Lina’s Reviews > Çoğu İnsan İyidir: Yeni Bir İnsanlık Tarihi > Status Update

Lina
Lina is on page 42 of 455
" İnsanın iyiliğini savunmak erk sahiplerine baş kaldırmak anlamına gelir. Güçlüler için insan doğasına iyimser bir açıdan bakmak büyük bir tehdittir. Devlet açısından tehlikelidir. Huzur bozucudur. Bu yaklaşım, bizi yukarıdan yönetilecek, kontrol edilecek, tasma takılacak bencil hayvanlar olmadığımızı, kralın çıplak olduğunu ima eder.(...)Düşünceli yurttaşlardan oluşan bir demokraside siyasetçilere ihtiyaç yoktur."
Mar 23, 2026 12:47PM
Çoğu İnsan İyidir: Yeni Bir İnsanlık Tarihi

3 likes ·  flag

Comments Showing 1-13 of 13 (13 new)

dateUp arrow    newest »

message 1: by Lina (new) - added it

Lina Anladım ki Rutger Bregman, akıntıya karşı kürek çektiğinin farkındalığıyla yazmış bu kitabı. Felaket anlarında ortaya koyduğu gerçekten yaşanmış örneklere rağmen insanların çoğunun iyi olduğu şu anda olmasa bile umarım yakın bir gelecekte kabul görür. Sistem de dahil olmak üzere insanı baskılayan, sınırlayan her şey toz duman olma pahasına...


marjinal İnsan kötüdür anlayışı bir elektrik santralı gibi çalıştırılmak zorundadır. Çünkü devletler huzursuz insana ihtiyaç duyar, idraksız, sinik, korkak, kaygılı insana ihtiyaç duyar. Yalnız insana ihtiyaç duyar. Türlü türlü kimlikler uydurarak yalnızlığı bitirmez çoğaltırlar.
Demek ki insanın sefilliği, güçsüzlüğü gerçek değil bir kurgudur.


message 3: by Cem (new) - added it

Cem Sadece rejimle devletle sınırlı değil bu makine hocam! Din, bilim, basın, edebiyat... ne varsa kullanılmış bu çarkın dönmesi için.


message 4: by Ramazan (new) - added it

Ramazan Ezberime ne kadar ters. Oysa devler anarşi olmasın diye var denilmişti bana. Bu da mı yalanmış peki :)


message 5: by Ramazan (new) - added it

Ramazan devlet olacaktı.


message 6: by Lina (new) - added it

Lina Egemen güçlerin eğitim sisteminde yetiştik Ramazan, öyle biliyorduk; yazara göre yalanmış meğerse. Bizim kültürümüz
" Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" şiarını benliğimize öyle bir işlemiş ki, kaos ve anarşiden devlete zelal gelecek endişemiz nasıl ortadan kaldırılır bilmiyorum. Tarihimiz, coğrafyamızın hali de bu inancı körüklüyor sürekli...


marjinal Arkadaşlar hadi bizi geçelim de Avrupalıları eğitimlarinde fena kandırmışlar. İğneden ipliğe bir yalanda yaşamışlar, yaşıyorlar ve o kafalarla yaşamaya devam edecekler. Biz de karambolden gideceğiz.

İnsanlar ezelden beri savaşır bilgisi de meğer yalanmış

Biliyorsunuz ben kitabın altını çizdiğim satırlarını okuyorum. Ve 113. sayfada şaşkınlık verici bir gerçekle daha karşılaşıyoruz: İnsanlık anlatıldığı gibi ezelden beri savaşmıyormuş. Kanıt gösterin diyor Bregman.
Savaşlar yerleşik yaşama geçişle başlıyor. Yani? Mülkiyetçilikle!
Ne vakit ki toprağı çitlerle kapatıp burası benim denmiş, dananın kuyruğu kopmuş.
Yalan dünyaaaaa her şey bombooooş, hancı sarhoooooş yolcu sarhoş.
113. sayfaya hemen şimdi ziyaret ediniz. Sayfanın üçte ikilik kısmı yok zaten.


message 8: by Ramazan (new) - added it

Ramazan Öncelikle bir itirafta bulunayım. Açık konuşayım. Ben kitaba önyargıyla başladım. Çünkü kişisel sebeplerle çoğu insanın kötü olduğuna inanıyorum. Son on yıldır falan böyle bu. Eskiden de karamsar biriydim, muhtemelen çocukluk travmaları yüzünden. Ama bu durum son yıllarda ayyuka çıktı. O yüzden eksik gedik arayarak okuyorum ister istemez.

Kitabın başında verilen örnekler ilginç geldi. Meğer insanlar kriz anlarında kendilerinden beklendiği gibi filmlerde kitaplarda okuduğumuz gibi davranmıyorlarmış. Olabilir mi olabilir. İyi de bu çoğu insanın iyi olduğunu gösterir mi acaba? Gösterse gösterse kriz anlarında daha paylaşımcı daha fedakar olduğumuzu gösterir. Peki normal zamanlarda?

Normal zamanlarda insanların çoğunun kötü olmasalar bile iyi de olduklarını pek sanmıyorum.

"Acil durumlarda insanların içindeki iyilik ortaya çıkıyor" diyor yazar. Meali acil olmayan durumlarda bu iyilik ortaya çıkmıyor.

Ama şunu sevdim; krallar, yöneticiler herkesi kendileri gibi bencil sandıkları için kriz anlarında bencil davranacaklarını zannediyorlarmış. O yüzden felaket bekliyorlarmış. Demek ki filmlerde kitaplarda bu senaryoları yazanlar da bencil insanlar.

Nosebo etkisini duymamıştım. Çok sevdim. Haberlerin ve okuduğumuz karamsar kitapların iç dünyamızı hayata bakışımızı etkilemesi o kadar doğru ki.

Londra'nın bombalanması örneğini okurken Edebiyat Ve Patates Turtası Derneği kitabını anımsadım. Nazilerin işgali altındaki Guernsey Adası'nda 2. DÜnya Savaşı yıllarında geçiyordu. Adadaki İngilizler bütün olumsuz şartlara rağmen pozitif bir ruh haliyle dayanışmayla yaşamaya devam ediyorlardı.

Bu kitapta doğamızda iyilik olduğunu savunmayacağım ama ıssız bir adaya düştüğümüzde, savaş esnasında iyi yanımızı tercih ettiğimizi savunacağım diyor yazar. Tekrar aklımda sorular. Bu çoğu insanın iyi olduğunu ispatlar mı? Şöyle bir mantık var snaırım, en zor şartlarda insan iyi yanını çalıştırıyorsa demek ki çoğu insan iyidir. O zaman normal şartlarda daha da iyi olması gerekmez mi insanların? Neden olmuyor? Ayrıca bazı zor şartlarda insanların son derece bencilce davrandıklarına şahit oldum. Bombalama ya da ıssız adaya düşme durumunda insanlar dışarıdan gelen bir tehlikeye karşı birlik olma hissiyatına girebilirler. Çünkü bu da neticede kendi menfaatlerinedir.

"Hikayeler nadiren sadece hikaye olarak kalır, genellikle nosebo görevi görürler."

Sineklerin Tanırısı'nı okumadım. Kütüphanede bekliyor. Daha önce okusaydım farklı olacaktı, insanlarla ilgili düşüncelerim pekişecekti. Şimdi daha farklı okuyacağım. Ama ama yine de çocuklar...
Gerçek hayatta adada mahsur kalan çocukların yaşı biraz büyük geldi bana. Yaşları 13 ile 16 arasında. Sineklerin Tanrısı'ndaki çocuklar ise 6-12 yaş arasıymış.
Yaş konusu önemli değil mi? Yaş arttıkça çocuklar daha olgunlaşıyorlar. Kitabı olur olmaz eleştirmeye çalışmıyorum ama düşünmeden de edemiyorum. Yahu, çocuklar bilirsiniz çok da masum değillerdir. Kendilerinden küçüklere zorbalık ederler, engelli arkadaşlarıyla dalga geçerler. Empati yapmayı büyüdükçe öğrenirler. O da ailelerinde böyle bir hassasiyet varsa. Diyeceğim o ki iki örnek arasında biraz fark var. Romandaki senaryonun doğru olduğunu iddia etmiyorum. O kadar kötü olmayabilir ama küçük çocukların her durumda birbirlerine adadaki çocuklar gibi davranmayacaklarını düşünüyorum.

Fakat her şeye rağmen kitabı büyük keyifle okuyorum. Umarım fikirlerimi değiştirir. Böyle karamsar olmaktan ben de memnun değilim :)


message 9: by Ramazan (new) - added it

Ramazan Bunları kendi sayfama yazmıştım ama biraz da tartışma olsun diye buraya da aldım. Umarım tekrar olmaz :)


marjinal Bu yorum akışa düşmedi. İyi ki buraya aldın.


marjinal Ramazan öncelikle şunun altını çizelim:
Rutger Bregman kişisel bir durumdan bahsetmiyor; eğitimde ve dinde çalıştırılan "insan doğası gereği kötüdür" anlayışını dava ediniyor.
Çocukluğu örselenmelerle gecmiş bir arkadaşa insanın iyiliğinden bahsedemeyiz, bahsedersek de o arkadaşın "tabii ya, nasıl da düşünemedim, insan özünde iyidir" demesini bekleyemeyiz, diyemez çünkü. Fakat bu bir kişisel durum ve Bregman işin bu boyutuyla ilgilenmiyor.

İnsan iyi tarafını zor günlerde çalıştırıyor da iyi günlerde niye çalıştırıyor diyorsun.
Felaket, afet zamanlarında şartlar ansızın değişiyor Ramazan. Ölümle yaşam arasında gidip gelmeler var. Tehlikenin içindesin. Düşünmenin devre dışı kaldığı anlar. Yani yani yani yani, acaba şuna iyilik etsem mi, baksana amca yere yatmış, yardım etsem mi falan gibi düşüncelere vakit yok, her şey ansızın ve doğaçlama gelişir, öyle ki normal zamanlarda inancı gereği elini göstermeyen bacı dinsiz bildiği birine yardım gereği elini, belini uzatır.
Zor günler yerini normale bıraktığında şartlar rutine dönmüştür. Nedir bu şartlar? İnsanların birbirleriyle yarıştığı, didiştiği, diş bilediği şartlar. Bu ortamda insan tarafını çalıştıramazsın, ola ki çalıştırdın bittin oğlum sen. 🤣
İnsanlığın yaklaşık yüzde sekseni istemediği şartlarda, işlerde çalışmak zorunda. Moral değerler yerlerde sürünüyor!
İnsanın kötüleşmesi için daha ne olsun ki?
İstemediği işlerde, şartlarda çalışan insan burnundan solur; sevgiymiş, aşkmış, dayanışmaymış, aydınlık gelecekmiş bütün bunlara "canınız cehenneme" der önüne bakar. İşte bu arkadaşları felakat anlarında tanıyamazsın. İyilik yapmak için çırpınır.
Şu an farkediyorum ki; sorarsanız günlerde yardıma koşanlar, normal hayatlarında her şeye canın cehenneme diyenlerdir.
İnsan iyi midir kötü müdür sorgusu yanlıştır. Bilinmesi gereken insanın özü gereği kötü olmadığıdır. Rutger Bregman da belgelerle bunu fazlasıyla ıspat ediyor.


marjinal Yanlış çıkmış düzeltelim:
"Şu an farkediyorum ki; zor günlerde yardıma koşanlar... "


message 13: by Lina (new) - added it

Lina Kimsenin doğuştan kötü olduğuna inanmıyorum. İçinde bulunulan toplum, aile ve hayat şartlarıyla karakter şekilleniyor iyi olmaya ya da kötülüğe doğru meyilleniyor. Burada Feyzi'ye hak veriyorum; yazar Hristiyan Batı kültüründe doğup büyüdüğü için Hıristiyanlığın insanı doğuştan günahkar ve kötü olarak yaftalamasına meydan okuyor. Bizim kültürümüzde ise masum- günahsız olarak dünyaya gelindiğine inanılır.

Bu kitaptan sonra Sineklerin Tanrısı' nı okumalısın Ramazan:) Tek bir örnekle genelleme yapılamaz ama kurgu ile gerçek yaşamdan verilen Tongalı çocuklar örneği arasındaki seçimini yine de merak edeceğim.


back to top