Discover new books on Goodreads
See if your friends have read any of Remzi Gökdağ's books
Remzi Gökdağ
Goodreads Author
Born
Istanbul, Turkey
Website
Twitter
Genre
Influences
Herodotus, Yaşar Kemal, John Steinbeck, Zülfü Livaneli, Wilfred Thesig
...more
Member Since
August 2015
URL
https://www.goodreads.com/remgo
To ask
Remzi Gökdağ
questions,
please sign up.
Popular Answered Questions
|
Sevgili İstanbul
—
published
2015
—
4 editions
|
|
|
Başka Şehirler
—
published
2019
—
3 editions
|
|
|
Park Otel Olayı
—
published
1992
|
|
|
Amerikan Medyasında 11 Eylül
—
published
2001
|
|
* Note: these are all the books on Goodreads for this author. To add more, click here.
Remzi’s Recent Updates
|
Remzi Gökdağ
answered a question about
Sevgili İstanbul:
Bir gazeteci olarak hafızaya bütünüyle güvenemem. İnsanlar tarihleri karıştırır, bazı ayrıntıları büyütür, bazılarını zamanla değiştirir. Fakat bir şehrin yalnızca doğrulanabilir bilgilerden oluşmadığını da biliyorum. Hafıza bazen olayın kendisini de
See Full Answer
|
|
|
Remzi Gökdağ
asked a question about
Sevgili İstanbul:
Bir şehri anlatırken insanların hafızasına ne kadar güvenilebilir?
|
|
|
Remzi Gökdağ
answered a question about
Sevgili İstanbul:
Sanmıyorum. Söze çok geriden başlar, asıl meseleyi uzun süre saklar, bazı şeyleri olduğundan güzel gösterirdi. Hoşuna gitmeyen ayrıntıları da büyük ihtimalle başkasının üzerine atardı. Yine de dinlemekten vazgeçemezdik. Çünkü anlattıklarından çok, su
See Full Answer
|
|
|
Remzi Gökdağ
shared
a
quote
“I have always been fascinated by the traces people leave behind—stories that become the soul of a place.”
Remzi Gökdağ |
|
|
Remzi Gökdağ
shared
a
quote
“Şehirler de insanlar gibidir; değişir, dönüşür, yeni yüzler kazanır. Zaman, sokakları aşındırır, tabelalar değişir, binalar yenilenir. Ama bir şey hep kalır: Hikâyeler.”
Remzi Gökdağ |
|
|
Remzi Gökdağ
wants to read
|
|
|
Remzi Gökdağ
rated a book it was amazing
Sevgili İstanbul: Eski İstanbul'dan anılar, gerçek hayat hikayeleri...
by Remzi Gökdağ (Goodreads Author) |
|
|
Remzi Gökdağ
rated a book it was amazing
|
|
|
Remzi Gökdağ
rated a book it was amazing
|
|
|
Remzi Gökdağ
rated a book it was amazing
|
|
| 20 kenti, 20 ismin rehberliğinde gezen Remzi Gökdağ, okuru düşle gerçek arasında gizemli yolculuklara davet ediyor. Her şehre efsane bir isim rehberlik ediyor. Yolculuklar Alp Dağları’nın büyüleyici yamaçlarından ‘Vahşi Batı’nın çöllerine uzanıyor. T ...more | |
“Safa Önal
“Paranın herşeyden önemli olduğu bir dönem yaşıyoruz. Herşeyin bir ruhu vardır. Şehirlerin de ruhu olduğuna inanırım. Değişimle o şehrin ruhu da yavaş yavaş ortadan kalkıyorsa, yabancılaşıyorsa hatta taşralaşıyorsa ortaya çıkan ‘yeni’den çok fazla birşey beklemek anlamsız oluyor.”
“İstanbul’un her yerinde film çektim. İstanbul benim için başka bir medeniyet, başka bir güzelliktir.”
“Bu kent kendi kimliğine nasıl bu kadar yabancılaştırır?”
“Değişen birşeyler var. Bu değişim yavaş yavaş olduğundan biz birden bire bir şoka girmiyoruz. Değişimin sanki bir paraşütü var. Birden bire düşmüyorsunuz, yavaş yavaş iniyorsunuz. Değişim her yerde var ama bu kent kendi kimliğine kendini nasıl bu kadar yabancılaştırır bilemiyorum.”
“O zamanın komşulukları yamandı. Okuldan döndüğünüzde evinizde kimse yoksa, komşunuz sizi çağırır, elinizi yüzünüzü siler, önünüze bir tabak yemek koyardı. Evde olmayanların yokluğunu kapatmak anlamında önemli bir davranıştı bu...”
“Son derece tatsız ve eğitimsiz bir toplum oluyoruz. Eğitimden kastım okul meselesi değildir. Hayata karşı başka insanlara karşı kendi görevini, haddini anlayışını sunması gereken insanlık bence bu şehirde artık ölmüştür.”
“O zamanlar işhanları sinema haline getirilirdi. Bugün sinemalar alışveriş merkezlerine dönüştürülüyor.”
― Sevgili İstanbul
“Paranın herşeyden önemli olduğu bir dönem yaşıyoruz. Herşeyin bir ruhu vardır. Şehirlerin de ruhu olduğuna inanırım. Değişimle o şehrin ruhu da yavaş yavaş ortadan kalkıyorsa, yabancılaşıyorsa hatta taşralaşıyorsa ortaya çıkan ‘yeni’den çok fazla birşey beklemek anlamsız oluyor.”
“İstanbul’un her yerinde film çektim. İstanbul benim için başka bir medeniyet, başka bir güzelliktir.”
“Bu kent kendi kimliğine nasıl bu kadar yabancılaştırır?”
“Değişen birşeyler var. Bu değişim yavaş yavaş olduğundan biz birden bire bir şoka girmiyoruz. Değişimin sanki bir paraşütü var. Birden bire düşmüyorsunuz, yavaş yavaş iniyorsunuz. Değişim her yerde var ama bu kent kendi kimliğine kendini nasıl bu kadar yabancılaştırır bilemiyorum.”
“O zamanın komşulukları yamandı. Okuldan döndüğünüzde evinizde kimse yoksa, komşunuz sizi çağırır, elinizi yüzünüzü siler, önünüze bir tabak yemek koyardı. Evde olmayanların yokluğunu kapatmak anlamında önemli bir davranıştı bu...”
“Son derece tatsız ve eğitimsiz bir toplum oluyoruz. Eğitimden kastım okul meselesi değildir. Hayata karşı başka insanlara karşı kendi görevini, haddini anlayışını sunması gereken insanlık bence bu şehirde artık ölmüştür.”
“O zamanlar işhanları sinema haline getirilirdi. Bugün sinemalar alışveriş merkezlerine dönüştürülüyor.”
― Sevgili İstanbul
“Bütün bu karmaşanın içinde ben olayın gazetecilik boyutuyla ilgiliydim. Hangi kanal hangi görüntüyü kullandı, naklen yayınlarda kim nasıl haber verdi, gazeteler olayı nasıl duyurdu, dergilerin mizanpajı nasıl değişti?”
― Amerikan Medyasında 11 Eylül
― Amerikan Medyasında 11 Eylül
“Kitabın adı ‘Park Otel Cinayeti’ de olabilirdi. Tıpkı polisiye romanlarda olduğu gibi... Olayların gelişimi biraz da bunu çağrıştırıyor.”
― Park Otel Olayı
― Park Otel Olayı
Topics Mentioning This Author
| topics | posts | views | last activity | |
|---|---|---|---|---|
| Sevgili İstanbul'u okudunuz mu? Kitap hakkındaki düşünceleriniz neler? | 1 | 1 | Feb 14, 2018 08:15AM |
“Aydın Boysan (2015):
"Bir zamanlar İstanbul’un nufusu 600 bindi. Şişli’den Boğaziçi’ne doğru yola çıktığımızda bir anda ıssız yerlerde bulurduk kendimizi."
"Eskiden insanlar birbirine yakındı. Hayat mahallede yaşanırdı. Sevinçlerimizi, hüzünlerimizi, bayramlarımızı, hastalıklarımızı birlikte yaşardık. Mahallede yaşayanlar birbirlerini tanırdı. Tanımayanların da göz aşinalığı vardı, selamlaşırlardı."
"Dünyanın pekçok kentini gördüm ama bunların hangisi İstanbul’a benzer sorusunun yanıtı zor. Başka kentleri İstanbul’la kıyaslamak doğru olmaz. 5 kıtada bulundum ama İstanbul dışında bir yerde yaşamayı düşünmedim. Çünkü yaşadığım yerden şikayetçi değilim.”
― Sevgili İstanbul
"Bir zamanlar İstanbul’un nufusu 600 bindi. Şişli’den Boğaziçi’ne doğru yola çıktığımızda bir anda ıssız yerlerde bulurduk kendimizi."
"Eskiden insanlar birbirine yakındı. Hayat mahallede yaşanırdı. Sevinçlerimizi, hüzünlerimizi, bayramlarımızı, hastalıklarımızı birlikte yaşardık. Mahallede yaşayanlar birbirlerini tanırdı. Tanımayanların da göz aşinalığı vardı, selamlaşırlardı."
"Dünyanın pekçok kentini gördüm ama bunların hangisi İstanbul’a benzer sorusunun yanıtı zor. Başka kentleri İstanbul’la kıyaslamak doğru olmaz. 5 kıtada bulundum ama İstanbul dışında bir yerde yaşamayı düşünmedim. Çünkü yaşadığım yerden şikayetçi değilim.”
― Sevgili İstanbul
“Çin mahallesinden gelen kızartma kokusu, North Beach'ten gelen spagetti sosu kokusu, Fisherman's Wharf'tan gelen yumuşak kabuklu ıstakoz kokusu, oh, hepsi nasıl da karışıp havayı tatlandırıyordu! Ya Fillmore'un şişte dönen pirzolaları? Market Caddesinin ateşten yeni inmiş fasulyeli çilisi, ayyaş Embarcadero gecesinin Fransız usulü kızarmış patatesi, körfezin karşı tarafındaki Sausalito'nun tütsülenmiş istiridyesi: işte benim ahlarla dolu San Francisco düşüm. Ve sis, insanı acıktıran sis, yumuşacık gecede titreşen neonlar, yüksek ökçeli güzelliklerin tıkırtısı, bir Çinlinin dükkanını süsleyen beyaz güvercinler...”
― On the Road
― On the Road
“Az sonra bir de baktık, Oakland yakınlarındaki bayırlardayız. Ardından, bir noktada, o doyumsuz güzellikteki beyaz şehir San Francisco gözlerimizin önüne serildi: masmavi Pasifik'in kenarında onbir gizemli tepe, etrafında yama yama patates tarlalarından bir sis duvarı, akşamüstü saatlerinin dumanı ve altın rengi. "Nefes alışını duyuyorum!" diye bağırdı Dean. "Vay be! Başardık! Hem de tam benzin biterken! Su verin bana! Buradan sonra kara yok! Daha ileri gidemeyiz çünkü kara buraya kadar! Marylou, tatlım, hadi siz hemen bir otele kapağı atın. Sabah görüşürüz. Benim Camille'le konuşup birtakım şeyleri ayarlamam lazım biliyorsun, ayrıca demiryolundaki iş için şu Fransız'ı da arayacağım. Siz de Sal'la gazete alıp iş ilanlarına bakarsınız." Oakland Bay Köprüsüne varmıştık bile. Şehir merkezindeki işyerlerinin ışıkları yanıyordu, Sam Spade'i hatırladım. O'Farrell Caddesinde sendür sundur arabadan indik ve havayı koklayıp gerindik. Uzun bir deniz yolculuğundan sonra karaya ayak basmış gibiydik. Cadde altımızda sallanıyordu. Çin mahallesinden gelen yemek kokuları sarmıştı ortalığı. Arabada ne kadar eşyamız varsa çıkarıp kaldırıma yığdık.”
― On the Road
― On the Road
“Tarihin cömert davrandığı şehirler bende kalıcı izler bırakır. Onlara bakarken geçmişe döner, geçtiğim yollarda yaşanan gizemli hikâyeleri düşünürüm. Masallarda anlatılan sokaklarda dolaşırken bulunduğum zamanı terk ederim. Bazen zindana hapsedilen bir prensesin sesini duyar, bazen de beyaz atı, demir zırhı, uzun kılıcıyla uzakta beliren şövalyenin nereye gittiğini merak ederim. Bern’i izlerken yaptığım gibi, zaman yolculuğuna çıkar, tarihin unutulan yüzleriyle birlikte, efsane olmuş isimlerini hatırlarım.”
― Başka Şehirler
― Başka Şehirler
“Ribeira’nın taş kaldırımlarından kıyıya inenleri gördüm. Karanlık denizlere yelken açmaya hazırlanan yelkenlileri izledim. Denizcileri uğurlamaya gelenlerin seslerini işitir gibi oldum. Böyle anlarda sokaklar sustu, şehir derin bir sessizliğe gömüldü.”
― Başka Şehirler
― Başka Şehirler















