Mustafa Kemal Quotes

Quotes tagged as "mustafa-kemal" Showing 1-17 of 17
Mustafa Kemal Atatürk
“Türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, ‘Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır.’ demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, ‘Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir.’ diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, ‘Demek adliyeyi ıslah etmek, rejime göre düzenlemek lazım.’ diyecek.
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, ‘Ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.’
İşte benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği!”
Mustafa Kemal Atatürk, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri

Yılmaz Özdil
“Abartmıyorum, dünyanın hiçbir yerinde İzmir'deki gibi güzel batmaz güneş... Alt tarafı 8-9 saat sonra geri gelecek olmasına rağmen, gitmek istemez adeta İzmir'den... Tren garlarındaki duygusal vedalaşmalar gibi ağırdan alır. Ve, o veda anı, rakının dibine vurma mekanıdır.

O nedenle, "rakıyı alkol zannedip" Mustafa Kemal'e "sarhoş" diyenlere güleriz biz İzmirliler... "Allah'ın geri zekalıları, adam sarhoş kafayla kurmuş memleketi, siz ayık kafayla batırıyorsunuz!" deriz.

Sayfa:261”
Yılmaz Özdil

Yılmaz Özdil
“Mustafa Kemal'in Askerleriyiz

Mustafa Kemal'in askerleriyiz.
Hiç düşündünüz mü...
Nereden çıktı bu slogan?
İlk kim söyledi?

Sene 2006.
Aylardan Haziran.
Yer, Danıştay.
Mustaf Kemal'in doğumunun 125'inci yılı dolayısıyla konferans düzenleniyor, ayakta alkışlanan konuşmacı anlatıyor: "Atatürk Türkiyesi'nden rahatsız olanların yapması gereken, atatürk'ü unutturmaktı. Onu yapıyorlar.Cumhuriyet'ın nasıl kurulduğunu, milli mücadeleyi çocuklarımıza iyi anlatmak zorundayız. 1948'den beri Mustafa Kemal'in askeriyim, terhis olmak istemiyorum".

Turgut Özakman'dı o.
Mucidi odur.

Peki, 1948'den beri askeriyim diyen, terhis olmak istemiyorum diyen Turgut Özakman, 1948'de yedek subay falan mıdır? Alakası yoktur.

İçinde "asker" kelimesi geçiyor ya. Dincileri-liboşları boşverdim, bazı CHP yöneticileri bile bu sloganı "militarist" zannediyor. Halbuki, tam tersine, sivil'dir, hukuki'dir.

Turgut Özakman, 1948'de henüz 18 yaşındadır, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisidir. Milli Mücadelenin izini sürebilmek için Ankara'dan Afyon'a kadar yürür. Mecazi anlamda söylemiyorum, otomobil veya trene binmeden, tabana kuvvet, yürür. Güzergah üzerinde yaşayan, Kurtuluş Savaşı'na şahit olmuş ve 1948'de hala hayatta olanları bulur. Hatıraları dineler, defterler dolusu notlar alaır, fotoğraflar toplar. Bıyıkları yeni yeni terlemeye başlamış bu delikanlının yaya olarak gerçeleştirtiği tarihi seyahat, 10 gün sürer... Ve bu attığı adımlar, Şu Çılgın Türkler fikrinin çıkış noktasıdır.

1948'den beri askeriyim dediği, işte budur.
Bireysel şuurdur.
Cumhuriyet tarihinin en çarpıcı sloganı Mustafa Kemal'in askerleriyiz. Cumhuriyet tarihinin en çarpıcı kitabı Şu Çılgın Türkler'in özetidir. Terhis olmak istemiyorumdan kastı ise, bıkmadan usanmadan, anlatmaya devam etme azmidir.
"Hakikate ihanet etmeyelim" derdi.
Buna didindi, son nefesine kadar.
Huzur içinde yat hocam.
Vatan sana minnettar.

Sayfa:18-19”
Yılmaz Özdil, İsim Şehir Artist

Mehmet Murat ildan
“Bir ülke için en büyük kahraman, milletine ilerici bir vizyon, barışçıl bir ruh, modern bir zihin ve bilime sarsılmaz bir inanç veren kişidir. Ve Türkler için bu şerefli isim Mustafa Kemal Atatürk’tür, ölümsüz bir devrimci!”
Mehmet Murat ildan

“İlk defa 4 Ocak 1921'de Giresun'un Doğankent (Harşit) kazasında açılan okula Mustafa Kemal'in adı verilmiştir.”
Teoman Alpaslan

Perry Anderson
“But in Kemal, perhaps because some scepticism in him – an underlying boredom with government – kept him from a full addiction to power, continual drinking became alcoholism.”
Perry Anderson

Zülfü Livaneli
“Yazdıklarımın bugün bazı okulara, özellikle de gençlere anlaşılmaz geleceğini, kafa karışıklığı yaratacağını biliyorum. Ne yazık ki aradan geçen yıllar içinde bilinçli olarak yaratılan kutuplaşma, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra yetişen kuşaklardaki anlayışı sezmemizi engelliyor. Öyle ya; Yaşar Kemal Kürt değil mi, düşüncelerinden dolayı hapse mahkum edilmedi mi, solcu değil mi, TİP'in kurucuları arasında yer almadı mı, ömrü boyunca cuntalara, darbelere, faşizme karşı savaşmadı mı? O halde nasıl olur da Mustafa Kemalci olur!
....
13 yılını hapiste geçirmiş olan Nazım Hikmet de Mustafa Kemal hayranıydı, o dönemin diğer yazar ve şairleri de. Atatürk'ü eleştirerek, hatta hakaret ederek "aydın olma" modası, o dönemin yurtsever entellektüellerinde yoktu. Çünkü Mustafa Kemal Paşa, Anadolu'daki kadın ve erkeklerin üzerine çökmüş olan Ortaçağ karanlığını yırtıp atmış bir kahramandı, devrimciydi. Bu yüzden Nazım Hikmet ona yazdığı mektupta "Tanıdığım en devrimci baş sensin" diyor ve onun başı üzerine yemin ederek, sistemin kendisine kurduğu tuzaklardan kurtulmaya çalışıyordu. ("Sen" diye seslenmesi, mertebelerin en büyüğü olarak algılanmalı. Bu kadar saygı duymasa "siz" derdi. Ya da "zat-ı aliniz" gibi bir "tabasbus" deyimine sığınırdı.)”
Zülfü Livaneli, Gözüyle Kartal Avlayan Yazar: Yaşar Kemal

“18 Mart Çanakkale Zaferinin yıl dönümü nedeniyle Gelibolu Yarımadasındaki şehitliklerin bulunduğu yerde düzenlenen anma törenine Atatürk de çağrılı bulunuyordu...

O günkü törende çelengi koyacak bir yer bulamayınca hemen Atatürk'e koştular:
— Paşam, bizim çelengi nereye koyalım? diye sordular.

Tarihin en korkunç müdafaa ve hücumunun geçtiği alanda, o günleri yaşar gibi dalgın ufka bakan Anafartalar Kumandanı, kendisinden cevap bekleyen vali, komutan ve beraberindekilere dönüp:
— "Türk kanıyla sulanmış bu toprakların her köşesi, bir Türk abidesidir. Çelengi nereye isterseniz oraya koyun, fark etmez... " dedi.

Sayfa:197”
Cemal Granda, Atatürk'ün Uşağının Gizli Defteri

Can Dündar
“Kurtuluş Savaşı yılları... Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda emeği geçen ama gölgede kalan insanların öyküleri...
Bir yanda koşulsuz sevgisiyle Fikriye Hanım, diğer yanda çok partili sisteme geçme mücadelesinde İsmet İnönü, Fethi Okyar, Mustafa Kemal, parasız silahsız girişilen milli mücadeleye destek bulma çabaları ve 1. Dünya Savaşının seyrini değiştiren Çanakkale... Beğenerek okudum, hatta hiç duymadığım detaylara şaşırdım... Tarihi kitap okumayı sevenlerin beğenecektir.”
Can Dündar, Gölgedekiler

Yılmaz Özdil
“Ekim 2007, İzmir...
Alsancak'ın en meşhur dövmecisi Köprüaltı'na gençten biri girer, kolunu sıyırır, dirseğine doğru Mustafa Kemal'in imzası vardır, bankada çalıştığını, bu dövme yüzünden işten atılmakla tehdit edildiğini anlatır, tırsmıştır, ekmek parası filan diye ağlar, "silin" der.
.....
Adeta bomba düşer dövmeci dükkanına... "Bu gördüğün eller Atatürk'ü yazar, Atatürk'ü silmez" deyip, kapı dışarı ederler.... Ve internet sitelerinden alenen duyururlar:" Ey ahali, madem öyle işte böyle, bugünden itibaren burada, Atatürk'ün imzası bedava!"

Sayfa:45”
Yılmaz Özdil, İsim Şehir Hayvan

Yılmaz Özdil
“Mustafa Kemal'e rakı içiyor diye "sarhoş" demeye getiriyorsan eğer "sarhoş kafayla kurup yücelttiği memleketi, ayık kafayla niye yönetemiyorsun? " diye sorarlar adama...

Sayfa:388”
Yılmaz Özdil, İsim Şehir Hayvan

Sinan Meydan
“İşte Atatürk'ün 1917 yılındaki düşüncesi: "Memleket (Anadolu) dışında bir tek Türk askeri kalmamalıdır." Atatürk'ün "Memleket dışında bir tek Türk askeri kalmamalıdır." dediği o günlerde Enver Paşa, Kafkaslar' da, Dağıstan' da ve Hicaz' da bulunan orduların zafer haberlerini beklemekte, bu da yetmezmiş gibi Hindistan' a bir sefer yapmayı planlamaktadır.

Sayfa:41”
Sinan Meydan, Cumhuriyet Tarihi Yalanları

Sinan Meydan
“Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Atatürk, Adana' ya gelerek Liman Von Sanders'ten Yıldırım Orduları Komutanlığı'nı devralmıştır. Devir teslim töreni sırasında bir ara Von Sanders, "Bizim için her şey bitti!" deyince Atatürk, Alman Generalin gözlerinin içine bakarak, " Savaş müttefikler için bitmiş olabilir, fakat bizi ilgilendiren savaş, istiklal savaşımız şimdi başlıyor!" demiştir.

Sayfa:41”
Sinan Meydan, Cumhuriyet Tarihi Yalanları

Sinan Meydan
“Mustafa Kemal Atatürk, "orduları dağıtılmış, silahları elinden alınmış, bütün tersanelerine girilmiş, bütün haberleşmesine el konulmuş ve dört bir yanı bilfiil işgal edilmiş" Anadolu'nun bağrında, yokluk ve yoksulluk içinde, neredeyse sıfırdan bir ordu kurarak İngilizi,Fransızı, İtalyanı ve onların maşası durumundaki Yunanı, Anadolu yaylasına gömmüştür. Bunun adı, neresinden bakılırsa bakılsın, dünyadaki ilk antiemperyalist zaferdir.

Sayfa : 296”
Sinan Meydan, Cumhuriyet Tarihi Yalanları

Mehmet Murat ildan
“Mustafa Kemal Atatürk died at 9:05 on November 10, 1938, 83 years ago. His greatest achievement is the modern Turks he created! And who are modern Turks? They are those who put science before their beliefs, who want nothing but peace on Earth and who are always ready to contribute the evolutionary progression of humanity!”
Mehmet Murat ildan

“YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN ANKARA

Başşehir sarhoş adam gibidir
Selam verirsen eğer
Kibarca önünü ilikler
Az biraz samimileş
Sarılıp seni öper.
İlk kez gören ciddiyetine aldanır
İstediğin kadar deniz yok diye bağır
Ayrılırken aklında yaramaz bir çocuk kalır
Rakıdan önce Seymenler tereyağı yutar
Gene de tüm şehir 11 olmadan yatar
Sevmeyeni bile saygı duyar
Anıtkabirde ağlayan askeri var
Eğer gerekirse vallahi yapar
Ankara, pardon Angara
Dikmenden tüm dünyaya yine kafa tutar”
Tarık Alptekin, Âlem Olan Kelimeler

Abhijit Naskar
“Her neslin bir Mustafa'ya ihtiyacı vardır,
Senin neslinin Mustafa'sı sensin.
Her neslin bir Mevlana'ya ihtiyacı vardır,
Senin neslinin Mevlana'sı sensin.”
Abhijit Naskar, Yüz Şiirlerin Yüzüğü