Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Leylâ Erbil.
Showing 1-30 of 30
“Bizim milli duygumuz din kökenli hoşgörüsüzlük, gaddarlık, aşağılık duygusu ve sinsiliktir.”
―
―
“Birisine anlatmak da ucuzlatıyor ya işi, ne bekliyorsun karşındakinden, o acıyı gidermesini mi? En iyisi susmak...”
― Üç Başlı Ejderha
― Üç Başlı Ejderha
“Nedir asıl sorun diye düşünüyorum. Asıl sorun? Asıl sorun tek başına ayakta durabilmekte, yalnızlığı öğrenebilmekte mi? Asıl sorun sevgisiz yaşayabilmekte mi? Sevgisiz kalıp direnmeyi, sevgisiz kalıp gene de boyun eğmemeyi, dilenmemeyi öğrenmekte mi? Asıl öğrenmemiz gereken şey sevgisiz bir yaşam düzeni mi?
Gitmekle ne iyi ettin. Haklı olan senmişsin! Ben romantik, yanlış kitaplarla, kötü yaşam örnekleriyle aldatılmış, yaşamanın anlamını kavramaktan yoksun, kibirlinin biriymişim. İnsan tek başına yaşamı karşılamak zorunda, bense ille de bir sevgiliyle el ele verip değiştirecektim dünyayı! Ne ham hayal, ne zırvalık.”
― Mektup Aşkları
Gitmekle ne iyi ettin. Haklı olan senmişsin! Ben romantik, yanlış kitaplarla, kötü yaşam örnekleriyle aldatılmış, yaşamanın anlamını kavramaktan yoksun, kibirlinin biriymişim. İnsan tek başına yaşamı karşılamak zorunda, bense ille de bir sevgiliyle el ele verip değiştirecektim dünyayı! Ne ham hayal, ne zırvalık.”
― Mektup Aşkları
“Aslında bir aşka, olup bittikten sonra, en sonundan baktığımda, geride aşk adıyla anılacak bir şey bulamıyorum; belki hoş bir duygucuk, kısa bir süre yaşanmış ama mutlaka sona ermiştir; geriye kalan buruk bir tebessüm, acılı bir anı, yitmiş bir aşk vehmi, görünmez olmuş! Oysa başlarken ne kadar inandırıcıdır her şey. İki insanın, bir örgü gibi, tülden, hafif bir dantel gibi sarınmışlıkları vardır aşkı. Etin ete, ısının ısıya geçişi; yitirdiği yarısını arayan insanoğlunun bulduğunu sandığı parçasına rastladığında geçirdiği bir baygınlıktır aşk. Sonu olmasa, sonu gelmese vardır, evet vardır. Bir düşünce olarak, nakşedilmiş bir bilgi olarak genlerimize, vardır; yoktur demeye dilimizin varmadığı; kıyamadığımız için yok olmasına, elbirliğiyle yalandan var ettiğimiz bir sözcük, olmasını hep istediğimiz ve isteyeceğimiz bir umuttur aşk, bu umudu çalmaya kimin gücü yeter yarının insanından?”
― Mektup Aşkları
― Mektup Aşkları
“Bekliyorsun. Ruhun enerjiyi bir yere akıtarak dirilmek istiyor olası mı bu? Neye, kime akıtacaksın onu, kimi ortak edeceksin duygularına? Sana, senin eziyetine kim katlanabilir? Yalnızlığı kabul edemedin mi? Dostun kimdi senin? Bekliyorsun, sürekli bekleyişleri art arda ekliyorsun; seni seyrediyorum ve ses etmiyorum çünkü bekleyişin süslü bir imparatorluğu vardır. Umut silinene kadar güçlü bir direnişle dikilirsin tahtında. Sonra düşüş başlar. Başladığın yere dönüş. Kara anaforu bulma isteğiyle delice labirentlerinde acının dört dönmektir dönüş yeniden başlamak üzere düşüşe. Bir ömrün bekleyiş eziyeti içinde kıvranabilmek uğruna başa dönüşün bekleyişiyle geçmesini düşünebiliyor musun? Bu acı arayıştan kim kurtarabilir insanı? Sevgili mi? Dost mu? Boş inanç mı? Ülkü mü?”
― Cüce
― Cüce
“gorgo’nun
hepimizi
taksim 1 mayıs alanı’na topladığı
o muhteşem günü de unutmamalı
anıtın çevresine sığışamayanları
taksim gezisine kovalattı
ve unsurlarıyla
bir hamlede kuşattı çevreyi
biz ne olduğumuzdan
korkup bağırıp
çığırınca
coplar zehirli gazlar
ardından basınçlı sular
işledi maksemin ordan
su ki bir damlası bile azizdir
biz laikler için
çocukları alıp havada döndürüp
yere çalmaya başladı
(...)
“avm kulesinin tepesinden
seslendi gorgo:
ölümümü bekleyenler
avucunu yalasın
ölmeyeceğim
yüzyıllar sürse de
sizi değiştirene kadar
başınızdayım”
― Tuhaf Bir Erkek
hepimizi
taksim 1 mayıs alanı’na topladığı
o muhteşem günü de unutmamalı
anıtın çevresine sığışamayanları
taksim gezisine kovalattı
ve unsurlarıyla
bir hamlede kuşattı çevreyi
biz ne olduğumuzdan
korkup bağırıp
çığırınca
coplar zehirli gazlar
ardından basınçlı sular
işledi maksemin ordan
su ki bir damlası bile azizdir
biz laikler için
çocukları alıp havada döndürüp
yere çalmaya başladı
(...)
“avm kulesinin tepesinden
seslendi gorgo:
ölümümü bekleyenler
avucunu yalasın
ölmeyeceğim
yüzyıllar sürse de
sizi değiştirene kadar
başınızdayım”
― Tuhaf Bir Erkek
“Sizler gibi insanlar bulunduğunu anlatsalar inanmazdım. Bugün hepinizi ayrı ayrı tanıyorum. Türk aydınının hangi acılar içinde kıvrandığını gözlerimle gördüm! Onların kadına ne gözle baktıklarını öğrendim. Şimdi, kırk yıl uğraşsanız benden alamayacağınız bir şeyi ben kendim vermek istiyorum. İçinizden birini seçin. En düşkününüzü, en zavallınızı! Sadaka olarak vereceğim ona bunu! Benim ona ihtiyacım yok çünkü.”
― Tuhaf Bir Kadın
― Tuhaf Bir Kadın
“İnsanlar, insanlar, insanlar. Şimdi salt insanlar ilgilendiriyor beni. Ne büyük bir zenginlik. Yeni bir insan tanıyınca başım dönüyor. Nasıl olduğunu, neler yapabileceğini anlayana kadar. Başımı döndürüyor gerçekten insanlar...”
― Tuhaf Bir Kadın
― Tuhaf Bir Kadın
“Onlar, bizi kabul etmek istemiyor. Onlar, aralarında görmek istemiyorlar Türk kadınını, bakma öyle her birinin Atatürk devrimcisiyim diye aslan kesildiğine, kendileriyle eşit olmamızı, bizim de salt sanat konuşmak için, sanatçı dostlar edinmek için oralara girip çıkmamızı yediremiyorlar erkekliklerine, zora gelince çıkarıp bilmem nerelerini göstermeleri bundan. Osmanlı bunlar daha, Osmanlı! Osmanlı'dan da beter...”
―
―
“Ne incelikliymiş on sekizinci yüzyılın mektuplaşan insanları, çok özenmişimdir. Eskiden çocukken ben de önüme gelene mektup yazdım her vesileyle, “senin” ya da “sizin” diyebilmek için. İmzadan önce tam üstüne,“senin”. Biri anlamamış aşk ilan etmişti bana, bir başkası da “ben de senin!” demişti.”
― Üç Başlı Ejderha
― Üç Başlı Ejderha
“Kış başında ise; bayan Nermin’in insanları, kadınlı erkekli; bu aslen nereli olduğu anlaşılmayan, güzel, varlıklı, bu evin bahçesine her türlü it köpeği toplayıp onlarla al takke ver külah eden,üstelik kendi kocalarını bile ellerinden alıp evine davet eden, rakı masalarında saatlerce erkeklerin karşısında oturup onların gönlünü yapan, kahkahaları taa diplerdeki evlerde uyuyan delikanlıları yatağından sıçratan, bu orospu kılıklı karıyla onun o boynuzlu kocasının, mahallenin ahlakını bozan bu insanların, burada kendi öz mahallelerinde ne aradıklarını birbirlerine sormaya başlamışlardı.”
― Tuhaf Bir Kadın
― Tuhaf Bir Kadın
“Annem ellerini ne vakit reddetti hiçbirimiz anımsamıyoruz.
...
Minderin yüzü lime lime olmuş, kuruluktan tozlaşmış gül yaprakları misk gibi kokutmuştu odayı, gene de işte oğlum bile ninesinin ellerinin yerine kanatlar bitmekte olduğunu fark etmemişti.
...
Kızım güzel gözlerini belerte belerte, "Anne yapılır mı bu, şımarttığınız yetmiyor, şimdi de canavarlaştırıyorsunuz şunu, büyüyünce ne olacak bu oğlan, bir de aydın kadın olacaksın!.." diye sık sık azarlıyordu beni, ama o da ninesinin başkalaştığını, ellerinin giderek ufaldığını, ellerinin yerine kanatlar bitmekte olduğunu görememişti.”
― Karanlığın Günü
...
Minderin yüzü lime lime olmuş, kuruluktan tozlaşmış gül yaprakları misk gibi kokutmuştu odayı, gene de işte oğlum bile ninesinin ellerinin yerine kanatlar bitmekte olduğunu fark etmemişti.
...
Kızım güzel gözlerini belerte belerte, "Anne yapılır mı bu, şımarttığınız yetmiyor, şimdi de canavarlaştırıyorsunuz şunu, büyüyünce ne olacak bu oğlan, bir de aydın kadın olacaksın!.." diye sık sık azarlıyordu beni, ama o da ninesinin başkalaştığını, ellerinin giderek ufaldığını, ellerinin yerine kanatlar bitmekte olduğunu görememişti.”
― Karanlığın Günü
“Gençlik yıllarıydı Salih'in, aynı resimden vardı Nigâr'da da. Arkasına çok güzel, yüceltici sözler yazmıştı Salih. Bir daha hiç kimseden işitmediği, yüceltici sözlerdi: "Arkadaşlığıyla onur duyduğum, güvendiğim, tek insan" gibi bir şeyler. Mektuplarında da böyle şeyler yazmıştı, saklıyordu onları Nigâr. Acaba o da benimkileri saklıyor mu? Nasıl anlatmıştır karısına beni? Bir erkek sevdiği kadını nasıl anlatabilirdi karısına ikiyüzlülük etmeden? O yüceltici sözleri aktarabilir miydi aynen? Bir hataydı öyle yazmak, yazılmaması gereken sözlerdi onlar...”
― Eski Sevgili
― Eski Sevgili
“Ancak taraflar belli değildi -belki bir iç savaştı-, erler şalvarlı ve kalpaklı ama silahsız, elleri kılıç yerine erkeklik organlarıyla dolu gözü dönük cücemsi yaratıklardı.”
― Cüce
― Cüce
“Sen, senin varlığın beni hep mutlu kılmıştır, zenginleştirmiştir, uzağımdayken de, yakınımdayken de...”
― Eski Sevgili
― Eski Sevgili
“Gelince seninle bir gün şöyle bir Kanlıca‘ya uzanarak, batmasıyla birlikte güneşin, körfeze karşı olarak birer kâse yoğurt yeriz.”
― Gecede
― Gecede
“evet
toplum
layık olduğunu
geçirir başa
diyorlar
ama biz de varız
bizim layığımız nerede”
― Tuhaf Bir Erkek
toplum
layık olduğunu
geçirir başa
diyorlar
ama biz de varız
bizim layığımız nerede”
― Tuhaf Bir Erkek
“taksim alanı'ndaki heykelin yerine dikilen
avın kulesinin tepesinden
seslendi gorgo:
ölümümü bekleyenler
avucunu yalasın
ölmeyeceğim
yüzyıllar sürse de”
― Tuhaf Bir Erkek
avın kulesinin tepesinden
seslendi gorgo:
ölümümü bekleyenler
avucunu yalasın
ölmeyeceğim
yüzyıllar sürse de”
― Tuhaf Bir Erkek
“-bu hayat benim hayatım değildi,,, beni yaşatan başka bir ortam olmalıydı,,, başka bir dil,,, başka bir ülke,,, başka insanlar,,, burası şarlatanlarla dolu bir magazindi,,, aç aç seyret,,,var olanı kabul etme durumuna zorladılar hepimizi,,, beni de,,, yok bana asla kabul ettiremezler bunu.
-evet
toplum
layık olduğunu
geçirir başa
diyorlar
ama biz de varız
bizim layığımız nerede”
― Tuhaf Bir Erkek
-evet
toplum
layık olduğunu
geçirir başa
diyorlar
ama biz de varız
bizim layığımız nerede”
― Tuhaf Bir Erkek
“Bu kapıları bana Atatürk açtı softa herif anladın mı, Atatürk açtı bu kapıları bana, sen kim oluyorsun da yeniden o karanlık deliklere tıkmaya kalkıyorsun Türk kadınını ha!”
― Tuhaf Bir Kadın
― Tuhaf Bir Kadın
“Yetim yurtlarında 80 kiloluk götgöbek heriflerin hortumla döverek bayılttığı yavrularımızı, hiçbir şey bilmez yaşta ırzına geçilenleri, satılan fahişe çocukları, diri diri gömülen kızları, Sevgi yuvası'ndaki bir damla evlatların nasıl yumruklandığını amatör boksörlerce
Ve hele
ağlayan aç bebeleri bacağından yakalayıp duvara çalan canavar bakıcılarının küresel liberal Müslüman Türkiye'nin
ya da Müslüman küresel liberal Türkiye'nin başpiskopos görmezden
alçaklığı
işte alçaklık taşları ile donatılacak bir ülkedesin
ve nasıl başa çıkılır siz söyleyin
sevgili insanlar
ben nasıl
ömür boyu bunca Zebaniyi seyrederken
yitirmedim aklımı sorarım size
yoksa yitirdim mi?”
― Kalan
Ve hele
ağlayan aç bebeleri bacağından yakalayıp duvara çalan canavar bakıcılarının küresel liberal Müslüman Türkiye'nin
ya da Müslüman küresel liberal Türkiye'nin başpiskopos görmezden
alçaklığı
işte alçaklık taşları ile donatılacak bir ülkedesin
ve nasıl başa çıkılır siz söyleyin
sevgili insanlar
ben nasıl
ömür boyu bunca Zebaniyi seyrederken
yitirmedim aklımı sorarım size
yoksa yitirdim mi?”
― Kalan
“giderek romanlarda olmayan tuhaf bir aşk yaşayayım diye de onu seçmiş olabilirim,,, demonik biri olamaz mıyım ben,,, başlarını masum olduğuna inandırmaya çalışan o sefillerden biri,,, aşkı ölümle anlatan kitaplar okumuşuzdur hepimiz,,, yok yok,,,, aslında deli olmadığımdan eminim,,, deli olsam böyle bir hikayeyi yazıp kandırabilir miyim sizleri,,, ama kandırmıyorum ki,,, anlattıklarım baştan kahverengi ayakkabının burnuna kadar doğru,,, ah şu eski romanlar aldattılar hepimizi,,, romanlar,,, filmler,,, anlatılar,,, tanrım bir hayatı yalanlarla boşuna mı geçirdik biz!.. unutun her şeyi,,, tüm bildiklerinizi unutun,,, benim anlattıklarıma inanın sadece… s.122”
― Tuhaf Bir Erkek
― Tuhaf Bir Erkek
“Daha da tepelere çıkmayı düşündüm bir ara sevgili okurlarım, istesem elimdeydi bu fırsat, göstermek üzere marifetlerimi ama bence daha da tepe diye bir şey yoktu anladım; ben çıkmak istedikçe, tüm tepelere egemen olduğunu sanan ve marifetlerimle alay eden yalancı tepeler vardı ve tek başına sonsuzluğa doğru alabildiğine yükselmenin acıklı ve aşağılayıcı anlamıyla karşılaştım orada, çünkü gökyüzü de yeryüzü de ayaklarımızın altındaydı.”
― Cüce
― Cüce
“Ne oldu onca deneyimlerin? Sanki hakkında hiçbir şey öğretilmeden içine salıverilmiş bir hayatı nasıl tüketeceğini bilemediğinden, o hayatı yaşadığını sonsuzca "semah" ederek kendine unutturmak istiyorsun. Geçip gitmek bilmiyor bunaltın; neye baksan onu görüyorsun; ağzını açmış sana biraz daha yaklaşan kara koyun sürüsünü, önlerinde erkekleri, sonsuza değin bitmeyecek yürüyüşü...”
― Cüce
― Cüce
“365 gün sonra birlikteliğimizin
birliktelik dedim ama
birlikte sayılır mıydık
tam bilemeyeceğim”
― Tuhaf Bir Erkek
birliktelik dedim ama
birlikte sayılır mıydık
tam bilemeyeceğim”
― Tuhaf Bir Erkek
“hepimiz
umutsuzluktan mı
öfkeden mi
yoksulluktan mı
hiçbir vakit olmadığımız kadar
birbirimizi sever olmuştuk”
― Tuhaf Bir Erkek
umutsuzluktan mı
öfkeden mi
yoksulluktan mı
hiçbir vakit olmadığımız kadar
birbirimizi sever olmuştuk”
― Tuhaf Bir Erkek
“yüzünü görenin
ödü patlamış
kimileri şeytan çarptı demiş kimileri erdi
sevgiye muhtaç
dedi hurşit-bümin
herkes sevgiye muhtaç
dedim”
― Tuhaf Bir Erkek
ödü patlamış
kimileri şeytan çarptı demiş kimileri erdi
sevgiye muhtaç
dedi hurşit-bümin
herkes sevgiye muhtaç
dedim”
― Tuhaf Bir Erkek
“aynanın önünden geçerken
gizlice bakıyordum kendime
ya günün biri tanıyamazsam kendimi,,,”
― Tuhaf Bir Erkek
gizlice bakıyordum kendime
ya günün biri tanıyamazsam kendimi,,,”
― Tuhaf Bir Erkek




