Lacan’ın Büyük Öteki kavramını dil, kurumlar ve kültür yani içinde yaşadığımız toplumsal uzam için kullanıyormuş.Lacan içinde yaşadığımız simgesel düzenin aslında var olmadığı ancak varmış gibi işlediğini düşünüyor. Çünkü bu sistemin önemli eksik gedik ve tutarsızlıkları var. Geçerli bir kimlik algısı oluşturabilmemiz için dayanak noktası olarak simgesel düzenin tutarlı olduğuna inanmak zorundayız. Lacan teorisinde konuşmayı öğrenmekle simgesel bir hadım olma sürecinden geçtiğimiz ve sonrasında hep bir eksik olmanın damgasını taşıdığımız ileri sürülür. İşte bu kavramsallaştırmadan hareketle Batı kültürü bireyi hayatında hep eksik bir şey var hissiyatını yatıştırmak için sürekli keyif alma haz alma baskısına maruz bırakır. Gene Lacana dönersek dünyaya geldiğimizde karşılaştığımız dil ve kültür ufkumuzu genişletme olanakları sunduğu gibi başlangıçtaki doğal itkiler için yasak ve sınırlardan
oluşan bir uzam haline de gelir. Lacanda önemli kavramlardan biri “jouissance” kavramıdır. Kısaca keyif ve haz diyebileceğimiz jouissance konuşan varlıklar haline geldiğimizde dil öncesi huzur dolu keyifli o varoluş halinden mahrum kalırız. Kapitalizm bu noktada devreye yine girer ve kaybettiğimiz o joussance’i yeniden kazanabileceğimize bizi inandırır. Bunu seçim bolluğu yoluyla ve doğru benliği nesneyi ötekini seçerek yaklaşabileceğimiz yanılsamasına sokar.
Lacan teorisinde konuşmayı öğrenmekle simgesel bir hadım olma sürecinden geçtiğimiz ve sonrasında hep bir eksik olmanın damgasını taşıdığımız ileri sürülür. İşte bu kavramsallaştırmadan hareketle Batı kültürü bireyi hayatında hep eksik bir şey var hissiyatını yatıştırmak için sürekli keyif alma haz alma baskısına maruz bırakır.
Gene Lacana dönersek dünyaya geldiğimizde karşılaştığımız dil ve kültür ufkumuzu genişletme olanakları sunduğu gibi başlangıçtaki doğal itkiler için yasak ve sınırlardan
oluşan bir uzam haline de gelir.
Lacanda önemli kavramlardan biri “jouissance” kavramıdır. Kısaca keyif ve haz diyebileceğimiz jouissance konuşan varlıklar haline geldiğimizde dil öncesi huzur dolu keyifli o varoluş halinden mahrum kalırız. Kapitalizm bu noktada devreye yine girer ve kaybettiğimiz o joussance’i yeniden kazanabileceğimize bizi inandırır. Bunu seçim bolluğu yoluyla ve doğru benliği nesneyi ötekini seçerek yaklaşabileceğimiz yanılsamasına sokar.