Nazım Quotes

Quotes tagged as "nazım" Showing 1-7 of 7
Nâzım Hikmet
“Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız”
Nâzım Hikmet, Poems of Nazım Hikmet

Nâzım Hikmet
“yolda hiçbir şey düşünme,
mümkün mertebe yalansız gelmeye çalış.
yalan kuvvetliye söylenir
ben kuvvetsizim.”
Nâzım Hikmet Ran, Poems of Nazım Hikmet

Nâzım Hikmet
“İsterdim ki ben,
bir kitap bekçisi olayım
camları güneşli bir kitap evinde.
Duyduğum zevklerin en doyulmazıdır
yıldızlı cenup denizlerinin alevinde sabahlar gibi
sevilen bir kitap başında sabahlamak..."

Sayfa: 368”
Nâzım Hikmet, Poems of Nazım Hikmet

Zülfü Livaneli
“Nazım'ın bir Paris gezisinde yaşanan müthiş bir olay var: O zamanlar Abidin Dinolar Seine Nehri kıyısında, asansörsüz bir evin yedinci katında oturuyorlarmış. Moskova'dan gelecek olan büyük şaire, güzel bir memleket sofrası hazırlamışlar ama kalp hastası olduğu için o yedi katı çıkmasından kaygılanıyorlarmış. Şöyle bir çözüm bulmuşlar sonunda: Her kata iki sandalye yerleştirmişler. Yaşar Kemal, Nazım'ı getirecek, sonra her katta mola vererek anlattığı hikayelerle onu oyalayacak, böylece Nazım'ın merdivenleri dinlene dinlene çıkması sağlanacakmış. Öyle de olmuş. Yaşar Abi memleket hasretiyle içi yanan Nazım'a her katta hikayeler anlatmış. Bu olay bende hayranlık uyandırmıştır hep; ne güzel roman olur diye düşünmüşümdür. Adı belli: Yedi Kat Hikayeleri. Bölümler de belli: Birinci Kat, İkinci Kat, Üçüncü Kat... Keşke yazsaydı.”
Zülfü Livaneli, Gözüyle Kartal Avlayan Yazar: Yaşar Kemal

Can Dündar
“Varna'da hasret öyle derin memleket öyle yakındı ki Nazım bir ara dayanamayıp kızıl kumsalın denizle birleştiği en uç noktaya gitti, gözlerini karşı kıyıya dikti. Aklında Münevver, kalbinde Vera, yanında Gala vardı.

Sayfa:100”
Can Dündar, Nazım

Can Dündar
“İstanbul, uzaklaştı ufukta...
Geride, yalnız bir eşle 2,5 aylık bir oğul bırakmıştı Nâzım Hikmet...

...tabii bir de artık hiç göremeyeceği bir memleket...
Gemi Bükreş’e doğru yola koyulurken kederlendi.
Şimdi ölümüne kadar sürecek “hasret yılları” başlıyordu..

Nâzım Hikmet’i Bükreş’ten Moskova’ya taşıyan uçak 29 Haziran 1951 günü Vnukovski Havalimanı’na indi.
Apronda onu Sovyet Yazarlar Birliği üyeleri bekliyordu.
Sovyet yazarları Nâzım’ı çiçeğe, alkışa ve övgüye boğdu.

Şair Nikolay Tikhonov onu şu sözlerle karşıladı:
Sevgili dostum, barış için savaşan sesler arasında sizinki, insanlığın dinlediği en güçlü seslerden biriydi. Onun diğer seslerden farklılığı, hapishane duvarlarını ve tüm engelleri aşmasındaydı. Bugün bu sesi, semalarımız altında duyduğumuz için çok mutluyuz. Bu ses, barış ve özgürlük savaşçısı Nâzım Hikmet’in sesidir.”
Can Dündar, Nazım

Nâzım Hikmet
“Çok uzaklardan geliyoruz çok uzaklardan...
Ve artık saçlarımızı tutuşturarak
gecenin evinde yangın çıkaracağız;
çocuklarımızın başlarıyla kıracağız karanlık camlarını!..
Ve bizden sonra gelenler demir parmaklıklardan değil,
asma bahçelerden seyredecek bahar sabahlarını, yaz akşamlarını...

Sayfa:127”
Nâzım Hikmet, Poems of Nazım Hikmet