Kaptan HUK’s Reviews > Uçucu Kül > Status Update

Kaptan HUK
Kaptan HUK is on page 110 of 272
☆☆☆☆☆☆☆
Uçucu Kül'ün bende uyandırdığı ilk duygu, samimiyet. Monica Maron cesurca yazıyor. Feminist erkek düşmanlığı gibi bir aptallığa düşmeden 'sistem erkeklerini' karşısına alan, onları zihnen döven josefa Ablam bir vesileyle oklarını annelere fırlatıyor. Parkta oynayan oğluna haydi eve gidelim diyor. Çocuk hayır anneee deyince josefa Ablamın aklından bakın neler geçiyor:
Apr 19, 2025 10:23AM
Uçucu Kül

4 likes ·  flag

Kaptan HUK’s Previous Updates

Kaptan HUK
Kaptan HUK is on page 138 of 272
(...) karıncalar gibi koşturuyoruz dünyada, kerrat cetvelini öğreniyor, biraz edebiyat biraz İktisat bilgisi ediniyoruz, hayat yolunda çıkınımıza bir parça bilgi koyuyoruz, sanki hayat memat meselesiymiş gibi en son modayı takip ediyoruz. Neden artık yıldızların altında oturmuyoruz, neden sebze yetiştirmiyoruz, inek sağmıyoruz, neden karanlık gecelerde kot pantolonlarımızın kumaşını kendi ellerimizle dokumuyoruz ki
Apr 19, 2025 05:12PM
Uçucu Kül


Kaptan HUK
Kaptan HUK is on page 97 of 272
☆☆☆☆☆☆
Olağanüstü! Josefa Ablam önüne gelene saydıkça sayıyor!
Şu anda sosyalist mutfakta bulaşık yıkıyor. Sosyalist mutfak nedir bilir misin? Bilemezsin çünkü cahilsin:) josefa Ablam anlatıyor: Asla ısınmayan buz gibi mutfak.
Telefon çalıyor. Bir saniye. Arayan Michael. Gazeteden biri. Bardaymışlar. Bulaşığı sonra yıkarsın hadi gel diyor. Kutlama yapacaklarmış. Koşarak gidiyor. Olağanüstü anlatı...
Apr 17, 2025 03:14PM
Uçucu Kül


Kaptan HUK
Kaptan HUK is on page 84 of 272
Samimiyet Güzelliği
"Kendim hakkında ne kadar az şey bildiğimi, kendimi kandırmaya nasıl da alıştığımı, yalanla gerçeği, yalanın utancını birbirinden ayırmanın ne kadar zor olduğunu görmek bazen beni korkutuyor"

josefa Ablam söylüyor. Samimiyet güzelliği de varmış demek.
Apr 17, 2025 02:33AM
Uçucu Kül


Kaptan HUK
Kaptan HUK is on page 75 of 272
josefa Ablam konuşuyor:
"Hayatı düşünmeyelim. Hayatı hissedelim, acı çekene kadar, bitkin düşene kadar, bütün düşünceleri duygularla silip atalım, sadece bacak, karın, ağız ve tenden ibaret olalım."
Apr 16, 2025 03:02PM
Uçucu Kül


Kaptan HUK
Kaptan HUK is on page 63 of 272
Vay canınaaaa! Her defasında şaşırmayacağım diyorum olmuyor yapamıyorum lanet olsun. Vay canınaaaa!
"N'oldu?"
Apr 16, 2025 10:03AM
Uçucu Kül


Kaptan HUK
Kaptan HUK is on page 32 of 272
Biraz önce başladım.
Program dışı okuma. Apar topar. Torun etkisiyle. Torun karakteri Birgit'in memleketi sosyalist Berlin'i bu romanda muhabir gazeteci josefa Nadler'den okuyacağım.

Ama önce açılış cümlesi: "Büyükannem josefa ben doğmadan bir ay önce ölmüş."

Birinci tekil anlatımda bir kadın konuşuyor. Adı josefa. Muhabir. İlk sayfalarda nenesini sonrasında dedesini anlatıyor. josefa okula gitmek istemediğinde b
Apr 15, 2025 03:34PM
Uçucu Kül


Comments Showing 1-1 of 1 (1 new)

dateUp arrow    newest »

Kaptan HUK Belki de çocuk yapmamalıydım. Hep onu bir şeylerden mahrum bıraktığım duygusu. Çocuğu üzme sakın der teyzem. Ama ben sabahtan akşama kadar rol yapmak, bir yabancıyla yaşarmışım gibi davranmak istemiyorum. Niçin öyle yapayım ki? Bir gün büyüyüp yetişkin olduğunda benim de çoğu anne gibi yalancının  teki olduğumu keşfetsin, cinsiyetsiz bir varlık olduğumu sanırken erkeklerle yatan, ağlayıp zırlayan, çaresiz ya da mutlu bir kadın olduğum kafasına dank etsin diye mi? Annelerini soyunurken hayal etmeye cesaret edemediklerinden, dünyaya nasıl gelebildiklerini hayatlarının sonuna kadar kavrayamayan erkekler var. Nihayet cesaret edebilselerdi görüp görecekleri buruş buruş yaşlı kadınlar olurdu zaten. Çoğu erkek annesinin nasıl da ikiyüzlü olduğunu anlar sonunda; ilk kez bir kadınla yattıktan sonra annesinin de bacaklarını araladığını, çocuk duymasın diye yüzünü yastığa bastırıp zevkle inlediğini hayal eder. Nasıl da kandırıldığını, büyüklerin sırlarını saklamakta ne kadar usta, rol yapmakta ne kadar yetenekli olduğunu anlar. Geçmişteki bazı gizemli sahneler aydınlığa kavuşur. Korkmuş yüzler, telaşla kapatılan kapılar, babanın mahcup gülümsemesi. İlerisi için birer uyarıdır bunlar, yalan söylemekte ustalaşmayı böyle böyle öğrenirler. Büyükleri biraz daha dikkatle gözlemlerler, özellikle de anneleri; en çok da onlar yalan söylemiştir çünkü, hem de bu kadar yakınken. Her tutarsız ifadeyi hırsla, küçümseyerek kaydederler, gerçeklere bile inanmazlar artık. Oğlum bana yabancılaştı diye yakınır anneler. Ama dergilerde bu dönemde  anlaşmazlıklar yaşanabileceğini okuduklarında çok da şaşırmazlar... Ta ki oğulları yıllar sonra karşılarına erkek olarak çıkana kadar. Artık onlar da yalanın ustası haline gelmiş, aydınlanmışlardır. Annelerinin kadınlığını affetmişlerdir.


back to top