Ege Meriç
https://www.goodreads.com/egemeric
“Devrimciyi kendi özgürlükleri için öldürenin kimliği önemli değildir oyunda. Herkes suça bir ölçüde katılmıştır baskı yönetiminde. Çünkü insanlar birer araç gibi kullanılmışlardır birbirlerine karşı: Eylemli olarak suç işleyenle bilerek susan, karışmayanla duymak istemeyen arasında ne fark kalıyor böyle dönemlerde?..
Bir kişiye yapılan haksızlık bütün bir topluma, bütün insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur çağımızda. Bu bilinç çağımızın en onurlu aşamasıdır. Bu bilinci paylaşmayan, paylaşmaktan korkan toplum, kendi çağının çok gerisinde kalmıştır.
Susmayı, kendi kabuğunun içine çekilmeyi, bir yaşam biçimi, bir kişilik simgesi olarak benimseyen insanlar vardır. Özgürlükleri ve silahları konuşmamaktır. Her adaletsizlik, onların eylemsizliğinden güç alır biraz da.
Her dönemde ezenden, yönetenden ve güçlüden yana olmayı hüner sayanlar vardır. Bütün baskı yöntemleri, bu gibi insanları birer kerpeten, birer maşa, devrimcilerin boynuna dolanan bir ip gibi kullanır. Sonra, bu baskı yönetimini yıkan güce aracılık ederler aynı insanlar.
Baskıya boyun eğmeyen, gelen geçen yönetimlere maşalık etmeyen, içinde insanlık onurunu bir değişilmez hazine gibi saklayan insanlardır çağlarına ve toplumlarına yakışanlar. Faşizmin utanç duvarlarına karşı birer "fedai mangası" gibi dövüşenler her toplumda, her dönemde, karanlığa karşı sıkılmış bir yumruk gibi uzanıp geliverdiler bugüne kadar. Açılan yumrukların içinden özgürlük güvercinleri uçtu havaya.
Ellerini kana bulayanlar, içlerindeki korkuların mezar taşlarıyla yaşayanlar, aynı adaletsizliğin ve aynı suçun ortaklarıdır hep birlikte. Gözlerin açıksa göreceksin. Kulağın sağır değilse duyacaksın. Ellerin kesik değilse uzanacaksın.”
― Çağın Suçu
Bir kişiye yapılan haksızlık bütün bir topluma, bütün insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur çağımızda. Bu bilinç çağımızın en onurlu aşamasıdır. Bu bilinci paylaşmayan, paylaşmaktan korkan toplum, kendi çağının çok gerisinde kalmıştır.
Susmayı, kendi kabuğunun içine çekilmeyi, bir yaşam biçimi, bir kişilik simgesi olarak benimseyen insanlar vardır. Özgürlükleri ve silahları konuşmamaktır. Her adaletsizlik, onların eylemsizliğinden güç alır biraz da.
Her dönemde ezenden, yönetenden ve güçlüden yana olmayı hüner sayanlar vardır. Bütün baskı yöntemleri, bu gibi insanları birer kerpeten, birer maşa, devrimcilerin boynuna dolanan bir ip gibi kullanır. Sonra, bu baskı yönetimini yıkan güce aracılık ederler aynı insanlar.
Baskıya boyun eğmeyen, gelen geçen yönetimlere maşalık etmeyen, içinde insanlık onurunu bir değişilmez hazine gibi saklayan insanlardır çağlarına ve toplumlarına yakışanlar. Faşizmin utanç duvarlarına karşı birer "fedai mangası" gibi dövüşenler her toplumda, her dönemde, karanlığa karşı sıkılmış bir yumruk gibi uzanıp geliverdiler bugüne kadar. Açılan yumrukların içinden özgürlük güvercinleri uçtu havaya.
Ellerini kana bulayanlar, içlerindeki korkuların mezar taşlarıyla yaşayanlar, aynı adaletsizliğin ve aynı suçun ortaklarıdır hep birlikte. Gözlerin açıksa göreceksin. Kulağın sağır değilse duyacaksın. Ellerin kesik değilse uzanacaksın.”
― Çağın Suçu
“Cehennem acı çektiğimiz yer değil, acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir.”
―
―
“İnsan korkunçtur.
Babası Cemil Gezmiş'e göre Deniz, bunu doğduğu gün anlamıştı; o yüzden de, bütün bebekler gibi dünyaya gelir gelmez ağlamıştı.
Cemil Bey, 18 Ocak 1971 tarihinde oğluna yazdığı açık mektupta şöyle diyor:
Karlı bir şubat sabahı Ayaş'ta gözlerini açtığın zaman ilk işin ağlamak olmuştu.
Şimdi anlıyorum; çünkü karşında yaratık olarak ilk defa bizi görmüştün:
İnsanları...
Yani bütün istikbalini onların mutlu olmaları uğrunda feda edeceğin insanları...
Canavarların en korkuncu olan bizleri...
Tanrı'nın bahşettiği zeka ve yetenekleri, zehirli birer hançer gibi hemcinslerinin azap çekmesinde kullanan uygar yaratıkları...
Onları gördün ve içinden, "Ben bütün ömrümü bu nankör yaratıklar arasında mı geçireceğim" diye düşündün.
Onun için ağladın.”
―
Babası Cemil Gezmiş'e göre Deniz, bunu doğduğu gün anlamıştı; o yüzden de, bütün bebekler gibi dünyaya gelir gelmez ağlamıştı.
Cemil Bey, 18 Ocak 1971 tarihinde oğluna yazdığı açık mektupta şöyle diyor:
Karlı bir şubat sabahı Ayaş'ta gözlerini açtığın zaman ilk işin ağlamak olmuştu.
Şimdi anlıyorum; çünkü karşında yaratık olarak ilk defa bizi görmüştün:
İnsanları...
Yani bütün istikbalini onların mutlu olmaları uğrunda feda edeceğin insanları...
Canavarların en korkuncu olan bizleri...
Tanrı'nın bahşettiği zeka ve yetenekleri, zehirli birer hançer gibi hemcinslerinin azap çekmesinde kullanan uygar yaratıkları...
Onları gördün ve içinden, "Ben bütün ömrümü bu nankör yaratıklar arasında mı geçireceğim" diye düşündün.
Onun için ağladın.”
―
“Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum.”
― Yarim Haziran
― Yarim Haziran
“Bugün demokrasimiz, ne katilleri bulunmamış fidan gibi delikanlıların kanlı kefenlerine sarılıp unutturulabilir, ne de milyonluk kredi yağmalarıyla satın alınabilir. Emekçi Türk halkı, örgüt desteği ve demokratik bilinciyle sağcı yönetimlerin bu kara dehlizini de geçecektir. Kimsenin şüphesi olmasın.
Aslanın sırtında hükmetmeye özenenler de bir gün bu aslana yem olurlar.”
― Çağın Suçu
Aslanın sırtında hükmetmeye özenenler de bir gün bu aslana yem olurlar.”
― Çağın Suçu
Ege’s 2025 Year in Books
Take a look at Ege’s Year in Books, including some fun facts about their reading.
More friends…
Favorite Genres
Biography, Classics, Crime, Ebooks, Fiction, Historical fiction, History, Horror, Non-fiction, Philosophy, Poetry, Politics, Science fiction, and War
Polls voted on by Ege
Lists liked by Ege



























