Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Mithat Cemal Kuntay.
Showing 1-30 of 31
“Eserlerimi beğendikleri zaman hüzün duyuyorum; memleketin edebiyatı o kadar ileri gitmeliydi ki beni beğenmemeliydiler.”
― Mehmed Akif
― Mehmed Akif
“Bir filozof diyor ki: “Ahlâk ilmi, biyoloji ilmine dahildir. Çünkü ruh uzviyetin esiridir. Dimağda bir damla eksik kan, bir damla fazla kan insanda öyle bir ıztırap doğurabilir ki karaciğerinin akbabanın kemirdiği Promete’nin bile ıztırabından büyüktür. Başka başka gıdalar, başka başka fikirler çıkarır: Pirinç Buda dinini yapar, Alman metafiziği biranın mahsülüdür.”
― Mehmed Akif
― Mehmed Akif
“- Aman dikkat et diyordum; mabedlerin kapılarındaki dilenciler gibi dinlerin de duvar diplerinde papaz ve softa kılığında yankesiciler gizlidir; hacların etrafındaki pazar yerleri gibi dinlerin de civarında din tüccarları vardır; çünkü dinler kalabalıktır; ve çünkü ticaret kalabalığa muhtaçtır.”
― Mehmed Akif
― Mehmed Akif
“Sözüm odun gibi olsun hakikat olsun tek!”
― Mehmed Akif
― Mehmed Akif
“Bu memleket bilmiyordu; Servetin zaman ölçüsü Avrupa’da dakikaydı; Şarkta bütün bir ömür! Avrupa’da avukat bir mektupla, bir telgrafla, bir lakırdıyla beş dakikada zengin olan adam demekti. Bizde ihtiyarlamadan zengin olanı dağdan şehire inmiş kurt gibi taşlıyorlardı.”
― Üç İstanbul
― Üç İstanbul
“Kadınları kocaları değil, aşıkları severler. Niçin? Çünkü kadınlar kocalarıyla susarlar, aşıklarıyla konuşurlar da onun için.”
― Üç İstanbul
― Üç İstanbul
“Nasihat, insanın hep başka insana verdiği şeydir; bu kıymetli şeyi kimse kendisine alıkoymaz.”
― Üç İstanbul
― Üç İstanbul
“Dalkavukluk etmeyen adam gördüm; fakat dalkavukluktan hoşlanmayan adam görmedim; bunu bir müstesnası vardır: Akif.”
― Mehmed Akif
― Mehmed Akif
“- Berlin’de ne var, ne oluyoruz? dedim.
Akif:
- Ne olacağız, dedi: Berlin’e gittim, elçimiz Kur’an’a tefsir yazıyor; İstanbul’a geldim, Fatih’te hocalarımız siyaset konuşuyor. Ne olacağız, artık anlarsın…”
― Mehmed Akif
Akif:
- Ne olacağız, dedi: Berlin’e gittim, elçimiz Kur’an’a tefsir yazıyor; İstanbul’a geldim, Fatih’te hocalarımız siyaset konuşuyor. Ne olacağız, artık anlarsın…”
― Mehmed Akif
“Müslümanlık geç kalan bir saattir derler. Hayır. “Ali-Muaviye” vak’asından beri bu saat hiç işlemiyor, durmuştur.”
― Üç İstanbul
― Üç İstanbul
“İnsanlar eserlerin en güzellerini okurlar, okuduklarının en güzellerini akıllarında tutarlar, bunların en güzellerini de anlatırlardı.” ve “insanları dinlemek faydalıdır.”
― Mehmed Akif
― Mehmed Akif
“Sanat”, “hayat” dediğimiz yalanı gerçek sanmak için uydurduğumuz ikinci bir yalandı.”
― Üç İstanbul
― Üç İstanbul
“Acemlerden alacağımız bir şey kalmayınca, daha doğrusu o edebi meta’nın modası tamamiyle geçince Garplıları ve bilhassa Fransızları soymaya başlamışız! Kendi ruhumuzdan doğma bir edebiyata ne zaman kavuşacağız? bilemiyorum.”
― Mehmed Akif
― Mehmed Akif
“Çünkü İstiklâl Marşı güzeldir; ancak bu şiirden daha güzel bir şey vardır: İstiklâl Marşı’nın yazana yakışması.”
― Mehmed Akif
― Mehmed Akif
“Akif böyleydi; Tekirdağı kadar, memleketin karpuz kabukları da onun gözünde vatandı.”
― Mehmed Akif
― Mehmed Akif
“Hükümet kuvvet değil vasıtadır. Bir memlekette asıl kuvvet, bir fikri temsil edenlerdir. Başka memleketlerde sahici “fikir” zümreleri var. Bizim memlekette hakiki “fikir” yok; bizde üç yüz seneden beri “fikir” diye bir tek şey var: Taassup!”
―
―
“Ölümden daha korkunç şey vardı, ölümün ayak sesi! Gelen ölümün kendisi görünmeden duvara vuran gölgesi! İhtiyarlık bu gölge idi, bu sesti!”
― Üç İstanbul
― Üç İstanbul
“Kızan adam çıplak gezen adam demekti; güleryüzlülük heyeti içtimaiyenin insanlara taktığı maskeydi.”
― Mehmed Akif
― Mehmed Akif
“- Yalnız biraz fazla dinci değil mi?
- Fakat, riya ile dini çok dünyevi bir zeka ile ayırır. Bir gün yeni tuttukları hizmetçi evlerinden öteberi çalıp kaçmıştı. Evdekiler şaşıyorlardı: “Fakat bu hizmetçi ne kadar da Müslüman kadındı, üç aylar orucu da tutuyordu.” Akif kızdı: ”Onun üç aylar orucu tuttuğunu bana söyleseydiniz, ben onu bir gün evimde tutmazdım.” dedi.”
― Mehmed Akif
- Fakat, riya ile dini çok dünyevi bir zeka ile ayırır. Bir gün yeni tuttukları hizmetçi evlerinden öteberi çalıp kaçmıştı. Evdekiler şaşıyorlardı: “Fakat bu hizmetçi ne kadar da Müslüman kadındı, üç aylar orucu da tutuyordu.” Akif kızdı: ”Onun üç aylar orucu tuttuğunu bana söyleseydiniz, ben onu bir gün evimde tutmazdım.” dedi.”
― Mehmed Akif
“Boğaziçinde yüzme yarışını kazanan; Çatalca’da güreşen; Veliefendi çayırında adım atlayan; “Mütenebbi”yi, “İbnülfarız”ı, Kur’an’ı ezber bilen; Hersek müftüsü Fehmi Hoca ile “İlmi Ensab” konuşan; Dağıstanlı Halis Hoca ile “Kitabül Kamil”i hasbihal eden; Musa Kâzım Hoca ile Bedrettin’in “Varidat”ını okuyan; sonra “Emile Zola”nın, romanlarında, insan yığınlarını idaredeki kudretini seven ve münekkitlerin de bunu beğendiklerini görünce takdirindeki isabete sevinen; sonra Halkalı mektebinin bahçesinde, “istiskai batn”a uğrayan ineklerin karnından “trocart”la su alan; sonra “Aruz”un orkestrasyonunu yapan Akif, bir taraftan da Nısfiye üflüyordu.”
― Mehmed Akif
― Mehmed Akif
“Yığın karnıyla düşünür, gözüyle öğrenir, kalbiyle kızar.”
― Üç İstanbul
― Üç İstanbul
“Zengin insan günleri birbirine benzemeyen insandı.”
― Üç İstanbul
― Üç İstanbul
“İstiklâl Marşı ile gömdüler. Fetihten beri şehrin toprağına kendi eseriyle gömülen ilk ölü!”
― Mehmed Akif
― Mehmed Akif
“Ne yâre yaradı cismin, ne bâna, bilmem hiç,
İlâhi, ben bu bir avuç turâbı neyleyeyim?”
― Mehmed Akif
İlâhi, ben bu bir avuç turâbı neyleyeyim?”
― Mehmed Akif
“İkinci Hamid, makineli bebekler yapan Vaucanson’du. Vaucanson, düdük çalan bebekler yaptığı gibi İkinci Hamid de başka şey çalan kukla yaratıyordu.”
― Üç İstanbul
― Üç İstanbul
“Medeniyet dediğin nedir ki?.. İnsanın kafasını vahşet tombrukta keserdi; medeniyet giyotinde biçiyor. Zulüm eskiden el işiydi; şimdi makine işi!.. Şu yirminci yüzyılın maskaralığına bak bir kere!.. Dünya üç mideli hayvana döndü: Yer tankla, gök tayyareyle, deniz zırhlıyla adam öldürüyor.”
― Üç İstanbul
― Üç İstanbul
“İnkılap bir insanın uykusunu aldıktan sonra uyanmasıdır. İhtilal, birini gece yarısı dürterek uyandırmaktır; insan birdenbire uyanır, çok uyanır, fazla uyanır.”
― Üç İstanbul
― Üç İstanbul
“Sevgili okuyucularım, 35 sene evvel Osmanlı imparatorluğunda iki çeşit adam mühimdi: Saraya söven, dine söven.”
― Mehmed Akif
― Mehmed Akif
“...Perikles asrında Atinalı, Marcus Aurelius ahdinde Romalı, On Dördüncü Louis devrinde Fransız olmak isterdim; Sultan Süleyman zamanında da Osmanlı."
Adnan da ayağa kalktı: "Ben taş devrinde Türk, tunç devrinde Türk, altın devrinde Türk olmak isterdim. Bütün hilkat devirlerinde Türk, devirsiz hayatlarda Türk, hayatsız devirlerde Türk!... Türk doğmak, Türk ölmek! Türk, Türk, Türk”
― Üç İstanbul
Adnan da ayağa kalktı: "Ben taş devrinde Türk, tunç devrinde Türk, altın devrinde Türk olmak isterdim. Bütün hilkat devirlerinde Türk, devirsiz hayatlarda Türk, hayatsız devirlerde Türk!... Türk doğmak, Türk ölmek! Türk, Türk, Türk”
― Üç İstanbul
“Faziletli insan kendisinden ziyade başkasını da sever.”
― Mehmed Akif
― Mehmed Akif




