Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Oğuz Atay - Tutunamayanlar.
Showing 1-16 of 16
“Onları öfkeme layık bulmuyorum. Öfkem bana ait bir şey. Yakın hissetmediğim birine nasıl gösteririm onu.”
―
―
“Hayattan çıkarı olmayanlar unutulacaklardır!Her olayda kenara çekilenler, kendini saklayanlar, gerçekten de kenarda kalacaklardır. Kimse onların varlığıyla tedirgin olmayacaktır. Gazetedeki ölüm ilanı bile yedinci sayfadan verilecek, kimsenin gözüne çarpmayacaktır. Hayattan çıkarı olmayanların, ölümden de çıkarı olmayacaktır. Ölüm de onların adlarını duyurmaya yetmeyecektir. Cennetteki muhallebicide garson onlarla ilgilenmeyecektir. Ağız tadıyla keşkül yiyemeden, masadan kalkacaklardır. Kendini beğenmişliğin cezasını, daha bu dünyada çekmeye başlayacaklardır. Hayatlarıyla yanlış olanların, ölümleriyle doğru olmalarına imkân var mıdır? Bir şeyler yapın sizi hatırlatacak. Anıt mezarlarda güller, menekşeler biterken, sizin mezarınızı otlar bürümesin. Hayattan çıkarı olmamak, hem tanrının hem insanların gözünde affedilmez suçtur. “Ben çıkarıma bakarım, bunun için babamı bile tanımam” diyeceksiniz ve gerekirse kimseyi tanımayacaksınız: Hele hayattan çıkarı olmayanları hiç!”
―
―
“bat dünya bat!”
―
―
“Neden sadece bir hayal ürünüsün olric? Siz gerçeksiniz de ne oluyor efendimiz.”
―
―
“Ben, seni görür görmez anlamıştım: bütün kaygısız görünüşünün altında, duygulu, içine kapanık bir insan olduğunu.”
―
―
“selim ışık, birçok tutunamayanın bileşkesidir. intihar eden bir arkadaşım, ural var; ama bütünüyle selim ışık o kadar değil. belki ben varım (bu cümleyi yazmayın). adlarını yazmanın sakıncalı olduğu birçok arkadaşım var. herkesin “tutunan” olmak istediği bir ülkede tutunamayanlığı seçen selim ışık’la yakınlığının olması birçok kimseye dokunur diye onların adlarını saymak istemiyorum. selim öldü. selimlik de ölmüştür. başarının insanı sevimsizleştirdiğini yazmıştım bir yerde; fakat tutunamayanlığın sevimliliğine de kimsenin yanaşmadığını görüyorum. neden yanaşsınlar? bir arkadaşımın dediğine göre, ben romanda herkesi bir bakıma tutunamayanlığa çağırıyormuşum. henüz bir karşılık alamadım." oğuz atay”
―
―
“Onu görüyorlardı. Hiçbir şey yapmadan, aptalca bir düzen içinde yaşarken kimse görmüyordu. Sonra, alışılmışın dışında en küçük bir davranışını görüyorlardı. Nasıl görüyorlardı acaba? Sizi gördük, diyorlardı.”
―
―
“Durun yahu, ne oluyor, ne zaman demeye fırsat bulamadan elime diplomayı tutuşturuverdiler. Anlaşılan başkalarının sahteliği meydana çıkmasın diye bana da göz yummuşlardı. Çalışmadığım işlerde para kazanıp isteyerek verdiğim emekleri ziyan etmeye başladım. Böylece beni bir masanın başına oturttular. İşte kalem, işte yetki dediler.”
―
―
“Oysa, yaşamış olduğum birçok yanlışlığı düzeltebilecektim. Bütün ayak izlerimin üzerinden bir daha gidecektim.
Yalnız bir kere yaşanıyormuş.”
―
Yalnız bir kere yaşanıyormuş.”
―
“Böyle bir düzen içinde insan düşünebilir mi? Büyük ve güzel şeyleri demek istiyorum. Önce eşya engel oluyor, sonra şartlar: kalorifer, hizmetçi, çocuk odası. Düşünmek için kendime daire tutsam. İçinde, düşünmeye engel olacak eşyalardan hiçbiri bulunmayan küçük bir daire. Kapıdan girer girmez ayakkabılarımı çıkarıyorum ve düşünme terliklerimi giyiyorum.”
―
―
“Apartmanın dünya üzerindeki bu konumunu anlayabilmek için biraz astronomi bilmek gerekiyordu. Oysa, Turgut’un arkadaşlarının karıları, bu bilgiden yoksun oldukları halde, apartmanı ‘elleriyle koymuş’ gibi buluyorlardı.”
―
―
“İnsana ihtiyacın vardı. İnsanı arıyordun canım kardeşim. Bunda utanacak ne vardı?”
―
―
“İşte bu ahşap evimde, bir gece için de olsa seni barındırıyorum; bir işe yaradığımı hissediyorum. Son zamanlarda neye yaradığımı pek bilemiyorum da. Belki yarın sabah soğukta uyanmanın bir anlamı olur, sana çay pişirmek gibi. Ayaklarımın ucuna basarak yürürüm yataktan kalkınca. Tahtalar gıcırdar. Hayır, zamanla öğrenirim hangi tahtaların ses vermediğini. Sonra ne yaparım? Uyanmadı, çayın hazırlandığından haberi yok diye sevinirim. Bütün hayatımı, en ince ayrıntılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerin hayaliyle geçirdim albayım. Artık ne olacaksa olsun istiyorum.”
―
―
“Beni de al Selim; ölümden, unutulmaktan öteye götür. Birlikte tutunamayalım.”
―
―
“Ben, düz bir çizgi üzerinde sürüp giden yaşantımın, bazı beklenmedik olaylar -bunlara olay demek de fazla iyimserlik olur- nedeniyle küçük titreşimler göstermesi üzerine, aslında çok zayıf olan bağlarımı kopararak -buna koparmak dersem fazla kötümserlik olur- süresi ve sonu belirsiz bir atılışa, benden başka kimsenin farkına varmayacağı bir kavgaya sürüklenmeye karar vermek için elindeki imkânlarla düşünmeye çalışan bir macera heveslisi, bir karınca, bir ne bileyim, böyle şartlar altında herkesin aptallık sayacağı bir teşebbüsün basit bir noktasıyım. Beni ilerde kimse tarihe sormayacak. Belki bir soran bulunur, efendimiz. Belki günün birinde kendini, gene sizin gibi önemsiz sayan biri, çağınızı merak eder, bütün belgeleri karıştırır. Bugünden kalan her şeyi araştırmaya kalkışır. Sayısız belge inceler, bugünün özellikleri hakkında sayısız bilgi edinir. Gene de sonunda, bakarsınız, bir eksiklik duygusu kalır içinde, size benzediği için.”
―
―
“Kitaplara itfahlar yazmak, beğenilen satırların altını çizmek, sayfaların kenarına düşüncelerini yazmak Selim'e, kendini elevermek, insanların ortasında çırılçıplak kalmak gibi geliyordu.”
―
―
