Osmanlı Quotes

Quotes tagged as "osmanlı" Showing 1-8 of 8
Falih Rıfkı Atay
“Osmanlı İmparatorluğu, Trakya'dan Erzurum'a doğru koca gövdesini yatırmış, memelerini sömürge ve milliyetlerin ağzına teslim etmiş, artık sütü kanı ile karışık emilen bir sağmal idi.”
Falih Rıfkı Atay, Zeytindağı

Kemal Tahir
“Bizim millet, dış görünüşündeki aldatıcılığa rağmen, hürriyetsizlikten iğrenir. Çünkü tarihinde, Batı’dakine benzer kölelik dönemi yaşamamıştır. Yani ne köle olmuştur ne de köle çalıştırmıştır. Bunun için her çeşit hürriyetsizliği insanlık onuruna hakaret saya”
Kemal Tahir, Yol Ayrımı

Cemil Meriç
“İmparatorluk günden güne zayıflamaktadır. Niçin saklamalı? Onu bu hale düşüren sebeplerin başında Avrupalılaşma zihniyeti gelir. Temellerini III.Selim’in attığı bu zihniyeti, derin cehaleti ve sonsuz hayalperestliği yüzünden II.Mahmut son haddine vardırır. Bâbıâli’ye tavsiyemiz şudur: Hükümetimizi dinî kanunlarınıza saygı esası üzerine kurunuz. Devlet olarak varlığınızın temeli, Padişahla Müslüman tab’a arasındaki en kuvvetli bağ dindir. Zamana uyun, çağın ihtiyaçlarını dikkate alın.İdarenizi düzene sokun ıslah edin. Ama yerine size hiç de uymayacak olan müesseseleri koymak için eskilerini yıkmayın. Avrupa medeniyetinden sizing kanun ve nizamlarınıza uymayan kanunları almayın. Batı kanunlarının temeli hristiyanlıktır. Türk kalınız. Tatbik edemeyeceğiniz kanunu çıkarmayın. Hak bellediğiniz yolda ilerleyin. Batının sözlerine kulak asmayın. Siz ilerlemeye bakın. Adalet ve bilgiyi elden bırakmayın. Avrupa efkar-ı umumiyesinin az çok değeri olan kısmını yanınızda bulacaksınız… Kısaca, biz Bâbıâli’yi kendi idare tarzının tanzim ve ıslahı için giriştiği teşebbüslerden vazgeçirmek istemiyoruz. Ama, Avrupa örnek olarak alınmamalıdır kendine. Avrupa’nın şartları başkadır, Türkiye’nin başka. Avrupa’nın temel kanunları Doğunun örf ve adetlerine taban tabana zıttır. Ithal ıslahattan kaçının. Bu gibi ıslahat Müslüman memleketlerini ancak felakete sürükler. Onlardan hayır gelmez sizlere.” METTERNICH”
Cemil Meriç, Bu Ülke

Murat Bardakçı
“Devletlerin bir hayat müddeti vardır, hiçbir medeniyet sonsuza kadar devam
edip gitmez. Tarihe bakarsanız, bunu açık şekilde görürsünüz. Mesela,
eski Mısır medeniyeti binlerce sene devam etti ve ortadan kalktı. Onun yerini
eski Yunan, Roma devletleri aldı ama onlar da silindiler. Zaman geçti,
biz geldik, 600 sene devam ettik, ama miadımız dolmuştu ve biz de yıkıldık.
İngiltere ise, imparatorluk olarak, sadece 200 seneye yakın devam edebildi.
Bugünün en kuvvetli devleti Amerika ama, günün birinde o da nihayete
erecek. Reform çabalarının muvaffak olması halinde Osmanlı Devleti'nin yıkılmayacağını,
devam edeceğini söyleyenler çıkmıştır ama ben buna inanmıyorum.
Yıkılışımız en fazla 50 sene gecikirdi, o kadar.”
Murat Bardakçı, Son Osmanlılar: Osmanlı Hanedanının Sürgün ve Miras Öyküsü

“Tanzimat, Osmanlı'nın yarı sömürge durumuna düşmesiyle birlikte geldiği için, birçok ulusçu yazarımız onu pek de hoş bulmazlar. Gerçekten de Osmanlı Devletinin çok düşkün bir zamanına denk gelmiştir. Ama Tanzimat'ın halkımızın insan hakları, hukuk devleti, demokrasi mücadelesinin başlangıcı olduğunu da unutmamak gerekir. Başka bir deyişle 'papaza kızıp oruç bozmak' durumuna düşmemeliyiz. Kim olursa olsun, herkesin insan haklarına ve hukuk devletine (hatta demokrasiye) gereksinimi vardır.”
Sina Akşin, Kısa Türkiye Tarihi

Halil İnalcık
“Halktan biri gibi camide cema'at arasında namaz kılan veya saray kapısından halkın şikayetlerini dinleyen babası II. Murad'dan farklı olarak Fatih, sarayda dahi ancak belli kimselere kendisine hitap ve arz imkanı veriyor, divan toplantılarında hazır bulunmayarak devlet işlerini ancak özel bir arz odasında devlet erkanı ile müzakere ediyor, sanki kişiliği kutsal bir imparator gibi davranıyordu.”
Halil İnalcık, Devlet-i ‘Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606): Siyasal, Kurumsal ve Ekonomik Gelişim

Halil İnalcık
“(Osmanlı Beyliği'nin kuruluş döneminden bahsediyor) Sınır bölgesi, Moğol yönetiminden kaçan askerler ve siyasal açıdan önemli kişiler için bir sığınak, aynı zamanda da yeni bir yaşam ve gelecek arayan umutsuz köylü ve kasabalılar için bir yurt oluyordu.”
Halil İnalcık, The Ottoman Empire: The Classical Age 1300-1600

“Eril iktidar Doğa'yı tahakküm altına aldığı gibi, Doğa'nın bir temsilcisi ve uzantısı olarak kadını da tahakküm altına almaya çalışır ve onu ilk olarak kamusal alandan uzaklaştırır; sonrasında da onu kötülüğün temsilcisi olarak gösterir. İşte cadı avları da bu sürecin farklı bir biçimde devamıdır.”
Özge Özal, Avrupa’da ve Osmanlı’da Cadılık;Bilge Kadının Yolculuğu