Kaptan HUK’s Reviews > Hikâyeyle Baştan Çıkarılmak: Anlatının Kullanımı ve Suiistimali > Status Update
Kaptan HUK
is on page 70 of 176
Peter Brooks ikinci bölümde romanda inandırıcılık konusunu okuru epistemoloji kavramıyla önce bi tanıştırıp tartışıyor. Bu kavramdan kastı, birinci tekil/üçüncü tekil şahıs gibi roman anlattıcıları anlattıkları şeyi nasıl biliyorlar? Okuru aptal yerine koyma durumlarını tartışıyor. Mesela kendi ölümünü anlatamazsın diyor Brooks, "öldüm" demek insan türü için imkansız bir ifadedir diye de ekliyor. Kendi ölümünü anlata
— Jul 02, 2025 12:42AM
1 like · Like flag
Kaptan HUK’s Previous Updates
Kaptan HUK
is on page 170 of 176
Dikkat Hikaye Var!
Evet öyle bir zamanda yaşıyoruz ki her taraftan hikayelere mecbur bırakılıyoruz ve edebiyatta değilseniz bu hikayeler maalesef 'aldatma' tahrip gücünde tehlikelidir. Rastladığınızda lütfen kaçınız.
— Jul 07, 2025 06:12PM
Evet öyle bir zamanda yaşıyoruz ki her taraftan hikayelere mecbur bırakılıyoruz ve edebiyatta değilseniz bu hikayeler maalesef 'aldatma' tahrip gücünde tehlikelidir. Rastladığınızda lütfen kaçınız.
Kaptan HUK
is on page 107 of 176
Ölüm Mahkumları!
Hayali Karakterlerin Cazibesi başlığını verdiği dördüncü bölümde Peter Brooks kurgu karakterlere neden bu kadar vakit harcıyoruz, neden hayatımızdalar diyor. Marcel Proust, Edgar Allan Poe, Henry James, Virginia Woolf ve daha nice yazar, bilimadamının eserlerinden hareketle başta sorduğu sorunun cevabını kovalıyor. Brooks'un aracılık yaptığı argümanlar "dehşet" şeyler:
— Jul 05, 2025 11:30PM
Hayali Karakterlerin Cazibesi başlığını verdiği dördüncü bölümde Peter Brooks kurgu karakterlere neden bu kadar vakit harcıyoruz, neden hayatımızdalar diyor. Marcel Proust, Edgar Allan Poe, Henry James, Virginia Woolf ve daha nice yazar, bilimadamının eserlerinden hareketle başta sorduğu sorunun cevabını kovalıyor. Brooks'un aracılık yaptığı argümanlar "dehşet" şeyler:
Kaptan HUK
is on page 110 of 176
Turiste Övgü
Şu Tanrının işine bak! Tuhaflıklar neden beni buluyor. Bu aralar okuduğum iki kitap bir olup bana şaka yapıyor! Sakin kalmayı güçlendiren mistik durumlar. Brooks bu kitabında insanlığı hikayeler yönetiyor diyor. Devlet, şirket, medyada dönen hikayelerle insanlar yönlendiriliyor diyor. Bunu okuduktan sonra Hession'un romanına dönüyorum: Karakterlerden Esther bir sohbette "hayat hikayelerine pek inanmam" c
— Jul 04, 2025 07:18AM
Şu Tanrının işine bak! Tuhaflıklar neden beni buluyor. Bu aralar okuduğum iki kitap bir olup bana şaka yapıyor! Sakin kalmayı güçlendiren mistik durumlar. Brooks bu kitabında insanlığı hikayeler yönetiyor diyor. Devlet, şirket, medyada dönen hikayelerle insanlar yönlendiriliyor diyor. Bunu okuduktan sonra Hession'un romanına dönüyorum: Karakterlerden Esther bir sohbette "hayat hikayelerine pek inanmam" c
Kaptan HUK
is on page 110 of 176
Turiste Övgü
Şu Tanrının işine bak! Tuhaflıklar neden beni buluyor. Bu aralar okuduğum iki kitap bir olup bana şaka yapıyor! Sakin kalmayı zorlaştıran mistik durumlar.
— Jul 04, 2025 06:33AM
Şu Tanrının işine bak! Tuhaflıklar neden beni buluyor. Bu aralar okuduğum iki kitap bir olup bana şaka yapıyor! Sakin kalmayı zorlaştıran mistik durumlar.
Kaptan HUK
is on page 110 of 176
Turiste Övgü
Şu Tanrının işine bak! Tuhaflıklar neden beni buluyor. Bu aralar okuduğum iki kitap bir olup bana şaka yapıyor! Sakin kalmayı güçlendiren mistik durumlar.
— Jul 04, 2025 06:32AM
Şu Tanrının işine bak! Tuhaflıklar neden beni buluyor. Bu aralar okuduğum iki kitap bir olup bana şaka yapıyor! Sakin kalmayı güçlendiren mistik durumlar.
Kaptan HUK
is on page 90 of 176
Boş Versene Sen!
Denis Diderot tıpkı senin gibi roman okuyormuş diyor bana Brooks. Baksana ne diyor Diderot:"Kaç kez kendimi ilk defa tiyatroya götürülmüş çocuklar gibi bağırırken yakaladım: Ona inanma seni kandırıyor. Oraya gidersen kaybolacaksın. Ruhum kesintisiz bir gerilim yaşıyordu."
— Jul 04, 2025 03:07AM
Denis Diderot tıpkı senin gibi roman okuyormuş diyor bana Brooks. Baksana ne diyor Diderot:"Kaç kez kendimi ilk defa tiyatroya götürülmüş çocuklar gibi bağırırken yakaladım: Ona inanma seni kandırıyor. Oraya gidersen kaybolacaksın. Ruhum kesintisiz bir gerilim yaşıyordu."
Kaptan HUK
is on page 85 of 176
Peter Brooks üçüncü bölümde sözlü-yazılı anlatının kıyaslamasından hareketle hikayenin bugün artık ölme sürecinde bulunduğu sonucuna varır. Bir zamanlar insanlar deneyimi, bilgiyi, bilgeliği hikaye anlatarak paylaşırlardı. Ve o hikayeler şimdinin plastik tadında değil etki altında bırakan hatta hayat değiştirecek güçte idiler.
— Jul 03, 2025 06:38AM
Kaptan HUK
is on page 33 of 176
Farkında mısın bilmem, seni beni hikayeler yönetiyor!
Peter Brooks diyor. Yalan mı? Ademden beri bu böyle. Olacak şey değil! Bir bu eksikti! Neyse ki yalnız değiliz. Dünyada canlı cansız ne kadar varlık varsa hikayelerin egemenliğinde yaşıyor. Önce hikayesi yazılıyor. Sonra uygulamaya geçiliyor. Ne yapılacaksa artık; milleti soyacaklar mı kıyacaklar mı uyutacaklar mı... Biskuvit satmak için bile hi
— Jun 30, 2025 05:06PM
Peter Brooks diyor. Yalan mı? Ademden beri bu böyle. Olacak şey değil! Bir bu eksikti! Neyse ki yalnız değiliz. Dünyada canlı cansız ne kadar varlık varsa hikayelerin egemenliğinde yaşıyor. Önce hikayesi yazılıyor. Sonra uygulamaya geçiliyor. Ne yapılacaksa artık; milleti soyacaklar mı kıyacaklar mı uyutacaklar mı... Biskuvit satmak için bile hi
Comments Showing 1-4 of 4 (4 new)
date
newest »
newest »
Tabutumdan Bakarken'de kendi ölümünü anlatan bir profesör vardı. Onu hatırladım. Ama o bu duruma bilimsel görünümlü bir kılıf bulmuştu. Hala iç sesi vardı çünkü kalbi dursa da beyin hücreleri henüz ölmemişti :)
Çok ilgimi çekti. Birinci tekil şahıs anlatımda anlatılanları nasıl bildiği malum ama üçüncü tekil şahısta karışık. Yazar nasıl açıklıyor?
Üçüncü tekil anlatıcı konusunda bir açıklama yok. Poe bir öyküsünde yeni ölmüş bir adam "öldüm" diyor, çürümeye başlıyor ve hipnozla hayata döndürülür. Bu olabilir diyor ama çok satan Trendeki Kız'da yazar epeyce sallamış: Ana karakterlerden biri kendi ölümünü anlatıyor:)
Brooks filmi de çekilen bu romanı uzun uzun anlatıyor. Sınırlı perspektif kavramından bahsediyor. Bir iç odaklanıcının bilgisi doğası gereği sınırlıdır. Temsil edilen bir dünyanın parçası olarak o dünyayla ilgili her şeyi bilemez diyor.
Mesela Tolstoy, İvan İlyiç'in Ölümü'nde ölmekte olan bir adamın son hislerini, duygularını anlatıyor. Fakat Tolstoy bu kurguyu anlatısal tanrısal bakış sayesinde yapıyor diyor Brooks. Sınırlı perspektif iddiasında bulunmaz, tam aksine anlatıcıyı adeta tanrı gibi mutlak bilen olarak kurgular. Dünya şey anlatıyor. Polisiyeden de bahsediyor:) Polisiye hikaye yazımı bir sone (kısa şiir) yazmaya benzer diyor. Kurallara uymazsanız sone yazamazsınız diyor. Okuru ipuçları aramaya ve ilk muammanın-suçun-çözümünün peşinden koşmaya dahil etmezse bir polisiye eser olarak okunmayacaktır diyor. Ve ideal polisiye diye Sherlock Holmes serisini anlatıyor. Tuhaf! Polisiyede katili bulmak için okurlar çılgına dönüyor! Gerekli bilgiyi vermeyen yazarlar aforoz ediliyor:) Polisiyeyi tersten okuyanlar da varmış, yani okumaya çözümle başlıyor, hikayede verilen ipuçlarını doğrulamak için olay örgüsünü takip ediyor.
Böyle işte!


Bilme ve öyküleme unsurlarıyla en bilinçli şekilde oynayan romancı diye de okurların önüne Diderot'un ismini atıyor!