Kaptan HUK’s Reviews > Hikâyeyle Baştan Çıkarılmak: Anlatının Kullanımı ve Suiistimali > Status Update
Kaptan HUK
is on page 90 of 176
Boş Versene Sen!
Denis Diderot tıpkı senin gibi roman okuyormuş diyor bana Brooks. Baksana ne diyor Diderot:"Kaç kez kendimi ilk defa tiyatroya götürülmüş çocuklar gibi bağırırken yakaladım: Ona inanma seni kandırıyor. Oraya gidersen kaybolacaksın. Ruhum kesintisiz bir gerilim yaşıyordu."
— Jul 04, 2025 03:07AM
Denis Diderot tıpkı senin gibi roman okuyormuş diyor bana Brooks. Baksana ne diyor Diderot:"Kaç kez kendimi ilk defa tiyatroya götürülmüş çocuklar gibi bağırırken yakaladım: Ona inanma seni kandırıyor. Oraya gidersen kaybolacaksın. Ruhum kesintisiz bir gerilim yaşıyordu."
3 likes · Like flag
Kaptan HUK’s Previous Updates
Kaptan HUK
is on page 170 of 176
Dikkat Hikaye Var!
Evet öyle bir zamanda yaşıyoruz ki her taraftan hikayelere mecbur bırakılıyoruz ve edebiyatta değilseniz bu hikayeler maalesef 'aldatma' tahrip gücünde tehlikelidir. Rastladığınızda lütfen kaçınız.
— Jul 07, 2025 06:12PM
Evet öyle bir zamanda yaşıyoruz ki her taraftan hikayelere mecbur bırakılıyoruz ve edebiyatta değilseniz bu hikayeler maalesef 'aldatma' tahrip gücünde tehlikelidir. Rastladığınızda lütfen kaçınız.
Kaptan HUK
is on page 107 of 176
Ölüm Mahkumları!
Hayali Karakterlerin Cazibesi başlığını verdiği dördüncü bölümde Peter Brooks kurgu karakterlere neden bu kadar vakit harcıyoruz, neden hayatımızdalar diyor. Marcel Proust, Edgar Allan Poe, Henry James, Virginia Woolf ve daha nice yazar, bilimadamının eserlerinden hareketle başta sorduğu sorunun cevabını kovalıyor. Brooks'un aracılık yaptığı argümanlar "dehşet" şeyler:
— Jul 05, 2025 11:30PM
Hayali Karakterlerin Cazibesi başlığını verdiği dördüncü bölümde Peter Brooks kurgu karakterlere neden bu kadar vakit harcıyoruz, neden hayatımızdalar diyor. Marcel Proust, Edgar Allan Poe, Henry James, Virginia Woolf ve daha nice yazar, bilimadamının eserlerinden hareketle başta sorduğu sorunun cevabını kovalıyor. Brooks'un aracılık yaptığı argümanlar "dehşet" şeyler:
Kaptan HUK
is on page 110 of 176
Turiste Övgü
Şu Tanrının işine bak! Tuhaflıklar neden beni buluyor. Bu aralar okuduğum iki kitap bir olup bana şaka yapıyor! Sakin kalmayı güçlendiren mistik durumlar. Brooks bu kitabında insanlığı hikayeler yönetiyor diyor. Devlet, şirket, medyada dönen hikayelerle insanlar yönlendiriliyor diyor. Bunu okuduktan sonra Hession'un romanına dönüyorum: Karakterlerden Esther bir sohbette "hayat hikayelerine pek inanmam" c
— Jul 04, 2025 07:18AM
Şu Tanrının işine bak! Tuhaflıklar neden beni buluyor. Bu aralar okuduğum iki kitap bir olup bana şaka yapıyor! Sakin kalmayı güçlendiren mistik durumlar. Brooks bu kitabında insanlığı hikayeler yönetiyor diyor. Devlet, şirket, medyada dönen hikayelerle insanlar yönlendiriliyor diyor. Bunu okuduktan sonra Hession'un romanına dönüyorum: Karakterlerden Esther bir sohbette "hayat hikayelerine pek inanmam" c
Kaptan HUK
is on page 110 of 176
Turiste Övgü
Şu Tanrının işine bak! Tuhaflıklar neden beni buluyor. Bu aralar okuduğum iki kitap bir olup bana şaka yapıyor! Sakin kalmayı zorlaştıran mistik durumlar.
— Jul 04, 2025 06:33AM
Şu Tanrının işine bak! Tuhaflıklar neden beni buluyor. Bu aralar okuduğum iki kitap bir olup bana şaka yapıyor! Sakin kalmayı zorlaştıran mistik durumlar.
Kaptan HUK
is on page 110 of 176
Turiste Övgü
Şu Tanrının işine bak! Tuhaflıklar neden beni buluyor. Bu aralar okuduğum iki kitap bir olup bana şaka yapıyor! Sakin kalmayı güçlendiren mistik durumlar.
— Jul 04, 2025 06:32AM
Şu Tanrının işine bak! Tuhaflıklar neden beni buluyor. Bu aralar okuduğum iki kitap bir olup bana şaka yapıyor! Sakin kalmayı güçlendiren mistik durumlar.
Kaptan HUK
is on page 85 of 176
Peter Brooks üçüncü bölümde sözlü-yazılı anlatının kıyaslamasından hareketle hikayenin bugün artık ölme sürecinde bulunduğu sonucuna varır. Bir zamanlar insanlar deneyimi, bilgiyi, bilgeliği hikaye anlatarak paylaşırlardı. Ve o hikayeler şimdinin plastik tadında değil etki altında bırakan hatta hayat değiştirecek güçte idiler.
— Jul 03, 2025 06:38AM
Kaptan HUK
is on page 70 of 176
Peter Brooks ikinci bölümde romanda inandırıcılık konusunu okuru epistemoloji kavramıyla önce bi tanıştırıp tartışıyor. Bu kavramdan kastı, birinci tekil/üçüncü tekil şahıs gibi roman anlattıcıları anlattıkları şeyi nasıl biliyorlar? Okuru aptal yerine koyma durumlarını tartışıyor. Mesela kendi ölümünü anlatamazsın diyor Brooks, "öldüm" demek insan türü için imkansız bir ifadedir diye de ekliyor. Kendi ölümünü anlata
— Jul 02, 2025 12:42AM
Kaptan HUK
is on page 33 of 176
Farkında mısın bilmem, seni beni hikayeler yönetiyor!
Peter Brooks diyor. Yalan mı? Ademden beri bu böyle. Olacak şey değil! Bir bu eksikti! Neyse ki yalnız değiliz. Dünyada canlı cansız ne kadar varlık varsa hikayelerin egemenliğinde yaşıyor. Önce hikayesi yazılıyor. Sonra uygulamaya geçiliyor. Ne yapılacaksa artık; milleti soyacaklar mı kıyacaklar mı uyutacaklar mı... Biskuvit satmak için bile hi
— Jun 30, 2025 05:06PM
Peter Brooks diyor. Yalan mı? Ademden beri bu böyle. Olacak şey değil! Bir bu eksikti! Neyse ki yalnız değiliz. Dünyada canlı cansız ne kadar varlık varsa hikayelerin egemenliğinde yaşıyor. Önce hikayesi yazılıyor. Sonra uygulamaya geçiliyor. Ne yapılacaksa artık; milleti soyacaklar mı kıyacaklar mı uyutacaklar mı... Biskuvit satmak için bile hi



Boş versene sen! Açıklama eksik! Bile bile niye peki? Hayal ürünü karakterlerden bile bile niye etkileniyoruz? Duvara, perdeye yansıtılan hareketli resimlere ağlamamız, gülmemiz, efkarlanmamız mesela. Nerden baksan komik! Hatta şey, kulağını getir fısıldayacağım: Bir tür delilik! Zararsız.
Ayaküstü şipşak değerlendirme yaparsak: Bile bile çünkü insan kurgunun kendisidir zaten, bir yabancılık çekmez.
Kadim ormanları saymazsak, toplumlarda yaşıyoruz. Bu da nereden baksan maske kullanmanı gerektirir. Dünyanın hiçbir toplumu insana doğallığını, samimiyetini yaşama imkanlarını vermez. Maske mecburidir. E peki maske dediğin nedir kurgudur.
Dünyada milyarlarca insan iş diye günün en az yarısını geçirdikleri bir takım binalara gidip gün sonunda yuvam diye bildikleri zindanlara koşuyor. Milyarlarca insan!
Okul-(Din)-(askerlik)-evlilik-emeklilik... Okullarda kurgulandığımız bu geneksel senaryoya yapbozlarla istediğiniz tarzı verin, bir şey değişmez; sonuçta ödenecek faturan var mı var. Bitti! Gerçek insan maske takmaz! Dolayısıyla roman karakterleri yabancımız değil. Ha seninle konuşuyorum ha Raskolnikov'la.
Belki farkında değilsin; en iyi roman yazarları roman okumayanlardır. Bu arkadaşlar günün her saniyesinde her durumun hikayesini kafalarında zaten yazıyorlar. Kralını yazıyorlar. Niye roman okusun ki! Kitap nedir bilmeyen bir topluluğa git mesela; sana bakan gözlerin ardında klavyeler çalışmaya başlar ve oradan birbirini tutmayan yüzlerce ayrı hikayen çıkar...
Harika bir roman içeriği! Evli bir çift cahilliğiyle ünlü-burası önemli, cahil olacak- bir mahalleye taşınıyor ve herkes çiftin verdiği ipuçlarından yola çıkarak kafa klavyelerini tuşluyor. Ne hikayeler!
"Kız Nurcan, bu yeni komşuyu dün akşam AVM'de heriflerle gördüm. Tavukçudaydılar."
"Hiç şaşırmadım Selma. İşaretlerini veriyordu."
"Hey kızlar bilin bakalım n'oldu? Yeni komşu beni çaya davet etti. Çok nazik bir kadın. Amerika'dan gelmişler galiba. Elinde Times dergisi vardı."
HİKAYEDİR İNSAN!