Oğuz Quotes

Quotes tagged as "oğuz" Showing 1-9 of 9
“Hep tetikte olacaksın, hep ilerisini düşüneceksin: Sabah olmadan öleceksin ki cenazen öğle namazına yetişsin.”
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar

“İnsan korktuğu halde yaşıyor. Bir şeyler yapmak istediği için, korkunun gölgesinde kendini oradan oraya vuruyor. Çok acıklı durumlara düşüyor insan, dostlarım!”
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar

“Damat sevgisi, albayım, insan sevgisine oranla çok kısa sürüyor.”
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar

“Allahın cezası kulak! Her şeyi duyuyor.”
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar

“Az şiddet, şiddetlerin en kötüsüdür.”
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar

“İnsanlar, tam kötülüklerinden temizlendikleri ve ileride kurulacak yumuşak dünyada yer almaya hak kazandıkları sırada ölüyorlardı.”
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar

“Bütün işlerimizi böyle düzenleyebilseydik albayım, gece yatısı adetimize rağmen gene de İngilizleri geçerdik.”
Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar

“Kıpçaklar, 1030'lu yıllarda artık İrtış'tan idil'e kadar tüm bozkırların sahibiydiler. Artık Müslüman coğrafyacıların sözlüğünden Mefazat el-Guziyye yani Oğuz bozkırları terimi silinecek ve onun yerini Deşt-i Kıpçak bozkırı alacaktı.

Kıpçaklar, s. 192 vd.”
Sercan Ahincanov, Kıpçaklar

“XI. yüzyıl başlarında, Karahanlı hanedanına mensup yöneticilerin mekan tuttuğu Yedisu hariç, geniş Kazakistan bozkırlarının neredeyse tamamı Kıpçakların kontrolündeydi.

Sığır sürülerinin büyümesi ve mal olarak hızlı mübadelesi sebebiyle bozkır sakinlerinin Orta Asya ve Güney Kazakistan vahalarında yaşayan yerleşik ziraatçı topluluklarla ticari ilişkilere girmeleri, arz pazarlarına serbest giriş için meraların genişletilmesi ihtiyacını da kaçınılmaz olarak beraberinde getirmişti. Kıpçaklar, güneyde Orta Asya ve batıda Rusya şehirlerine giden yolu kontrol altına alma konusunda çok istekliydiler. Ama bu yollar Sırderya'nın aşağı akımı, aşağı İdil ve Batı Kazakistan bozkırlarını ellerinde tutan Yabgu Oğuz Devletinin kontrolündeydi ve dolayısıyla Kıpçaklar bu bölgeleri ele geçirmek için Oğuzlarla boğuşmak zorundaydılar.

Kıpçaklar, s. 198”
Sercan Ahincanov, Kıpçaklar