Lina’s Reviews > Ölümsüzlük > Status Update

Lina
Lina is on page 266 of 352
"Uyuşamadığın bir dünyayla nasıl yaşarsın? Ne acılarını ne sevinçlerini benimsemediğin insanlarla yakınlık kuramadıktan sonra onlarla nasıl yaşarsın? İnsan, onlardan olmadığını ne zaman anlar?
(...)
Hayatta dayanılmaz olan şey 'var olmak' değil, 'kendin olmak'tır. Yaşamakta mutluluk diye bir şey yok.Yaşamak, acılı ben'ini dünya adına taşımak. "
8 hours, 42 min ago
Ölümsüzlük

1 like ·  flag

Lina’s Previous Updates

Lina
Lina is on page 205 of 352
Feb 07, 2026 02:05PM
Ölümsüzlük


Lina
Lina is on page 178 of 352
Feb 06, 2026 02:22PM
Ölümsüzlük


Lina
Lina is on page 140 of 352
Paul'un hazırladığı radyo programına son verilirken, Bernard " su katılmamış eşekliğe" terfi ettirildi.

Kundera, "Başkalarını neden, nasıl sinirlendirdiğimizi, neden onlara sempatik geldiğimizi, onlara neden gülünç göründüğümüzü asla öğrenemeyiz; kendi imajımız bizim için en büyük sırdır." diyor.
Feb 05, 2026 01:53PM
Ölümsüzlük


Lina
Lina is on page 117 of 352
Feb 04, 2026 08:48PM
Ölümsüzlük


Lina
Lina is on page 37 of 352
Feb 02, 2026 03:05PM
Ölümsüzlük


Comments Showing 1-6 of 6 (6 new)

dateUp arrow    newest »

message 1: by Lina (new) - added it

Lina Agnes, aşk ya da manastır diye iki çözüm yolu bulmuş bu soruna. Kendince bir sınav hayal ediyor: Ölümden sonra yeni bir hayata başlamayı gerçekten sevdiğiniz insanla birlikte olmak koşuluyla kabul etmelisiniz. Ama gerçek aşkı tatmayanlar bu sınavdan geçemeyecekleri için kendi istekleriyle Yaratıcı 'nın ağına düşeceklerdir diyor. İnsana sevdiği insanla yaşama ve aşkı her şeyden üstün tutma olanağı verilmemişse, Yaratıcı'dan kurtulması için son çaresi bir manastıra girmekmiş. Aklına, Stendhal'ın "Parma Manastırı'na çekildi " cümlesi geliyor. Dünyadan ve insanlardan el etek çekmiş bu yere, eskiden dünyayla uyuşamayan ve acısını sevincini benimseyemeyen insanlar girerken günümüzde dünyayayla barışıķ olmama hakkımız elimizden alındığı için artık sığınılacak bir yer kalmadı diyor. O da kendi manastırını yaratmak için İsviçre' ye gidiyormuş.


message 2: by marjinal (new) - added it

marjinal Ama tabii bu seçim değerli değil. Şu veya bundan korunmak için manastıra koşmak sorunu çözmüyor. İnsanın kendisi manastır. Hani diyoruz ya, kırmızı çizgim veya çemberim, işte bunlar birer manastır. İhtiyaç duyduğunda içindeki manastırını çalıştırırsın.
Agnes sonuçta bir şehirli ve içinde olup bitenlerden habersiz yaşadığı için manastırını dış dünyada arıyor ya da kuruyor.
Paul, Laura Agnes'i yoruyorsa onları hayatından çıkaracak. Başka seçenek yok. Hayatındakileri şikayet edemezsin, etmemelisin. Ama Agnes şehirli, sert çözümler alacak şartları yok.
Çok tuhaf! Ölüm Başpiskopos İçin Geliyor romanından bir sahne geldi aklıma: Misyonerin dolaştığı Kızılderili köylerinde çocukların anne babaları farklı. Sürekli eş değiştiriyorlar! Misyonerin aklı almıyor tabii. Bu bir günah! Kabul etmiyor. Yani Kızılderililer depresyon nedir bilmiyorlar. Şikayete fırsat bulamıyorlar. Sıkıldılar mı eş değiştiriyorlar. Böyle mi yaşayalım demek istiyorum? Tabii ki hayır. Şehirliyi mutsuzlaştıran beceriksizliği değil çalıştırdığı koşullardır.


message 3: by Lina (new) - added it

Lina Aslında Agnes yaşayabilseydi, Paul'u ve Laura'yı hayatından çıkaracaktı. İsviçre 'deki işi kabul etmişti hatırlarsan ve ailesinin bundan haberi yoktu. Oraya yerleşmeye gidiyordu.Yani radikal ve doğru bir karar vermişti, gerçekleştiremedi.

Meksika'daki Kızılderilier'in eş değiştirdiğini bilmiyordum:) Bizim için bu da bir depresyon sebebi olur valla, onlara vız gelmesi hayret verici!


message 4: by marjinal (new) - added it

marjinal Eş değiştirmek bizim için depresyon sebebi olur derken kadın için mi demek istiyorsun?
Bu konu açık değil. Yani eş değiştirmek erkeklerin çalıştırdığı bir kural ise tabii ki kadınlara depresyon yazar. Ama bu durumda BEYAZdan farkları kalmaz ki!
Eş değiştirmek iki tarafın çalıştırdığı bir kuralsa ancak 'doğal yaşam' gelir. Kızılderililer eşyasız (mülksüz) yaşayan bir ırk. Sorun yok yani!
Kızılderililere de mülkü(yetçiliği) dayat ertesi gün evliliği hayata geçireceklerdir.


message 5: by Lina (new) - added it

Lina Yoo, hepimiz derken kadın--erkek ayırt etmeksizin günümüz insanını kastetmiştim:)

Mülkiyetçi anlayışa sahip olmadıkları için Kızılderililer beyazlardan farklı diyorsun, olabilir. Bizim başpiskopos onları değiştirmekte başarılı oldu mu acaba? Mart ayı gelsin de Willa Cather okumaya başlayalım bakalım ve öğrenelim sonucu.


message 6: by marjinal (new) - added it

marjinal Ölüm Başpiskopos İçin Geliyor kitabından bağımsız yazıyorum, çünkü bu romanın böyle iddiası yok:
Kızılderililer özelinde dünya yerlileriyle Beyazların farklılıkları doğa, dığa-dışı yaşantılarından kaynaklı; yerlilerin mülkiyetsiz yaşamaları doğa yaşantısını sonuçlarından sadece biri. Yani Beyazların "baksana şunlara, depresyona girdikleri falan yok. Biz keriz miyiz? Hadi biz de doğa yaşantısı sürelim" deme şansları yok. Bağlayıcı şartlar var. Bu şartlarda yapsa yapsa satış yapabilir Beyazların ancak. Kızılderili sözlerini duvar süsü diye satarlar alırlar.
İkinci konu: Topluluklar inançlarını sadece silah zoruyla değiştirirler. Tarihte bu konuda kimsenin başarılı olduğu filan yok.


back to top