,
Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Cemil Meriç.

Cemil Meriç Cemil Meriç > Quotes

 

 (?)
Quotes are added by the Goodreads community and are not verified by Goodreads. (Learn more)
Showing 1-30 of 50
“Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.”
Cemil Meriç
“Bizler ki aynı kitaba baş eğmiş insanlarız. Bizden ala akraba mı olur?”
Cemil Meriç
“Acıları dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var.”
Cemil Meriç
“Acılar hatıralaşınca güzelleşir.”
Cemil Meriç, Jurnal: 1955-65
“Ölmek istiyorum, dekorsuz, poz almadan. Batan bir güneş gibi ihtişamla değil, kaderin bileklerime taktığı prangalardan kurtulmak için ölmek. Mütevazi bir odadan süslü bir salona geçer gibi, realiteden tarihe geçmek umurumda değil. Ah inanabilseydim. Istırap gayyasında aylarca kaldım, orada yalnız sükut vardı. Neredesin, yanan alnımı müşfik avuçlarında dinlendirecek Meçhul Dost?”
Cemil Meriç, Jurnal: 1955-65
“İnsanlar kötüydü, kitaplara sığındım.”
Cemil Meriç
“Bir mağara düşün dostum. Girişi boydan boya gün ışığına açık bir yeraltı mağarası. İnsanlar düşün bu mağarada. Çocukluktan beri zincire vurulmuş hepsi; ne yerlerinden kıpırdamaları, ne başlarını çevirmeleri kabil, yalnız karşılarını görüyorlar. Arkalarından bir ışık geliyor. Uzaktan, tepede yakılan bir ateşten. Ateşle aralarında bir yol var, yol boyunca alçak bir duvar. Gözbağcıları seyircilerden ayıran setleri bilirsin, üzerlerinde kuklaları sergilerler, öyle bir duvar iste... ve insanlar düşün, ellerinde eşyalar: tahtadan taştan insan veya hayvan heykelcikleri, boy boy, biçim biçim. Bu insanlar duvar boyunca yürümektedirler, kimi konuşarak, kimi susarak. Garip bir tablo diyeceksin, hele esirler daha da garip. Doğru.. o esirler ki ömür boyu başlarını çeviremeyecek, kendilerini de, arkadaşlarını da, arkalarından geçen nesneleri de duvara vuran gölgelerinden izleyecekler. Şimdi de mağarada seslerin yankılandığını düşün... dışarıdan biri konuştu mu, esirler gölgelerin konuştuğunu sanır, öyle değil mi? Kısaca onlar için tek gerçek var: gölgeler.

Tutalım ki zincirlerini çözdük esirlerin, onları vehimlerinden kurtardık. Ne olurdu dersin, anlatayım. Ayağa kalkmağa, başını çevirmeğe, yürümeğe ve ışığa bakmağa zorlanan esir, bunları yaparken acı duyardı. Gözleri kamaşır, gölgelerini görmeğe alıştığı cisimleri tanıyamazdı. Biri, ona: "Ömür boyu gördüklerin hayaldi. Şimdi gerçekle karşı karşıyasın." diyecek olsa, sonrada eşyaları bir bir gösterse,"Bunlar nedir?" diyecek olsa, şaşırıp kalır, mağarada gördüklerini, şimdi gösterilenlerden çok daha gerçek sanırdı.

Bir de düşün ki tutsağı mağaradan çıkarıp dik bir patikada güneşin aydınlattığı bölgelere sürükledik. Bağırdı, yanıp yakıldı, öfkelendi... kulak asmadık. Gün ışığına yaklaştıkça gözleri daha çok kamaştı. Hiçbirini seçemez oldu gerçek nesnelerin. Sonra, yavaş yavaş alıştı aydınlığa. Önce gölgeleri fark etti, arkasından insanların ve cisimlerin suya vuran akislerini. Akşam olunca göğe çevirdi bakışlarını, ayı gördü, yıldızları gördü. Zamanla güneşin suya vuran akislerine bakabildi. Nihayet gökteki güneşe çevirdi gözlerini ve düşünmeğe başladı. Ona öyle geldi ki mevsimleri de, yılları da güneş yaratıyor, görünen dünyanın yöneticisi o. Esirlerin mağarada gördükleri ne varsa onun eseri ve eski günlerini hatırladı. Ne kadar yanlış anlamışlardı bilgeliği. Mutluydu şimdi, mağarada kalan arkadaşlarına acıyordu. Eski hayatına, eski vehimlerine dönmemek için her çileye katlanabilirdi.

Adamın mağaraya döndüğünü tasavvur et. Karanlığa kolay kolay alışabilir mi? Dostlarına hakikati söylese dinlerler mi onu? Ağzını açar açmaz alay ederler: "Sen dışarıda gözlerini kaybetmişsin arkadaş. Saçmalıyorsun. Biz yerimizden çok memnunuz. Bizi dışarı çıkmağa zorlayacakların vay haline." İşte böyle aziz dostum. Sana anlattığım hikaye kendi halimizin tasviridir. Yer altındaki mağara: görünürler dünyası. Yücelere çıkan tutsak, meseller(idea'lar) alemine yükselen ruh.”
Cemil Meriç
“Kıtaları ipek kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar…
Zafer Sabahları kovalayan bozgun akşamları. İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, “Ben Avrupa’lıyım” demeğe başladı, “Asya bir cüzzamlılar diyarıdır.”
Avrupalı dostları acıyarak baktılar ihtiyara ve kulağına “Hayır delikanlı” diye fısıldadılar, “sen bir az-gelişmişsin.”
Ve Hristiyan batının göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir nişan-ı zişan” gibi gururla benimsedi aydınlarımız.”
Cemil Meriç, Bu Ülke
“Dahi, hocasını iyi seçendir.”
cemil meriç, Bu Ülke
“Güneş ülkeleri aydınlatır, sözler milleti.”
Cemil Meriç
“Acı, hassasiyetini kabuklaştırıyor insanın. Ölmek galiba bu. Ayrılığa alışmış gibiyim. Tevekkül, teslimiyet. Ve heyecanların gün geçtikçe kararan pırıltısı. Alışkanlıkların insanı pestile çeviren çarkı. Artık yanarak değil tüterek yaşıyorum. Nemli bir tomar gibi. Kanatlarım her gün bir parça daha ağırlaşıyor. Galiba ihtiyarlıyorum.”
Cemil Meriç, Jurnal 2. Cilt: 1966-83
“Türk aydını yangından kaçar gibi uzaklaşıyor memleketten.Hayır kirlettiği bir odadan kaçar gibi.”
Cemil Meriç
“Münakaşada zafer, mağlup olanındır, yenilmek zenginleşmektir. …Münakaşa hakikati birlikte aramaktır… Hakikat bin bir cepheli, bin bir görünüşlü. Karşınızdaki, göremediğinizi gösterecek size. Sizden farklı düşündüğü ölçüde yaratıcı ve öğreticidir.”
Cemil Meriç, Bu Ülke
“Seni ben keşfettim, seni ben yarattım, seni ben mühürledim. O mührü ancak ölüm çözebilir. Yazdıklarımı okumuyor musun? Benimsin diye bağırıyorum sana, seninim diye bağırıyorum. Dünyada tek kadın var, tek erkek var dememiş miydin? Dememiş miydim?”
Cemil Meriç, Jurnal 2. Cilt: 1966-83
“Polemik zekaların savaşıymış. Zekalar birbiriyle savaşmaz.”
Cemil Meriç, Bu Ülke
“Yığın kadındır. Irzını teslim edecek bir zorba arar. Çobansız rahat edemeyen kaz sürüsü.”
Cemil Meriç
tags: truth
“Neler çektiğimi anlatamam. Verdiğim sözden dönmemek için harcadığım gayretle birkaç Himalaya'yı devirebilirdim.”
Cemil Meriç, Jurnal 2. Cilt: 1966-83
“Orospulaşmak veya yalnız kalmak: İşte fikir adamının kaderi.”
Cemil Meriç
“Seçme hürriyetimizin sınırsız olduğu tek dünya, kitaplar dünyasıdır.”
Cemil Meriç
“Kuruyan bir deniz gibiyim bazan. Yıldızları sönmüş bir gök gibiyim. İncilerimi sokakta dağıttım. Kendimi öylesine verdim ki sana, kelimeler beni terkettiler.”
Cemil Meriç, Jurnal 2. Cilt: 1966-83
“İnanmayan insanın, sevemeyen insanın, acıyamayan, kızamayan insanın köpek leşinden farkı yok.”
Cemil Meriç, Jurnal 2. Cilt: 1966-83
“Hoca öğretmen oldu, talebe öğrenci. Öğretmen ne demek? Ne soğuk ne haysiyetsiz, ne çirkin kelime. Hoca öğretmez, yetiştirir, aydınlatır, yaratır. Öğrenci ne demek? Talebe isteyendir; isteyen, arayan, susayan.”
Cemil Meriç
“Seni kayıtlı şartlı sevdiğimi söylüyorsun. Hanımefendi, türk dilinde iddianızın cevabı, 'halt ediyorsunuz'dur.”
Cemil Meriç, Jurnal 2. Cilt: 1966-83
“Yabancı dil, düşünceyi tanıtan ve tattıran bir anahtardır, bir “medeniyet anahtarı”.”
Cemil Meriç, Bu Ülke
“Avrupa Tanzimattan beri aynı emelin kovalayıcısıdır: Türk aydınında mukaddesi öldürmek. Mukaddesi yani İslamiyeti.”
Cemil Meriç, Bu Ülke
“Çok zaman kaybettim.
Çok zaman ve biraz da ümit.
Yaşamak bu galiba...”
Cemil Meriç
“Kitap, istikbale yollanan mektup... smokin giyen heyecan, mumyalanan tefekkür. Kitap ve gazete... biri zamanın dışındadır, öteki "an"ın kendisi. Kitap, beraber yaşar sizinle, beraber büyür. Gazete okununca biter.”
Cemil Meriç
“felaketlerimiz üzerinde durmak, dikkatimizi fizik ve manevî yaralarımıza teksif etmek bizi köstebeklerle aynı seviyeye indirir. entelektüel teşhircilik cinsel teşhircilik kadar tiksindirici. bütün gayretlerimizin ortak bir hedefi olmalı: kendimizi 'ben'in diktatörlüğünden kurtarmak. sevmek zenginleşmektir, çoğalmaktır. bir başkasını düşünmek, zindanımızın kapısını aralamak demektir. sakatlıkların en kötü yanı, kanatlarımızı kırarak, bizi, 'ben'imize zincirlemektir; çaresizliğimiz bir kâbus gibi sarar etrafımızı, bizi toplumla bağdaşamaz hâle getirir, bu çaresizlik yüzünden çabuk hiddetleniriz, egoist oluruz. lüzumsuzluğumuzu hissederiz. gereksiz biriyizdir. acımız kısırdır... ama Thierry'nin de gözü görmüyordu...”
Cemil Meriç, Jurnal: 1955-65
“Gitmek, kaderin hatalarını düzeltmektir.”
Cemil Meriç
“İmparatorluk günden güne zayıflamaktadır. Niçin saklamalı? Onu bu hale düşüren sebeplerin başında Avrupalılaşma zihniyeti gelir. Temellerini III.Selim’in attığı bu zihniyeti, derin cehaleti ve sonsuz hayalperestliği yüzünden II.Mahmut son haddine vardırır. Bâbıâli’ye tavsiyemiz şudur: Hükümetimizi dinî kanunlarınıza saygı esası üzerine kurunuz. Devlet olarak varlığınızın temeli, Padişahla Müslüman tab’a arasındaki en kuvvetli bağ dindir. Zamana uyun, çağın ihtiyaçlarını dikkate alın.İdarenizi düzene sokun ıslah edin. Ama yerine size hiç de uymayacak olan müesseseleri koymak için eskilerini yıkmayın. Avrupa medeniyetinden sizing kanun ve nizamlarınıza uymayan kanunları almayın. Batı kanunlarının temeli hristiyanlıktır. Türk kalınız. Tatbik edemeyeceğiniz kanunu çıkarmayın. Hak bellediğiniz yolda ilerleyin. Batının sözlerine kulak asmayın. Siz ilerlemeye bakın. Adalet ve bilgiyi elden bırakmayın. Avrupa efkar-ı umumiyesinin az çok değeri olan kısmını yanınızda bulacaksınız… Kısaca, biz Bâbıâli’yi kendi idare tarzının tanzim ve ıslahı için giriştiği teşebbüslerden vazgeçirmek istemiyoruz. Ama, Avrupa örnek olarak alınmamalıdır kendine. Avrupa’nın şartları başkadır, Türkiye’nin başka. Avrupa’nın temel kanunları Doğunun örf ve adetlerine taban tabana zıttır. Ithal ıslahattan kaçının. Bu gibi ıslahat Müslüman memleketlerini ancak felakete sürükler. Onlardan hayır gelmez sizlere.” METTERNICH”
Cemil Meriç, Bu Ülke

« previous 1
All Quotes | Add A Quote
Bu Ülke Bu Ülke
1,962 ratings
Jurnal: 1955-65 Jurnal
337 ratings
Mağaradakiler Mağaradakiler
319 ratings
Umrandan Uygarlığa Umrandan Uygarlığa
196 ratings