Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Remzi Gökdağ.
Showing 1-9 of 9
“Safa Önal
“Paranın herşeyden önemli olduğu bir dönem yaşıyoruz. Herşeyin bir ruhu vardır. Şehirlerin de ruhu olduğuna inanırım. Değişimle o şehrin ruhu da yavaş yavaş ortadan kalkıyorsa, yabancılaşıyorsa hatta taşralaşıyorsa ortaya çıkan ‘yeni’den çok fazla birşey beklemek anlamsız oluyor.”
“İstanbul’un her yerinde film çektim. İstanbul benim için başka bir medeniyet, başka bir güzelliktir.”
“Bu kent kendi kimliğine nasıl bu kadar yabancılaştırır?”
“Değişen birşeyler var. Bu değişim yavaş yavaş olduğundan biz birden bire bir şoka girmiyoruz. Değişimin sanki bir paraşütü var. Birden bire düşmüyorsunuz, yavaş yavaş iniyorsunuz. Değişim her yerde var ama bu kent kendi kimliğine kendini nasıl bu kadar yabancılaştırır bilemiyorum.”
“O zamanın komşulukları yamandı. Okuldan döndüğünüzde evinizde kimse yoksa, komşunuz sizi çağırır, elinizi yüzünüzü siler, önünüze bir tabak yemek koyardı. Evde olmayanların yokluğunu kapatmak anlamında önemli bir davranıştı bu...”
“Son derece tatsız ve eğitimsiz bir toplum oluyoruz. Eğitimden kastım okul meselesi değildir. Hayata karşı başka insanlara karşı kendi görevini, haddini anlayışını sunması gereken insanlık bence bu şehirde artık ölmüştür.”
“O zamanlar işhanları sinema haline getirilirdi. Bugün sinemalar alışveriş merkezlerine dönüştürülüyor.”
― Sevgili İstanbul
“Paranın herşeyden önemli olduğu bir dönem yaşıyoruz. Herşeyin bir ruhu vardır. Şehirlerin de ruhu olduğuna inanırım. Değişimle o şehrin ruhu da yavaş yavaş ortadan kalkıyorsa, yabancılaşıyorsa hatta taşralaşıyorsa ortaya çıkan ‘yeni’den çok fazla birşey beklemek anlamsız oluyor.”
“İstanbul’un her yerinde film çektim. İstanbul benim için başka bir medeniyet, başka bir güzelliktir.”
“Bu kent kendi kimliğine nasıl bu kadar yabancılaştırır?”
“Değişen birşeyler var. Bu değişim yavaş yavaş olduğundan biz birden bire bir şoka girmiyoruz. Değişimin sanki bir paraşütü var. Birden bire düşmüyorsunuz, yavaş yavaş iniyorsunuz. Değişim her yerde var ama bu kent kendi kimliğine kendini nasıl bu kadar yabancılaştırır bilemiyorum.”
“O zamanın komşulukları yamandı. Okuldan döndüğünüzde evinizde kimse yoksa, komşunuz sizi çağırır, elinizi yüzünüzü siler, önünüze bir tabak yemek koyardı. Evde olmayanların yokluğunu kapatmak anlamında önemli bir davranıştı bu...”
“Son derece tatsız ve eğitimsiz bir toplum oluyoruz. Eğitimden kastım okul meselesi değildir. Hayata karşı başka insanlara karşı kendi görevini, haddini anlayışını sunması gereken insanlık bence bu şehirde artık ölmüştür.”
“O zamanlar işhanları sinema haline getirilirdi. Bugün sinemalar alışveriş merkezlerine dönüştürülüyor.”
― Sevgili İstanbul
“Bütün bu karmaşanın içinde ben olayın gazetecilik boyutuyla ilgiliydim. Hangi kanal hangi görüntüyü kullandı, naklen yayınlarda kim nasıl haber verdi, gazeteler olayı nasıl duyurdu, dergilerin mizanpajı nasıl değişti?”
― Amerikan Medyasında 11 Eylül
― Amerikan Medyasında 11 Eylül
“Kitabın adı ‘Park Otel Cinayeti’ de olabilirdi. Tıpkı polisiye romanlarda olduğu gibi... Olayların gelişimi biraz da bunu çağrıştırıyor.”
― Park Otel Olayı
― Park Otel Olayı
“Bu şehirler görmek isteyenlere kendini gösterir; umursamayanlara ise sessiz kalır. İstanbul da böyle bir şehirdir.”
― Sevgili İstanbul
― Sevgili İstanbul
“Ribeira’nın taş kaldırımlarından kıyıya inenleri gördüm. Karanlık denizlere yelken açmaya hazırlanan yelkenlileri izledim. Denizcileri uğurlamaya gelenlerin seslerini işitir gibi oldum. Böyle anlarda sokaklar sustu, şehir derin bir sessizliğe gömüldü.”
― Başka Şehirler
― Başka Şehirler
“I have always been fascinated by the traces people leave behind—stories that become the soul of a place.”
―
―
“Tarihin cömert davrandığı şehirler bende kalıcı izler bırakır. Onlara bakarken geçmişe döner, geçtiğim yollarda yaşanan gizemli hikâyeleri düşünürüm. Masallarda anlatılan sokaklarda dolaşırken bulunduğum zamanı terk ederim. Bazen zindana hapsedilen bir prensesin sesini duyar, bazen de beyaz atı, demir zırhı, uzun kılıcıyla uzakta beliren şövalyenin nereye gittiğini merak ederim. Bern’i izlerken yaptığım gibi, zaman yolculuğuna çıkar, tarihin unutulan yüzleriyle birlikte, efsane olmuş isimlerini hatırlarım.”
― Başka Şehirler
― Başka Şehirler
“Aydın Boysan (2015):
"Bir zamanlar İstanbul’un nufusu 600 bindi. Şişli’den Boğaziçi’ne doğru yola çıktığımızda bir anda ıssız yerlerde bulurduk kendimizi."
"Eskiden insanlar birbirine yakındı. Hayat mahallede yaşanırdı. Sevinçlerimizi, hüzünlerimizi, bayramlarımızı, hastalıklarımızı birlikte yaşardık. Mahallede yaşayanlar birbirlerini tanırdı. Tanımayanların da göz aşinalığı vardı, selamlaşırlardı."
"Dünyanın pekçok kentini gördüm ama bunların hangisi İstanbul’a benzer sorusunun yanıtı zor. Başka kentleri İstanbul’la kıyaslamak doğru olmaz. 5 kıtada bulundum ama İstanbul dışında bir yerde yaşamayı düşünmedim. Çünkü yaşadığım yerden şikayetçi değilim.”
― Sevgili İstanbul
"Bir zamanlar İstanbul’un nufusu 600 bindi. Şişli’den Boğaziçi’ne doğru yola çıktığımızda bir anda ıssız yerlerde bulurduk kendimizi."
"Eskiden insanlar birbirine yakındı. Hayat mahallede yaşanırdı. Sevinçlerimizi, hüzünlerimizi, bayramlarımızı, hastalıklarımızı birlikte yaşardık. Mahallede yaşayanlar birbirlerini tanırdı. Tanımayanların da göz aşinalığı vardı, selamlaşırlardı."
"Dünyanın pekçok kentini gördüm ama bunların hangisi İstanbul’a benzer sorusunun yanıtı zor. Başka kentleri İstanbul’la kıyaslamak doğru olmaz. 5 kıtada bulundum ama İstanbul dışında bir yerde yaşamayı düşünmedim. Çünkü yaşadığım yerden şikayetçi değilim.”
― Sevgili İstanbul
“Şehirler de insanlar gibidir; değişir, dönüşür, yeni yüzler kazanır. Zaman, sokakları aşındırır, tabelalar değişir, binalar yenilenir. Ama bir şey hep kalır: Hikâyeler.”
― Sevgili İstanbul
― Sevgili İstanbul






