Goodreads helps you follow your favorite authors. Be the first to learn about new releases!
Start by following Mine Söğüt.

Mine Söğüt Mine Söğüt > Quotes

 

 (?)
Quotes are added by the Goodreads community and are not verified by Goodreads. (Learn more)
Showing 1-30 of 45
“bir keresinde gölgeme gömülmüştüm.
günler geceler boyu gölgemle sevişmiştim.
korkma, demişti yılan gözlü falcı, kadın böyle bir şeydir.
aşk diye diye kendini öldürür.
defalarca ölmüştüm, her seferinde yeniden dirilmiştim.
o yüzden biraz çürük kokar nefesim.
içimde aşkla terbiyelenmiş cesedim.”
Mine Söğüt, Deli Kadın Hikâyeleri
“Bu şehir yüzyıllardır erkektir ve kadınları sevmeyi bilmez. İşte bu yüzden, bu şehirde ben her gün kendimi defalarca öldürürüm.”
Mine Söğüt, Deli Kadın Hikâyeleri
“Rastlantı belki de tanrının ta kendisidir.”
Mine Söğüt, Kırmızı Zaman
“Tanrı bir hayaldir. İnsanın kurduğu en güzel ve en korkunç hayal. O yüzden hayallerinize dikkat edin.”
Mine Söğüt
“Sen de içer misin?” diye sordu Kaptan şişeyi gösterip kıza.

“Ben içmem” dedi kız, “İçersem aklımı kaçırırım.”

Belden aşağısını kaplayan pulların parlaklığında bir ışık yansıdı suratımıza. Ayın şavkı bir denize, bir kıza.

“Dans ederim isterseniz ama o zaman da siz aklınızı kaçırırsınız.” dedi.

"Et ulan " diye cevap verdi Kaptan kıza, “Et, akılımızı senin yüzünden kaçıralım!”

O gece ben ve Kaptan Rönesans ve deniz kızı sabah kadar dans ettik güvertede. Hiç konuşmadan. Aklımızı kaçırana kadar. Aklımızı kaçtığında sızmıştık.”
Mine Söğüt, Gergedan: Büyük Küfür Kitabı
“Hayat, katılaşmaya yüz tutmuş kimyası bozuk bir sıvı gibi ağır ağır aşağıya doğru akıyordu. Ve ben bu kimyanın oluşmasında payıma düşen sorumluluğu bir türlü tarif edemiyordum.”
Mine Söğüt
“Bu şehir öyle bir şehir ki , küçük bir kız üzülür, üzüldüğü anlaşılmaz. Kuşlar cehennem çığlıklarıyla ötüşür, duyan olmaz. Bir ağaç acıkır, kimse ... hiç kimse umusamaz.”
Mine Söğüt
“Girdiği kabın şeklini alan su, geçtiği yolların rengini de çalarmış.”
Mine Söğüt, Deli Kadın Hikâyeleri
“Yapma doktor, bir şarkı hiç ölür mü?”
Mine Söğüt, Deli Kadın Hikâyeleri
“Kasıklarımda mağara gibi büyük bir yara.
Doğurmakla öldürmek arasında uzun ince bir ip.
Delirmekle yemek pişirmek arasında kısa kalın bir kalas.
Gidip geliyorum.
Gidip geliyorum.
Her adımda b-i-r-ş-e-y eziyorum.
Şimdi o şeyi üzerine kusacağım.
Şimdi o şeyle gözlerini oyacağım
Şimdi bak... iyi bak... ben o şey olacağım.”
Mine Söğüt, Deli Kadın Hikâyeleri
“Size kadınlıkla lanetlenmiş bir varoluş hezeyanı anlatacağım.
Sizi saçlarının ve ayaklarının ucu arasında olup biten şeylerden ibaret,
doğurmaya mahkum,
çocuklarını kaybetmekle mühürlü,
yalnız, yapayalnız bir kalabalıkta dolaştıracağım.
İçlerine açılan kapıların arkasına saklanmış kadınların delirerek bedenlerinden dışarı açtıkları pencerelerden bakacağım.
O pencerelerden tekrar ve tekrar ve tekrar kendimi aşağı atacağım.”
Mine Söğüt
“– Sadece geceleri sokağa çıkıyormuş diyorlar. Peki, anlayabilir misiniz, neden? Evin bulunduğu yer geceleri hiç tekin değilken...
– Onun için asıl tekin olmayan gündüzler... çıplak gözle görünebileceği haller.
– Çirkin ya da sakat mıymış? Görünmesini istemediği bir hali mi varmış?
– Hayır. Sadece üzgünmüş ... çok üzgün.”
Mine Söğüt, Deli Kadın Hikâyeleri
“Kutsal kitaplar her şeyin cevabını verir, bir bu sorunun cevabında susarlar. "Neden?" sorusu Tanrıya sorulmayacak tek sorudur. Tanrı evreni neden yarattı? Bu soruya en yakın cevap, "Kendini görmek için" olabilir. Peki Tanrı kendini görmek için yarattığı evrende gördüklerinden memnun mudur? Cevap evetse, o kötü demektir. Cevap hayırsa, aciz... Oysa Tanrıya ne kötülük ne de acizlik yakışır. O mükemmelin tarifidir. O zaman da kötülük ve çaresizlik, anlamlarından sıyrılıp mükemmelleşir. Görüyor musun her şey birbirine karışıyor. Harikulade bir karmaşa. O yüzden soruları kimse sevmez. Sormadan, düşünmeden, sadece yapmak ister insanlar. Tıpkı karıncalar gibi. Bir karıncanın edebi sisteme sorgusuz sualsiz dahil oluşundaki manayı çözdüğün zaman, kendi varoluşundaki manaya da yaklaşmış olacaksın. Manayı akılda aramaya kalktığında duvarlara çarparsın. Kendini yaralarsın. Canın acır.”
Mine Söğüt, Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979
“Eğer tarihi kazananlar değil haklı olanlar yazsaydı, bugün hayat tüm dünyada ve bu mahallede bambaşka olacaktı”
Mine Söğüt, Dolapdere: Kürt Kediler Çingene Kelebekler
“Babama, annemin onu gerçekten sevmememsinin imkansız olduğunu sen mi söylemiştin anneanne? Kalpler tepelerden kıyılara yuvarlanır ama kıyılardan tepelere tırmanmaz mı demiştin? Babamı annemin onu sevmediğine inandıram sen miydin? İkisini de aslında sen mi öldürdün?

Aşkı hikaye yapan imkansızlıktır değil mi anneanne?”
Mine Söğüt, Deli Kadın Hikâyeleri
“Yeryüzünde hiçbir canlı aynı adaletten payını almamışken, insanlar neden birbirlerinin aynısı olsunlar. Aynı pencerenin içinde duran iki farklı sardunya düşün. Biri hastalanır diğeri çiçeğe boğulur. Biri solar, biri açtıkça açar. Neden? Yan yana ekili iki sardunya bile aynı kaderi paylaşamazken, sizin insanların kaderlerini eşitleme ısrarınız neden?”
Mine Söğüt, Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979
“Demek su başına gelenleri hiç unutamazmış. Bir masal olup yeniden yeniden anlatır, intikam alırmış ... hiçbirimiz bilemedik.”
Mine Söğüt, Deli Kadın Hikâyeleri
“Şehri avucumun içine alsam, elimde bir bez, her yanını ovalayıp parlatsam ... şehir tehditten arınır mı? ... binbir çeşit kadınlık hali yepyeni bir kadere kavuşur mu?

Bu şehir yüzyıllardır erkektir ve kadınları sevmeyi bilmez. İşte bu yüzden, bu şehirde ben her gün kendimi defalarca öldürürüm. Bomba olur patlarım; kulesinden, köprüsünden aşağı atlarım. Elimde bir bıçak her yerime saplarım. Tavandaki bütün ipler kendimi asmam için sallanır. Arabalar atlamam için yol alır. Denizinde, lağımında, çöpünde kimliksiz cesedim. Kimsesizler mezarlığında daracık çukurlara sığar dev cesaretim.”
Mine Söğüt, Deli Kadın Hikâyeleri
“Elinde ayna,aynada ben,bende bu kez aşk ve elem.”
Mine Söğüt, Deli Kadın Hikâyeleri
“Oysa ben gece karanlığında...uykusuz yaşlılar kervanında...pencerenin kenarında...bir başıma oturuyordum.Gözlerim kapalı ama kulaklarım açık.Gece sessiz.Gece karanlık.Çok eski zamanları hatırlıyordum.”
Mine Söğüt, Deli Kadın Hikâyeleri
“Yalan, hayatı katlanılır kılandır.”
Mine Söğüt, Kırmızı Zaman
“Herkesin kendi dili vardır, kendi dini ve kendi gelenekleri ve kendi kederleri.”
Mine Söğüt, Dolapdere: Kürt Kediler Çingene Kelebekler
“Ölemeyen, ölmeyi beceremeyenler için hayat çok uzundur.”
Mine Söğüt, Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979
“aşkı hikaye yapan imkansızlıktır değil mi anneanne?”
mine söğüt, Deli Kadın Hikâyeleri
“Bu şehir herkes uyurken, sokaklar bomboşken bile uğuldar. Neden bilir misin? Çünkü burada, bu şehirde senin gibi yazdıkları hiç basılmamış yığınla kayıp şair yaşamış ve ölmüştür. Ayıklasan kelimeleri o uğultudan, hep şiir çıkar. Onların bölük pörçük cümleleri şu soluduğun havada dolaşıyor. O yüzden şehri içine çeken şiirle dolar.”
Mine Söğüt, Başkalarının Tanrısı
“Hepimiz şiir gibi konuşuyor, hayvan gibi yaşıyoruz.”
Mine Söğüt, Başkalarının Tanrısı
“Daha önce de kayboldu. Bir daha kaybolur. Kayboldukça kendisini bulur. Uyur, uyanır kaybolur. Güler, gülmesi diner kaybolur. Hüzünlenir, gözleri yaşlanır kaybolur. Dalgınlaşır, yok olur. Sonra her seferinde kendisini yeniden bulur. Kendisiyle yeniden tanışır. Kendisiyle yeniden barışır. Onu bozmaz kaybolmak.”
Mine Söğüt, Başkalarının Tanrısı
“Mesela şu anda elinde zar zor taşıdığı torbalarla kahvenin önünden geçen şu kadın. O var mı gerçekten? Bir annesi, bir babası, çocuğu, bir kocası, mezun olduğu bir okul, yaptığı bir iş, oturduğu bir ev, yaşadığı bir mahalle, ait olduğu bir ülke olması, onu var etmeye yeter mi? Ya da bir tanrıya inanması? Hiç merak etmedin mi Efsun Abla, tanrısına sorduğu soruların cevabının olmamasının nedeni, tanrının yokluğu değil de kendisinin yokluğu olamaz mı?”
Mine Söğüt, Başkalarının Tanrısı
“İçinde yüzlerce damar olan dev bir şişe düşünün. Hayat o şişenin dar ağzından şehvetle içine akıyor. Damarlara dağılıp ağır ağır dibe çöküyor. Taksin şişenin ağzı. Tarlabaşı gövdesi. Ve Dolapdere dibi. Akan hayatların tortusubin yıldır orada birikiyor.”
Mine Söğüt, Dolapdere: Kürt Kediler Çingene Kelebekler
“Belki yaşam, sadece kötülük yol alsın diye vardır. Senin sandığın gibi iyiliği yüceltmek için değildir bunca şey. Kötülüğünde kıymetli bir şey olabileceğini hiç düşündün mü?Ve bir gün bir yere varabileceğini?
Sana hep kötü şeyler anlatıyorum değil mi? Bir de anlatmadıklarımı bilsen. Benim anlatmadıklarımı gazeteler yazıyor. Ben gazetelerde birer isim olarak geçen o insanların, hangi hayatları terk edip öldüklerini anlatıyorum sana. Benim anlattıklarım, o gazetelerde isimleri geçen insanların dostları, yakınları, komşuları... Dün bir adam kendini otelin penceresinden attı. Herkes onun geride bıraktığı mektubu okuyup, bir şeyleri deşifre etmeye çalışıyor. Nafile... Bulmak kaybetmektir. Şifreyi çözerek hiçbir yere varamayacaklar. Bilgi çözüldükçe artmayacak aksine azalacak.
Hafızayı zamana emanet etmenin sonucu unutmaktır. Zaman unutturur. Unutturur ki, hayat devam etsin. İnsan unutmasaydı, yaşayamazdı. Hayat, tekrarlanmasaydı, olmazdı. Çünkü yaşananlardan başka bir şey yok. Yaşananlar yeniden yeniden yeniden yaşanmalı ki varoluş da tekrarlansın.”
Mine Söğüt, Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979

« previous 1
All Quotes | Add A Quote
Beş Sevim Apartmanı: Rüya Tabirli Cinperi Yalanları Beş Sevim Apartmanı
3,645 ratings
Deli Kadın Hikâyeleri Deli Kadın Hikâyeleri
3,819 ratings
Gergedan: Büyük Küfür Kitabı Gergedan
1,113 ratings