Mahşer Quotes

Quotes tagged as "mahşer" Showing 1-4 of 4
Stephen  King
“Evet anne." Ağzı kupkuruydu,ama kendine dudaklarını yalama izni vermeyecekti.Onun yerine sıkıca birbirine bastırdı.Babamın çalışma odasında kırmızı elbiseli küçük bir kız var ve kahkahalar atarak bir kenarına mengene monte edilmiş masanın altında saklanmış ve sıyrılmış dizlerini göğsüne çekip,sırtını bin çekmeceli büyük dolaba yaslamış halde oturarak daima orada olacak.Çok mutlu bir kız.Ama annemin salonunda çişini köpek gibi tutmayı beceremeyen çok daha küçük bir kız var.Küçük,kötü bir köpek yavrusu gibi.Ve ben aksini ne kadar dilesem de o daima salonda kalacak.”
Stephen King, The Stand

Stephen  King
“Para dediğin sadece bir kağıt parçasıdır, biliyorsun.”
Stephen King

“Mahşerde yaptıkları için Tanrı insanları değil; insanlar Tanrı’yı sorgulamalı…”
Tolga Gökçen, Yalnızlaşan İnsan

Peyami Safa
“Nihad tıkandı. Söyleyebilecek hiç bir şeyi yoktu. Cüzdanını çıkardı, birkaç liralık bütün parasını, cüzdanla beraber nefere verdi:

— Al. Ben de askerim, ben de Çanakkale’de idim, ben de İhsan vapuru ile İstanbul’a geldim, ben de gaziyim. Ben de sürünüyorum. Dedi.

Dua beklemeden yürüdü.

Sirkeci’nin deniz kıyısına doğru gidiyordu, durdu. Bir hatıra onu çivileyivermişti. Çanakkale’den İstanbul’a gelişi!.. Ne ümitler!

Uzaktan bir yangın gibi görünen İstanbul’a girmek için ne iştiyak. Vapurdan iskeleye kendini nasıl atmıştı!.. Bir anda, bütün İstanbul’u çarçabuk dolaşmak istiyormuş gibi, hızlı hızlı nasıl yürümüştü! Ah... Birisi onun kulağına bir mahşere girdiğini niçin fısıldamadı? Niçin söylemedi ki, bir Türkün en bedbaht olduğu yer Türkiye’dir; harp cepheleri şehirlerde daha güzeldir, daima namuslu Türkler, ölümü, Türkiye’de hayata tercih etmişlerdir. Niçin ona haber verilmedi ki, cepheden dönerek memleketine girenler, sürüneceklerdir, niçin demediler ki, Türkiye bir mahşerdir, orada masumlar, temizler, alicenaplar, faziletkârlar, hasbîler, iyi niyet sahipleri ve büyük kalbli insanlarla reziller, çalıp, çırpanlar, imansızlar, türediler, sonradan görmeler, seviyesizler, sütü bozuklar, hâinler ve kaatiller omuz omuza yürür, gezer, sevilir, yaşar, karışık korkunç bir kütle gibi kımıldarlar. Ve niçin haber vermediler ki, buranın, bu toprağın hakiki sahipleri, bu türediler, bu rezillerdir. Kanun ve mahkeme nüfuz ve zabıta, devair onlarındır. Onlar ki bir türedi nesildirler, yalnız kendi ömürlerini iyi sürmek için memlekete kahraman görünerek toprağı satarlar.”
Peyami Safa, Mahşer