Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Füruzan.
Showing 1-24 of 24
“Parasız yatılı imtihanlarının çocukları hep erken gelir. Hiç gecikmezler.”
― Parasız Yatılı
― Parasız Yatılı
“Her ailede, üç beş kuşakta bir, şaşılası kişiler yetişir. Kan ağacının yanından fışkırıveren, budanmayı kabul etmeyen o fidanı tanıyamazsınız uzun süre. O sizi daha çabuk tanır.”
―
―
“Hayata duyduğum merak, bağlılık, sevinç bitti. İşte görüyorsunuz bu çeşit yaşlılığın yılı yok, çaresi ise hiç.”
― Gecenin Öteki Yüzü
― Gecenin Öteki Yüzü
“Kulağıma Rahmi Bey'in gençliğinde söylediği bir şarkı çalınıyor.
'Seyre daldık gonca-ı handanı bir ömür bitti.”
― Benim Sinemalarım
'Seyre daldık gonca-ı handanı bir ömür bitti.”
― Benim Sinemalarım
“-Yemek yerken iyi lokmayı en sona ayırırdım. Ağzım tatlansın diye. Çocukluk gene de ne eğlenmekmiş.- Servet, Haraç.”
― Parasız Yatılı
― Parasız Yatılı
“-Bu karşı çıkışı söylemek işi de diğer aferinsiz işler gibi bana kalmıştı.- Servet, Haraç.”
― Parasız Yatılı
― Parasız Yatılı
“Anne, saygılı sordu:
-Geciktik mi acaba? Çocukların çoğu gelmiş.
Hademe kadın ilgisiz,
-Parasız yatılı imtihanların çocukları hep erken gelir. Hiç gecikmezler.”
― Parasız Yatılı
-Geciktik mi acaba? Çocukların çoğu gelmiş.
Hademe kadın ilgisiz,
-Parasız yatılı imtihanların çocukları hep erken gelir. Hiç gecikmezler.”
― Parasız Yatılı
“Kadını sindirip kolay yönetilir kılmanın binlerce yasalarından çıkmadır "erkek gibi kadın" sözü. Çok çok kadınsı olmak gibi ne idüğü belirsiz pohpohlayıcı bir etikete özendirmektir. Erkeği ise duyarlığındaki olabilir insanca inceliklerden çekindirip, ezici yönetici vasfını geliştirmek için de "kadın gibiliğin" aşağılayıcı umacısını dikmek yasasıdır karşısına. Bunlar kökleşmiş yaşama hileleridir.”
― 47'liler
― 47'liler
“insanın tarihini bıkmadan kayda düşendir sanatçılar. yoksa sayılara inanmamayı nasıl öğrenebilirdik? çünkü sayılar insanları indirgerler. duyarlığın yirminci yüzyıl sonunda uğradığı kütleşme, bildiğimiz resmi tarihlerin içinde bile rastlayamayacağımız ölçüde büyüyor. yüreğimiz ve ben'imiz, gündelik şeylerin elinde yenip bitirilmekte. sanat bizi hep korumaya çalışıyor. ne müthiş bir şey bu. dikkati diriltmek, körlüğün izleyiciliğini, nesnelerle oyalanmasını engellemek istiyor.”
― Gül Mevsimidir
― Gül Mevsimidir
“-Adsız sansız düşünmelerdir benim düşünmelerim. Daha çok renge benzerler. İç karartıcılarla iç açıcılar yan yanadır. Bazı bir kanarya sarısıdır geliverirdi. İçim hızlanır uçardım oradan oraya. İyiye benzettiğim her şeyin bana da olması için çok dua ettim, çok istedim.- Servet, Haraç.”
―
―
“-Yok canım, ağlamayacağım. Mutlu olmaya da alışabiliyor insan. Bekliyorum.”
― Berlin'in Nar Çiçeği
― Berlin'in Nar Çiçeği
“-Biz bilmezdik ki yoksul olduğumuzu. Alttaki Zehra Teyzeler varken, bilmemiz olanaksızdı da.- O, Edirne'nin Köprüleri”
― Parasız Yatılı
― Parasız Yatılı
“Annemiz öldüğünde ablamın dediği gibi ben bir şey hatırlamayacak kadar küçük değildim. Çok şeyi izledim. Eve giriveren değişikliği; kapıların örtülürken bile ses çıkarmaması için daha da artan özeni yaşadım. Annem elindeki onardığı işi öylece sedire bırakmış, sanki gidip bir yerlerde derin bir uykuya yatmıştı. Biz, sanki onu uyandırıp başka türlü bir sağalma olan bu uykuyu bozmamak için evdeki sessizliği artırmaya olağanüstü çaba gösteriyorduk.”
― Gecenin Öteki Yüzü
― Gecenin Öteki Yüzü
“-İlk onu silme izni verdikleri gün hayranlıktan saatler sürmüştü temizlemem. Camlardan yanar döner renkler, renklerde resimler geçiveriyordu. Birbirine sürtününce çıkardıkları sesler sevindirirdi beni. İnceciktiler. İnsan gençliğinde, daha doğrusu, yatağına istemediği erkek girmeden önce bunları fark ediyor, görüyor. Evet, daha kadın değildim onların tozunu aldığım sıralarda. Şimdilerde çiçekleri bile unuttum.- Servet, Haraç”
― Parasız Yatılı
― Parasız Yatılı
“-Bugünkü ödevimiz. Hayvanları niye severiz? Niye severiz anne?
Onlar yaşamamıza katılırlar, sesleri, sonra nasıl anlatayım...
Ben söyleyeyim canım, inekler süt verir, koyunlar et verir, kapımızı bekler köpekler, ya kediler; kedileri sevmek gerekmez insanlar kapanı icat ettiler...
Ama ben kardam adamı da seviyorum anne, onun faydası ne ki?- Anne, kız, Özgürlük Atları”
― Parasız Yatılı
Onlar yaşamamıza katılırlar, sesleri, sonra nasıl anlatayım...
Ben söyleyeyim canım, inekler süt verir, koyunlar et verir, kapımızı bekler köpekler, ya kediler; kedileri sevmek gerekmez insanlar kapanı icat ettiler...
Ama ben kardam adamı da seviyorum anne, onun faydası ne ki?- Anne, kız, Özgürlük Atları”
― Parasız Yatılı
“Ömrümüzün baharı derler ya, boş ver Emine can... Bu nasıl bir bahar ki; bebelerin çocukluk bilmediği, taze gelinlerin, eceldir başa çıkılması yok deyip toprağı avuçladığı, er kişilerin ezilmekten kapaklığa dönüştüğü bunu başaramayanınsa katil hırsız olduğu bir baharın içindeyiz. Hastaları, sakat edilmişleri saymıyorum, genele varmak işimiz bizim. Bu nasıl bir bahar ki Emine, kurşundan eritilmiş, ayak değdirilmez, yırtıcı dikenli dalların her yanı kapladığı bir bahardır.”
― 47'liler
― 47'liler
“Bizden de erken gelenler olmuş. Geç meç kalmış olmayalım?”
Hademe giyimli bir kadın onlara doğru yürüdü, taşlı yoldan. Bezgin, alışık bakışlarıyla anne, kızın üstünden dışarda bir şeye bakıyordu.
Anne, saygılı sordu:
“Geciktik mi acaba? Çocukların çoğu gelmiş.”
Hademe kadın ilgisiz:
“Parasız yatılı imtihanlarının çocukları hep erken gelir” dedi. “Hiç gecikmezler.”
― Yaz Geldi - Seçme Öyküler
Hademe giyimli bir kadın onlara doğru yürüdü, taşlı yoldan. Bezgin, alışık bakışlarıyla anne, kızın üstünden dışarda bir şeye bakıyordu.
Anne, saygılı sordu:
“Geciktik mi acaba? Çocukların çoğu gelmiş.”
Hademe kadın ilgisiz:
“Parasız yatılı imtihanlarının çocukları hep erken gelir” dedi. “Hiç gecikmezler.”
― Yaz Geldi - Seçme Öyküler
“Çocuğun kirpikli çocuk gözleri vardı.
Yemek yediği iskemlenin üstünden inip kediye gitti.
Kedi sobanın yanında kedileşip duruyordu...”
― Parasız Yatılı
Yemek yediği iskemlenin üstünden inip kediye gitti.
Kedi sobanın yanında kedileşip duruyordu...”
― Parasız Yatılı
“Bak! Ben çıkarmış mıyım ak örtümü kafamdan? Bağırırlar bana sokak uçlarına kadar, 'Gavur nine! Gavur nine!' diye. Belki ki bunlar gavuru sanırlar bir başka fenalık. Cahil olmasın kimse, bilmez o zaman başkaları da insandır.”
― Parasız Yatılı
― Parasız Yatılı
“Bunlar olacaktır," diyor. "Ezici kaba güç birden gelmez, biliyorduk. Bunlar gerçek insanlığa geçiş yolunun ayıklanması gereken kötü tohumlarıdır. Bizler bile, arınmış olmayı yeğleyen bizler bile ilerinin toplumcu, adaletçi insanının henüz kaba birer taslağıyız.”
― 47'liler
― 47'liler
“-Ah... çocukluğumu da eskisi gibi sevemiyorum, buna tam sevmemek de denemez, işte öylesine bir şey. Artık günün orta yerinde de sevinivermeler kalmadı.- O, Sabah Eskimişliğin”
― Parasız Yatılı
― Parasız Yatılı
“Yengem gidip cam tabaktaki sakızlı şekerlerden getirdi. Ben arkadan su tutacaktım. Sonra Sabahat arkadan kolonya serpecekti. Kolonya bitince de şişesi bizim olacaktı.
Bu iş bölümü İshak Amcaların gelmesinin konuşulduğu gece yapılmıştı”
― Parasız Yatılı
Bu iş bölümü İshak Amcaların gelmesinin konuşulduğu gece yapılmıştı”
― Parasız Yatılı
“...konuşmaya giriştiğimde anlatma gücüm duyduklarımı sınırlar oldu. o zaman duygularımdaki kolaylık kilitlenip anlatmada beni zora sokmuyordu. o gece sarsılanların içimdeki kargaşası, söz bulma gücümü zorladı benim. hayvansı bir çırpınma, arama karabasan içindeydim sanki. üstümden kabuk kabuk katlar beni eski kendimle çırılçıplak baş başa bırakmıştı. buna hazır değildim ki. can evimden bir şeyler sökülüyordu. kendimi öldürmeye kalktığımda artık bitecek diyordum. acılara karşı, acemiliklerle direnemezdim anla beni. oysa her şeyin değiştiğini bir anda görüp anlam veremeyişimden korkup yorulmuştum. kendimi yok etmek, yorgunluktan kaçmak, gülünç bulduğum şeylerle dolu her günkü gibi bir sabahın başlamasına son vermek için ilaçları avuçlayıp aldım. yatıp uyudum. uyanmamak, kör olayım ki sandığın kadar korkunç değil. emine ölüm buysa eğer... ne var ki yaşamak çok daha zor. yine de sana kendimi istediğimce anlatamadım. acı duymak değildi kaçma nedenim. hiç duymayışın ürküntüsüydü elimi kolumu bağlayan.”
― 47'liler
― 47'liler
“Kayıkhanenin deniz dibi rengi boşluğunda incecik sesi titreyerek dalgalanır; bir bebeğin kıkırdaksı gövdesinin bir yaz güneşine çıkarılışı, süt dolu bir memeyi sağan arı pembe ağzın yutuşu, kışları kaynayan ıhlamur, çay kokusuyla dolmuş odaların kalın halılarla döşeli korunaklığı ezginin içli söylenişindeki sözlerle anılan anlar olmamasına karşın yankırdı.”
― Gecenin Öteki Yüzü
― Gecenin Öteki Yüzü




