340 books
—
113 voters
Discover new books on Goodreads
Meet your next favorite book
Didem
https://www.goodreads.com/didemarakon
“What's your name,' Coraline asked the cat. 'Look, I'm Coraline. Okay?'
'Cats don't have names,' it said.
'No?' said Coraline.
'No,' said the cat. 'Now you people have names. That's because you don't know who you are. We know who we are, so we don't need names.”
― Coraline
'Cats don't have names,' it said.
'No?' said Coraline.
'No,' said the cat. 'Now you people have names. That's because you don't know who you are. We know who we are, so we don't need names.”
― Coraline
“Kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil… İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile… Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum. Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman nasıl hazin bir hal aldığımı tasvir edemezsiniz. Kış günü sokağa atılmış bir kedi gibi kendimi zavallı hissediyorum.”
― İçimizdeki Şeytan
― İçimizdeki Şeytan
“SUS BARBATUS'un bilinci var mıdır? Onun bilinci kolay kolay kaybolmayan bir bilinçtir. Kurtlarda ya da kedilerde olduğu gibi. Kendi geçmişini tek başına bilemez, anımsayamaz. Ama öbürleriyle birlikte bunu yapabilir. Öbür domuzlarla birlikte; ortak bir anımsama yoluyla. O nedenle, gözün eksikliğinin ayrımına varamaz. Çünkü topluca görür. Dolaştığı yolların ayrıntılarını, görünümlerini - bunlar gözünün önüne sınırsız biçimde gelirdi, zihnin değil de gözün bir yaşantısı gibi - başkalarına nasıl aktardığını da elbette bilemezdi. Dolayısıyla, kendisini uyaran seslerin nereden geldiğini de. İçinden, çok derinlerden bir ses gelir. İnsanoğlu seni hiç sevmeyecek, insanoğlu seni hiç sevmeyecek. Bu ses aklının her köşesinde fısıldanıp dururdu.”
― Sus Barbatus!
― Sus Barbatus!
“Abdüsselâm bey, içinde hiçbir çocuğun doğmadığı, büyümediği bu odaya "çocukların odası" adını vermiş ve garibi şu ki bu ad tutmuştu da. Belki de bu adın sihri yüzünden bu odaya garip bir hava sinmişti. Yavaş yavaş herkes evin kaybolmuş hayatının orada toplandığına inanmıştı. Orası birikmiş ayrılıkların, üst üste yığılmış ölümlerin, hatıra ve unutulmaların odasıydı. Yaşayanlar bile orada kendi çocuklarının, ilk gençliklerinin ölümünü seyrediyorlardı. Büyük odanın ortasında daha ziyade karaya vurmuş gemi bir yığın eşya hep onları hatırlatırdı. Hülasa bu oda Abdüsselâm Bey'in kalbi gibi bir şeydi. Bu iyi ruhlu adamın yanında bizi o kadar huzursuz kılan şeyin ne olduğunu ancak bu odaya bir kere olsun girenler anlayabilirdi. Çünkü bu üst üstelik, yarattığı zamandışlıkta, eşyanın kayıtsızlığını yok etmişti. Onun içindir ki anahtarı daima kapının üzerinde durduğu halde hiç kimse içeriye girmezdi.”
―
―
Didem’s 2025 Year in Books
Take a look at Didem’s Year in Books, including some fun facts about their reading.
More friends…
Favorite Genres
Polls voted on by Didem
Lists liked by Didem







































