“fakat ruhunun derinlerinde bir sancı saklıydı; olduğundan farklı olma arzusu. bu, bir insanın kaderden yiyebileceği en büyük silledir. olduğundan farklı olma arzusu: kalpte yanan hiçbir arzu daha acı verici olamaz. çünkü insan hayata ancak kendi kendisi ve dünya için taşıdığı anlamla uzlaşarak katlanabilir. nasılsa öyle olduğu gerçeğiyle uzlaşmalı ve bu bilgece davranış için hayattan övgü almayacağını, kibirli, egoist, kel ya da göbekli olduğunu bildiğini ve buna katlandığı zaman göğsüne madalya takılmayacağını bilmelidir; hayır, övgü ya da ödül almayacağını bilmelidir. insan katlanmak zorundadır, işin bütün sırrı budur. kendi karakterine, kendi tabiatına katlanmak zorundadır; çünkü ne tecrübe ne de kendi eksikliklerine, şahsi menfaatlerine ve açgözlülüğüne dair içgörü bir şey değiştirir. arzularımızın dünyada tam bir yankısı olmayışına katlanmak zorundayız. sevdiklerimizin bizi sevmemesine ya da umduğumuz gibi sevmemesine katlanmak zorundayız.”
― Sąd w Canudos
― Sąd w Canudos
“Bir tarafta kimseyi üzmeyecek bir yalanın gölgesine sığınma isteği, beri taraftan da dürüstlüğün, açık olmanın yürekliliğine inanmak. Kendine yakıştırdığın, birer apolet bellediğin şeylerden vazgeçeceğini, değişeceğini, başka birine dönüşeceğini ve dönüştüğün şeyi yüreğinin kaldıramayacağını düşünmek.”
― Nergis Hanım Hakkında Bazı Şeyler
― Nergis Hanım Hakkında Bazı Şeyler
“We have been taught to wish for it, but the wish to be understood may be our most vengeful demand, may be the way we hang on, as adults, to our grudge against our mothers; the way we never let our mothers off the hook for their not meeting our every need. Wanting to be understood, as adults can be, among many other things, our most violent form of nostalgia.”
― Missing Out: In Praise of the Unlived Life
― Missing Out: In Praise of the Unlived Life
“Onlar mı evin bir parçası, yoksa ev mi onların bir parçası sorusu, çocukların cevap vermeye hazır olmadıkları bir sorudur. Madem köpeği elinden aldınız, onu aldıktan sonra mutfağı da alın -akşam yemeği için pişen şeyin fırındaki kokusunu da. Sonra çamaşır gününün kokusunu, tahta askılarda kuruyan yünlülerin kokusunu. Küllerin kokusunu. Ocağın üzerinde için için kaynayan sabunun. Otlak çiti yanında bekleyen yaşlı, uslu atı alın. Okuldan geldikten sonra aksam yemeğine oturuncaya kadar onu meşgul eden gündelik işleri alın. Sabahın erken saatlerindeki sisi alin, ağaçların tepelerinde kavga eden kargaların seslerini alın (…) İbrikle leğeni de alın, nasıl olsa her ikisi de kuru ve tuzlu. Kedilerin bir sıra olup oturarak ağızlarını bir karış açıp birilerinin gırtlaklarından aşağıya süt sağmasını bekledikleri inek ahirini da alın. Atların ahırını da alın -saman, toz, at sidiği ve terle lekenmiş eski derilerin kokusunu, açık kapının ardında uzanan sürülmüş tarlayı döven yağmuru. Tüm bunları alırsanız ona ne yapmış olursunuz? O kadar büyük bir yokluk karşısında ona eskisi gibi iyi bir oğlan olmaya devam etmesini söylemenin yararı ne?”
― So Long, See You Tomorrow
― So Long, See You Tomorrow
“No child ever recovers from not having cured his parents”
― Missing Out: In Praise of the Unlived Life
― Missing Out: In Praise of the Unlived Life
Yasemin’s 2025 Year in Books
Take a look at Yasemin’s Year in Books, including some fun facts about their reading.
More friends…
Polls voted on by Yasemin
Lists liked by Yasemin



























