Selcen > Selcen's Quotes

Showing 1-30 of 64
« previous 1 3
sort by

  • #1
    Kate Millett
    “It is interesting that many women do not recognize themselves as discriminated against; no better proof could be found of the totality of their conditioning.”
    Kate Millett, Sexual Politics

  • #2
    Kate Millett
    “Ataerkil düzendeki sınıfın başlıca etkilerinden biri, bir kadını bir diğerinin karşısına koymaktır. Geçmişte fahişelerle namuslu kadınlar karşılaştırılırken, günümüzde de çalışan kadınlarla ev kadınları karşı karşıya getirilmektedir. Bu kadınlardan birincisi ötekinin sahip olduğu "güvenlik" ve saygınlığa gıpta ederken, ikincisi de kendisine saygınlık kazandıran sınırlamaların ötesinde, özgürlük, serüven, dünyayı tanımak diye adlandırdığı birinci kadının yaşantısına özlem duyar. İkili düzen standardının çeşitli elverişliliklerinden yararlanan erkek, her iki kadının da dünyasını paylaşır ve üstün toplumsal ve ekonomik gücü ile de birbirlerine yabancılaşmış bu kadınları birbirlerine rakip duruma getirir.”
    Kate Millett, Cinsel Politika

  • #3
    Kate Millett
    “Under patriarchy the female did not herself develop the symbols by which she is described. As”
    Kate Millett, Sexual Politics

  • #4
    Kate Millett
    “Yeterince erkeksi ya da kadınsı olmamak, doğal yapıya aykırı düşmek gibi gösteriliyor. Ve hepimiz kadın ya da erkek olarark doğduğumuz için, cinsel kişiliğimizi yitirirsek yok olacağımız gibi bir düşünceye uyarlanmak isteniyoruz.”
    Kate Millett, Cinsel Politika

  • #5
    Marge Piercy
    “Economy is the bone, politics is the flesh,
    watch who they beat and who they eat.”
    Marge Piercy

  • #6
    Carol J. Adams
    “Et yiyeni yediği hayvandan hayvanı da markette satılan biçiminden yalıtan kültürel duvara kayıp gönderge denir. Kimse kahvaltısının en büyük keyfi olan sucuğunun bir zamanlar nefes alan ve ne zaman özgür kalacağı beklentisi ile esaret altında günlerini geçiren bir canlıdan geldiğini ve sucuk olabilmek için korkunç ve kanlı bir süreçten geçmesi gerektiğini düşünmek istemez; çözümü göndergeyi kaybettirmekte bulur. Kayıp göndergenin var olabilmesi için nesneleştirme-parçalama-tüketme biçimindeki şiddet döngüsünün tamamlanması gerekir. Pornoda parça parça tüketilen kadın bedeni ile sofrada parça parça yenen hayvan bedeni arasında her ikisinin de özünde sömürülmemesi gereken varlıklar olduğunu yadsıyan erkek egemen zihniyet vardır. Erkeklik inşasının bir kısmı et yemek ise, bir başka kısmı da ötekileştirilmişlerin bedenlerini denetim altında tutmaktır.”
    Carol J. Adams, The Sexual Politics of Meat: A Feminist-Vegetarian Critical Theory

  • #7
    Andrea Dworkin
    “Many women, I think, resist feminism because it is an agony to be fully conscious of the brutal misogyny which permeates culture, society, and all personal relationships.”
    Andrea Dworkin, Our Blood: Prophecies and Discourses on Sexual Politics

  • #8
    Andrea Dworkin
    “I don’t believe rape is inevitable or natural. If I did, I would have no reason to be here. If I did, my political practice would be different than it is. Have you ever wondered why we [women] are not just in armed combat against you? It’s not because there’s a shortage of kitchen knives in this country. It is because we believe in your humanity, against all the evidence.”
    Andrea Dworkin

  • #9
    Andrea Dworkin
    “Feminism is hated because women are hated. Antifeminism is a direct expression of misogyny; it is the political defense of woman hating.”
    Andrea Dworkin, Right-Wing Women

  • #10
    Andrea Dworkin
    “The essence of oppression is that one is defined from the outside by those who define themselves as superior by criteria of their own choice.”
    Andrea Dworkin

  • #11
    Andrea Dworkin
    “Surely the freedom of women must mean more to us than the freedom of pimps.”
    Andrea Dworkin

  • #12
    Andrea Dworkin
    “Feminism is a political practice of fighting male supremacy in behalf of women as a class, including all the women you don't like, including all the women you don't want to be around, including all the women who used to be your best friends whom you don't want anything to do with anymore. It doesn't matter who the individual women are. They all have the same vulnerability to rape, to battery, as children to incest. Poorer women have more vulnerability to prostitution, which is basically a form of sexual exploitation that is intolerable in an egalitarian society, which is the society we are fighting for.”
    Andrea Dworkin

  • #13
    Charlotte Brontë
    “I can live alone, if self-respect, and circumstances require me so to do. I need not sell my soul to buy bliss. I have an inward treasure born with me, which can keep me alive if all extraneous delights should be withheld, or offered only at a price I cannot afford to give.”
    Charlotte Brontë, Jane Eyre

  • #14
    Tezer Özlü
    “Sordukları zaman, bana ne iş yaptığımı, evli olup olmadığımı, kocamın ne iş yaptığını, ana babamın ne olduklarını sordukları zaman, ne gibi koşullarda yaşadığımı, yanıtlarımı nasıl memnunlukla onayladıklarını yüzlerinde okuyorum. Ve hepsine haykırmak istiyorum. Onayladığınız yanıtlar yalnızca bir yüzey. Ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut, ne sizin medeni durum dediğiniz durumsuzluk, ne de başarılı bir birey olmak ya da sayılmak benim gerçeğim değil. Bu kolay olgulara, siz bu düzeni böylesine saptadığınız için ben de eriştim. Hem de hiç bir çaba harcamadan. Belki de hiç istediğim gibi çalışmadan. istediğiniz düzeye erişmek o denli kolay ki… Ama insanın gerçek yeteneğini, tüm yaşamını, kanını, aklını, varoluşunu verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiç bir değeri yok ki. bırakıyorsun insan onları kendisiyle birlikte gömsün. Ama hayır, hiç değilse susarak hepsini yüzünüze haykırmak istiyorum. Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla bağdaşan hiç yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum, hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi değer verdiğiniz için. İçgüdülerimi hiç bir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiç bir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlenizle. Okullarınızla. İş yerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı dendim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.”
    Tezer Özlü, Yaşamın Ucuna Yolculuk

  • #15
    Tezer Özlü
    “İnsanın başkalarına söylemek istedikleri kendi duymak istedikleridir.Yazdıkları,okumak istedikleridir.Sevmesi sevilmeyi istediği biçimdedir.”
    Tezer Özlü, Kalanlar

  • #16
    Tezer Özlü
    “İnsan çoğu kez her şeyin son bulduğu duygusuna kapılıyor,oysa yaşamın sonsuzluğunu algılayabilmek için bile yeterli değil bir insan ömrü.”
    Tezer Özlü, Yaşamın Ucuna Yolculuk

  • #17
    Tezer Özlü
    “- Sana ne oldu? Sensiz yaşayamam.
    - Yaşarsın. Herkes herkessiz yaşayabilir.”
    Tezer Özlü, Çocukluğun Soğuk Geceleri

  • #18
    Tezer Özlü
    “Düzen ve güven kadar ürkütücü bir şey yoktur. Hiçbir şey. Hiçbir korku… Aklını en acı olana, en derine, en sonsuza atmışsan korkma. Ne sessizlikten, ne dolunaydan, ne ölümlülükten, ne ölümsüzlükten, ne seslerden, ne gün doğuşundan, ne gün batışından. Sakin ol. Öylece dur. Yaşamdan geç. Kentlerden geç. Sınırları aş. Gülüşlerden geç Anlamsız konuşmaları dinle, galerileri gez, kahvelere otur – artık hiçbir yerdesin.”
    Tezer Özlü

  • #19
    Tezer Özlü
    “Her sevginin başlangıcı ve süreci, o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu. Belirsizlikler arasında belirlemeye çalıştığımız yaşam gibi. Sevgi isteği, kendi kendine yaşamı kanıtlama isteği kadar büyük. Belki kendilerine yaşamı kanıtlamaya gerek duymayan insanlar, sevgileri de derinliğine duymadan, acıya dönüştürmeden yaşayıp gidiyorlar. Ya da sevgiyi sevgi, beraberliği beraberlik, ayrılığı ayrılık, yaşamı yaşam, ölümü ölüm olarak yaşıyorlar. Oysa yaşam ölümle, ölüm yaşamla tanımlı. Ama sen. Senin için her beraberlik ayrılış, her ayrılış beraberlik, sevgi sevgisizlik, duyum duyumsuzluğun başladığı an. Birisinin teniyle yan yana olmak, kendi varoluşumu unutmak mı. Ya da daha derin algılamak mı. Kendi varoluşum. Her varoluş kendisiyle birlikte ölümü getirmiyor mu.”
    Tezer Özlü, Yaşamın Ucuna Yolculuk

  • #20
    Tezer Özlü
    “Duygular,duygular,duygular.Bırak kentleri,bırak yapıların görkemini,yoksulluğunu,bırak yolları,istasyonları,insanları,yabancıları,sevdiklerini,çocukluğunu,ölen uzaktaki insanlarını,bırak,bırak,bırak içinde seni kemiren seni bırak.Bak nerelere varıyor gökyüzü.Hangi zamanlara.Hangi sonsuzluğa.Git.”
    Tezer Özlü, Yaşamın Ucuna Yolculuk

  • #21
    Tezer Özlü
    “İnsan yirmi yaşında ya toplumun akılla bağdaşmayan düzenine girer ya da var olur. Uyum istemiyor, var olmak istiyor. Gidiyor. Sınırlarını zorluyor. Ben de gidiyorum. Henüz uyum duyacağım hiçbir şeyle karşılaşmadım.”
    Tezer Özlü, Yaşamın Ucuna Yolculuk

  • #22
    Tezer Özlü
    “İçimdeki kıpırdanışları dinliyorum. Bir şeylere açılmak, bir yerlere koşmak, dünyayı kavramak istiyorum. Dünyanın bize yaşatılandan, öğretilenden daha başka olduğunu seziyorum.”
    Tezer Özlü, Çocukluğun Soğuk Geceleri

  • #23
    Tezer Özlü
    “Bir yüksekliğin, bir başıma olduğum bir yüksekliğin en ucundayım. İnemiyorum. Yaşayamıyorum. Ölemiyorum.”
    Tezer Özlü, Yaşamın Ucuna Yolculuk

  • #24
    Tezer Özlü
    “Pazar günleri... Şimdilerde... Sokak aralarından geçerken...gözüme pijamalı aile babaları ilişirse, kışın, yağmurlu gri günlerde tüten soba bacalarına ilişirse gözlerim... evlerin pencere camları buharlaşmışsa... odaların içine asılmış çamaşır görürsem... bulutlar ıslak kiremitlere yakınsa, yağmur çiseliyorsa, radyolardan naklen futbol maçları yayımlanıyorsa, tartışan insanların sesleri sokaklara dek yansıyorsa, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek......... isterim hep.”
    Tezer Özlü, Çocukluğun Soğuk Geceleri

  • #25
    Tezer Özlü
    “Yazmak istiyorum. Ama her zaman yaşamın günlük hareketliliklerini yeğliyorum. Caddelere çıkmak, doymak bilmediğim sokaklara bakmak, yeni köşeler keşfetmek, yabancı insanları seyretmek, doyumsuz yaşamı gözlerimden yüreğime indirmek istiyorum. Kısacık anlarda çeşitli olayları, insan varoluşunun özünü, zaman ve duyguları sınırsızlık içinde derinliğine düşünen insanlar çok mu? Bilmiyorum.”
    Tezer Özlü, Çocukluğun Soğuk Geceleri

  • #26
    Tezer Özlü
    “Kültür bir şeye cesaret edebilme sorunudur. Okumaya cesaret edebilme, bir görüşe inanmaya cesaret edebilme, görüşlerini açıklayabilme cesaretidir.”

    Tezer Özlü, ‘Kalanlar’, sayfa 60”
    Tezer Özlü, Kalanlar

  • #27
    Tezer Özlü
    “Bu denli çok ülke, bu denli çok insan, bu denli çok roman kahramanı tanımalı mıydım. En yakın dostlarım romanların kahramanları gerisindeki yazarlar mı olmalıydı.”
    Tezer Özlü, Yaşamın Ucuna Yolculuk

  • #28
    Tezer Özlü
    “Uykuda. Uykuyu ararken. Derin uykuların ötesinde bile zaman zaman düşünde sezinlemiyor mu insan birbaşınalığın çaresizliğini. Yollarda. Okurken. Pencereden caddelere bakarken. Giyinirken. Soyunurken. Herhangi bir kahvenin içinde oturan insanlara gelişigüzel bakarken. Hiçbir şey aramazken. Herhangi bir kahvede oturan insanları görmezken, başka olgular düşünürken... Yosun kokusunu yeniden duymaya çalışırken, arabalar dünyasında yaşadığını son anda algılarken, büyük bir bulvarın tüm kahvelerinde oturanlardan hiçbirini tanımazken, bir mağazadan gelişigüzel yiyecek seçerken, ya da bir satıcıdan herhangi bir malı isterken, aynı anda özlem ve yalnızlıkları düşünürken, gidenleri, gelenleri, bölünenleri, ölenleri, doğanları, büyüyenleri, yaşamak isteyenleri, yaşamak istemeyenleri özlerken, severken, sevilirken, sevişirken, hep yalnız değil miyiz.”
    Tezer Özlü, Yaşamın Ucuna Yolculuk

  • #29
    Sylvia Plath
    “I can never read all the books I want; I can never be all the people I want and live all the lives I want. I can never train myself in all the skills I want. And why do I want? I want to live and feel all the shades, tones and variations of mental and physical experience possible in my life. And I am horribly limited.”
    Sylvia Plath, The Unabridged Journals of Sylvia Plath

  • #30
    Sylvia Plath
    “I took a deep breath and listened to the old brag of my heart. I am, I am, I am.”
    Sylvia Plath, The Bell Jar



Rss
« previous 1 3