“Night plans aren’t any good in the morning. The way you think at night is no good in the morning.”
―
―
“I’m not sure, though, what “for later” means anymore. Something changed in the world. Not too long ago, it changed, and we know it. We don’t know how to explain it yet, but I think we all can feel it, somewhere deep in our gut or in our brain circuits. We feel time differently. No one has quite been able to capture what is happening or say why. Perhaps it’s just that we sense an absence of future, because the present has become too overwhelming, so the future has become unimaginable. And without future, time feels like only an accumulation. An accumulation of months, days, natural disasters, television series, terrorist attacks, divorces, mass migrations, birthdays, photographs, sunrises. We haven’t understood the exact way we are now experiencing time. And maybe the boy’s frustration at not knowing what to take a picture of, or how to frame and focus the things he sees as we all sit inside the car, driving across this strange, beautiful, dark country, is simply a sign of how our ways of documenting the world have fallen short. Perhaps if we found a new way to document it, we might begin to understand this new way we experience space and time. Novels and movies don’t quite capture it; journalism doesn’t; photography, dance, painting, and theater don’t; molecular biology and quantum physics certainly don’t either. We haven’t understood how space and time exist now, how we really experience them. And until we find a way to document them, we will not understand them.”
― Lost Children Archive
― Lost Children Archive
“- Tamam! Alman'la birlik olup savaşa girmişiz kardaşlar!
- Girelim ya, geç bile kaldık. Rezilliğe alıştık bi kez! Bir rüzgâr da budur, gelir geçer.
- Hemen geçmesin yahu! Balkan'ın öcünü Bulgar'dan alıverelim de sonra...
- Höst! Senin dünyadan haberin yok! Biz bu kez Bulgar'la birliğiz. 'Can yoldaşı', 'silah arkadaşı' diyelim de aklın yatsın!
-İşte buna şaştım! Gebe karıların karnını deşip, körpe çocukları süngüye takan, câmilere çanlar asan Bulgar gavuruyla, he mi?
- Enver Paşa, 'Önce Sırplıyı aradan çıkaralım da Bulgarların hesabı sonra görülür' diyesiymiş...
- Ne akıl yahu! Ulan aferin Enver Paşa! İngiliz'den Mısır'ı Yunan'dan da Girit'i alacak mıymış?
-Mısır, Girit kaç para? Rus'tan Kırım'ı Kafkasya'yı almadan almadan kılıcı kınına sokmak yok...
-Oh ağzını öpeyim. Gene ballar akıttın. Ama Alman erkekse, bize o zırhlı toplardan bir iki vermeli...
-Hey şaşkın, top ne demek! Herif bize iki gemi vermiş ki dünyada eşi yokmuş...
-Yalana bak!
- Vallah... Gemi vermeseydi, bizim bu savaşta işimiz neydi? Biz bu gemilerin hatırına girmekteyiz! Bunlar savaş patladığı sırada bize yakın bir denizdeymişler. İngiliz bunları sıkıştırmış! Bunlar kaçar, İngiliz'in donanması kovalar. Sonunda Alman gemileri bakmışlar ki kurtuluş yok, bizim Çanakkale Boğazı'na dayanmışlar da yol istemişler. Enver Paşa onlara yol vermiş, arkasını kovalayan İngiliz gemilerine de basmış gülleyi...
-Hele arslana hele! Hey ömrüne bereket! Öyleyse dur sen, ben işi anladım! Alman yeni toplardan bize gizliden vermiş ki bizimkiler İngiliz'i topa tutmuşlar, yoksa n'ağzımızaydı bacanak?
-Artık orasını bilmem. Gemiler şimdi bizde... İngiliz bize çok yalvarmış. Ben ettim, sen etme! Benim benim bu amansız sıramda düşmanıma arka çıkma!' diyerekten...
- Önce gerekti domuuuz! Ismarladığımız Reşadiye gemimizle Sultan Osman gemimizin üstüne oturur musun?”
― Köyün Kamburu
- Girelim ya, geç bile kaldık. Rezilliğe alıştık bi kez! Bir rüzgâr da budur, gelir geçer.
- Hemen geçmesin yahu! Balkan'ın öcünü Bulgar'dan alıverelim de sonra...
- Höst! Senin dünyadan haberin yok! Biz bu kez Bulgar'la birliğiz. 'Can yoldaşı', 'silah arkadaşı' diyelim de aklın yatsın!
-İşte buna şaştım! Gebe karıların karnını deşip, körpe çocukları süngüye takan, câmilere çanlar asan Bulgar gavuruyla, he mi?
- Enver Paşa, 'Önce Sırplıyı aradan çıkaralım da Bulgarların hesabı sonra görülür' diyesiymiş...
- Ne akıl yahu! Ulan aferin Enver Paşa! İngiliz'den Mısır'ı Yunan'dan da Girit'i alacak mıymış?
-Mısır, Girit kaç para? Rus'tan Kırım'ı Kafkasya'yı almadan almadan kılıcı kınına sokmak yok...
-Oh ağzını öpeyim. Gene ballar akıttın. Ama Alman erkekse, bize o zırhlı toplardan bir iki vermeli...
-Hey şaşkın, top ne demek! Herif bize iki gemi vermiş ki dünyada eşi yokmuş...
-Yalana bak!
- Vallah... Gemi vermeseydi, bizim bu savaşta işimiz neydi? Biz bu gemilerin hatırına girmekteyiz! Bunlar savaş patladığı sırada bize yakın bir denizdeymişler. İngiliz bunları sıkıştırmış! Bunlar kaçar, İngiliz'in donanması kovalar. Sonunda Alman gemileri bakmışlar ki kurtuluş yok, bizim Çanakkale Boğazı'na dayanmışlar da yol istemişler. Enver Paşa onlara yol vermiş, arkasını kovalayan İngiliz gemilerine de basmış gülleyi...
-Hele arslana hele! Hey ömrüne bereket! Öyleyse dur sen, ben işi anladım! Alman yeni toplardan bize gizliden vermiş ki bizimkiler İngiliz'i topa tutmuşlar, yoksa n'ağzımızaydı bacanak?
-Artık orasını bilmem. Gemiler şimdi bizde... İngiliz bize çok yalvarmış. Ben ettim, sen etme! Benim benim bu amansız sıramda düşmanıma arka çıkma!' diyerekten...
- Önce gerekti domuuuz! Ismarladığımız Reşadiye gemimizle Sultan Osman gemimizin üstüne oturur musun?”
― Köyün Kamburu
“- You, Inglés, who know nothing about women. Do you know how an ugly woman feels? Do you know what it is to be ugly all your life and inside to feel that you are beautiful? It is very rare.
...
- Thou art not ugly.”
- Qué no? Don’t lie to me. Or,” she laughed the deep laugh. “Has it begun to work with thee? No. That is a joke. No. Look at the ugliness. Yet one has a feeling within one that blinds a man while he loves you. You, with that feeling, blind him, and blind yourself. Then one day, for no reason, he sees you ugly as you really are and he is not blind any more and then you see yourself as ugly as he sees you and you lose your man and your feeling. Do you understand, guapa?”
― For Whom the Bell Tolls
...
- Thou art not ugly.”
- Qué no? Don’t lie to me. Or,” she laughed the deep laugh. “Has it begun to work with thee? No. That is a joke. No. Look at the ugliness. Yet one has a feeling within one that blinds a man while he loves you. You, with that feeling, blind him, and blind yourself. Then one day, for no reason, he sees you ugly as you really are and he is not blind any more and then you see yourself as ugly as he sees you and you lose your man and your feeling. Do you understand, guapa?”
― For Whom the Bell Tolls
“Oğlum Behçet, sen bir medeniyetin iflâsı nedir, bilir misin? dedi. İnsan bozulur, insan kalmaz; bir medeniyet insanı insan yapan manevî kıymetler manzumesidir. Anlıyor musun şimdi derdin büyüklüğünü?... Cahilsin okur, öğrenirsin. Gerisin; ilerlersin. Adam yok; yetiştirirsin, günün birinde meydana çıkıverir. Paran yok; kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. Bizde insanoğlu şirazesiz kalmış.....
İnsanı yenibaştan, yeni esaslarla kurmamız lazım; yeni kıymetlerle yaşayan bir insan. Halbuki bu imkansız...”
― Mahur Beste
İnsanı yenibaştan, yeni esaslarla kurmamız lazım; yeni kıymetlerle yaşayan bir insan. Halbuki bu imkansız...”
― Mahur Beste
Elçin’s 2025 Year in Books
Take a look at Elçin’s Year in Books, including some fun facts about their reading.
Favorite Genres
Polls voted on by Elçin
Lists liked by Elçin




















































