83 books
—
40 voters
Bülent Ö.
https://www.goodreads.com/bulentozgun
“Gerilimden sarhoşa dönen, sessizliğin mucizevi derinliğinden etkilenen ve ölüm tutkusuyla kenetlenmiş kalabalığı hiçbir şeyin yerinden kıpırdatamayacağına inanan Jose Arcadio Segundo, ayaklarının ucuna basarak, başını önündekilerden daha yukarı kaldırdı ve ömründe ilk kez sesini yükseltti:
-Sizi gidi hergeleler! diye bağırdı.
-Verdiğiniz o bir dakikayı alın da kıçınıza sokun!
Onun bağırmasından sonra olanlar kimseyi korkutmadı. Herkes hayal gördüğünü sandı. Yüzbaşı ateş emri verdi ve on dört makineli tüfek o anda emri yerine getirdi. Ama bütün bunlar gülünç bir oyun gibi görünüyordu. Sanki makineli tüfeklere boş kapsül doldurulmuş gibiydi. Çünkü tüfeklerin tarrakası duyulduğu ve ardı kesilmeden kurşun tükürdüğü görüldüğü halde, kalabalıkta en ufak bir tepki yoktu. Bir anda taş kesilmiş gibi duran kalabalıktan ne bir ses, ne bir soluk duyuluyordu. Birden istasyon tarafından yükselen bir ölüm çığlığı büyüyü bozdu. Duyulan, Aaah, anacığım, avazesi yeri göğü titreten bir ses, volkanik bir soluk, dünyalar değiştiren bir kükreme olup bomba gibi patladı kalabalığın ortasında. Panik içinde bir anda kaynaşan kalabalık, kadınla kucağındaki çocuğu yutup sürüklerken, Jose Arcadio Segundo, ancak öteki çocuğu yakalamaya fırsat bulabildi. Yıllarca sonra o çocuk, kendisini bunak bir ihtiyar yerine koymalarına aldırmaksızın o günü anlatacak, Jose Arcadio Segundo'nun kendisini nasıl havaya kaldırdığını, kalabalığın dehşeti üzerinden yüzercesine geçirerek yakındaki bir sokağa nasıl götürdüğünü ballandıra ballandıra anlatacaktı. Çocuk, herkesten yukarıda olduğu için, o anda alandaki çılgına dönmüş kitlenin köşeye doğru koşuştuğunu ve makinelilerin ateş açtığını görebilmiş, aynı anda birkaç kişinin birden, -Yere yatın! Yere yatın! diye bağırdıklarını duyabilmişti.
Öndekiler, ilk kurşun dalgasıyla taranmış ve yere yıkılmışlardı bile. Sağ kalanlar yere yatacakları yerde ufak alana çekilmeye çalıştılar. Ne var ki, karşı sokaktaki makineliler de yaylım ateşine başlamışlardı. İki ateş arasında sıkışan kalabalık, iki yöne atılan bir ejder kuyruğuna benziyordu. Kitle devasa bir girdap gibi dönmeye başladı. Hiç kesilmeyen makinelilerin ateşiyle kat kat soyulan soğan gibi ortaya doğru azalıyorlardı. Çocuk, açıkta diz çökmüş bir kadının, gizemli bir güçle kurşunlardan korunarak, kollarını haç biçiminde tuttuğunu gördü. Jose Arcadio Segundo yüzü kana bulanarak yere yıkıldığı anda, çocuğu oraya bıraktı. Hemen sonra da büyük kalabalık, o boşluğu, diz çöken kadını, kurak gökyüzündeki ışığı, Ursula Iguara'nın yığın yığın hayvan biçiminde şekerleme sattığı bu orospu dünyayı örtüverdi.”
― One Hundred Years of Solitude
-Sizi gidi hergeleler! diye bağırdı.
-Verdiğiniz o bir dakikayı alın da kıçınıza sokun!
Onun bağırmasından sonra olanlar kimseyi korkutmadı. Herkes hayal gördüğünü sandı. Yüzbaşı ateş emri verdi ve on dört makineli tüfek o anda emri yerine getirdi. Ama bütün bunlar gülünç bir oyun gibi görünüyordu. Sanki makineli tüfeklere boş kapsül doldurulmuş gibiydi. Çünkü tüfeklerin tarrakası duyulduğu ve ardı kesilmeden kurşun tükürdüğü görüldüğü halde, kalabalıkta en ufak bir tepki yoktu. Bir anda taş kesilmiş gibi duran kalabalıktan ne bir ses, ne bir soluk duyuluyordu. Birden istasyon tarafından yükselen bir ölüm çığlığı büyüyü bozdu. Duyulan, Aaah, anacığım, avazesi yeri göğü titreten bir ses, volkanik bir soluk, dünyalar değiştiren bir kükreme olup bomba gibi patladı kalabalığın ortasında. Panik içinde bir anda kaynaşan kalabalık, kadınla kucağındaki çocuğu yutup sürüklerken, Jose Arcadio Segundo, ancak öteki çocuğu yakalamaya fırsat bulabildi. Yıllarca sonra o çocuk, kendisini bunak bir ihtiyar yerine koymalarına aldırmaksızın o günü anlatacak, Jose Arcadio Segundo'nun kendisini nasıl havaya kaldırdığını, kalabalığın dehşeti üzerinden yüzercesine geçirerek yakındaki bir sokağa nasıl götürdüğünü ballandıra ballandıra anlatacaktı. Çocuk, herkesten yukarıda olduğu için, o anda alandaki çılgına dönmüş kitlenin köşeye doğru koşuştuğunu ve makinelilerin ateş açtığını görebilmiş, aynı anda birkaç kişinin birden, -Yere yatın! Yere yatın! diye bağırdıklarını duyabilmişti.
Öndekiler, ilk kurşun dalgasıyla taranmış ve yere yıkılmışlardı bile. Sağ kalanlar yere yatacakları yerde ufak alana çekilmeye çalıştılar. Ne var ki, karşı sokaktaki makineliler de yaylım ateşine başlamışlardı. İki ateş arasında sıkışan kalabalık, iki yöne atılan bir ejder kuyruğuna benziyordu. Kitle devasa bir girdap gibi dönmeye başladı. Hiç kesilmeyen makinelilerin ateşiyle kat kat soyulan soğan gibi ortaya doğru azalıyorlardı. Çocuk, açıkta diz çökmüş bir kadının, gizemli bir güçle kurşunlardan korunarak, kollarını haç biçiminde tuttuğunu gördü. Jose Arcadio Segundo yüzü kana bulanarak yere yıkıldığı anda, çocuğu oraya bıraktı. Hemen sonra da büyük kalabalık, o boşluğu, diz çöken kadını, kurak gökyüzündeki ışığı, Ursula Iguara'nın yığın yığın hayvan biçiminde şekerleme sattığı bu orospu dünyayı örtüverdi.”
― One Hundred Years of Solitude
“Midende kelepçe mi olacak şimdi?"
"Evet baba."
"Desene içinden hüküm giyeceksin sen de."
Gülüyor. Kümes hayvanlarını hatırlatıyor sesi. Izgara olmadan önceki hallerini elbette. (Balık Ölecek öyküsü)”
― Balık Ölecek
"Evet baba."
"Desene içinden hüküm giyeceksin sen de."
Gülüyor. Kümes hayvanlarını hatırlatıyor sesi. Izgara olmadan önceki hallerini elbette. (Balık Ölecek öyküsü)”
― Balık Ölecek
“Bazı kitaplar üzüyor beni, yemek öyle değil. Kusarsın en fazla kurtulursun ama bir kitap seni üzerse kurtulamıyorsun. Kitapları kusamazsın, öyle değil mi?
(Balık Ölecek öyküsü)”
― Balık Ölecek
(Balık Ölecek öyküsü)”
― Balık Ölecek
“Şunu anlayın ki, asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması. Yani doğada var olanlar arasında en rezilini.”
―
―
“Karaltının adımları yaklaştı yaklaştı ve Tahir'in ensesinde durdu. Sokaklardan serin bir ürperti gelip geçti. Eselekli çığlık hırıltı olup kalacağını bilmeden Tahir'in boğazında şimdilik sessiz bekliyordu. Tahir'e boynuna sanki bir kedinin kuyruğu değmiş yahut biri üflemiş de kaçmış gibi geldi. Hışımla döndü. Karşısında o ufak tefek karaltıyı gördü. Karaltı gülümsedi. Çirkinlik, gülümseyişle düzelmiyorsa, bu Tahir'i genelde ürkütürdü. Sessizlik uzun sürdü. İşte kötülük buydu. Kötülük ölüm getiren kuru ellerdi. Kötülük öfkeli çipil gözler korkuturken, ağzın hınçlı hınçlı gülmesiydi.”
― Kör Pencerede Uyuyan
― Kör Pencerede Uyuyan
Goodreads Librarians Group
— 331375 members
— last activity 0 minutes ago
Goodreads Librarians are volunteers who help ensure the accuracy of information about books and authors in the Goodreads' catalog. The Goodreads Libra ...more
Kayıp Rıhtım
— 846 members
— last activity Mar 06, 2026 04:49AM
Edebiyatta Kaybolanların adresi Kayıp Rıhtım üyeleri Goodreads'te! https://kayiprihtim.com/ ...more
Goodreads Türkiye Kütüphanecileri
— 6662 members
— last activity 2 hours, 59 min ago
Bu grup kütüphaneci olmayan arkadaşlarımıza yardımcı olmakla beraber bir çok türkçe eseri Goodreads'e kazandırmak için açılmıştır. Tüm Türk kullanıcıl ...more
Türkçede Japon Edebiyatı
— 494 members
— last activity Feb 03, 2023 09:38PM
Bu grup Türkçeye çevrilmiş Japon Edebiyatı kitapları, animeler, biyografiler ile ilgili olup; aynı zamanda Japon yazarlar ve şairler hakkında Türkçe b ...more
Meritokrasi
— 3077 members
— last activity Apr 26, 2026 03:30PM
Meritokrasi grubu ekşi sözlük çevresinde ortaya çıkmış kitapseverler grubudur. Kitap önerilerinizi, en son okuduğunuz kitaplar ya da aklınıza gelen he ...more
Bülent’s 2025 Year in Books
Take a look at Bülent’s Year in Books, including some fun facts about their reading.
More friends…
Polls voted on by Bülent
Lists liked by Bülent






























































