Discover new books on Goodreads
Meet your next favorite book

Salih Erman

Add friend
Sign in to Goodreads to learn more about Salih.


Loading...
“Yaradılıştan gelen hikmeti yüreğinde taşıyan bir kimse rabbin kıymetli kulu olarak kalmak istiyorsa iyi ve kötünün arasında gerçekleşen bir rekabette bile tarafsızlığını korumalıydı. Çünkü taraf olmak beşere mahsus bir zayıflıktı. İnsanoğlu dersler çıkarsın diye yaşanmış kıssalar galiba eğitici öğretici olmanın dışında kalabalıkların cehaletini daha da cezbediyordu ki Allah’tan başkasına baş kesmeyen Azazel’in Âdem’e secde etmeyişini bir isyanmış gibi tasavvur eden insanlık, onun yaratıcıya duyduğu aşkı değil de bu aşkın gururundan yaptığı küstahlığı şeytanlaştırıp ilahi bir kötülük simgesi yaratmışlardı. Üstüne üstlük noksan zekaları kavrayabilsin diye hikaye edilmiş bu kavram harbini sanki kendi sefil dünyalarındaki sınırlı boyutlarla açıklayıp daha az günaha giriyorlarmış gibi hayal alemlerindeki Âdem’i dal taşak saldıkları Cennet bahçelerinde Havva ile seviştirdiği için Azazel’i suçladılar. Tıpkı Allah’ı, karşısına çıkılıp hesap verilecek bir kimseymişçesine tahayyül ettikleri gibi dünyanın ilk sevişmesine de yasak meyvayı yemek dediler. Aslında her şey ve aynı zamanda hiçbir şey olan Allah kavramı hakkında düşünmek, en azından tabiatın kırılganlığında yahut azametinde onu aramak yerine kurt masallarına inanmayı tercih eden ve hatta yenilerini geliştirmekten kaçınmayan insanlık için yeryüzünden silinmek en adil sondu galiba.”
Cihan Gülbudak, Habis Kıssa

“Sarı saçlarını önce aspir tohumunun özleriyle bembeyaz boyayan Satanay, sonra sumak, kızılleylik, mürver, kaldurak otu ya da inci çiçeği gibi nebatatı kullanarak kızıl, mor, mavi yahut yeşile ve daha nicesine çalıyor ve adeta ayaklı bir gökkuşağı gibi yeryüzünü cevelan ediyordu. Gel gör ki bunu kimseye kendini beğendirmek namına değil hafif çatlaklık ve biraz da meczupluğun getirisi olan içindeki seslerin çeşitliği ifade olsun diye yapıyordu. Bu yüzden eli yüzü düzgün, hatta bayağı bayağı güzel olmasına rağmen erkekler, leyladır deyip geçtikleri Satanay'ı pek dikkate almıyordu...”
Cihan Gülbudak, Habis Kıssa

“Ve biraz sonra peygamber oldukları halde gönderildikleri kavimleri hak yolundan mahrum bırakan o şahıslar göründü. İki büklüm vaziyetteki ihtiyar Konfüçyus’tu, onun koluna girip yürümesine yardım eden de Foucault. Arkalarından da bilinenin aksine kadınlara da peygamberliğin müjdelenebileceğini kanıtı olan İskenderiyeli Hypatia gelmişti. Konfüçyus vakit kaybetmeden tekrarladı: “Bize benzeme!” Kolunu bırakıp ihtiyarın ardından dolaşan Foucault olmayan bir kemanı çalar gibi kollarını kaldırıp boynunu bükmüştü ve sanki nasıl demeli galiba akıl veren Konfüçyus’la dalga geçer bir hali vardı. Fakat bu duruma uyanan ihtiyar birden nasıl döndüyse kendiyle dalga geçen adama başladı veryansına; “Ulan lağımcı keltoş, senin paket elden gitti diye böyle civelek civelek dolanıyorsun ortalıkta ama şu adamı doğru yola soksak affedileceğiz işte anlamıyor musun hötöröf!” Hayret etmiş gibi üst dişleriyle alt dudağındaki gülücüğü saklamaya çalışan Foucault, “aman” dercesine elini sallayınca Hypatia da kahkahayı bastı. Bunu gören ihtiyar, kadına, “Kız bari sen uyma şu kürdancıya” deyip Boncuk’a döndü ve, “Evlat, sen sandığın şey değilsin. Biliyorum anlayabilmen karanlık bir odada kara kediyi bulmak kadar zor ama emin ol senin karanlığında, kara bir kedi yok…” dedi. İşittiklerine onay bekliyormuş gibi Foucault’ya bakan Boncuk adamın kucağında Insanity ismini taktığı o kara kedisini görünce açıkçası bir kahkaha da o attı. Moraran Konfüçyus dışında herkes makaraları koyvermişti. İyice sinirleri bozulan ihtiyar bir yandan baston sallaya sallaya bir yandan da, “biri dibek taşı öteki ablacı… nereden çattık düştük bu şengül hamamına anlayamadım ki…” diye söylene söylene arkasını dönüp uzaklaşmaya ve karanlığa karışmaya başlamıştı. Hemen sonra Hypatia tebessüm edip lafa şöyle girdi: “Düşünme hakkını hep kullan, çünkü yanlış düşünmek hiç düşünmemekten iyidir.” Bu son sözden sonra o da kayboldu ve Foucault da bir veda cümlesi olarak şunları söyledi, “En kötüsü, delilerle deliliklerinde buluşmaktır; bildiklerini yap” ve kucağından karanlığa bıraktığında seçilemeyen kara kedisi gibi o da görünmüyordu artık...”
Cihan Gülbudak, Habis Kıssa

“Ancak nereden okumuş görmüşse sözüm ona tanrıyı öldüren o pos bıyıklı filozofun Sokrates'le alıp veremediği konularda kestiği ahkamlar aklına gelen adam bütün teklifsizliğiyle, "Şimdi Beybaba, barika-i efkardan mukaddeme-i hakikat doğar, doğar da eytişim yapacağız diye maymuna dönmeyelim. Anladım ki sen düşünürken suyu bulandıranlardansın. Böylece çirkinliğin ve soysuzluğun görünmediği gibi canavarca düşüncelerin de okunmuyor, cehaletini kanıtlamaya mecbur bıraktığın kimseler de senin çamuruna batıp kalıyor." deyip atmıştı. Sakin görünmeye çalışsa da Sokrates'in etekleri çoktan tutuşmuş, tokatla tutturduğu ritim sanki hafiften aksamış ve karşısındaki daltabana ettiği lafları teker teker yutturmak için yeniden lafa girmişti, "Evlat ben Atina yargıçlarının idama mahkum ettiği ama Atina halkının kurtarmaya, kaçırmaya çalıştığı buna rağmen kaderine boyun eğmiş bir zavallı adamım, nerem çamur nerem pislik olabilir, üstelik..." dediği an adam lafını yine kabaca bölmüş ve saldırmıştı, "Be hımbıl, Atina'dan yahut ölümden kaçmadıysan bir sebebi vardır. Ki bence sen, ölüme mahkum edilmedin ölümü çağırdın ve böylece yaşamanın değil ölmenin, tövbe ederek affedilmenin, günah çıkartarak temizlenmenin o iğrenç çağını açtın.”
Cihan Gülbudak, Habis Kıssa

“İsyan bayrağını çeken ateş ahalisi, "bat dünya, bat" tezahüratları ve düsturuyla ekinleri yakmış, hayvanları telef etmiş, hatta mezkur ve mükedder melodiyi işitemediklerinden ortalığı kırıp geçiren keder dalgasına anlam veremeyen sağırların kulaklarından içeri kızgın yağ akıtmışlardı. İşte bu yıkım ve talandan nasibini alan biri vardı ki onun payına düşen cefa Boncuk'un büyük melekler karşısında aldığı bir başka galibiyet olarak anılacaktı. Evet, Azrail'i yakalayan nehir perileri, ölüm meleğinin kesesini yırtmış ve son üç aydır topladığı tüm canların ruhunu serbest bırakmıştı. Işık küreleri haline dışarı fırlayan ruhlar derhal bedenlerine akmış ve yarım da olsa can bulmuşlardı. Zira kiminin bedeni toprak altında çürümekten ağzı burnu kaymış bulunduğundan, kiminin de tahnit edilip korunmuş olmasına rağmen kansızlık derdi yüzünden eskisi gibi cana gelememişti. Zombilik ve vampirlik müesseselerinin doğuşuna sebep olan bu hadise Satanay'ın da ruhunun serbest kalmasını ve henüz çok taze olan bedenine akmasını sağlamıştı. Bu bir mucizeydi! Satanay, gözlerini açmış ve öylece tavana bakıyordu.”
Cihan Gülbudak, Habis Kıssa

year in books
Roger
112 books | 192 friends

Perge D...
1,018 books | 166 friends

Ece
Ece
1,810 books | 148 friends

Sezin Ö...
1,133 books | 851 friends

Asli
1,452 books | 347 friends

Ron And...
461 books | 234 friends

Melih
2,500 books | 4,166 friends

Erdem
41 books | 38 friends

More friends…

Favorite Genres

Art


Polls voted on by Salih

Lists liked by Salih