Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Nazan Bekiroğlu.
Showing 1-25 of 25
“Düştüm,düşmüşlüğüm kimsenin değil benim yanılgımın eseri.Düştüm.Düşenin dostu Allah.Tut elimden kaldır beni.”
― La: Sonsuzluk Hecesi
― La: Sonsuzluk Hecesi
“Türk'le Ermeni'yi mahkemeye düşüren sebep, Türk'le Türk'ü mahkemeye düşüren sebepten farklı değildi.”
― Nar Ağacı
― Nar Ağacı
“Bir gün hatırlatırsın bütün bu olanları onlara.Biz hiçbir düşü asılsız yere göstermedik sana.Gerçekleşir bir gün rüyan,korkma.”
― Yusuf ile Züleyha
― Yusuf ile Züleyha
“Çalınır kapı. Ardına kadar açılır kapı. Girer içeri sessizce yolcu. Geçiyordur. Uğramıştır. Kalır.”
― Cümle Kapısı
― Cümle Kapısı
“Bir gün acıya şükredeceği; acının, hükümsüz kaldığı anda çiçek açacağı aklına gelmezdi.”
―
―
“Herşeyin gölge olduğunu farkedince artık can acısa da bir acımasa da bir. O zaman bitmez zannettiğin her türlü çile de biter hem öyle bir biter ki artık bitse de farketmez bitmese de farketmez.”
― Nar Ağacı
― Nar Ağacı
“Bir acıya tahammül edebilmek ancak ondan daha büyük bir acıyla yüz yüze gelmekle mümkün olabilirmiş.”
― Nar Ağacı
― Nar Ağacı
“Ve bilmenin zamanı geldi;Yakub'a kavuşman,yazdığın yazının açacağı yoldan değil,rüzigarın götüreceği kokundan olacaktır.
Yusuf anladı ki yitirmek gibi bulmanın da zamanı vardır.Ve zaman yakındır.”
― Yusuf ile Züleyha
Yusuf anladı ki yitirmek gibi bulmanın da zamanı vardır.Ve zaman yakındır.”
― Yusuf ile Züleyha
“Yeryüzünde her şey iyi ile kötü arasındaki mücadeleden ibarettir. İnsana düşen bu ikisi arasında kendi safını seçmektir.”
―
―
“Onu yalnız Adem değil bütün bir alem bekledi. Belliydi Havva'nın geleceği, gelmeyecek olan böyle beklenmezdi.”
― La: Sonsuzluk Hecesi
― La: Sonsuzluk Hecesi
“Elmasın sertliği, saflığının da nedenidir. İçine ışıktan başkası girmez ve yansıttığı aldığından fazlasıdır. Her şeyi kesebildiği halde hiçbir şey tarafından kesilemez. Bir elmas ancak bir başka elmas tarafından kesilebilir.”
― Nar Ağacı
― Nar Ağacı
“Adem'di bu, ademoğulları bir parça ekmek uğruna onca cefa çekecek, bir parça ekmekle avunacaklardı.”
― La: Sonsuzluk Hecesi
― La: Sonsuzluk Hecesi
“Havva dünde kalsa da Adem onu hep bugünmüş gibi bildi. Hiçbir şey giderek uzaklaşmadı. Hiç olmamış gibi olmadı. Artık zaman vardı ve Adem’in istemediği kadar çoktu. Lakin Havva yoktu ve bir tek Havva’nın hasretinin üzerinden zaman geçmiyordu.”
― La: Sonsuzluk Hecesi
― La: Sonsuzluk Hecesi
“Başkaları, o inanılmaz yargıcı.”
― Yusuf ile Züleyha
― Yusuf ile Züleyha
“Olmuş bitmiş, devrini ve hükmünü kaybetmiş olaylar" der dururdum onların üzerinden geçerken. Oysa olmuş bitmiş, devrini ve hükmünü kaybetmiş olaylar için de ağlanabileceğini anladım.”
― Nar Ağacı
― Nar Ağacı
“Bu, duanın mucizesi. Bir gün bu hikayeyi yazacak olanlar, bu mucizenin, ben muucizeye inandığım için gerçekleştiğini yazmayı unutmasınlar.
Çünkü duanın gerçekleşmesi demek olan mucize, dua edebilmenin ta kendisi.”
― Yusuf ile Züleyha
Çünkü duanın gerçekleşmesi demek olan mucize, dua edebilmenin ta kendisi.”
― Yusuf ile Züleyha
“13 Ocak 1913
Bugün defterimin ilk sayfasına bir isim yazdım Zehra,bütün bu yazdıklarımın bir ismi olmalı. 'Kırık Kafiye.' Ateşler içinde yanıyorum,bütün bedenim gibi yastığım da terden sırılsıklam. Üzerime eğilen hemşireleri de doktorları da hayal meyal görüyorum. Bunlar her zaman böyle sık gelmezlerdi. Kendi aralarında fısıldaşıyorlar bana bakarak, ne oluyor? Benimse gözlerim kapanıyor, gözümün önüne bir resim geliyor:
Bir Kalandar gecesi bu. Gülcemal bizi götürmeden önceki son Kalandar'ımız. Sen,ben,Büyükhanım ve Keyfiye var bu resimde. Alt kattaki sofadayız.
.
.
.
'İsmail' dedin, 'Heybende ne var?'
Hiç ağabey dememiştin ki. Aramızda üç yaş farka rağmen ben hep İsmail'dim. Ben de istememiştim bunu, senin İsmail'in olarak kalmayı yeğlemiştim.
'İsmail' diye tekrarladın, 'Heybende ne var?'
Nereden aklına gelmişti bu şimdi? Gülümsedim. Karakıştı ya, 'Karakoncolos' gelecekti demek bu gecelerden birinde, kapıları bir bir çalacak, çocuklara sorular soracaktı. Onun bütün sorularına 'Ka' ile başlayan cevaplar vermek şarttı. Aksi takdirde Karakoncolos'un onları alıp çok uzaklara götürmesi işten bile değildi. Gerçi bizim evde artık çocuk namına kimse kalmamıştı ama Zehra ile İsmail, Karakoncolos'un defterinde soru sorulacaklar hanesinden düşmemiş olabilirler belki de.
O zaman çocukluğumuzu hatırladım. Senin korkudan burnunun camdan dışarı çıkaramadığın karakış gecelerinde, bir mumun alevinde büyüyen gölgemizden ürkerek, ben sana muhtemel sorularla birlikte cevapları da belletirdim.
'Nereden geliyorsun?' diye sorarsa eğer, 'Karadağ'dan' dersin.
Fısıltıyla sorardın: 'Peki nereye gidiyorsun derse?'
'Karadeniz'e'.
'Bineğin ne?'
'Katır.'
'Havada ne var?'
'Kar.'
'Başka?'
'Karga. Kasırga.'
'Heybende ne var peki?'
'Heybende ne var' a sıra gelinde , 'Kartal' olabilirdi mesela, aklıma bir şey gelmezdi de öyle öğretirdim. Sen gülerdin bu kez korkuyu unutarak.
'Heybede kartal? İsmail, heybede kartal olur mu hiç? Başka bir şey bulamadın mı?'
Son Kalandar gecemizde işte sen bana bu soruyu soruyordun:
'İsmail, heybende ne var?'
Bu kez heybemdeki gerçek variyeti dökmüştüm ortaya. Şairdim ya!
'Heybemde kalem var, kağıt var.'
Şimdi ben söylüyorum sana. Bu gece Hamidiye Etfal Hastanesi'nde Kalandar.
'Ben İstanbul'da felsefe okumaya niyet etmiş, Sultani mezunu, Balkan Gönüllüsü İsmail Efendi: bir şiir kitabı yazmaya niyet etmiştim, eşikten öteye geçemedim. Heybemde sadece kırık kafiyeler var.”
― Nar Ağacı
Bugün defterimin ilk sayfasına bir isim yazdım Zehra,bütün bu yazdıklarımın bir ismi olmalı. 'Kırık Kafiye.' Ateşler içinde yanıyorum,bütün bedenim gibi yastığım da terden sırılsıklam. Üzerime eğilen hemşireleri de doktorları da hayal meyal görüyorum. Bunlar her zaman böyle sık gelmezlerdi. Kendi aralarında fısıldaşıyorlar bana bakarak, ne oluyor? Benimse gözlerim kapanıyor, gözümün önüne bir resim geliyor:
Bir Kalandar gecesi bu. Gülcemal bizi götürmeden önceki son Kalandar'ımız. Sen,ben,Büyükhanım ve Keyfiye var bu resimde. Alt kattaki sofadayız.
.
.
.
'İsmail' dedin, 'Heybende ne var?'
Hiç ağabey dememiştin ki. Aramızda üç yaş farka rağmen ben hep İsmail'dim. Ben de istememiştim bunu, senin İsmail'in olarak kalmayı yeğlemiştim.
'İsmail' diye tekrarladın, 'Heybende ne var?'
Nereden aklına gelmişti bu şimdi? Gülümsedim. Karakıştı ya, 'Karakoncolos' gelecekti demek bu gecelerden birinde, kapıları bir bir çalacak, çocuklara sorular soracaktı. Onun bütün sorularına 'Ka' ile başlayan cevaplar vermek şarttı. Aksi takdirde Karakoncolos'un onları alıp çok uzaklara götürmesi işten bile değildi. Gerçi bizim evde artık çocuk namına kimse kalmamıştı ama Zehra ile İsmail, Karakoncolos'un defterinde soru sorulacaklar hanesinden düşmemiş olabilirler belki de.
O zaman çocukluğumuzu hatırladım. Senin korkudan burnunun camdan dışarı çıkaramadığın karakış gecelerinde, bir mumun alevinde büyüyen gölgemizden ürkerek, ben sana muhtemel sorularla birlikte cevapları da belletirdim.
'Nereden geliyorsun?' diye sorarsa eğer, 'Karadağ'dan' dersin.
Fısıltıyla sorardın: 'Peki nereye gidiyorsun derse?'
'Karadeniz'e'.
'Bineğin ne?'
'Katır.'
'Havada ne var?'
'Kar.'
'Başka?'
'Karga. Kasırga.'
'Heybende ne var peki?'
'Heybende ne var' a sıra gelinde , 'Kartal' olabilirdi mesela, aklıma bir şey gelmezdi de öyle öğretirdim. Sen gülerdin bu kez korkuyu unutarak.
'Heybede kartal? İsmail, heybede kartal olur mu hiç? Başka bir şey bulamadın mı?'
Son Kalandar gecemizde işte sen bana bu soruyu soruyordun:
'İsmail, heybende ne var?'
Bu kez heybemdeki gerçek variyeti dökmüştüm ortaya. Şairdim ya!
'Heybemde kalem var, kağıt var.'
Şimdi ben söylüyorum sana. Bu gece Hamidiye Etfal Hastanesi'nde Kalandar.
'Ben İstanbul'da felsefe okumaya niyet etmiş, Sultani mezunu, Balkan Gönüllüsü İsmail Efendi: bir şiir kitabı yazmaya niyet etmiştim, eşikten öteye geçemedim. Heybemde sadece kırık kafiyeler var.”
― Nar Ağacı
“Adem, Havva ile yüz yüze geldi.
Dünya, nihayet "cennet gibi" değil, ilk kez cennetti.”
―
Dünya, nihayet "cennet gibi" değil, ilk kez cennetti.”
―
“Yusuf'un duası: Rabbim bana istememeyi isteyebilmeyi nasip et.”
― Yusuf ile Züleyha
― Yusuf ile Züleyha
“Bazen en büyük hakikatlerin bilgisinin en büyük günahlarla yanyana durduğunu unutma Settarhan.”
― Nar Ağacı
― Nar Ağacı




