde mahkûmuz..”
―
Ve mâi gölgeli bir beldeden cüdâ kalarak,
Bu nefy-ü hicre,
müebbed bu yerde mahkûmuz..”
―
“Denizlerden
Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin.
Bilsen
Melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı şama bakan
Bu gözlerinle, bu hüzünle sen ne dilbersin!”
― Bütün Şiirleri
Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin.
Bilsen
Melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı şama bakan
Bu gözlerinle, bu hüzünle sen ne dilbersin!”
― Bütün Şiirleri
“Müesses her insan cemiyeti için lüzumu inkar edilemez olan mazi muhabbeti, “hal"in hürmeti ve “hayat”ın aşkıyla tadil edilmediği zaman bir tehlike teşkil eder. Ruhu daraltmak ve hassasiyeti körletmek için, münhasıran anane ve ırsi eşkal üzerine müesses bir terbiyeden daha müessir bir vasıta tasavvur olunamaz.
Şimdi biz, tıpkı Faust gibi, tozlu bir kütüphanede iskeletler, imbikler, küreler arasında girift eski bir metnin muamması üzerine eğilmiş, akim bir tefekkür içinde kendimizden geçmiş iken, aşağıda bir bahar gecesinin mehtabı içinde, kokulara ve rüzgarlara karışmış, ra’şan, aşk ve neş’e şarkıları dolaşıyor ve genç bir insanlık, münevver bir nehir gibi yeni şafakların aydınlıklarına doğru koşuyor.”
Ahmed Haşim, Gurabahane-yi Laklakan, 1926.”
― Gurebahane-i Laklakan
Şimdi biz, tıpkı Faust gibi, tozlu bir kütüphanede iskeletler, imbikler, küreler arasında girift eski bir metnin muamması üzerine eğilmiş, akim bir tefekkür içinde kendimizden geçmiş iken, aşağıda bir bahar gecesinin mehtabı içinde, kokulara ve rüzgarlara karışmış, ra’şan, aşk ve neş’e şarkıları dolaşıyor ve genç bir insanlık, münevver bir nehir gibi yeni şafakların aydınlıklarına doğru koşuyor.”
Ahmed Haşim, Gurabahane-yi Laklakan, 1926.”
― Gurebahane-i Laklakan
“O Belde
Denizlerden
Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin.
Bilsen
Melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı şama bakan
Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!
Ne sen,
Ne ben,
Ne de hüsnünde toplanan bu mesa,
Ne de alam-fikre bir mersa,
Olan bu mai deniz
Melali anlamayan nesle aşina değiliz.
Sana yalnız bir ince taze kadın
Bana yalnızca eski bir budala
Diyen bugünkü beşer
Bu sefil iştiha, bu kirli nazar,
Bulamaz sende bende bir mana,
Ne bu akşamda bir gam-ı nermin
Ne de durgun denizde bir muğber
Lerze-i istitar ü istigna.”
―
Denizlerden
Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin.
Bilsen
Melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı şama bakan
Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!
Ne sen,
Ne ben,
Ne de hüsnünde toplanan bu mesa,
Ne de alam-fikre bir mersa,
Olan bu mai deniz
Melali anlamayan nesle aşina değiliz.
Sana yalnız bir ince taze kadın
Bana yalnızca eski bir budala
Diyen bugünkü beşer
Bu sefil iştiha, bu kirli nazar,
Bulamaz sende bende bir mana,
Ne bu akşamda bir gam-ı nermin
Ne de durgun denizde bir muğber
Lerze-i istitar ü istigna.”
―
“Karanlık, ölümün bir cüz'üdür. Onun için dinlendiricidir. Büyük dinlenme, bir zulmet denizine dalıp bir daha ışığa kavuşmamaktan başka nedir?”
― Bize Göre ve Bir Seyahatin Notlari
― Bize Göre ve Bir Seyahatin Notlari
“Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak
Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta
Eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer
Bu bir lisân-ı hafidir ki ruha dolmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta.”
―
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak
Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta
Eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer
Bu bir lisân-ı hafidir ki ruha dolmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta.”
―




